Galata Kulesi efsaneleri ve ilk uçuş


Şehir hayatında ev işlerinin akıllı yardımcısı: iRobot Roomba Robot Süpürge Uzun, yoğun ve stresli mesailer, trafik, şehir gürültüsü, hız, yorgunluk ve bir türlü yetmeyen zaman... Tüm bunların üzerine idare edilmesi gereken, düzenli temizlenmeye ihtiyaç duyan evlerimiz… İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşamanın bazı maliyetleri var. Fakat şüphesiz, boş zamanlar daha iyi değerlendirilmeyi hak ediyor. Ev işlerinin hayatınızdaki payını önemli ölçüde azaltmanın ve hafta sonları gibi önemli zamanları kendinize ayırmanın bir yolu olabilir mi? Bir robot süpürge alıp ev temizliğini bir iş olmaktan çıkarmak isteyenler için bugün bültenimizde robot süpürgelerin mucidine, iRobot’a yer veriyoruz. Roomba robot süpürge ne vadediyor? ABD merkezli iRobot'un 2002 yılından bu yana yeni modellerle geliştirdiği akıllı robot süpürge iRobot Roomba, ev işlerinde en önemli yardımcınız olmayı vadediyor. Farklı modelleriyle performansı, tasarımı, akıllı teknolojileri ve en iyi süpürme deneyimini bir araya getiren ve tek tuşla mobil uygulama üzerinden kontrol edilebilen iRobot Roomba robot süpürge modelleri, size ihtiyaç duymadan bütün evin süpürme yükünü üstlenebiliyor. Akıllı haritalama teknolojisiyle ev krokisini oluşturabildiğiniz, mobil uygulama üzerinden performans, temizlik zamanı gibi ayrıntıları belirleyebildiğiniz iRobot Roomba robot süpürgeler emiş gücü yüksek motorları, AeroForce fırçaları ve yıkanabilir toz hazneleriyle daima temiz bir evin teminatı oluyor. Roomba robot süpürgeler, iRobot yetkili satıcılarından iRobot Türkiye güvencesiyle satın alınabiliyor. iRobot: 1990 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Yapay Zekâ Laboratuvarı'nın robotların dünyayı değiştirebileceğine inanan üç üyesi; Rodney Brooks, Colin Angle ve Helen Greiner tarafından ABD'de kuruldu iRobot o yıldan bu yana tüketici robotları üretimine odaklanıyor. Savunma ve uzay görevleri için geliştirdiği robotların yanında markanın 2002 yılında dünyada bir ilki gerçekleştirerek ev kullanımı için ürettiği robot süpürge Roomba, üretildiği yıldan bu yana 30 milyonu aşkın insan tarafından tercih edildi. iRobot’u ve yenilikçi ürünlerini yakından incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Zihnim Galata’da dolaşıyor bugün. Galata’nın ara sokakları, Galata’nın gizli hikâyelerini hatırlatıyor. Zihnimin dalgalı denizi beni çağrışımlar arasında savururken, camımın tam önüne konan kuşu fark ediyorum. Daha önce hiç görmediğim cinsteki bu kuşun farklı birçok rengi barındıran kuyruğunu inceliyorum bir süre, onu ürkütmekten çekinerek. Kuşun kuyruğunu hayranlıkla incelerken güzelliğinin farkında olan tavrını seziyorum. Biliyorum, onu izlememden keyif alıyor. Merak ediyorum: Galata Kulesi de güzelliğinin farkında mıdır acaba?
Galata Kulesi çağrışımları: İstanbul, Bizans, Cenevizliler, fener kulesi, Hezarfen ve aşk… 528 yılında Bizans İmparatoru Anastasius tarafından Fener Kulesi olarak inşa edilen ve şehrin en önemli sembolleri arasında yer alan Galata Kulesi, dünyanın en eski kulelerinden biri olarak kabul ediliyor. 1204’deki IV. Haçlı Seferi’nde yüksek düzeyde hasar alan kule, 1348’de Cenevizliler tarafından yığma taşlar kullanılarak İsa Kulesi adıyla Galata surlarına ek olarak yeniden restore ediliyor.
Cenevizliler: Bu bilgiler aklıma İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası kitabını getiriyor. Kitapta İstanbul’a ilk kez gelen denizci Cenevizlilere, ak martının karanlıkta yol gösterdiği anlatılır. İnançlarının bir tezahürü olarak martıyı İsa Peygamber ile özdeşleştiren Cenevizliler, onu yuvasına kadar takip ettikten sonra yakalar, pişirir ve yerler. Yuvasının bulunduğu yere de onun hatırası için Galata Kulesi’ni inşa ederler.
