Halil Babür: 'İyi çalışan bir anlatı her zaman yenilik barındırır'


Barnathan Garden’da Galata'nın tarihi lezzetle buluşuyor Galata Kulesi’ne karşı unutulmaz bir gastronomik deneyim yaşamak ister misiniz? Romantik akşam yemeklerinden saatlerce süren keyifli kahvaltılara Barnathan Garden , İstanbul’un kalbi Galata’da, tarihi lezzetle buluşturuyor. Tarihin sayfalarından: Barnathan Garden’ın bulunduğu Barnathan Apartmanı, İstanbul’un en eski konut apartmanlarından biri. 19. yüzyılın sonlarında yapılan apartman, döneminin ruhunu ve farklı kültürlerin buluştuğu Beyoğlu’nun zengin dokusunu estetiğinde yansıtıyor. 1492 yılında İspanya’dan Osmanlı İmparatorluğu’na göç eden Barnathan ailesi tarafından inşa edilen konut, Art-Nouveau motifleri de barındıran Neo-klasik mimari örneklerinden biri. Galata Kulesi manzaralı göz alıcı Barnathan Garden, misafirlerine benzersiz bir atmosfer sunuyor, dekorasyonu ve bulunduğu apartmanın tarihî dokusuyla zamanda yolculuğa çıkarıyor. Kahvaltıdan öğle ve akşam yemeğine iddialı bir menü sunuyor, dünya mutfağından lezzetleri seçkin bir kokteyl menüsü ile buluşturuyor. Dahası: Barnathan Garden’da lezzetli yemekler ve nefes kesici manzaraya her cuma canlı çello dinletisi eşlik ediyor. Nerede? Misafirler, Şişhane metro durağının İstiklal Caddesi çıkışından ve Tünel’den yürüyerek kolaylıkla Barnathan Garden’a ulaşabilir. Ayrıca bölgede özel ve katlı otopark da bulunuyor. Barnathan Garden ile buradan tanışıp menüyü inceleyebilir, Instagram hesabını keşfedebilir, rezervasyon yaptırıp Galata’yı bambaşka bir gözle deneyimleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
28. İstanbul Tiyatro Festivali bu yıl 14 yerli yapımla dikkatleri çekti. O yapımlardan bir tanesi de “Yeni Arayışlar” bölümünde sahnelenecek olan Linçler ve Dudaklar. Oyununun yönetmeni ve yazar Halil Babür tiyatro için uzun sayılacak bir süre sonra yeniden karşımızda. Kendisiyle Linçler ve Dudaklar oyunu üzerine konuştuk.
Podacto için yapılan İçimdeki Yangın’ı saymazsak en son sahneye taşınan oyununuz 2017 yılında yazdığınız: HE-GO. 7 yıl sonra karşımıza Linçler ve Dudaklar çıkıyor. Yazar olarak bunca zaman sonra tiyatroya dönmek nasıl bir his? Değişen dünya düzeni tiyatroya da uğramış mı?
Anlatının bir aracı olarak görüyorum tiyatroyu. Tiyatroyu tanımlayan şeylere mesafeli olduğum için bir yere dönmüş gibi hissetmiyorum. Zaten buralardaydım da başka şekillerde hayal kuruyordum. Tiyatro da içindeki kişiler neyse odur. Biz ne kadar değişmişsek o da değişmiştir muhakkak. Değişen şeyler anlatıya yansıdıkça anlamlı. Anlatı değişmezse seyirci profili de değişmez ve yok olur.
28. İstanbul Tiyatro Festivali’yle prömiyer yapacak oyun, aynı zamanda festivale bu yıl eklenen “Yeni Arayışlar” bölümünün oyunu. Yeni Arayışlar kelimesi sizin kulağınıza nasıl geliyor?
İronik. Oyunun meselesi de eski, yeni, uyum sağlamak gibi temaların etrafında dolaşıyor. Oyunun ana karakterinin sınavı bu. “Yeni Arayışlar” daha önce denenmemiş şeylerden çok, özlenen ve uzun süredir karşılaşılmayan temaları da işaret ediyor olabilir. Sonuçta yeni dediğimiz şey, eskimiş eski bir yerde. Moda mesela, uzun vadede tekrar eden şeyler etrafında dönüyor. Bulunmaz bir yeni yok bence. Araçlarımız aynı çünkü.
Linçler ve Dudaklar’da izleyicileri neler bekliyor? Biraz oyundan bahseder misiniz?
Az önce bahsettiğim temalar dışında oyun sadece şunu anlatıyor diyemem. Umarım seyirci de bununla ilgili kafa karışıklığı yaşar. Kesinliğe, kendinden eminliğe karşıyım. Bilmiyorum seyirciyi neyin beklediğini. Ben de emin değilim. Ama oyunun ana teması dışında şeyler düşünmesini ve hissetmesini çok isterim.
Oyunun baş karakteri Cemal’in dünyasını merak ettim. Oyundan çıkan birçok insan da Cemal’in zihnini merak edecektir. Cemal nasıl biri? Bir yazar olarak karakteri sizden duymak önemli.
Hakkında 60 sayfayı aşan bir oyun yazdım zaten. :) Üzerine yorum yapınca onun hakkında kesin şeyler söylemeye başlıyorum. Ama Cemal hakkında düşüncelerim kesin değil. Karışık, değişken. Aslında oyun ne söylüyorsa o. Tek romanı olan, babasından kalan apartman dairesinde tek başına yaşayan bir yazar Cemal. Kesin olan şey bu.
“Linç” kelimesi özellikle günümüzde çok sık kullanılıyor. Ağızdan çıkan bir kelimeyle yaşanabilecek bir durum. “Linç” kelimesi size ne hissettiriyor?
Aşılması gereken bir eşik. Lincin sebebi bizim kim olduğumuzla ilgiliyse eğer, kendinden ödün vermeden savunmalısın onu. O eşiği geçersen özgürsün, daha fazla kendinsin. Kendi meyveni olgunlaştırabilirsin. Geçemezsen, toplumun senden beklediği vasat alana döner, ucuz çiçekler açıverirsin. Ama o da kötü bir seçenek olmayabilir tabii. Belki meyve veren bir ağaç değilsindir. Vasatlığını bilmek de bir tür kendin olmayı becermek bir yerde. Sanırım oyunun gezindiği yerlere değinmiş oldum biraz.
Hem oyunculuk hem yazarlık hem de yönetmenlik yapıyorsunuz. Bu farklı deneyimler size nasıl katkı sağlıyor? Nasıl hissettiriyor?
Genelde yapmadığım şeyi özlüyorum ama lüks tabii ki. Son zamanlarda biraz açıklığa kavuştu aslında. İşin başındayken, her şeyi tasarlarken daha iyiyim, içim rahat. Oyuncuyken kendi enstrümanım dahil karar veremediğim çok fazla şey var.
Halil Babür
Bir röportajınızda “Tiyatro değişecek, dönüşecek” demişsiniz. Dönüşümden bahsettiğiniz şey nedir? Linçler ve Dudaklar’da alışılagelmiş tiyatro bakış açısının dışına çıkıyor musunuz?
Tiyatro değişiyor dönüşüyor ama değişen başlıklar konusunda yanılmışım, en azından yakın tarih için. Dünyaya ayak uyduracak kadar tek tip ama teknolojiden de bihaber. Sürekli aksayan teknik, standart eksikliği vs. O konuda değişen dünya düzeniyle pek paslaşamamışız. Anlaşılır sebepleri var bi yandan. İki kişiden fazla, nitelikli ve prodüksiyonlu oyun, işin içindeki kimsenin yaşamını daha iyi hâle getirmiyor. Yapımcım Yağmur Dolkun ve çalıştığımız ekip olmasaydı, oyunun bazı tekliflerini geri çekmek zorunda kalırdım.
Biçim olaraksa yeni bir şey teklif ettiğimizi düşünmüyorum. Oldukça klasik, düz bir yaklaşımım var. Sıradanlık olağanüstü bir şey bence. Yeterince yeni ve absürt şey barındırıyor. Çünkü her şey değişiyor. Önemli olan bu teklifin iyi çalışıp çalışmadığı. Asıl aradığımız şey biçim olarak yeni değil bence. İyi çalışan bir anlatı her zaman yenilik barındırır çünkü.
Sezonda 200’e yakın oyun var. Neden Linçler ve Dudaklar’a gelsinler?
Bilmem. Hiç düşünmem bunları. Düşünseydim böyle anlatmazdım. Vardır bir sebebi. Bir şey neye dönüşüyorsa odur.
LİNÇLER VE DUDAKLAR
Yazan, Yöneten: Halil Babür
Sahne ve Yapım Tasarımı: Günsu Sarı
Müzik ve Ses Süpervizör: Ahmet Kenan Bilgiç
Görüntü Tasarımı: Ali Cem Doğan
Işık Tasarımı: Utku Kara
Kostüm Tasarımı: İlayda Saran
Makyaj ve Saç Tasarımı: Sezen Yeniçeri Can
Ses Tasarımı ve Operasyon: Arın Kamiloğlu
Yardımcı Yönetmen: Can Çelik
Sahne ve Yapım Amiri: Umut Rışvanlı
Yapım Koordinatörü: İpek Turgay Tan
Reji Asistanları: Dilek Sağır, Atakan Uyanık
Dekor Tasarım Asistanı: Beyda Geldi
Fotoğrafçı: Aslı Çelikel
Yapım Belgeseli: Dila Dereli, Selin Ünsel
Görsel İletişim ve Tasarım: aRthuR
Yapım: Dolkun Production, Free Stage, Biletinial, BetaLand
Yapımcı: Yağmur Dolkun
Oynayanlar: Cihat Süvarioğlu, Hare Sürel, Onur Gürçay, İlyas Özçakır, Ceren Köse
🎟️ Oyunun prömiyer biletleri burada.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İkinci yılında Mubifest ile sinema saflarını sıkıştırıyor, Uluslararası Felsefi Filmler Festivali ile ilk kez tanışıyoruz.
05 Kas 2024

YAZARLAR

Emrah Akbaş
Editör ve tiyatro yazarı.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



