Enerji sektöründe kaos ve kriz


Talentmelon’dan 2022 Ücret ve Yan Haklar Araştırma Raporları
Pareto’da ekim ayını enflasyondaki, gıda ve enerji fiyatlarındaki artışlara, işsizlik sorununa, faiz indiriminin piyasalara etkisine, fahiş fiyatlara; kısaca giderek zorlaşan ekonomik koşullara ayırdık. Problem: Ekonomik koşullar giderek…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
“Enerji sektöründe ciddi kaos ve kriz var. 1 yıl öncesine kadar bu kadar olumsuzluğun bir araya gelebileceğini kimse aklına getiremezdi.”
Enerji Ticaret Derneği Başkanı Burak Kuyan, enerji sektöründeki son durumu bu sözlerle anlatıyor. Kaosun nedeni; doğal gaz, petrol ve kömür fiyatlarının küresel çapta astronomik yükselişler yaşaması. Özellikle Avrupa ve Çin'de hissedilen küresel enerji krizi, kışın kapıya dayandığı şu günlerde sadece doğal gaz ve elektrik faturalarında hissedilmiyor. Enerjinin maliyetinin artması, tedarik zincirlerinde sıkıntılara yol açarken gıdadan ulaşıma günlük hayatımızı etkileyen bir çok alanda fiyat artışlarını tetikliyor.
Küresel enerji krizi
Pandemi sonrası toparlanma döneminin başlamasıyla enerjiye yönelik talebin artması ve birçok şirketin çevreci enerji üretimi hedefleri nedeniyle artan talebe hızlıca karşılık verememesi, doğal gaz ve kömür kıtlığı çevresinde gelişen küresel bir enerji krizi ortaya çıkardı. Günümüzde enerji fiyatları; kıtlığın, iklim krizinin, spekülatif hamlelerin ve uluslararası politikaların etkisiyle rekorlar kırıyor. Brent petrol fiyatları, 85,82 dolar ile son 3 yılın en yüksek seviyelerine gelirken Avrupa'da geçen yıl 100 dolar olan bin metreküp doğal gaz fiyatı, spot piyasalarında 2 bin dolar seviyelerini test ediyor. Kömür fiyatları ise talep patlamasının etkisiyle ton başına 275 dolar ile rekor kırıyor.
Uzmanlara göre, artan talebin yanı sıra kurak bir yaz dolayısıyla hidroelektrik santrallerinin ve rüzgar tribünlerinin verimsizleşmesi, doğal gaz ve kömür rezervlerinin azalması ve seller dolayısıyla Çin gibi ülkelerde kömür madenlerinin devre dışı kalması da fiyatların yükselmesinde etkili oluyor. Ayrıca, Rusya’nın AB'ye gaz tedariğini eylül sonundan beri istikrarsız bir şekilde sağlaması da piyasalarda paniğe neden oluyor. Rusya'nın Kuzey Akım 2 boru hattının Almanya tarafından onaylanması için gaz tedarikini kasıtlı olarak kısıtladığı iddiaları da var.
Türkiye’ye etkileri
Küresel çapta böyle bir kriz yaşanırken Türkiye’nin etkilenmemesi ihtimal dahilinde bile değil. Nihayetinde Türkiye, enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke. Enerji üretiminin %26,6’sını doğal gazdan ve doğal gazın da %99’unu dışarıdan karşılıyor. TÜİK’in son verilerine göre, Ağustos 2021'de enerji ithalatı faturası bir önceki yıla göre 2 katından fazla artarak 4 milyar doların üzerine çıkmış durumda.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Enerji Çalışma Grubu Başkanı Oğuz Türkyılmaz, Türkiye’nin küresel enerji krizinden AB ülkelerine göre daha az etkileneceğini ifade ediyor. Türkiye, hâlihazırda gaz ihtiyacının yaklaşık %80'ini Rusya ve Azerbaycan gibi ülkelerle petrole endeksli uzun vadeli kontratlar imzalayarak sağlıyor. Dolayısıyla spot LNG piyasalarındaki sıçrayışlardan Avrupa'ya göre daha az etkileniyor ve maliyetler daha az artıyor.
Eski BOTAŞ Doğal Gaz Alım Dairesi Başkanı Ali Arif Aktürk, Türkiye'nin kış aylarında artan talebin karşılanması için spot LNG almaya mecbur kalacağını ve gaz alım maliyetinin %30-35 bandında artabileceğinin altını çiziyor. Öte yandan, Türkiye’nin doğalgaz kontratlarının 2021 sonunda sona ermesi de söz konusu. Alınacak olan spot LNG ve diğer yakıtların ve imzalanacak olan yeni kontratların dolar bazlı fiyatlandırıldığı düşünüldüğünde faturaların kabarması kaçınılmaz görünüyor.
Türkiye’nin yerli ve milli enerji krizi
