Glogauer Straße üzerinde karşılaşmalar ve bellek arkeolojisi

Çukurcuma’dan Maybachufer’e: FREYAalt kurucu ortağı Ece Manav’la FREYAalt’nın son sergisi “PROEM” üzerine.
Glogauer Straße üzerinde karşılaşmalar ve bellek arkeolojisi

19 Temmuz - Martı Hemithea - Soli
Martı Hemithea Hotel ile birlikte

Martı Hotels Marinas antik mirasa sahip çıkıyor Martı Hotels Marinas , adını Antik Yunan mitolojisindeki sağlık ve güzellik tanrıçası Hemithea’dan alan butik otel Martı Hemithea ile sizi Karia bölgesinde tarihî bir yolculuğa, benzersiz bir kültürel mirası keşfetmeye davet ediyor. Martı Grubu, denizinin mavisi ve binlerce yılın yaşanmışlığını barındıran tarihî dokusuyla büyüleyici Hisarönü Körfezi’nin antik mirasına sahip çıkıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izni ile Marmaris Müze Müdürlüğü başkanlığında yürütülen Kastabos Antik Kenti , Hemithea Kutsal Alanı ’ndaki kazı çalışmalarına sponsor olan Türkiye turizminin köklü markası, eğitim, spor, arkeoloji ve kültür gibi farklı alanlardaki sosyal sorumluluk faaliyetlerini sürdürüyor. Hemithea gün ışığına kavuşuyor: Martı Grubu, tarihi M.Ö. 4. yüzyılın ikinci yarısına uzanan Kastabos Antik Kenti , Hemithea Kutsal Alanı ’ndaki çalışmaların ana sponsoru oldu. Karia dilinde “Tapınak Düzlüğü” anlamına gelen Kastabos’ta, Hemithea’ya adanmış bir tapınak ve Kastabos Khersonesos Birliği’nin toplantı merkezi olarak kullanılmış bir alan mevcut. Tapınağın yanı sıra 3.500 kişilik bir tiyatro, heykel kaidesi, yüzükler, mühürler, sikkeler ve Hemithea’ya özgü birçok materyalin bulunduğu kazıda tarihî eser niteliği taşıyan buluntular, Marmaris Müze Müdürlüğü tarafından korunuyor. Deniz ve kum kadar tarih ve kültürün turizminin de parlamaya başlamasıyla bu bölgenin korunması ve kültürel mirasa kazandırılması önem arz ediyor. Çalışmalarını bu hedefle yürüten Martı Grubu, mitolojide yer eden bu bölgenin binlerce yıllık tarihî zenginliğine ışık tutuyor. Bu kültürel deneyimin bir parçası olmak için Martı Hemithea ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Her gün geçip gittiğimiz o caddeye, gölgesinde dinlendiğimiz ağaca, belleğimizde yer etmiş o banka; rutinlerimize, örüntülerimize dönüp bir daha baksak neler bulurduk? Neleri arardık? Gündemimiz 2022’de Çukurcuma’da bir apartman dairesinde kolektif bir çabayla genç yaratıcıların ihtiyaçlarına ve tutkularına cevap vermek üzere ortaya çıkan inisiyatif ve sanat odaklı oluşum FREYAalt’ın Berlin’deki yeni sergisi. Serginin küratörü ve FREYAalt kurucu ortağı Ece (Manav)’nin Glogauer Straße’den Maybachufer Köprüsü’ne doğru mahallesinde yürürken yaşam alanlarımıza, buradaki rutinlere, üretimlere, etkileşimlere ve örüntülere götürdüğü dikkati ve sonrasında belleğinden dökülenler ile gelecekte olabileceklere duyduğu heyecanla oluşan “PROEM”: Proem, poetry, ensemble. Yaşam alanlarımız karşılaşmalar arasındaki örüntülerin peşinde ve yeni örüntülerin teşvikçisi olacak sergi, 24-28 Temmuz’da Berlin’de Kreuzberg’te bir art residency olan GlogauAIR’da. Öncesinde Ece’yle Soli’nin de medya partneri olduğu serginin küratöryel sürecine, etkinlik programına ve FREYAalt’ın oluşum, kuruluş demek pek doğru olmayacak, süreciyle nasıl bağlantılar içerdiğinde dair konuşuyoruz.

Elif Bayram: FREYAalt’ın oluşum sürecinden bahseder misin?

Ece Manav: Çukurcuma’da yaşananlar, ki bu satırları okuyacak ve oradaki mekana bir kez olsun uğramış tüm dostlarda bu bir şey ifade edecektir, her şeyin tohumu oldu. “Mükemmel olmayan” galeri mekanımız, bembeyaz ve boş apartman dairesi; hepimizin öğrenme, kaynaşma ve üretim alanı, Freya’nın da ruh ve metodunun oluştuğu ve vizyonunun köklendiği yerdi. Tüm yollar bizi hâlâ oraya çıkarıyor. Bu yaklaşım, hayatlarımızdaki bir zaman dilimini ya da anıları ilahlaştırmaktan değil, hatırlamak ve takdir etmekten geliyor.

Bu dönemi cebimize koyduktan sonra, biraz durup 2024 projeksiyonumuzu çizmek ve hislerimizi tartmak istedik, pusulamız hep bu oldu. Ekipten herkesin gördüğü güzel projeleri, yeni fikirleri, destek programlarını attığı, bunları hanemizde biriktirdiğimiz bir dönemden sonra tam kabuk değiştirerek başta çizdiğimiz vizyon, bu yaz itibarıyla aksiyona dönüşmeye başladı: Yani FREYAalt’ın ev sahibi, misafir veya katılımcı rollerinden birini veya birkaçını üstlenerek hareket halinde olması.

Elif: FREYAalt’ın Berlin’le nasıl bir bağı var?

Ece: FREYAalt’ın etrafındaki emek verenlerin yaşadığı ve ürettiği şehirleri gözeterek söylemek gerekirse FREYAalt’ın birçok şehirde var olan ya da potansiyel bir bağı var aslında. Öğrenmek ve tanışmak için farklı dinamiklere girmeye ve kendimizi yeni sularlara atmaya hepimiz hevesliyiz. 

FREYAalt ile Berlin’in bağı, ister istemez benim burda yaşamamdan geliyor. Geçtiğimiz yıl da ufak tefek etkinlik ve kürasyonlarla Berlin’de varlık göstermeye başlamıştık. Onlar da bu yılın tohumu olmuş, şimdi eklemlenerek yayılıp yeni ilişkiler kuruyor, işbirlikleri doğuyor, Berlin metropolünün uluslararası sanatçıları Türkiye’deki gibi organik bir parçamız haline geliyor, bebek adımlarla genişliyoruz. Konu benden geçmiş durumda. 

Elif: Kreuzberg’te bir art residency olan GlogauAIR’da 24-28 Temmuz tarihinde FREYAalt, “PROEM” sergisiyle tekrar Berlin’le bir ilişki kuracak. “PROEM” neleri, kimleri, nasıl bir alanda bir araya getirmeyi ve karşılaştırmayı amaçlıyor? 

Ece: Berlin’de kapsamlı bir proje yapmak ajandamızdaydı. GlogauAIR’la yollarımız kesişti ve müthiş bir heyecan ve merakla oluşumumuzu tanımak istediler. FREYAalt’ın hikayesi onlara yapacağımız proje önerisinin kendisi oldu. 

Ardından tabii düşünme ve proje yaratım süreci başlıyor. GlogauAIR’ın sokağı neredeyse her gün geçtiğim bir yer, aynı çevrede oturuyorum. Bir anda geldi zaten, rüzgar gibi, benim anlatmak istediğim bir hikayem var buralardan geçerken. “PROEM” için küratör rolüne bürünmemde elbette “gelişmekte olan sanatçılar” diye bahsettiğimiz odağımızın hepimizi kapsıyor olması var. Hayatımda kendi bağımsız kürasyon çalışmalarımı geliştirdiğim bir dönemde, kurucu ortak şapkamın yanına bu proje özelinde küratör şapkasını da eklemiş oldum.

Bazı alanları konforlu, bazılarıysa yeterince çetrefilli olan bu işte kimleri bir araya getireceğim yine çok içgüdüsel ilerledi. Stratejik planlar yapmadım açıkçası, biri kalbime düştü diğeri zihnime, bir kısmı da bu düşüşler dolayısıyla algoritmama. Etrafında toplandığımız konunun doğurganlığı ve feminist tarafları sebebiyle bir de baktım, hatta şaşırmadım da, bir araya gelen ekip ağırlıklı FLINTA sanatçılardan oluşuyor. Hem de Istanbul, Berlin ve Brüksel ekseninde. Yaşadığım, beni oluşturan bu şehirlerden, çeşitli zamanlarda hayatıma girmiş insanları birlikte inşa ettiğimiz sanatsal ifade ve çatının altında bir araya getiriyor “PROEM”. Yaşadığım muhitte, Berlin’in kültür füzyonun en kuvvetli yaşandığı sokaklardan birinde, harika bir art residency ve ikonik bir bina (Pergamon Museum’un mimarı Ludwig Hoffmann 1896’da tasarlamış) ve çok keyifli bir bahçede birkaç güne buluşuyoruz.

