Enflasyonla mücadelede işler istendiği gibi gitmiyor

Olmuyor, olamıyor, enflasyon bir türlü düşmüyor. Ekim ayı ile birlikte 2024 yılının son çeyreğine girdik. Enflasyonla mücadele adına kazanılmış bir cephe henüz yok.
Enflasyonla mücadelede işler istendiği gibi gitmiyor

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Olmuyor, olamıyor, enflasyon bir türlü düşmüyor. 

Ekim ayı ile birlikte 2024 yılının son çeyreğine girdik. Enflasyonla mücadele adına kazanılmış bir cephe henüz yok. Bu ana kadar olan, geçen yıl TÜİK tarafından hayata geçirilmiş finansal mimarinin meyvelerini toplamak oldu. Yani enflasyonda iyileşme dediğimiz aslında 2023 yılı Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarının yüksek gelmesinden kaynaklanan baz etkisiyle bir düşüş. 

Eylül ayı enflasyon verileri moralleri epey bozdu. Enflasyonu bir tek TÜİK verisinden takip etmiyoruz. Her ne kadar kapsadıkları bölgeler farklı da olsa İstanbul Ticaret Odası’nın Ücretliler Geçinme İndeksi ile TÜİK’in Tüketici Fiyat Endeksi uzun zaman birbirleriyle korelasyonlu olarak gitti. 

İTO’nun kapsadığı bölge İstanbul Bölgesi. Türkiye nüfusuna dahil 16-18 milyon arasında kişi bu bölgede yaşıyor. İstanbul’un enflasyonun Türkiye’yi yansıttığını elbette söylemek mümkün değil ancak TÜİK geçen yıllarda bölgesel enflasyonu da yayımlıyordu. 26 bölgeye ayrılmış Türkiye Enflasyonunda İstanbul tek başına bir bölge olarak temsil ediliyordu ve diğer bölgelerle karşılaştırma imkanımız vardı. Buna göre İstanbul’un enflasyonu birçok bölgeden düşük çıkıyordu.

İstanbul’un enflasyonu Türkiye’yi yansıtmıyor demek bir yönüyle doğru ancak diğer taraftan bu bölgenin enflasyonunun iki önemli özelliği var:

  • Birincisi kapsadığı nüfus itibarıyla enflasyondan en çok etkilenen grubu temsil ediyor. Üstelik temsil edilen grup her gelir düzeyinden. Bu bölge aynı zamanda sanayinin de merkezi. Bu bölgede yaşayanlar açıklanan rakamlara itibar etmediklerinde ya da açıklanan rakamlar yaşadıklarıyla aynı olmadığında topyekûn biçimde rakamlara olan güven de kayboluyor. Bu güven kaybı nedeniyle yine bu bölgede faaliyet gösteren şirketlerin sahip ve yöneticileri fiyatları kendi algıladıkları/yaşadıkları enflasyona göre belirliyorlar. Bu da enflasyonun düşmesi önündeki en büyük engellerden biri. 
  • İkincisi, İstanbul Bölgesi rekabetin daha yoğun olduğu, organize satış yerlerinin daha fazla olduğu bir bölge. O nedenle fiyat artışları Türkiye geneline göre bazı mal ve hizmet gruplarında Türkiye’nin diğer bölgelerine göre daha az olabiliyor.

Resmî rakamları bilerek ya da bilmeyerek daha önce ilişki içinde olduğu rakamlardan ayrıştırdığınızda ilk başta herkesi kandırabiliyorsunuz ancak sonrasında sadece kendinizin kandığı bir oyunun içinde kalıyorsunuz. Üstelik rakamlara güven kalmayınca enflasyonun düşeceğine ilişkin toplumun geniş kesimlerini ikna etmekte zorlanıyorsunuz. 

İşte bu da işin görülmeyen yönü. Yani kendinizi günü kurtarmaya adamışsanız, artık günü kurtaramaz hâle geldiğinizde geleceğin çok daha iyi olacağına kimse inanmıyor. 

  • Merkez Bankası'nın baktığı aylık fiyat hareketlerinde gözle görülür bir iyileşme yok. 
  • Eylül ayı İstanbul Ticaret Odası’nın Ücretliler Geçinme Endeksi %3,90 ölçüldü. 
  • Aylık %3,90’lık bir gerçekleşme ile enflasyonla mücadelede yol alabilmek çok güç.

İstanbul’da Eylül ayında; perakende fiyatlarda bir önceki aya göre diğer harcamalar grubunda %14,62, kültür eğitim ve eğlence harcamaları grubunda %13,24, giyim harcamaları grubunda %6,67, konut harcamaları grubunda %4,18, ev eşyası harcamaları grubunda %3,62, gıda harcamaları grubunda %2,63 artışlar yaşanmış. 

Bunlar çok yüksek aylık artışlar.  

TÜİK’in Tüketici Fiyat Endeksi de Eylül ayında %2,97 geldi. Yıllık enflasyon resmî rakamlara göre %49,38 oldu. Böylece resmiyete göre TÜİK enflasyonu yıllıkta %49,38 olunca, %50 oranındaki politika faizini esas aldığımızda uzun zaman sonra reel getiriden (50,00-49,38=0,62) konuşulmaya başlandı. Enflasyon %50 olmadı diye sevinenleri görünce şaşırmıyor değilim. Çok ince hesaplarla hesaplanmış bir enflasyon verisi ile reel getiri sağlanmış oldu. 

  • Resmî rakamlara göre bile %2,97 olarak kaydedilen bir artış, birçok ülkenin yıllıkta görmek istemeyeceği bir rakam. Bunu da bir yere not etmekte fayda var. 

Merkez Bankası Başkanı’nın dahi Meclis'teki sunumunda Eylül ayı TÜİK enflasyonunun yüksekliğinden yakınması, faul yapmasına rağmen içeride bir türlü sarı kart görmeyen bazı takım futbolcularının yurt dışı ilk maçta kırmızı kart görmesini hatırlattı bana.

Merkez Bankası, enflasyonla mücadelede yalnız. Bunu defalarca belirttim. Enflasyonla mücadeleye yardımcı bir maliye politikası yok. En büyük beklenti "Orta Vadeli Program" üzerineydi ancak oradan da bir sonuç çıkmadı. Sadece faizlerin yükseltilmesi ile enflasyonda aşama kaydedileceğini bekleyen hükümet sıkıntılı bir sürecin içerisinde.

Yarattıkları tahribat o kadar büyük ki, bir tarafı kapatmaya çalışsalar diğer taraf açılıyor. 

Kamu nakit yutan bir canavara dönüşmüş durumda. 

Ülkenin belirli bir kesimi hesapsızca harcamaya alıştığı için tasarruf yapmak, ayağını yorganına göre uzatmak onlar için "La Fontaine'den Masallar" anlamına geliyor. Etraflarını çevrelemiş mutlu azınlık, sürekli "Her şeyin yolunda olduğunu, herkesin aslında rahatının yerinde olduğunu, yakınmanın nankörlük olduğunu" fısıldıyor. Böyle bir ortamda para politikasıyla bütünleşik bir maliye politikası uygulamak, kamuda yapısal reformlar yapmak, kurumların bağımsızlıklarını sağlamak mümkün değil. 

Böyle olunca da sadece faiz artışı yoluyla enflasyonla mücadele etmek mümkün olmuyor. Halkı ikna edemiyor Merkez Bankası. 

Merkez Bankası hâlâ TÜİK enflasyonunu referans alıp, modellemesini buna göre kuradursun, hane halkının yıl sonu enflasyon beklentisinde de kayda değer bir iyileşme yok.

Türkiye Hane Halkı Enflasyon Beklenti Anketi (TEBA) Eylül 2024 sonuçlarına göre hane halkının "Sizce 2024'ün başından sonuna kadar, yani Ocak'tan Aralık'a kadar fiyatlar yüzde kaç artmış olacak?" sorusuna verdikleri cevap %94 olmuş. Bir önceki aydan iyileşme ise sadece 2 puan. 

Üstelik kurun çok sınırlı bir artış gösterdiği bir ortamda bu verilerin gelmesi daha da düşündürücü.

Diğer taraftan imalat sanayisinde durum giderek daha da kötüleşiyor. İstanbul Sanayi Odası 2024 yılı üçüncü çeyreğinin son ayı olan Eylül 2024 Türkiye PMI Sanayi Raporu’nu 1 Ekim 2024 tarihinde yayımladı. 

Rapora göre Ağustos 2024’te 47,8 olan manşet PMI, Eylül ayında sektörde sert bir yavaşlamaya işaret edecek şekilde 44,3’e gerilemiş. Bu arada eşik değerin 50 olduğunu hatırlatmakta fayda var. Söz konusu yavaşlama Mayıs 2020’den bu yana, yani pandemiden bu yana en belirgin düşüş.

Faaliyet koşullarındaki bozulma ise üst üste altıncı ayına ulaşmış durumda. Eylül ayında en çok belirtilen husus talep düşüklüğü olmuş. Bu talep düşüklüğü nedeniyle de yeni siparişlerde son dört buçuk ayın en sert düşüşü yaşanmış. Anlaşılan ihracatta beklenildiği gibi gitmemiş ve yeni ihracat siparişleri yeniden yavaşlamaya geçmiş. Dış talepte durgunluk görülüyor. 

Moralleri bozmak istemem ama işler hiç beklendiği gibi gitmiyor. Sanayide de sabırlar tükenmek üzere.

Umarım bu sorunlu durumdan çıkış için daha fazla adım atılır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🏦 Nakit açığı büyüyor

Dün yurt içi piyasalarda bir miktar yoğun bir haber akışı takip ettik diyebiliriz. Özellikle Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan nakit dengesi verileri ve yabancı kurumların Türkiye raporları ön plandaydı.

08 Eki 2024

Ekrem İmamoğlu

YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova

Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Üç majör merkez bankası

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Salı günü açıklanacak merkezi yönetim bütçe dengesi ve Çarşamba günü açıklanacak Ağustos ayı Konut Fiyat Endeksi ile Perşembe günü yayımlanacak TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak Fed faiz kararı ile Perşembe günü İngiltere Merkez Bankası ve Cuma günü Japonya Merkez Bankası tarafından açıklanacak faiz kararları takip edilecek.

14 Eyl 2026

Haftalık takvim: Üç majör merkez bankası
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Jeopolitik haber akışı ile pozisyon almak

Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Eren Kuru

·

11 Eyl 2026

Jeopolitik haber akışı ile pozisyon almak
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Eylül ayı PPK kararı: TCMB'de normalleşmenin sınırları

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Eralp Ersoy

·

11 Eyl 2026

Eylül ayı PPK kararı: TCMB'de normalleşmenin sınırları
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Orta Vadeli Program (OVP) ve hedeflerden sapmalar üzerine

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Bu programa iki ayrı soruyla yaklaşılabilir. Birincisi iç tutarlılıktır. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve bütçe rakamları birbiriyle uyumlu mu? İkincisi dış geçerliliktir. Bu belgelerin geçmişte verdiği rakamlar, kaydedilenle karşılaştırıldığında ortaya nasıl bir sicil çıkıyor?

Yaman Alp Ungan

·

10 Eyl 2026

Orta Vadeli Program (OVP) ve hedeflerden sapmalar üzerine
EXANTEEXANTE

HİKAYE

750 milyarlık YTAK küçük yatırımlara açılıyor: Ucuz kredinin koşulları neler?

Ekonomi yönetimi Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programının limitini Temmuz ayında 750 milyar TL’ye yükseltti. Yakın zamanda açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda (OVP) ise katma değeri yüksek, daha küçük ölçekli imalat yatırımları için yeni bir uygulama hazırlanması kararlaştırıldı. Peki finansmanın koşulları neler?

Emircan Yaman

·

10 Eyl 2026

750 milyarlık YTAK küçük yatırımlara açılıyor: Ucuz kredinin koşulları neler?