Türkiye, kendi içinde de enerji sektöründe büyük çıkmazlara girmiş durumda. Türk lirasının günden güne değer kaybetmesi, yüksek enflasyon, artan hammadde fiyatları ve iklim krizinin etkileri sektörde büyük yaralar açıyor. 2021'de doğal gaza %17,8, elektriğe ise %21,2 zam yapıldı. Enflasyon oranlarının üzerinde seyreden zamlar, tüketicileri zora sokarken kışın soğuk geçeceği beklentisi ve Avrupa ile Çin'de büyüyen kriz "Gelecek aylarda zam olacak mı?" sorusunu gündeme getiriyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, oluşan maliyetlerin hane halkına, küçük tüketici ve esnaflara tamamen yansıtılmadığını, hatta devletin “vergi gelirlerinden fedakârlık yaparak” vatandaşın faturasının yarısını karşıladığını ve bunun da böyle devam edeceğini temin ediyor.
Buna tezat düşecek bir şekilde Enerji Ticaret Derneği Başkanı Kuyan, artan maliyetler nedeniyle ilerleyen aylarda elektriğe %40-45 bandında zam yapılmasının şart olduğunu ifade ediyor. Ekim başında %15’lik zam beklediklerini ancak bunun gerçekleşmediğini ifade eden Kuyan, “yapılmayan zamlar, zamanında alınmayan önlemler ve halının altına süpürülen sorunların” gelecekte daha büyük problemlere yol açacağını ve şu anda da perakende ve tedarik şirketlerini ciddi sıkıntıya soktuğunu belirtiyor.
Elektrik Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Cem Aşık ise ithal doğal gaz ve kömür fiyatlarındaki artışın maliyeti ciddi oranda artırdığını ve şu anki tarifelerin bu maliyetin altında kaldığını ifade ediyor. Aşık, maliyetin artmasının sonucu olarak kömür santrallerinin stokunun bitmesi dahilinde elektrik santrallerin “çalışamaz hale gelebileceğini” söylüyor.
Enerji üreticileri, maliyetleri karşılayabilmek adına enerjiye zam yapılmasını talep ediyor. Bu zam talebi, her ne kadar diğer sektörlerin ve tüketicinin cebini yakacak olsa da enerji sektöründe gerekli önlemlerin alınmamasının orta ve uzun vadede daha kalıcı sorunlara neden olması mümkün. Türkiye, hâlihazırda bir zam ve enflasyon sarmalına girmiş gibi görünüyor. Zam yapılmazsa enerji üreticileri artan maliyetler dolayısıyla işlemez hale gelebilir; zam yapılırsa diğer sektörler ve tüketicilerin cepleri yanabilir. Tabii ki, zammın yapılmadığı senaryoda devletin faturaların yarısını ödemek için “fedakarlık yaptığı” vergilerin de yine vatandaşlardan alındığını hatırlamak gerek.
Yenilenebilir enerjinin önemi
Kısa vadede hem küresel hem de yerel etkenlerin neden olduğu enerji krizinden ve dolaylı dolaysız zamlardan kurtulmak oldukça zor görünüyor. Ancak yenilenebilir enerji, orta ve uzun vadede ülkelerin dışa bağımlılıklarının önüne geçebilir. Daha ucuza enerji elde edebilmek için yenilenebilir enerji santralleri iyi bir alternatif olarak ön plana çıkıyor. Ancak eski enerji sisteminden yeni ve temiz enerjiye geçmek stratejik hamleler gerektiriyor.
Türkiye, şu anda elektrik elde etmek için 10 bin megavat ile kara rüzgar enerjisi potansiyelinin beşte birini; 8 bin megavat ile güneş enerjisi potansiyelinin yalnızca %3’ünü kullanıyor. Deniz üstü rüzgar enerjisi ise atıl bir şekilde duruyor. Avrupa Enerji Komisyonu Üyesi Kadri Simson, enerji kriziyle mücadelede yenilenebilir enerji dönüşümünün önemini şu sözlerle açıklıyor:
Enerji fiyatındaki kabarmalara, iklim politikamızdan dolayı değil fosil yakıtların fiyatlarındaki artıştan dolayı tanıklık ediyoruz. Talep patlamalarına ve fiyat istikrarsızlığına karşı tek uzun vadeli çözüm yeşil enerji sistemlerine geçmek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
TÜİK’in Ağustos 2021 verilerine göre, ulaştırma ve depolama hizmetleri bir önceki yılın aynı ayına göre %36,83 arttı. 2021'de doğal gaza %17,8; elektriğe %21,2 zam yapıldı.
22 Eki 2021

YAZARLAR

Oğuzhan Aydın
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.




