Eftihia Stefanidi ile Psirri’de

Psirri’de konumlanan galeri otel Mona, açıldığı günden bu yana Atina'nın hem yaratıcı topluluğunun hem de ziyaretçilerin buluştuğu merkez oldu. Peki ama nasıl? Ekonomik ve turistik anlamında canlanan şehirde bir otelin üstelenmesi gereken rolleri, bu süreçte mahallenin dönüşümünü Mona'nın kurucu ortağı ve kreatif direktörü Eftihia Stefanidi anlatıyor.
Eftihia Stefanidi ile Psirri’de

19 Kasım - Toyota - Soli
Toyota ile birlikte

Bu tasarım, bambaşka bir tasarım: Yeni Toyota C-HR Hybrid Yepyeni bir duruşla yollara çıkmaya hazır. Toyota C-HR Hybrid , ikinci nesliyle şimdi Türkiye’de. Nedir? Toyota ’nın SUV segmentine ve otomobil anlayışımıza farklı bir bakış açısı getiren, 1.8 litrelik tam hibrit motora sahip ikonik modeli Toyota C-HR Hybrid ; Bir tasarım ikonu . Tanıştığınız an kalbi hızlandıran keskin ve çarpıcı detayları, kalıpların dışında, adeta bir konsept araç tasarımına sahip. Spor tavrını coupe profilinde ileri taşıyan model, ilk defa arka sütunu kapsayan çift renk gövde tasarımla buluşuyor. Çekici bir birliktelik için göz dolduran farklı renklerde sunuluyor, tasarımda ayrıcalığa önem verenler için tüm seçenekleri ortadan kaldırıyor. Lüksle iç içe . Üç farklı premium donanım seçeneği sunuyor. Otonom sürüşün kapılarını açan Gelişmiş Otomatik Park Sistemi, Akıllı Şerit Değiştirme Asistanı, perdesiz termal yalıtımlı panoramik cam tavan, kullanıcı odaklı dijital kokpit, JBL ses sistemi, “shift by wire” elektronik vites ve günün her saatine uygun ambiyans aydınlatması sayabileceğimiz ayrıcalıklı özelliklerinden yalnızca birkaçı. Geleceği düşünüyor . Teknolojik özellikleriyle öne çıkarken ilk nesle göre iki kat artırılmış geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı ve vegan iç döşemesiyle daha çevreci bir model olarak adım atıyor. Sizi her gün, ilk günkü gibi etkilemeye hazır Yeni Toyota C-HR Hybrid ile bu bağlantıdan tanışabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Otellerin işlevi üzerine uzunca bir zamandır düşünüyorum. Özellikle ev ve ofis arası, İstanbul’da en fazla otelin bulunduğu yerlerden biri olan Pera’dan neredeyse her gün yürüyerek geçen biri olarak bu konu gündemimde önemli bir sırada. Avrupa’da birçok butik otel ve “şehir oteli” kategorisinde ama bunun çok daha fazlası bir oyun alanı yaratmış “topluluk odaklı” otel grubu şehrin kültür, sanat, tasarım ve gastronomi sahnelerini nasıl beslediği, lokalleri ve şehri kısa veya uzun süreli ziyarete gelenleri bir araya getirdiği ve hem şehre hem de mahalleye nasıl dinamik getirdiği ortada. Üstelik bu, yeni bir gelişme de değil. Fakat İstanbul’a henüz uğramamış bir başka tren. 

Evimin ve ofisimin 5-10 dakikalık çevresinde yer alan hiçbir oteli, çatı katında yer alan, otel işletmesine pek de bağlı olmayan birkaç fine-dining restoran ve bar dışında “lokali” olarak kullanamamaktan yakınırken ve konaklama, topluluk odaklı otel modelleri üzerine araştırmalar yaparken tanıştığım, bu şekilde söylemeyi pek seviyorum, komşu Atina’da Mona ile karşılaştım.

Mona Athens
Fotoğraf: Eftihia Stefanidi 


Açıldığı 2022 yılında radarıma alıp bu yıl ziyaret ettiğim ve arkasındaki hikayeyi dinlememle birlikte konuya dair iştahımı iyice kabartan Mona, Atina’nın en turistik mahallelerinden Monastiraki’nin bitişiğinde Psirri’de konumlanan topluluk odaklı bir galeri otel, aynı zamanda “sosyal” kulüp House of Shila’nın kardeş kuruluşu. Arkasında ise girişimci Shai Antebi ve kreatif direktör ve fotoğrafçı Eftihia Stefanidi var. 

İlk olarak ikili, Psirri’ye göre daha sakin bir mahalle olan Kolonaki’de 1920’lerden kalan bir konağı House of Shila’ya dönüştürüyor. Burayı bir otelin ötesinde merak ve sürpriz unsurunu daima içinde taşıyan, lokaller ve ziyaretçiler arasındaki fiziksel karşılaşmaları ve etkileşimi kurgulayabilecekleri bir oyun alanı olarak görüyorlar. Sanatçıların ve tasarımcıların işbirliği yapabileceği ve işlerini sergileyebileceği bir otele, sonrasında da bir topluluk alanına, sosyal kulübe dönüşen Shila, ekibin sinema endüstrisindeki deneyimleriyle aynı zamanda sürekli olarak kayıt altına alınan sahnelere tanıklık eden, Atina’nın nefes alıp veren merkezlerinden biri hâline geliyor.   

Psirri’de 1950’den tekstil atölyesi olarak kullanılan bir binayla karşılaşmaları sonucu Mona, Shila’nın teatral havasını alan ve yaratıcılarının pratiklerinden beslenen galeri otel, pandemiden ve krizden sonra Atina’nın nasıl canlandığının ve dönüşüm geçirdiğinin resmini çiziyor esasen. Mona, Psirri’nin soylulaşmasının ve dönüşümünün hangi evresini yakaladı bilinmez fakat bugün birçok turistik merkez gibi Airbnb ve otel mahallesi olmamak üzere direnen bu mahallede dönüşümünü turistik bir konaklama merkezi olarak değil, kültürel bir merkez olarak tetiklemek niyetinde. Bunun formülünü ise Psirri ve civar mahallelerde “direnen”, “kalmayı seçen” ya da “kalabilen” mahallelileri, şehrin yaratıcı endüstrilerinin temsilcilerini, eski Atina nostaljisi üzerinden Atina’yı şekillendirmek üzere çalışan Atinalıları, şehrin dinamiğini yakalamak veya katkı sağlamak isteyen meraklı ziyaretçileri aynı sofra etrafında toplamakta buluyor. 

Dünyanın en eski şehirlerinden birinde yükselen kültür endüstrisini başka başka bir şehirle kıyaslamak abesle iştigal etmek gibi geliyor. Atina, Atina’dır. Zaman, üzerine ince ince işler. Ben bugünün Atina’sından, bugünün İstanbul’u olarak öğrenebileceğimiz pek çok şey olduğunu düşünüyorum. Bahsini ettiğim, şehirlerin turistik noktalarında yer alan otellerin, bir turistin geceden geceye yatmaya gittiği, açık büfesinde ülke mutfağından ve coğrafyasından uzakta ortalama dünya lezzetleriyle ziyafet çektiği, şehrin kültürünün aktarılamadığı gibi, kültürün saptırıldığı alanlar olmaması için Pera’dan, Psirri’ye bağlanıyorum. 

Eftihia Stefanidi

Fotoğraf: House of Shila'nın izniyle


Otelin kurucu ortağı, yaratıcı zihni Eftihia Stefanidi, Psirri’yi; Psirri’de turisti, lokali, yabancısı, göçmeni; mahalleye ayak basan dünyalıları Psirri’nin nasıl birleştirdiğini, Mona’nın bir otel olarak geçmiş ve gelecek arasında sıkışan, bugünün Atina’sında kurduğu uzun masaları anlatıyor. Dönüşen bir şehrin turistik bir mahallesinde bir otel, şehre dair nelere, nasıl dokunabilir? Mona, sosyal medyada gördüğümüz fotoğrafların ötesinde şehre ve konaklama endüstrisine dair bize ne anlatıyor? Otelleri sürdürmenin formülünü. En azından, tatmin edici birini. 

