

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Yeni bir takvim yılından merhaba! Pek çok insan bir takvim yılı bitip yenisi başlarken iyisiyle kötüsüyle geçirdiği yılın muhasebesini yapar, yeni yıl için hedefler koyar. Ben yıllar geçtikçe bu muhasebelerin daha fazla can yaktığını anlamaya başladım. Yitenleri ve hayatıma yeni girenleri, düşüşleri ve yeniden ayağa kalkışları, yerinde saymaları, acıtanları ve gülümsetenleri düşünmeden sadece bu geçiş anında minnet duyduğum ve beni mutlu kılan durumlara odaklanmaya çalışıyorum. Ama ister istemez yaşadığım güzel anları ve artık hayatımda olmayan sevdiklerimi yad ediyorum. Gal dilinde tam Türkçe karşılığı olmayan, yas ve özlemle karışık bir duyguyu barındıran bir kelime var: ‘hiraeth’. Bir daha hiç dönemeyeceğiniz ya da hiç var olmamış bir eve, yere, kişiye, duyguya duyduğunuz kederli özlemi anlatan bir kelime. Daha önceden büyük ailemizin ve sevdiklerimizin bir araya geldiği, ama artık bir daha hiç dönemeyeceğimiz o anlara ait benim de hissettiğim yoğun duyguyu çok iyi ifade ediyor. Geçmişe özlemle yaşamak hayatı zorlaştırıyor elbette. Zamanın değiştiğini kabul etmemiz ve şu andaki var oluşumuzda bizi biz yapan her şeye ve bize mutluluk veren herkese minnetle ve sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor.
Değişen sadece çekirdek yaşamlarımız değiliz elbette, dünyamız ve içinde bulunduğumuz çevre de maalesef bizi endişelendirecek şekilde değişiyor. Geçtiğimiz yıllardaki 31 Aralık’lardan dikkat çekici bir fark daha vardı bu yıl. Ankara’ya ‘bildiğimiz’ kış gelmedi. İzleyici rekorları kıran Taht Oyunları (Game of Thrones) dizisini takip etmedim. Ancak, “Kış geliyor (Winter is coming)” sözüyle tanınan meşhur karakter Jon Snow’u benim gibi diziyi takip etmeyen pek çok insanın da tanıdığını sanıyorum. Dizide kış yaklaştığı için endişelenen Jon Snow karakterini canlandıran oyuncu Kit Harington, 2017 yılında verdiği bir röportajda, gerçek hayatta kışın gelmesinin değil, tam tersine küresel ısınmanın korkutucu kanıtlarıyla karşı karşıya kaldığını belirtmiş. Dizinin kış sahnelerini çekmek için İzlanda’ya gittiklerini, dört yıl sonra aynı yere gittiklerinde çekim yaptıkları buzulun küçülmüş olduğunu büyük bir endişe ve üzüntüyle anlatmış. Geniş kitlelerce takip edilen bir aktörün küresel ısınma ve iklim krizinin gerçekliğine dikkat çeken bu açıklaması ne kadar ses getirdi bilmiyorum. Oysa ki benim kahramanım, epidemiyolojinin babası olarak bilinen John Snow kendi zamanının en ses getiren bilim insanlarından birisi.
Dr. John Snow’un tıbbi aktivizmi, bir çevresel tıbbi tehlikenin önüne geçmek için gerektiğinde gerçekten harekete geçmenin ikonik hikayesini anlatır bize. 1800’li yıllarda Avrupa büyük kolera salgınları ile sınanmaktadır. Dr. John Snow İngiltere’de kolera üzerine araştırmalar yaparken, 1854 yılında Londra’daki kolera salgınının mikroplu sudan kaynaklandığını tespit eder. Soho bölgesindeki salgının kaynağını ararken ölümlerin çoğunlukla içme suyu temin edilen bir su pompasının yakınındaki evlerden bildirildiğini fark eder ve araştırmaları onu Broad Street’teki su pompasına götürür. O dönemde koleranın zayıf hijyen şartlarına bağlı kötü kokuların zehirli dumanları ile havadan yayıldığına inanılmaktadır! Maalesef, koleranın mikrop bulaşmış sudan kaynaklandığı hipotezi o zaman pek rağbet görmez. Bunun üzerine Dr. Snow meseleyi ‘eline alır’ ve su pompasının kolunun sökülmesini sağlar! Bu bölgedeki kolera salgınının durduğu fark edildiğinde Dr. Snow’un haklı olduğu anlaşılır. Daha sonraki araştırmalarında kanalizasyonun Thames nehrine karışmasının su dağıtım şebekesine kolera mikrobu bulaşmasına yol açtığını gösterir. Onun bu çalışmaları, kanalizasyon drenajı ve su temizleme sistemlerinin oluşturulmasına temel oluşturur. Sadece kolera değil, pek çok başka su ile bulaşan enfeksiyon hastalığının da önüne geçilmesi sağlanır.
Ben de güneşli ve yağışsız bir 1 Ocak gününde dünyanın haline endişelenip düşünürken Dr. John Snow’u yad ettim. Dr. Snow, ‘su pompası kolu’ metaforu ile aslında bize doğruluğuna inandığımız ama çözemediğimiz, başkalarını inandıramadığımız meselelerde, durumu ‘ele alıp’ harekete geçmemizin gerekliliğini de anlatıyor olabilir mi? İklim krizi gibi bilimsel kanıtları ortaya uzun süredir konmuş ve sağlığımız üzerindeki etkileri bir çığ gibi artarak büyüyecek bir konuda Dr. Snow aktivizmine ihtiyacımız olduğu kesin. Dilerim ki bu yıl, doğru bildiklerimizi topluma ve yöneticilere anlatabilmek için hep beraber harekete geçeceğimiz sağlık dolu bir yıl olsun!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR



