Haftada 4 gün, günde 8 saat


Başka bir şirket mümkün : Mey | Diageo Sanata desteğini yıllar boyu sürdüren, her canlının hakkını savunan ve doğaya net pozitif katkı sağlayan bir şirket olma hedefiyle faaliyet gösteren Mey | Diageo ; ekosistem dayanışması, sürdürülebilirlik, kapsayıcılık ve çeşitlilik odaklı çalışmalarına Cumhuriyetin 100’üncü yılında da tüm gücüyle devam ediyor. Sorumlu tüketim, kapsayıcılık ve çeşitlilik kültürü, su kıtlığı, geri dönüşüm, karbon salımı gibi konularda bilinç yaymayı ve fark yaratmayı amaçlayan şirket, “başka bir şirket mümkün” vizyonuyla daha dürüst ve adil bir dünya için çalışıyor. 2022’de neler oldu? Tohumdan kadehe kadar sürdürülebilirliğe öncülük etme anlayışıyla geliştirdiği projelere son hız devam eden Mey | Diageo, merkez ofis dâhil olmak üzere tüm tesislerinde sıfır atık derecesine erişerek 2030 yılı için belirlediği atık yönetimi hedefine 2022 yılında ulaştı. “Sanatı destekleyen, tüm canlıların haklarını savunan, çevreye pozitif etki yapan bir şirket mümkün” diyen Mey | Diageo, 17. İstanbul Bienali’ne katkı sağlayan kuruluşlar arasında da yer alarak birleştirici ve iyileştirici gücüne inandığı kültür-sanatın sürdürülebilirliğine gururla destek verdi. Sektöründe fark yaratan Mey | Diageo, başarılarını Kadın Dostu Markalar Platformu Farkındalık Ödülü ve Sektöründe Türkiye’nin En Beğenilen Şirketi Ödülü gibi ödüllerle taçlandırdı. Mey | Diageo ’nun farklı alanlarda sürdürdüğü sosyal fayda çalışmalarını buradan takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
4 günlük çalışma haftası fikri dünya genelinde daha fazla ilgi çekmeye ve taraftar toplamaya devam ediyor. Hatta ülkemizde de haftada 4 gün çalışmayı deneyen bazı şirketlerin adını duymaya başladık. Ancak 5 günlük çalışma haftası fikri bile görece yeni sayılır. Bu yazıda, çalışma günlerinin nasıl kısalmaya başladığı ve bunun üretkenliğe nasıl katkı sunabileceğini ele alacağız.
Günlerin kökeni
İşçiler 1 Mayıs 1867’de günlük mesailerinin insani saatlere düşürülmesi talebiyle Şikago’da büyük bir greve gidiyor ve 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın temellerini atıyorlar. 1886 yılında 1 Mayıs’ta ülke geneline yayılan protestolarda yaşanan çatışmalarda Şikago’daki işçilerden yaşamını yitirenler oluyor. 1890 yılına gelindiğinde ABD’de hükümet çalışanların mesai saatlerini kayıt altına almaya karar veriyor ve işçilerin haftada ortalama 100 saat çalıştığı ortaya çıkıyor.
Henry Ford’un haftada 5 gün, günde 8 saatlik mesai prensibini benimsemesinin ardından 40 saatlik çalışma haftası, ABD’de önce popülarite kazanıyor, ardından da Büyük Buhran dönemi boyunca istihdam eksikliğine çare olarak görülüyor ve nihayet 1940’ta yasalaşıyor.
Günümüz Türkiyesindeyse yasal çalışma sınırı 45 saat olarak belirlenmiş durumda. OECD verilerine göre Türk çalışanların %60’ı 45 saatten fazla çalıştıklarını belirtseler de yılda 1.572 saatle 1.566 saat olan Avrupa Birliği ortalamasından fazla çalışan Türk işçilerin, OECD ortalaması olan 1.716 ve ABD ortalaması olan 1.791 saatten daha fazla çalıştığını söylemek mümkün değil. […]
📲 Yazının devamını okumak için lütfen buraya tıklayın. Aposto Premium abonesi değilseniz üyelik seçeneklerimizi buradan inceleyin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hangi şirketler, ne büyüklükte işten çıkarma kararları alıyor? CEO'ların pozisyonları ve gelirleri işten çıkarma dalgasından nasıl etkilenecek?
03 Şub 2023

YAZARLAR

Atilla Büyükurvay
Haber Koordinatörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.

Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.




