El işlerinin şaşırtıcı serüveni: Dikiş nasıl bir direniş aracına dönüştü?

Kadınları evcimenleştirip toplumsal cinsiyet rollerini pekiştirdiği varsayılan tığ işi, nakış, örgü gibi uğraşlar nasıl oldu da bir direniş aracına dönüştü? El işlerinin şaşırtıcı serüveninin peşine takılıyoruz.
El işlerinin şaşırtıcı serüveni: Dikiş nasıl bir direniş aracına dönüştü?

Ellerimizi en çok akıllı telefonlarımızı tutmak için kullandığımız bugünlerde el emeği, zanaat gibi kavramlar da nostaljik çağrışımlarla anılır hâle geldi. Bu uğraşların "nesli tükenmekte olan bir tür" muamelesi görmesi ise kapitalizm tarafından kullanılan birer etikete dönüşmekten kaçamamalarını beraberinde getirdi. Artık seri üretimden çıkan ürünlerin üzerinde bile "el emeği" ibaresini görebiliyoruz. Öte yandan gitgide dijitalleşen dünyada eller, günden güne kıymete biniyor. Ellerin daha ziyade üretmeye ve yaratmaya yaradığı zamanlara duyulan özlemin alameti olabilir bu.

Aslına bakarsanız, elle üretilen nesneler arasında da bir hiyerarşi var. Bir marangozun yaptığı masa değersiz sayılmazken bir kadının el emeğiyle işlediği iğne oyası pek de itibar görmez. Dikiş, nakış, örgü gibi uğraşlar “kadın işi” olarak kabul edildiğinden, hep arka planda kalmıştır. Çağlar boyunca kadınların geri plana itilmesiyle yakından ilgili bu durum. Kadınlar görmezden gelindikçe, onların uğraşları da gündelik hayatın “altı üstü” kategorisine hapsedilir. "Altı üstü nakış işte!"

Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.

Aposto Premium
Ayda

  • Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
  • Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
  • Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
  • Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.
Aposto Premium üyesi misin? Giriş yap
demet
Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

YAZARLAR

Seda Yılmaz

Editör ve yazar. 2005 yılında Koç Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra London College of Fashion'da Moda Gazeteciliği eğitimi aldı. 2010-2013 yılları arasında Elle dergisinin Moda Haberleri Editörü olarak görev yaptı. Vogue’dan T24’e, 5Harfliler’den Cumhuriyet PAZAR’a çeşitli mecralarda yazdı. İlk kitabı "Giysiler Ne Anlatır?" 2020’de, ikinci kitabı "İşte Bu Benim Bedenim" 2023’te okurla buluştu.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

OKUMAYA DEVAM EDİN

AngstAngst
∙

HİKAYE

İoanna Kuçuradi’nin ardından: Bir insan öldüğünde geriye ne kalır?

İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Metin V. Bayrak

·

04 Eki 2026

İoanna Kuçuradi’nin ardından: Bir insan öldüğünde geriye ne kalır?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Metin V. Bayrak

·

27 Eyl 2026

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

Ayça Örer

·

20 Eyl 2026

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Pelin Cengiz

·

19 Eyl 2026

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'
AngstAngst
∙

HİKAYE

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Nazlı Tan

·

16 Eyl 2026

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?