Gümüşlük komünü: bitki, böcek ve su


Beş duyu, sayısız rota: Five and More Travel 5 duyuyu merkezine alan butik turlar sunan Five and More Travel, tüm seyahat tutkunlarını hem yurt içi hem yurt dışı destinasyonlarını birlikte keşfetmeye davet ediyor. Neler var? 6-20 kişilik gruplara özel kültür, bağcılık ve gastronomi odaklı seyahat programları, Five and More Travel ekibi tarafından grubun isteklerine göre özenle tasarlanıyor. Marmaris, Göcek, Fethiye ve Kaş’ta gruplara özel tekne turu organize eden Five and More Travel ekibi, tekne organizasyonu dışında bölgede bulunan restoran önerisi ve rezervasyonu gibi misafirlerinin deneyimlerini özelleştirecek hizmetler de sunuyor. 5 duyuyla harmanlanmış ve bireysel katılımın mümkün olduğu butik turlar sunuluyor. Dahası: Topluma karşı sorumluluğunun bilincinde olan Five and More Travel , dokunma duyusunu merkeze alarak ihtiyaç sahiplerinin hayatlarına dokunuyor ve düzenlenen turlardan sağlanan gelirin bir kısmını anlaşmalı vakıf ve dernekler aracılığıyla sosyal yardım amaçlı kullanıyor. Soli okurlarına özel: Gezmeye ve deneyimlemeye tutkun olan Soli okurları, SOLİ100 kampanya koduyla sadece yurt dışı turlarında geçerli 100 Euro değerinde indirime sahip olabiliyorlar. Five and More Travel ’ın güncel turlarını incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Mahalle: Gümüşlük. Mahalleli ve Yazı: Aslı Seven. Fotoğraflar: Aslı Seven & Rana Mengü.
Toprak yoldan eve dönerken fenerin mecburi olduğu zamandan beri Gümüşlük’lüyüm. Fener mecburiydi çünkü cep telefonlarının da feneri yoktu. Çalıların arasından ilerleyen ince patikada geceleri ne kadar korktuğumuzu hatırlıyorum. İki kişinin yan yana geçmesine olanak vermeyen dar alanda, dört beş kişi sıra haline dizilirdik. Kimse en arkada olmak istemezdi. Korkumuzu dindirmek için şarkılar söyler veya sesli oyunlar geliştirirdik. Her adımda çalıların arasında hareket eden bir hayvanın sesini duyardık. Doğanın ortama bizden daha fazla hakim olduğu bir yerdi. Bu korku insana daha alçakgönüllü bir varlık olmanın ne kadar yapıcı olabileceğini hissettiren bir duygu olarak sağlıklıydı.

Aslı Gümüşlük'te günü batırırken
Kentsel dönüşümle kaybolan şeyler
Kentsel dönüşümün ve yoğun turizmin kendini ilk hissettirmeye başladığı 2000’lerin başında yavaş yavaş kaybolan ve özlediğim şeylerin listesini yapmıştım. En çok özlediğim şeylerin arasında eski dere yatakları var. Bugün hepsi köy içindeki asfalt yollara dönüştü ama bir zamanlar gökyüzünü bile göremeyecek kadar yoğun ve yemyeşil bitki örtüsünün kapladığı, arabaların zor girdiği toprak yollardı bunlar. Çocukluğumun yazları o yollardaki ağaç kovuklarında, sincaplar ve kaplumbağaların dünyasında geçti, eski çizgi filmlerdeki ormanlar gibiydi, süprizlerle dolu. Evlerin kuyularından yükselen kurbağa sesleri, eşeklerin anırmaları ve dalgaların sahili yalayıp geri çekilirken çakıl taşlarının arasından çıkardığı sesler de vardı bu listede.
Bugün farkettiğim; Gümüşlük sahil şeridinden beride, köy içindeki boş alanların, küçük tarım alanlarının, mandalina bahçelerinin iyice azalmış olduğu, yerlerine birbiriyle iç içe, kutu kutu evlerden oluşan siteler, araba garajları ve her boş alanın hurdalığa dönüştüğü bir ‘atıklaşma’ nın kondurulduğu. Sanırım değerini en az bildiğimiz şey; alan.

Dikkat! Gümüşlük'ün gerçek mahalelileri her yerde karşınıza çıkabilir
Bir de doğa körlüğü var. “Boş” arazi diyoruz ama aslında boş değil, orada toprak altında bitki ve hayvanların birbirini beslediği, çoğaldığı, birlikte hareket ettiği, bizi de besleyen bir organizma hareket hâlinde, devinimde. Bir doğa körlüğünden muzdaribiz. Buna bugün Gümüşlük koyuna yönlendirilmiş olan arıtma ve onun tahribatını da eklemek gerekiyor. Suyun kalitesi çok düştü ve mavi bayrak kaybedildi, mesela bundan hiç kimse bahsetmiyor. Gerçi bu bütün Bodrum yarımadasının altyapı sorununu gündeme getiren bir mesele, burası yaz aylarında bir vidanjör cumhuriyetine dönüşüyor. Atık içinde yüzüyor ve nefes alıyoruz.
Ayaklar denize, gözler karşı sahile, yüzler güneşe
Geleceğin kurtarıcısı: küçük ölçekli tarım ve hayvancılık
Dünya meselelerine bakışımı en etkileyen şey 30-35 yıllık zaman içinde kentleşmenin nasıl işlediğini burada gözlemlemek oldu. Şehir ve şehirleşme dediğimiz şey nereden çıkıyor, nasıl oluşuyor ve hangi evrelerden geçiyor, alt yapı nedir, kırsal üretim nedir gibi soruları birebir deneyimleyerek anladım bir anlamda. Bugün dünyada ve özellikle Türkiye’de ekonomiyi döndüren ve krizlerden “kurtaran” şeyin beton ve inşaat oluşunun sonuçlarını yaşadığımız bir yer burası.
Covid ilk ortaya çıktığında burada olmak gibi bir şansım oldu, pandeminin hepimizi korkuttuğu ve belirsizliğin çok yüksek olduğu bir dönemde hayatta kalabilmek için küçük ölçek tarımı korumanın ne kadar önemli olduğunu çok düşündüm, çünkü burası turizmin tüm tahribatına rağmen küçük ölçek tarım ve hayvancılığın hâlâ direndiği bir yer. Bu bana, sağlam ve güvenilir zannettiğimiz sistemler çöktüğünde sığınabileceğimiz yerel bilgileri, topluluk ilişkilerini ve her türlü üretimin küçük ölçekte mümkün olabildiği bir düzeni beslemenin ne kadar mühim olduğunu düşündürdü. Belki her yerel alan gibi, mikro ölçekte, sürekli hareket ve dönüşüm halindeki bir dünya kapsülü.

Tavşan Ada'sı yolunda, denizin içinden adım adım
Yalnız ve birlikte ritüeller
Yıllar içinde, değişmeyen ritüellerim var burada. Sabah erken denize girip uzun yüzmek onlardan biri. Bu yaz tavşan adasında yaşayan bir keçi ailesi var mesela, her sabah adaya kadar yüzüp, adanın etrafında dönüp keçileri izliyorum ortalıkta çok az insan varken. Güneş yükselince eve kaçıyorum, taş ev olduğu için serin oluyor. Gündüz saatleri kitap okuma, yazma, çizme gibi çeşitli yaratıcı projelerle geçiyor. Akşamüstlerim köy içinde bisikletle dolaşmak ve bahçe işleri arasında bölünüyor, bazen bisiklet turlarında karşıma çıkan ilginç bitkilerden bir kesme alıp çoğaltıyorum. Bunlar yalnız olduğum zamanların ritüelleri, bir de sosyal hayat var tabii ki. Benim gibi yirmi, otuz veya kırk yıldır buralı olan veya buraya gidip gelerek yaşayan insanlardan oluşan bir çevre içinde yemekler ve deniz programları yaptığımız oluyor. Evde benimle kalmaya gelen arkadaşlarım olduğunda hayat genişliyor, Gümüşlük dışına çıkıp başka koylarda gezindiğim, Ortakent, Bitez, Gündoğan gibi yerlerde günler geçirdiğim “turistik” diyebileceğim paralel bir hayat da yaşadığım oluyor.

Zeytin ağacının altında yapılan akşamüstü sohbetleri
Gümüşlük komünü kimdir?
Gümüşlük’e “komün” kelimesinin tam olarak karşılamadığı bir konumdan bakıyorum sanırım. Burada yaşayan insanlarla değil de daha çok bitki, böcek, koku, taş, su ve rüzgârla ilişki kuruyorum. Bu bahsettiklerim bundan yirmi veya otuz yıl önce çok daha güçlüydü tabii ki, 2000’lerin başından beri süren inşaat deliliği doğanın frekansını çok düşürdü ama hâlâ turizmden ve insan kalabalıklarından uzak gizli bahçeler ve köşelere sahip bir yer burası. Belki biraz da oldukça küçük bir yer, bir köy olduğu için anonim olmayı ve insan ilişkilerine çok fazla girmemeyi tercih ediyorumdur. Zihinsel veya sanatsal bir üretim için insanın sadece kaosun içinde değil, kendi dünyasında da vakit geçirmesi gerekiyor. Şehir hayatında bulamadığım sakinliği bulduğum, merkezime yaklaştığım, kendi yörüngemi kurabildiğim bir yer burası. Burada yaz kış yaşayan ailemin, teyzem ve kuzenimin seramik, tasarım, müzik pratikleri olan kişiler olması ve onlarla yaratıcı süreçler üzerine konuşabilmek en sevdiğim şey. Kültürel üretimi odağına alan Gümüşlük Akademisi ve Klasik Müzik Festivali gibi oluşumlar ve onların burada var etmeye çalıştığı ortamla ilişkilenmek de besleyici oluyor.

Hayır burası bir belgeselden alınmadı, burası Gümüşlük'ün tabiatı
Direnen doğa
Suya girip çıkarak veya su üstünde hareket ederek, karaya sudan bakarak yaşamanın ve bunu yalnızca 1-2 hafta değil de bazen aylarca yapabilmenin getirdiği bir perspektif değişikliği var kesinlikle, belki bir perspektif genişlemesi demek doğru olur. Çoğunlukla zihinsel işlerle meşgul birisi olduğum için bedensel konumun veya bedensel hareketin getirdiği ya da mesela suyla birlikte gelen yerçekimi azalmasının getirdiği bir özgürleşme hâli burada olmak. Sudan bağımsız olarak doğaya yakın yaşamanın da ayrı bir katkısı var, bazı şeylerin doğada nasıl şekil aldığını izlemek sürecin sonuçtan her zaman daha önemli olduğunu tekrar tekrar yeniden anlamak veya hatırlamak için müthiş bir yol.
Bu yaz başında bir gün kuzenimle evin terasında oturup güneş batarken vadiyi seyrediyorduk, çok da konuşmadan. Yarım saat içinde önce elektrik tellerine konmuş, uçmayı yeni öğrenmeye çalışan kırlangıç yavrularını, ardından evin önündeki tarlanın berisindeki sazlıkların arasından geçen yaban domuzu ailesini gözlemledik. Tam onlar çekildiğinde o tarlanın ortasından bize doğru zıplayarak koşan bir tilki belirdi. Uyuyamadığım geceler sabaha karşı yükselen rüzgârla birlikte ne olduğunu bilmediğim vahşi hayvanların seslerini duyabiliyorum hâlâ. Eskiden evin bahçesine biriken yabani otları temizleyip atardım, artık bırakıyorum, böcekler ve sürüngenler çoğalabilsin diye çünkü başka yerleri yok. Zararlı olarak etiketlediğimiz canlılar da canlı ve onlara dair hâlâ bilmediğimiz o kadar çok şey var ki.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Şehir hayatında olmayan sakinliğin bulunduğu, insanın kendi yörüngesini kurabildiği bir yer burası.
04 Eyl 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.




