Ejderhaya karşı Fil: Hindistan’ın küresel ticaret arenasındaki konumu

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Hindistan ile son zamanlardaki ilişkilerimizin iyi yürüdüğünü söylemek pek mümkün değil.
Türkiye ile Hindistan arasındaki ilişkiler, dönemsel gerilimler ve soğukluklar, temel olarak jeopolitik ittifaklar, Keşmir meselesi ve bölgesel dengeler etrafında şekillenip gidiyor.
Son dönemde en ön plana çıkan konu şüphesiz, Türkiye'nin Pakistan ile olan köklü ve stratejik müttefikliği nedeniyle özellikle Pakistan’a verilen destek.
Türkiye, Keşmir sorununda öteden beri BM Güvenlik Konseyi kararlarını ve halk oylamasını vurgulayan bir tutum izliyor. Türkiye'nin BM Genel Kurulu başta olmak üzere uluslararası arenada Keşmir meselesini dile getirmesi ve Pakistan'a açık siyasi desteği, Hindistan tarafından doğrudan içişlerine müdahale olarak algılanıyor. Bu öteden beri süregelen bir durum.
Ancak Türkiye'nin Pakistan ile yürüttüğü savunma sanayi iş birlikleri (SİHA/İHA tedarikleri, askeri tatbikatlar ve gemi projeleri vb.) Hindistan yönetimi tarafından hem yakından takip ediliyor hem de kırmızı çizgi olarak gözüküyor. Pakistan Türkiye'den çok sayıda askeri teçhizat ve araç alıyor.
Hindistan, Pakistan ile yaşadığı son çatışmalarda Pakistan'ın çok sayıda Türk yapımı silahlı insansız hava aracı (SİHA) kullandığını iddia ederken, Pakistan bunu yalanlamıştı.
Fakat bu konu Hindistan açısından kabul edilemez bir hâle dönüştü ve örneğin, Türk havacılık şirketi Çelebi, Hindistan'da faaliyet göstermesini sağlayan güvenlik lisansının iptaline karşı açtığı davayı 7 Temmuz 2025 tarihinde kaybetti. Hindistan hükümeti Mayıs ayında ulusal güvenlik endişelerini gerekçe göstererek Türk havacılık firması Çelebi'nin havaalanlarında faaliyet göstermesini de yasaklamıştı. Hindistan'da 15 yıldır faaliyet gösteren şirket, Mayıs ayındaki karar öncesinde ülkedeki dokuz havalimanında iş yapıyordu. Bu gelişmeler sonucunda Çelebi Holding'in Hindistan'da yıllar içinde kurduğu yer hizmetleri ağı fiilen sona ererken, şirket yönetimine göre yaklaşık 10 bin çalışan ve yüz milyonlarca dolarlık yatırım bir gecede el değiştirmiş oldu.
Hindistan hükümeti bunun gibi daha farklı birçok karara imza attı.
Türkiye’nin Keşmir çıkışlarına karşılık Hindistan da Türkiye’nin hassas olduğu diplomatik alanlarda dengeleyici adımlar atıyor. Kıbrıs konusu karşı adımlardan biri. Hindistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına dayanarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) tezlerini destekliyor ve Türkiye'nin KKTC politikasını eleştiriyor. Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin 2025 yılında GKRY’ye gerçekleştirdiği ziyaret, pek çok kesim tarafından ilişkilerde bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Modi’nin yaklaşık 20 yıl aradan sonra adaya giden ilk Hint lider olması, Rum yönetiminin Modi’ye Makarios Nişanı vermesi sembolik açıdan önemli konular. Rumlar bu fırsatı kaçırmadılar ve Modi’nin ziyareti akabinde, GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides 2026 yılında Delhi’ye giderek ilişkilerin resmen “Stratejik Ortaklık” seviyesine çıkarıldığını duyurdu.
İki ülkeyi aynı anda idare etmeyi maalesef beceremiyoruz. Daha önce Azerbaycan-Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde gördüğümüz durumu şimdi Pakistan-Türkiye-Hindistan ilişkilerinde yaşıyoruz.
Bu arada, İktisadi Kalkınma Vakfı tarafından Ahmet Emre Usta imzasıyla hazırlanan ‘AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması: Türkiye İçin Gümrük Birliği’nin Asimetrisi Derinleşiyor’ başlıklı raporu okumanızı tavsiye ederim. Rapor Haziran 2026 tarihli ve 14 sayfa.
Hindistan kolayca vazgeçilebilecek bir ülke değil.
Evet, aramızda çokça sorun var. Bu sorunlardan belki de ülkemizin ticari geleceği açısından çok da büyük öneme sahip olan ve kısaca IMEC olarak adlandırılan (India-Middle East-Europe Economic Corridor) Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru Projesi.
9 Eylül 2023 tarihinde Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi sırasında resmen duyurulan IMEC; Hindistan, Orta Doğu ve Avrupa'yı entegre bir demiryolu ve denizyolu koridoru aracılığıyla birbirine bağlamayı amaçlayan bir proje. Projenin, 21. Yüzyılda küresel ticaretin hayati bir damarı haline gelmesi öngörülüyor.
Geleneksel deniz ticaret yollarına ve Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne (BRI) alternatif olarak kurgulanan IMEC, yalnızca konteyner sevkiyatını değil; enerji (yeşil hidrojen, elektrik hatları) ve dijital veri akışını da bütünleşik hale getirmeyi amaçlayan küresel bir koridor konsepti aslında.
Aşağıdaki haritadan da görüleceği üzere, proje Türkiye’yi dışlıyor.

Bu hafta içinde Dünya Ticaret Örgütü’nün 26 Mayıs 2026 tarihli Hindistan Ticaret Politikası Gözden Geçirme Raporu’nun ‘8. Gözden Geçirme Raporu’ yayınlandı.
Rapora göre Hindistan, 2024-2025 mali yılında kişi başına düşen GSYH'sı 2.671 ABD doları olan alt orta gelirli bir ekonomi olarak sınıflandırılıyor. Buna rağmen Hindistan, pandemi sonrası dönemde G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomi. 2022-2026 arasında ortalama %7,3'lük reel GSYH büyümesi kaydetmiş. IMF, 2026 yılı için %6,3'lük bir büyüme öngörüyor ve Hindistan'ın küresel reel GSYH büyümesinin yaklaşık %17'sine katkıda bulunacağını tahmin ediyor.
Dünya Ticaret Örgütü Raporu, Hindistan'ın uzun vadeli "Amrit Kaal" stratejisi çerçevesinde ele alınmış.
Amrit Kaal; Hindistan hükümetinin 2022'den 2047'ye kadar uzanan —yani ülkenin bağımsızlığının 75. yılından 100. Yılına kadar olan— 25 yıllık döneme verilen isim. Başbakan Narendra Modi bu terimi 2021'deki 75. Bağımsızlık Günü konuşmasında ortaya attı. Bu terim, o tarihten bu yana Hindistan'ın orta vadeli ulusal stratejisinin temel anlatısı haline geldi.
Strateji, Amrit Kaal'ın ilk bütçesi olarak açıkça tanımlanan ve güçlendirilmiş, kapsayıcı bir ekonomi için bir yol haritası sunan 2023-24 Bütçesi ile somut bir politika biçimini kazandı.
Maliye Bakanı Nirmala Sitharaman, bu döneme yön veren yedi önceliği "Saptarishi" yani ‘Yedi Bilge’ olarak adlandırdı.
Bunlar:
- 1. Kapsayıcı kalkınma: Tarımı (ürün planlaması için dijital kamu altyapısı, çiftçi odaklı çözümler, tarım teknolojisi girişimlerine destek) ve daha geniş sosyal sektörleri kapsayan
- 2. En uzak noktalara ulaşma
- 3. Altyapı ve yatırım
- 4. Potansiyeli açığa çıkarma: Düzenlemelerin sadeleştirilmesi, iş yapma kolaylığı sağlanması, dijital platformların artırılması
- 5. Yeşil büyüme
- 6. Gençlik gücü: Gençlere beceri kazandırma, istihdamda artış, girişimciliği teşvik
- 7. Finans sektörü: Finansal kapsayıcılığın artırılması, krediye erişimin kolaylaştırılması ve finans sektörü istikrarının güçlendirilmesi
Bu strateji, bağımsızlığın yüzüncü yılına kadar yüksek gelirli ekonomi statüsüne ulaşmayı hedefleyen 25 yıllık bir dönemi (2022-2047) kapsıyor ve yıllık yaklaşık %8'lik bir büyüme oranını sürdürmenin bu hedefe ulaşmak için gerekli ölçüt olduğunu belirtiyor.
Dünya Ticaret Örgütü raporundan hareketle Hindistan’a SWOT Analizi Yaklaşımı ile baktığımızda aşağıdaki gibi bir tablo ile karşılaşıyoruz
Güçlü yönler:
• En hızlı büyüyen G20 ekonomisi,
• Dünyada lider dijital kamu altyapısı: UPI (Unified Payments Interface) ile birden fazla banka hesabını tek bir mobil uygulamada birleştirerek, yalnızca bir "UPI Kimliği" (sanal adres) üzerinden 7/24 ücretsiz ve anında para transferi yapmayı sağlayan sistem ile 200 milyar ABD dolarının üzerinde dijital hizmet fazlası yaratması,
• Hizmet sektöründe (BT, telekomünikasyon, iş hizmetleri) güçlü karşılaştırmalı avantaja sahip olması,
• Dünyanın önde gelen pirinç ihracatçısı olmasının yanında dayanıklı ve büyüyen bir tarım sektörüne sahip olması,
• Aşırı yoksulluk oranının on yılda 22 puan azalarak %5,3'e düşmesi,
• Bölgesel ulaşım ağının genişletilmesi ve çeşitlendirilmesi (Avustralya, EFTA, BAE, Mauritius vb.)
Zayıflıklar:
• Kişi başına düşen GSYH'ye göre hâlâ alt orta gelirli bir ekonomiye sahip olması,
• Politika vurgusuna rağmen imalat sektörünün GSYH'daki payının durağan (%17-18) kalması,
• Ortalama gümrük vergilerinin oldukça yüksek olması,
• ASEAN ortalamasının altında küresel değer zincirine katılımın olması,
• Mal ticaretinde sürekli açık vermesi,
Fırsatlar:
• İddialı hedefler koyması: Küresel mal ihracat payını 2024'teki yaklaşık %1,8'den 2047'ye kadar yaklaşık %10'a çıkarma hedefi,
• Doğrudan Yabancı Yatırım (FDI) Serbestleşmesi (savunma, sigorta, nükleer enerji, telekomünikasyon, uzay sektörlerindeki sektörel sınırlamaların kaldırılması/yükseltilmesi),
• Alternatif bir üretim/ihracat merkezi olarak giderek güçlenen konumlanma (otomotiv parçaları, elektronik),
• ONDC (Open Network for Digital Commerce) ve dijital ticaret altyapısına sahip olması: Hindistan hükümeti tarafından e-ticareti tekelleşmeden kurtarmak ve demokratikleştirmek amacıyla başlatılan açık kaynaklı bir teknoloji girişimi olan ONDC diğer gelişmekte olan ekonomiler için ihraç edilebilir bir model olarak tanıtılıyor.
• AB, ABD ve diğer ülkelerle devam eden müzakerelerin büyük yeni pazarların kapısını açabilme potansiyeli,
Tehditler:
• Politika gevşemesine rağmen, inceleme döneminde net doğrudan yabancı yatırım girişlerinde zayıflama görülmesi,
• Pakistan ile ticari gerilimler nedeniyle farklı ticaret kısıtlamalarının gelme olasılığı,
• Yıllık yaklaşık %8'lik bir büyüme hedefinin sürdürülebilirliğinin mevcut konjonktürde çok zor olması,
• Amerika Birleşik Devletleri ile devam eden ticaret müzakereleriyle ilgili belirsizliklerin sürmesi
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova
Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta yurt içinde Ekim ayı enflasyonu, imalat sanayisi PMI verileri ve öncü dış ticaret istatistikleri öne çıkarken, yurt dışında ABD'de Ekim ayı istihdam verileri, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ve Avro Bölgesi öncü enflasyonu ön planda.
01 Kas 2026

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'e yönelik tarihin en büyük saldırılarından birinde 6,3 milyar dolarlık varlık etkilendi. Saldırganlar farklı blokzincir ağlarında varlıkları transfer edip ETH ve Bitcoin'e dönüştürmeye yönelirken, Tether, Circle ve diğer kripto kuruluşlarının müdahaleleriyle yaklaşık 2,7 milyar dolarlık varlık donduruldu. Saldırı, dijital finans sisteminin güvenliğini ve kripto piyasasında merkezî müdahale gücünü yeniden tartışmaya açtı.

ABD Merkez Bankası (Fed), güçlü ekonomik büyüme ve yüksek enflasyon karşısında politika faizini sabit tutarken, Aralık ayında yeni faiz artırımlarına gitme ihtimali güçleniyor.

Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31 yaklaşırken, iklim değişikliğinin ekonomik büyüme, üretim, enflasyon ve finansal istikrar üzerindeki etkileri yeniden gündemde. Aşırı hava olaylarının yol açtığı ekonomik kayıplar, merkez bankalarını ve finansal kuruluşları iklim risklerini daha kapsamlı biçimde değerlendirmeye yöneltiyor. Ancak bu süreçte ekonomi yönetimlerinin hem iklim risklerini küçümsemekten hem de geçici şoklara aşırı tepki vermekten kaçınması gerekiyor.

Türkiye’de özel sektör tahvilleri, finansman bonoları ve kira sertifikalarında yaşanan ödeme sorunları fon krizinin ardından farklı bir boyuta taşındı. Yılbaşından 27 Ekim’e kadar 14 şirketin TL cinsi borçlanma araçlarında 60 ödeme aksaklığı yaşanırken, vadesinde ödenemeyen anapara toplamı 12 milyar 697 milyon liraya ulaştı.