Elif: Serginin küratöryel araştırma sürecinden bahseder misin? Bu süreçte “PROEM” ismi nasıl ortaya çıktı? “PROEM”in senin için tanımları ve çağrışımları neler?

Ece: Yine Glogauer Straße’den Maybachufer köprüsüne bağlandığım günlerden birinde, zihnim meşguldu, bir şeyler gıdıklıyordu beni. GlogauAIR’ın karşı kaldırımından geçiyordum (ki burayı mekanla tanışana kadar hep devlet kütüphanesi sanıyordum) ve aynı anda hem kamusal alanda, sokakta bulunmaya dair hem de Ece olarak benim sosyal-ortak yaşam alanımıza ne kattığım, çeşitli zaman ve durumlarda büründüğüm rol ve hislere dair çok fazla duyguyu bir arada yaşadığım bir an oldu. Sergide nelerle oynayacağımız belli oldu o esnada.

Yaşam alanlarımız, buralarda yarattığımız, kopyaladığımız, sonra da paylaşmaya başladığımız rutinler ve örüntüler; her gün sokağa çıkarken yanımızda taşıdığımız modumuz, karakterimiz ve travmalarımız (aynı bir ilişkiye ve arkadaşlığa başlarken hepsiyle geldiğimiz gibi), beraberinde gelen duygu durumları, bir şeylerin parçası hissetmek, benimsemek veya bunların hiçbirini tiye almamak ya da tam tersleri… Sokak dediğin yer devamlı sonsuz molekülün çarpıştığı bir alan, hem fiziki hem duygusal boyutta. Bizi çevreleyenleri fark ediyor muyuz? Yoksa zaten “hep ordalar” diye biraz garantiye almışız da görmezden mi geliyoruz? Bunu bir güç unsuru görmeksizin, gölgesinde beklediğin ağaçtan kahve molası verdiğin köşeye kadar hepsi zamanın bir yerinden yakalayarak senin, benim, bizim ürettiğimiz şeyler. Beni çeperine alan sistem, hepimizin hikayelerinin çarpışmasından oluşuyor. Bunu hatırlamak için “PROEM”. Etrafımızdaki enstantanelerin varlığı var, bir de onların kabulü. Geçicilik burada uçup giden bir ifade değil, aksine hareketin yankılarını duymaya çalışmak mesele. Bunu unuttuğumuzda, fark ediyorum ki ya kendimizi ya da kendimiz gibi olmayanları soyutlama/ötekileştirme girişiminde bulunuyoruz. Öteki olumsuz tınlıyor belki birçoğumuza. Ne demek gerçekten? Tüm bu unsurlar, hepimiz, bir öteki değil miyiz? Tüm ötekiler ve hikayeleri bir araya gelince birlikteliği, sokağı, sistemi yaratmıyor mu? Aitlik veya yabancılık duygularını spektrumun iki ucu olarak ele aldığımızı varsayalım, birbirlerinden çok farklılar mı, yoksa aynı kazanda kaynayabilirler mi? 

Proem’in anlamı önsöz. Kelime anlamının yanı sıra bana fonetik olarak “prologue” (yine önsöz, girizgah anlamlı), “poetry” (şiir), “ensemble”ı (birliktelik) çağrıştırıyor. Bu 5 günlük deneyimi,  bu  çağrışımların bir derlemesi olarak yaratıyoruz. 

Elif: Sergideki sanatçılar, pratikleri ve mahalle arasında nasıl ilişkiler kuruyor?

