El emeği sevenler için istikamet: Beşiktaş sahili

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Aralık ayına girilmesiyle Noel ve yılbaşı kutlamaları için kırmızı renkli paketlerin yansımaları her yerde karşımıza çıkıyor. Kaçabilmek de direnebilmek de mümkün değil; çünkü yıl sonu Z raporu kutlanmayı ya da en azından bir bahaneyle tebessümü hak ediyor. Şu an, kutlamaya dâhil olmak için dijital eylemlerde bulunuyor, gün içinde alışveriş sitelerinde kayboluyor olabilirsiniz. Fakat biraz hava almak, içinizdeki konfetili kutlama isteğine karşı gelmek istemez, özenerek hediye veya ev süsü seçmek isterseniz başka seçenekler de Beşiktaş sahilinde mevcut. Bu hafta bununla ilgili bir duyuru geçmek ve el emeğine hasret kalanlara istikameti belirtmek istedik. Peki, sahilde neler göreceksiniz? İstanbul Gönüllüleri’nin belediyeyle anlaşarak 31 Aralık’a dek açık kalmasını planladıkları stantlarda el emeği işler sergileniyor. Aynı zamanda stantların iki günde bir yeni üreticilerle buluşması, bize kadın emeğini ve dayanışmayı hatırlatıyor.
- Neden önemli? İstanbul gibi büyük şehirlerin dar gelirli kişilere, hatta özellikle el işiyle geçimini sağlamaya çalışan kadınlara bir alan açması, zaman içinde dönüştürücü uygulamaların hayata geçirilebilmesini teşvik edeceği için mühim. Bir şey alınmasa bile emeğin elden ele, kulaktan kulağa dolaşması ise koyabileceğimiz en basit katkı. Bir kooperatif olarak Potlaç’ın hayata geçmesi ilk duyduğumuzda bizleri nasıl sevindirdiyse bu alana yansımış uygulamayı da öyle kucaklamalı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul, bisiklet sınavında ne kadar geride? Şişli 2020 projesi neydi? Yolu İstanbul'dan geçen seyyahlar, İstanbul için neler söyledi?
20 Ara 2020

YAZARLAR

Ege Dikencik
1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