Merak ediyorum: İstanbul silüetine gizemli bir hava katan Galata Kulesi hakkında başka hangi hikâyeler, efsaneler vardır?
Efsane I: Galata Kulesi denildiğinde akla gelen ilk efsanelerden biri Roma dönemine dayanıyor. O dönemlerdeki inanca göre Galata Kulesi’ne ilk kez beraber çıkan bir kadın ve erkek, mutlaka evlenirmiş. Ancak eğer taraflardan biri, önceden kuleye çıkarsa bu tılsımın bozulacağına inanılırmış. Ayrıca inanca göre, eğer kuleye beraber çıkacak çiftin kaderinde kavuşamamak varsa karşılarına mutlaka bir engel çıkarmış. Anlayacağımız, Galata Kulesi, bir ömür beraber yaşamayacak çiftleri kabul etmezmiş.
Efsane II: Bir diğer efsane ise oldukça romantik ve masalsı. Efsaneye göre, Galata Kulesi ve Kız Kulesi birbirlerine âşık iki kuledir ancak aralarında bulunan İstanbul Boğazı, kulelerin kavuşmasını engellemektedir. Galata Kulesi aşkına yıllarca mektuplara yazar ve Kız Kulesi’ne olan hasretini kelimelere döker. Günden güne özlemleri daha da artan kuleler, bir gün Hezarfen Ahmet Çelebi’nin kuleye tırmanmasıyla birlikte aralarındaki boğazın artık sorun olmaktan çıkacağını düşünürler. Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Avrupa yakasından Anadolu yakasına uçması da aslında iki kulenin aşkına bağlanmaktadır. Çelebi, Galata Kulesi’nin yüzyıllardır biriktirdiği mektupları yanına alarak kanatlanmış ve uçuşu sırasında Kız Kulesi’ne bu mektupları bırakmıştır. Aşkının karşılıksız olmadığını anlayan Kız Kulesi ise mektuplardan sonra daha da güzelleşmeye başlamıştır. Birbirlerine duydukları bu derin duygular ise onların yüzyıllara meydan okumasına yardımcı olmuştur ve İstanbul’un en güzel manzarasını oluşturmuşlardır.
Hezarfen Ahmet Çelebi ve ilk uçuş: Galata Kulesi’nin ikinci efsanesinde yer edinen Hezarfen Çelebi, 1623-1640 yılları arasında hüküm süren IV. Murat zamanında uçma tasarısını eyleme geçirmiştir. Geniş bilgisinden dolayı halk arasında “binfenli” anlamına gelen “Hezarfen” lakabıyla anılmıştır.
Efsanede belirtildiği gibi iki âşık kuleyi kavuşturmak için midir bilinmez ancak Evliya Çelebi’nin Seyahatname'sinde yazana göre, Çelebi 1632 yılında, lodoslu bir İstanbul sabahında, kıyıda toplanan İstanbul ahalisinin meraklı bakışları önünde, yapay kanatlarıyla Galata Kulesi’nden kendisini boşluğa bırakmıştır. Çelebi rüzgârdan faydalanmış, uçarak İstanbul Boğazı’nı aşmış ve bugünkü Üsküdar Doğancılar semtine inmiştir.
Bu uçuş deneyimi, Türkiye havacılık tarihine ilk uçmayı başaran kişi olarak geçmiştir. Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen Osmanlı tarihçilerinin birlikte hazırladıkları Osmanlı Külliyatı'nda “Galata Kulesi’nden Üsküdar’a kanat takarak uçtuğu öne sürülen Hezarfen Ahmet Çelebi, sadece Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde anıldığı ve başka hiçbir kaynak tarafından doğrulanamadığı için efsaneden öte bir anlam taşımaz.” denilme gereği duyulsa da ben bu hikâyeye inanmayı tercih ediyorum.
Merak ediyorum: Galata Kulesi’ni daha da güzelleştiren bu efsaneler, Galata Kulesi’nin de hoşuna gidiyor mudur?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Şehirde yapay aydınlatmanın sebep olduğu ışık kirliliği, Galata'nın efsaneleri, yolu İstanbul'dan geçen yabancı filmler ve dahası.
13 Ara 2020

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...