Ece: Etrafında bir araya geldiğimiz kavramlar, bilinçli veya bilinçdışı olarak her birimizin konusu. Sergi 12 sanatçının yerleştirme, video, kısa film, ışık enstalasyonu, heykel, görsel-metin bazlı haritalandırmalar ve bir kamp müdahalesi gibi çeşitli pratiklerden oluşuyor. Kimilerinin çok kişisel kimilerininse çok daha kolektif çalışmalarıyla bellek arkeolojisi yaptığı bir ortaklık var diyebilirim. Bu belleğe bir de mekanın kendisi dahil oluyor ki GlogauAIR’la yaptığımız işbirliğinin derinleşmesini çok önemsedik. Sanatçı ağırlama programıyla orada yaşayan sanatçılarla tanışmak, kültür ve deneyim transferine alan yaratmak için içerikler de çalıştık. En güzel kısmıysa, sergi sanatçılarından ikisi daha önce GlogauAIR’ın sanatçı programında yer almış isimler. Bu proje için tanışıp kürasyona dahil ettiğim, biri Arjantin/İtalya asıllı diğeriyse ABD’den program için ilk kez Berlin’e gelmiş, burda pratikleri keşfedilip fırsatlar doğunca buraya yerleşmiş sanatçılar. “PROEM” için Berlin hikayelerinin başladığı yere iade-i ziyaretlerini bizimle yapacaklar.

Elif: “PROEM” Maybachufer’le nasıl konuşuyor? Bu mahallede nasıl yeni alanlar açmayı ve ağlar kurmayı hayal ediyor? 

Ece: Tasarımlarımızı bastırdığımız ozalitten birlikte etkinlik düzenlediğimiz lokallere kadar herkes Kreuzberg’in bir bölgesinden. Onun dışında kurguladığımız iletişimde Kreuzberg’in dinamiklerini, ekibin karma yapısını, FREYAalt’ın önceliklerini göz önünde bulundurduk. FREYAalt uluslararası bir yapı artık ama özünde İstanbullu. Mekanımız da her şeyin öyle ortasında ki burda geçireceğimiz birkaç günün (yankıları geliyor) yaratabileceği yeni çekim yasalarının peşindeyim. Tüm bilgileri İngilizcenin yanı sıra Türkçe de hazırlıyoruz. Berlin’de daha önce hiçbir sanat etkinliğinde Türkçe metin ve açıklama görmedim, sanatçılar Türk de olsa. Şehirdeki yüz binlerce Türk’ten yolumuzun daha önce kesişmediği, Türkçe açıklamayı bir davet olarak kabul edip sergiyi gezmek isteyecek birileri olur belki, ne güzel olur. İçeride ise hepimiz başından sonuna kadar orada olacağız; Almanca, İngilizce ve Türkçe etkileşimlere.

Elif: Serginin etkinlik programından bahseder misin?

Ece: Etkinlik programı biraz beklenmedik oldu, başta böyle bir planım yoktu. Sanırım son anda eski festivalcilik kaslarım uyandı, dediler ki yetmez. Böyle bir mekana ve dış avluya sahipken hakkını vermek, kullanmak da istedim. Her güne performans, atölye, dinleme, küratör turları, kısa film gösterimi gibi çeşitli aktivitelerin olduğu samimi bir program hazırladım. Programda yer alan tüm sanatçılar gönüllü bir şekilde hikayeye ısınıp projeye katkı sağlamak isteyenlerden oluşuyor. Tamamen bağımsız ve sponsorsuz bir proje “PROEM”. Herkesin yetenekleri ve özverisiyle bu kadar kapsamlı olabildi. 

Girişler 4 gün boyunca bağışla olacak, ortalama 10 euro’luk bir katkı önerisiyle. Kurduğumuz mini sistemle de bu katkıyla kapılarımız 4 gün, tüm etkinliklere katılım sağlanabilecek şekilde açık olacak. Bir giden bir daha gelsin, koklasın, kendi de sinsin, kaynaşalım, konuşalım istiyoruz. Gün gün inşa edeceğiz beraber. Çok heyecanlıyım doğrusu! Yarın itibarıyla ekip bir bir geliyor Berlin’e.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

Leros ve Kreuzberg: Adalaşan eserler, haritalanan hikayeler

Soli’nin de medya partneri olduğu “PROEM”, 24-28 Temmuz’da GlogauAIR, Kreuzberg’te. “All Things Become Islands Before My Senses”, 18 Ağustos’ta kadar Leros’ta. Leros'a gidecek olanlara: Burcu ve Gizem, Leros'ta bir günlerini anlatıyor.

19 Tem 2024

Fotoğraf: Elif Bayram

YAZARLAR

Elif Bayram

Editor-in-chief, Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR