
Yatırım Finansman ’da hesabınızı açarak siz de yatırımınıza değer katmaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Batı ülkelerinde ani bir yükselişle son 40 yılın zirvesine yükselen enflasyon verilerinin ardından merkez bankaları uzun süredir görülmemiş büyüklükte faiz artırımlarına gitti. Faiz artışlarına başlayan ilk gelişmiş ülke merkez bankası ise şubat ayında 25 baz puanlık faiz artışına giden Bank of England (BoE) oldu.
ABD Merkez Bankası (Fed) ise mart ayında düzenlenen FOMC (Federal Açık Piyasa Komitesi) toplantısında fonlama faizini 25 baz puan artırarak %0,25-0,50 arasına yükseltme kararı aldı. Böylece banka 2018 yılından bu yana ilk kez faiz artışına gitmiş oldu. Fed’in faiz artış trendinin haziran ayında 75 baz puana çıkması ile birlikte EUR/USD paritesinin 1 seviyesinin altına gerilemesinin ardından Avrupa Merkez Bankası (ECB) de temmuz ayında 25 baz puan ile 11 yılın ardından ilk faiz artışını gerçekleştirdi.
Enflasyonun yükselişine devam etmesi üzerine faiz artışları da hızlandı. Fed eylül ayına kadar toplamda 300 baz puan faiz artışında bulunarak USD endeksinin daha da güçlenmesine ve EUR/USD paritesinin bir kez daha 1 seviyesinin altında kalmasında sebep oldu. ECB ise buna daha sert faiz artışlarıyla karşılık vererek eylül ayında tarihinde ilk kez 75 baz puanlık faiz artışına gitti.
Faiz artışlarına ilk başlayan BoE ise kademeli bir şekilde faiz artışına devam etti ve GBP/USD paritesinin eylül ayında 1,03 ile tarihi dip seviyeye gerilemesinin ardından 33 yılın ardından ilk kez 75 baz puanlık faiz artışı yaparak adımlarını sertleştirdi.
Kasım ayına gelindiğinde Fed fonlama faizi yılbaşından bu yana toplamda 375 baz puan artışla %3,75 - 4,00 bandına yükselmiş, ECB faizleri 200 baz puan artmış, BoE politika faizi ise 300 baz puan artışla %3,00 olmuştu.
Fakat kasım ayı enflasyon verilerinin beklentilerin altında gerçekleşmesi ve baz etkisi sonucunda gerilemeye başlaması nedeniyle merkez bankaları 75 baz puan olan faiz artış serilerini yavaşlatarak 50 baz puanlık adımlara dönüştürdü. Aralık ayı toplantılarında hem Fed hem ECB hem de BoE 50’şer baz puanlık faiz artışına gitti.
Şu sıralarda Fed üyeleri faiz artış trendinin daha da yavaşlatmayı ve hatta bir noktada durdurmayı konuşurken, ECB üyeleri ise 50 baz puanlık faiz artışının yeni bir “norm” haline geldiğini söylüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2022'ye enflasyon, politika faizleri, kur dalgalanmaları ve ‘shrinkflation’ gibi terimler damga vurdu. İşte 8 madde ile ekonomi ve piyasalarda geride bıraktığımız yıl!
02 Oca 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Salı günü açıklanacak merkezi yönetim bütçe dengesi ve Çarşamba günü açıklanacak Ağustos ayı Konut Fiyat Endeksi ile Perşembe günü yayımlanacak TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak Fed faiz kararı ile Perşembe günü İngiltere Merkez Bankası ve Cuma günü Japonya Merkez Bankası tarafından açıklanacak faiz kararları takip edilecek.
14 Eyl 2026

Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Bu programa iki ayrı soruyla yaklaşılabilir. Birincisi iç tutarlılıktır. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve bütçe rakamları birbiriyle uyumlu mu? İkincisi dış geçerliliktir. Bu belgelerin geçmişte verdiği rakamlar, kaydedilenle karşılaştırıldığında ortaya nasıl bir sicil çıkıyor?

Ekonomi yönetimi Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programının limitini Temmuz ayında 750 milyar TL’ye yükseltti. Yakın zamanda açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda (OVP) ise katma değeri yüksek, daha küçük ölçekli imalat yatırımları için yeni bir uygulama hazırlanması kararlaştırıldı. Peki finansmanın koşulları neler?