Başlangıç ve karşılaşma noktası: Psirri ve mahalle kültürü

 

Sana göre "mahalle" ne anlama geliyor, mahallenle nasıl bir ilişki içindesin? 

Bir "mahalleyi” düşündüğümde, belirgin bir renk; bir yerin kimliğini oluşturan unsurların bir kombinasyonu geliyor aklıma. Benim için mahalle, daha çok duygusal bir anlam taşıyor; insanların birbirini tanıdığı, bir tür kardeşlik havası olan daha samimi bir yere götürüyor beni. Şanslıyım ki sevdiğim bir mahallede yaşıyorum. Mimarisi, manzarası ve sayısız yerel dükkânı sayesinde mahallemle tam anlamıyla iç içeyim. Bana göre, her mahallenin kendine has bir enerjisi var ve bu enerji orada yaşayan insanların yaşam tarzlarına da işliyor.

Mona'nın bulunduğu Psirri, senin gözünde nasıl bir mahalle? 

Psirri, yıllar boyunca barlar, restoranlar, pazarlar ve marketler  gibi eğlence ve yeme-içme sektörünün güçlü etkisi altında kalmış bir imalat bölgesi.

Bir de burada mahalleye yerleşip kendi küçük dünyalarını kuran göçmenlerin olduğu bölgeler var. Psirri'ye karakterini veren esans, farklı etnik ve yaş gruplarının birlikteliği ve canlılığı, ayrıca yıkık dökük neoklasik evlerin, Bauhaus ve modernizmin karışımından oluşan mimarisi.

Coğrafi olarak Psirri’nin komşusu Monastiraki, Agora gibi Atina'nın en önemli antik alanlarından bazılarını ve ünlü bit pazarını barındıran küçük bir yer. Daha turist odaklı.

Psirri'de kimler yaşar? 

Psirri'de gerçekten orada yaşayan, evi olan "mahalleliler" hakkında detaylı veya bireysel olarak pek az şey bildiğimi fark ettim. Maalesef, şimdilerde burada yaşayanların çoğu, otellerde  ya da Airbnb'lerde konaklayan, konar-göçer, geçici misafirler. 

Ancak Psirri’den yolu geçenlere dair bildiğim bir şey var: o da ne kadar çeşitli oldukları. Burada eski Atina’yla bağ kurmaya çalışan her yaştan insan var. Belki biraz daha romantik oldukları söylenebilir. Antika eşyalara, eski kitaplara bayılıyor ya da klasik rebetika şarkıları çalan o eski meyhanelerde vakit geçiriyorlar. Kültür peşinde koşan bazıları, şehrin daha modern dokusunda takılıyor. Diğer taraftan dediğim gibi burada hayatın her alanından insan bulmak da mümkün: tasarımcılar, aktörler, avukatlar, gazeteciler, arkeologlar, expat’lar... Gençlerden de bahsetmek lazım; Psirri, alternatif hayat tarzları yaşayan, alt kültürlerin temsilcileri gençlerin sık sık uğradığı modern barlar, restoranlar ve vintage dükkanlarla dolup taşıyor.Psirri, aynı zamanda göçmenlerin işyerlerini açıp burayı "eve" dönüştürdüğü bir yer. 

Dediğin gibi, Monastiraki ve Psirri şehrin en hareketli ve turistik mahalleleri arasında. Dolayısıyla değişimin kaçınılmaz olduğu bir nokta. Peki bu durum, mahalledeki günlük yaşamı ve mahalleye yapılan yatırımları nasıl etkiliyor, ne gibi sorunların ortaya çıkmasına sebep oluyor? 

Sorunlardan başlarsak mahallede park yeri bulmak imkansız! Trafik her şeyin akışını ciddi anlamda etkiliyor. Sürekli olarak turist, lokal ve tüccar trafiği de var. Sanki hızlı tempolu bir Jacques Tati filmindesin burada. Yerel halk için bu yoğunluk dayanılmaz olmalı ki bu yoğun alanı kapsayan Monastiraki-Psirri’nin iç çemberinden ayrılmalarına neden oldu. Bugün gelinen noktada bölgede ev bulmak zor. Maalesef çoğu apartman ve bina ticari amaçlar için satılıyor. 

Psirri’de bir topluluk alanı: Mona Athens 

Fotoğraf: Spela Sivic 


House of Shila’nın ardından ikinci eviniz ve buluşma noktamız Mona’nın nerede, hangi mahallede açılacağına nasıl karar verdiniz? 

House of Shila’nın kurucusu Shai Antebi ile şimdi Mona’nın binaya mimari olarak ilk bakışta aşık olduk ve içimizden bir ses, burası doğru yer dedi. Bina, mahalleyi berliledi.  Binaya adımımızı attığımızda bizi 50'lerin mimarisi, ince işçilikli metal detayları, eski ahşap pencereler, terazzo zeminler ve çatıdan gördüğümüz inanılmaz manzara karşıladı. Bir de o mermer çizgili cepheye bayıldık. Bir zamanlar tekstil fabrikası olan binanın koridorlarında dolaşırken binanın eski hâli âdeta gözlerimizin önünde başka şekilde canlanıverdi.

Buranın neye dönüşebileceğini öngören, cesaret ve vizyona sahip Shai Antebi’ydi. Psirri kültürlerin, farklı zanaatlerin ve ustalığın  kaynaştığı, eski dükkanlar ve meyhanelerle dolu, hâlâ ayakta olan nostaljik Atina'nın kalbinin attığı yer.

Peki ya Shila?

Shila’nın yer aldığı binayı keşfettiğimiz an da aynı şekilde büyük bir şans eseri oldu. 20'lerden kalan nadine yapıya, muhteşem yüksek tavanlara ve dönemin izlerini taşıyan unsurlara bayıldık. Mahallesi Kolonaki'de sadece yayalara açık olan bir yolda saklı kalmış  bina, bize şık bir konağı andırmıştı. O zaman bizim için bir mücevher değerindeydi, hâlâ da öyle.

Mona ile House of Shila, hem galeri hem de otel olarak nasıl bir “topluluk alanı” ve bir buluşma noktası haline geldi? 

En başından beri, otel deneyimini sanat ve tasarımın tam ortasında birleştiren güzel mekanlar yaratmak istedik. Dikkat dağınıklığını en aza indirmek için eserleri beyaz duvarlar önünde sergileme yaklaşımı olan beyaz küp modelinden farklı olarak, sanatçı ve zanaatkarların işlerinin deneyimin bir parçası olmasını istedik. Bu vizyonla her iki mekana da yerel sanatçıların ve zanaatkarların işleri, doğal bir şekilde mekanlarda hayat buldu. Amacımız onlara hem sergileme fırsatı vermek hem de birlikte yaratma şansı sunmaktı. Bu işbirlikleri, bir topluluğun filizlenmesi için aslında ilk kıvılcım oldu. 

House of Shila'da da bu ortak çalışmalar etrafında, hepimizi birbirimize bağlayacak etkinlikler düzenleyip, onlara ev sahipliği yapıyoruz. Pandemi dönemi, yaptığımız her işte  sosyal bağların ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sergilerinden yemek buluşmalarına,  pazar brunch’larından müzik gecelerine kadar, hepsi aslında bizim insanın temel ihtiyacına, bağ kurmaya dayanıyor.

Fotoğraf: Eftychia Vlachou


“Bağ kurmak” demişken Mona ve House of Shila’da yerli ve yabancı şeflerle birlikte yürüttüğünüz pop-up gastronomi projelerinden biraz bahseder misin?

Pop-up'lar topluluk projelerimizin tam kalbinde. Pop-up gastronomi projeleri her türlü yaratıcılığın sergilenebilmesi için alan açıyor. Bu sebeple heyecanlı ve mutluyuz. Hem Yunanistan'da hem de dünyada mutfak sanatlarına olan ilgi çok büyük ve büyümeye de devam ediyor. Yerel ürünleri, topraktan tabağa adil ve etik süreçleri, basit ama özgün yemekleri, organik malzemeleri, doğadan toplanan otları ve fermantasyonları daha çok önemsiyoruz artık.

Örneğin düzenlediğimiz Supper Club'lar birlikte öğrenebileceğimiz, deneyler yapabileceğimiz işbirliklerine dayanıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen ünlü şefleri ağırlamak ve onlara kendi tarzlarını sergileyebilecekleri bir platform sunmak bizim için çok değerli. Sosyal açıdan bakıldığında da Supper Club'lar, insanları bir araya getirmek, bir yemek etrafında sohbet etmek ve fikir, lezzet ve kültür alışverişinde bulunmak için mükemmel bir bahane. Ayrıca, hem farklı ülkelerden gelen şefler hem de akşam yemeklerimize katılan hatta sırf bunun için Atina’ya seyahat eden konuklar tarafından güvenilmek de bizim için bir onur. 

Fotoğraf: Eftychia Vlachou


Bu gastronomi projelerinin turistler, yabancılar ve lokaller için bir nasıl etkileşim alanı ve iletişim aracı yarattığını düşünüyorsun? 

Yemek, insanları bir araya getirir. Bu, evrensel bir dil ve sohbeti başlatmanın en doğal yolu. Ortak bir mutfak deneyiminin insanları bir araya getirip herkesi eşit bir noktaya getirmesi fikri hoşuma gidiyor. Mesela Mona'nın Supper Club'larında bir sürü yabancıyla aynı masada oturmak sizi konfor alanınızdan çıkarabilir. Yemek, başkalarıyla bağ kurmayı çok daha kolay hale getiriyor. İnsanların yemeğe nasıl yaklaştıklarını, onu nasıl algıladıklarını ve yediklerini gözlemlemek benim için çok ilginç.

Atina’da yaratıcı endüstriler: Oteller, yeni kültür merkezlerini nasıl inşa edebilir? 

Mona Athens, teras
Fotoğraf: Spela Sivic


Oteller, hem şehrin lokalleri hem de ziyaretçileri için nasıl kültürel bir merkez olabilir? Diğer yandan, bu neden önemli? 

Oteller, şehirlerin hem referans noktaları hem de çağdaş kültürün yansımalarını barındırıyor. Benzer olarak, "kültürü", kimin neden geldiği, nereden geldiği ve bu ziyaretin arkasındaki sebeplerle tanımlayabiliriz. İyi bir örnek olarak günümüzde ancak bunun farkında olan ve bu işlevle hareket eden oteller, yeni akımları belirleyebilir ve yerel kültürü şekillendirebilir. Otellerin ziyaretçileri ve yerel toplulukları bir araya getiren bir etkileşim alanı olması, hem lokallerle ziyaretçiler arasında bilgi ve ilham alışverişine katkı sağlayabilir hem de şehre canlılık getirebilir. En kötü örneklerinde ise ekonomik çıkarlar sebebiyle şehirlerin, onları ilk başta çekim noktası hâline getiren otantikliği ve lokal dokusu bozulabilir ve bizi, hem ziyaretçiyi hem de yerlisini, o yerin özünden koparabilir. Oteller gelenekleri korumanın önemini anlayıp şehre saygı gösterdikleri ve hükümetler de ahlaki değerlere önem verdikleri sürece, ziyaretçilerle yerel halk arasındaki ilişkinin güzel bir etkileşime dönüşebileceğine inanıyorum.

Atina'da güncel koşullarda konaklama endüstrisinin karşılaştığı en büyük zorluklar neler ve bunların üstesinden nasıl gelinebilir? 

Bana kalırsa öncelikle asıl mevzu ve dolayısıyla üzerine düşülmesi gereken konu Atina'yı estetik açıdan üst seviyede tutmak. Atina’nın estetik olarak korunması, gelecek turistlerin yaklaşımını etkileyecek ve buna değer turistleri şehre çekecektir kuşkusuz. 

Çoğu zaman, şehre yeni açılan oteller sadece ekonomik meselelerle ve kalıplaşmış bir bakış açısıyla yürütülüyor. Gerçekten, daha fazla odaya değil de, daha yenilikçi fikirlere ve ilgi çekici yaklaşımlara ihtiyacımız var. İşiyle aşk yaşayan insanlara yatırım yapmak ve aynı hayalleri kuranlarla birlikte yol almak bu işin püf noktası. İnsanlara kutunun dışını göstermek de önemli. House of Shila olarak biz zaten kutunun dışında takılıyoruz. Galiba bizim bu zorluklara cevabımız bu; hep daha yaratıcı olmak.

Katılıyorum ve bu sebeple sonraki soruma geçiyorum: Monocle Quality of Live Survey 2023’e göre, Atina uygun fiyatlı daireleri, görece uygun yaşam maliyeti, canlı sanat çevresi ve zengin kültürel mirasıyla Avrupa’da yaratıcı merkezlerden biri hâline geliyor. Peki sence , bir yaratıcı merkezi olarak Atina'da insanları cezbeden ne?

Son zamanlarda yaratıcı zihinler Atina'ya akın ediyor ve bu kalabalık gittikçe büyüyor. Neden bu kadar popüler olduğu apaçık. Sanatçılar, cebi yakmayan ve sanat yapmaya devam etmelerine olanak tanıyan yerlere çekiliyorlar. Birçok kişi Paris, Londra, New York, Berlin gibi dev şehirlerde bir dönem geçirdi. Bu şehirler oralarda yaşayanlara hem çok şey veriyor hem de onlardan çok şey istiyor. Belki de bazıları için belli bir yaştan sonra bu yoğun tempo pek çekici gelmiyor. 

Atina son zamanlarda daha fazla güven veriyor; daha açık, daha özgür, daha kucaklayıcı ve daha kozmopolit. Diğer yandan zengin bir kültüre sahip, temposu yaratıcı sektörlerin aktif olduğu diğer şehirlere kıyasla biraz daha düşük, sessiz sakin. Bir de bürokrasiye ve gelenekselliğe rağmen yeniliklere açık. Yemekler enfes bir kere. Feribotla bir saatten az bir sürede kendini bir ada cennetinde bulmak mümkün. Burada yukarıda saydığım birçok şehre göre çok daha fazla sosyal etkileşim olan bir hayat tarzı var. Burası çok daha içten. Burada “insanlık” var. Hissedebiliyorsun. 

Tüm bu koşulları düşündüğünde Atina'da yaratıcı endüstrilerin, sanattan tasarıma, otelcilikten girişimciliğe, son yıllardaki durumunu ve önümüzdeki 10 yıllık beklentileri nasıl değerlendiriyorsun?

COVID yılları bize "Ev nedir, nasıl hissettirir?" diye sormamız için bir neden sundu, önceliklerimizi düşündürdü. Bu bakış açısındaki değişim, daha basit bir yaşama değer vermeyi önceleyerek  geldi. Bu öncelik de Atina'nın kucaklayıcı bir yer olabileceği fikriyle örtüştü. Önümüzdeki 10 yıl için yaratıcı endüstrilerin şehrin ayrılmaz bir parçası hâline geleceğini ve Atina merkezden taşarak anakarada ve adalara yayılacağını düşünüyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

#1 Mahallede: Psirri'de Eftihia Stefanidi ile

Yılın son gününde, yeni başlangıçlara adım atmak gibisi yok. Ve pek tabii heyecanlı haberleri hediye misali alıp vermenin de tam zamanı.

28 Ara 2023

Toyota ile birlikte
Fotoğraf: Elif Bayram

YAZARLAR

Elif Bayram

Editor-in-chief, Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR