Piyasalarda Ortadoğu ateşi: Haniye suikastı sonrası olası senaryolar

Stagflasyon, durgunluk, korumacılık, enerjide belirsizlik... Ekonomistler, Hamas'ın siyasi lideri İsmail Haniye'nin suikasta kurban gitmesinin ardından olası senaryoları nasıl yorumluyor?
Piyasalarda Ortadoğu ateşi: Haniye suikastı sonrası olası senaryolar

20 Temmuz - ING - Gündem
ING ile birlikte

Yenilenen Turuncu Hesap ile artık Hoş Geldin Faizi bitmiyor Diğerlerinde Hoş Geldin Faizi biter; peki ya ING ’de? Bitmiyoooooooor, siz bitti demeden bitmiyor. Cidden bitmiyor, inanın bize. ING Turuncu Hesap ’ta Bitmeyen Hoş Geldin Faizi kazandırmaya devam ediyor. Turuncu Hesap nedir? Günlük faiz kazandıran mevduat hesabı Turuncu Hesap yenilendi. Artık daha çok faiz kazanmanıza ve birikimlerinizi Bitmeyen Hoş Geldin Faizi ile değerlendirmenize olanak tanıyor. Neler var? Turuncu Hesap sayesinde; Birikimlerinizi %52 güncel Hoş Geldin Faizi ile değerlendirebilirsiniz. Dilediğiniz an para çekip yatırabilirsiniz. Farklı para birimlerinde hesap açmak mı? O da mümkün. Bir başka ING farkı; Bitmeyen Hoş Geldin Faizi kazanabilirsiniz. Siz de birikimlerinizi %52 güncel Hoş Geldin Faizi ile kazandıran Turuncu Hesap ’ta değerlendirmek için hemen ING Mobil ’i indirebilir ve Turuncu Hesap’ta hemen kazanmaya başlayabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Geçen hafta dünya gündemi, yeni İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın yemin törenine katılmak için gittiği Tahran'da suikasta uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye'nin hayatını kaybetmesiyle çalkalandı.

İsrail'in 7 Ekim saldırılarının mimarları arasında gösterdiği Haniye'nin ardında bıraktığı en büyük soru işaretlerinden biri ise olayın Ortadoğu'da geniş kapsamlı bir savaşı tetikleyip tetiklemeyeceği. Şu anda İran'ın topraklarında yaşanan suikastı görmezden gelme ihtimali yok gibi ancak bu tepkinin şiddeti ve zamanlaması bilinmiyor.

  • Bir adım geriden: Nisan ayında, İsrail'in İran'ın Şam'daki büyükelçilik binasına düzenlediği hava saldırısında bir İran generalini öldürmesinin ardından İran, 300'den fazla füze ve insansız hava aracıyla karşılık vermiş, bu da onlarca yıldır vekil milisler aracılığıyla devam eden gerilimde yeni bir emsal oluşturmuştu.

Peki her an yükselme ihtimali olan gerilimin, bölgesel bir savaşa dönüşmesi hâlinde enerji fiyatları başta olmak üzere ekonomik aktiviteler nasıl etkilenir? Küresel anlamda enflasyon ve faizde düşüş beklentileri hangi yönde şekillenir? Korumacı ekonomi politikalarında yükseliş görülür mü?

Uzmanlarla İsrail-İran gerilimi başta olmak üzere Ortadoğu’dan dünyaya yayılabilecek ekonomik riskleri değerlendirdik.

Stagflasyona girme ihtimalimiz yüksek

Ekonomist Ömer Rıfat Gencal, silah ve çelik satanlarla savunma sanayiinde faaliyet gösterenler dışında ekonomik anlamda kimsenin bu savaştan kazançlı çıkamayacağını savunuyor.

"Çünkü, çatışmalar özellikle bölgesel olarak ekonomik büyümeyi ciddi anlamda sekteye uğratıyor, işsizliği önemli miktarda artırıyor."

4 Ağustos'ta Beyrut limanındaki patlamanın ardından dört yılı geride bırakan Lübnan’daki işsizliğin yüzde 60’ların üzerinde olduğunu, temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan zorluklara ek olarak yüksek enflasyon yaşadığını belirten Gencal, ekonomik anlamda çatışmalı süreçlerin ne kadar yıkıcı olduğunu Lübnan’da görmenin mümkün olduğunu söylüyor. Gencal'ın yakın gelecekte yaşanabileceklere ilişkin öngörüleri ise şöyle:

“Savaş dünyada ciddi göçlere sebep oluyor, göçler sebebiyle korumacılık ve deglobalization ortamı yükseliyor. Daha ötesi ABD’de ve Avrupa’da göçmen karşıtı politikaların yükseldiğini görüyoruz. Bunların hepsini biraraya getirdiğinizde bölge, dünya ekonomisine büyük katkıda bulunması gerekirken, maalesef büyümenin, refahın ortadan kalktığı bir durumu yaşıyor.

Bu savaş bölgedeki yayılma riski dolayısıyla petrol ve lojistik fiyatlarını artırırken, dünyadaki ticaret rotalarının değişimi sebebiyle bölge halklarının zarar göreceğini, yeni gelir dağılımı bozukluklarının ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda göç politikaları sebebiyle popülist politikacıların ön plana çıkabileceğini; sadece bölge ülkelerinin değil, ABD’nin, Avrupa’nın, Çin’in de etkilenebileceğini düşünüyorum.”

Hisse senedi piyasaları olumsuz etkilenebilir

Gencal, enerji fiyatlarındaki olası değişimlere dair Çin'in etkisine dikkat çekiyor ancak nihai olarak enflasyonist beklentilerin tetiklenebileceğini ve bunun da beraberinde durgunluğu getirebileceğini söylüyor:

“Ortadoğu’daki gelişmeler hem lojistik hem güvenlik anlamında petrol fiyatlarını etkiliyor. Brent petrolde varil fiyatı 75-86 dolar arasında değişiyor. Aksamalar söz konusu olursa, belki bir miktar daha yukarı çıkabilir ama oradaki en büyük dengeleyicileriden biri Çin’in durgunlukla mücadele ediyor olması. Faiz oranlarını düşürmesine rağmen talep koşullarını yeterince uyaramadığı için Çin, dünya üzerindeki petrol talebini bir miktar aşağı çekti. Jeopolitik riskler açısından petrol fiyatlarının yukarıya çıkışını engelliyor. Nihai olarak bu durum enflasyonist beklentileri dünya üzerinde tetikleyebilir, durgunluğu beraberinde getirebilir." 

Gencal'a göre durum, hisse senedi piyasalarının negatif etkilenmesiyle de sonuçlanabilir:

"Çünkü büyümenin olmadığı bir yerde nereye satış yapacaklar? Talep koşulları bir anda kesilmez ancak yukarı yönlü yapılan büyüme revizyonları tekrar aşağı yönlü yapılabilir. Bunun enflasyonla birlikte gelmesi daha kötü. Bu kez faizler tarafında merkez bankaları planladıkları indirimleri gerçekleştiremeyebilir. Hatta stagflasyon sürecine girme ihtimalimiz olabilir." 

1929 buhranının 1918'deki savaşlardan miras kaldığını, 2. Dünya Savaşı'nda yapılan harcamaların 1970'lerde aşırı talep dolayısıyla enflasyonu tetiklediğini hatırlatan Gencal şöyle diyor:

"Aynısı yaşanır demiyorum ama bu savaşların ortaya çıkaracağı şey durgunluk içinde enflasyon olur. Merkez bankalarının faizi yüksek tuttuğu, zaten borçluluk oranlarının çok yüksek olduğu, bütçe açıkları sebebiyle başka sorunların ortaya çıkacağı bir dönemdeyiz."

Piyasalarda suikastın şaşkınlığı

Piyasalar aslında suikastın ardından çok büyük düşüşlere ve kayıplara sahne olmadı. Genel olarak, dünyanın ekonomik performasında büyüme ile ilgili bazı soru işaretlerinin olması ve piyasanın da karşılıklı yapılan siyasi salvolara rağmen temkinli kaldığı bir durum gözlemleniyor. Bunun nedenlerini ekonomist Arda Tunca'ya soruyoruz:

“Beklediğim panik havası tepkisini piyasalarda görmüyoruz. Genel ekonomik dengesizlikler, yani büyümenin dünya genelinde dengeli dağılmadığı bir durum var. Bütün emtia fiyatları da Mayıs'tan bu yana hatırı sayılır ölçüde geriliyor. Bu da başta Çin olmak üzere dünya genelinde büyümenin dengesiz olarak dağıldığını ve Çin ile ilgili büyüme hedeflerinin soru işaretleri yarattığını bize gösteriyor. 

Neredeyse Arap-İsrail savaşı potansiyelini, 1973 petrol şokunu hatırlatan gelişmeler yaşanırken, piyasalarda çok temkinli bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. İran’ın tehditleri de piyasaya çok etki etmiş görünmüyor. Bütün bunlara rağmen bunlar şaşırtıcı. ABD Merkez Bankası (Fed) açıklamaları da faizin sonbahar itibarıyla indirileceği yönünde geldi. Aslında faizin indirilmesi ve ekonomide canlanma olacağı beklentisiyle petrol fiyatlarının yükselmesi gerekirdi.”

Korumacılık politikaları nasıl etkilenir?

Bu durumun hâlihazırda yükselen korumacılık politikalarına etkilerini sorduğumuzda Tunca, korumacılığın başını çeken ABD ile Çin arasındaki gerilimin yükselebileceği uyarısında bulunuyor.

“İsrail'in arkasında ABD, İran’ın arkasında da Çin var. Bu jeopolitik dengesizlikler, uluslararası ticarette ve tedarik zincirlerinde oluşan kırılmaları ve bir deglobalization durumunu artıracaktır. İsrail bu işi Ortadoğu geneline yaymak istiyor. Bütün dünyayı kendi bölgesine çekmeye çalışıyor. Bu son yıllarda jeopolitik olarak Ukrayna’da gördüğümüz, Suriye’de yaşadığımız, şimdi İsrail ile yaşıyor olduğumuz 3. Dünya Savaşı ihtimallerini gündeme taşıyor."

Bu şartlar altında korumacı faktörlerin ve sanayi politikaları özelinde sıkılaşmaların artmasını bekleyen Tunca, finansal piyasaların gerilimin yükselmesi ihtimali karşısındaki tepkisizliğini ise "donup kalmak" olarak yorumluyor.

"Gözüne fener tutulmuş tavşan misali… Piyasalarda şaşkınlık var, bu kadar büyük bir tedirginlik karşısında petrol fiyatlarında yüzde 4 artış hiç önemsenecek bir artış değil. Dünya genelinde Çin’in başını çektiği ekonomik performansta düşüş de söz konusu. Korumacılık da bunu besliyor ancak mevcut durumun pek çok parametresini biraraya getirdiğimizde durumu anlamlandırabiliyoruz.”

'Çatışmalar Hürmüz Boğazı'na yansırsa fiyatlar uçar'

"Petrol başta olmak üzere enerji fiyatlarında çok büyük yükselişler görür müyüz?" sorusunu bir de son gelişmelere dair görüşlerini sorduğumuz enerji uzmanı Ali Arif Aktürk’e yöneltiyoruz: 

“İsmail Haniye’ye yönelik suikastı bir mıntıka temizliği olarak görüyorum. Süreci daha yumuşak bir zemine çekecek yeni isimlerle Hamas’ın yola devam etmesi şeklinde değerlendiriyorum. Dünya ekonomisine ve enerji piyasalarına çok büyük bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Ancak eğer İsrail, Lübnan’a girip de orada bir tampon bölge oluşturursa ve çatışmalar Lübnan ayağında büyürse o zaman durum değişebilir. Lübnan’dan sonraki adım da Suriye’de Esad rejimini değiştirmek ve orada daha yayılmacı politikalar izlemek olur.

Enerji fiyatlarını, enerji güzergahlarını vurabilecek gelişmeler etkiler. Çatışmalar Hürmüz Boğazı’na yansırsa petrol fiyatları uçar gider. Çatışmalara Husiler’in de dahil olması, petrol tankerlerinin vurulması gibi durumlar artarsa enerji piyasalarında etkisi büyük olur. ABD’de 5 Kasım’da seçimler var. Buradaki çatışmaların büyümesi ve enerji fiyatlarının artması ABD’deki seçimlerin dinamiğini çok etkiler. Çünkü ABD’deki tüketici fiyatlara karşı çok duyarlı. Çok fazla tırmanacağını tahmin etmiyorum, kontrollü bir gerginlik stratejisi devam eder diye düşünüyorum. Bu strateji herkesin işine geliyor. İran ile İsrail arasında doğrudan bir çatışma olmasını beklemiyorum.”

Fed’in faiz kararlarının da enerji ve petrol fiyatlarını doğrudan etkilediğini söyleyen Aktürk, faizin ABD Hazinesi’ne ek bir yük getirdiğini hatırlatıyor: 

"ABD Hazinesi'nin şu anda 34 trilyon dolardan fazla borcu var. 34 trilyon dolara yüzde 5-5,5 faiz vermesi demek vergi mükelleflerine dünyanın maliyeti. Bunu mutlaka düşürecekler ama enflasyona etkisi olup olmayacağını da test etmeleri gerekiyor. Adayların netleşmesiyle durum biraz daha netleşir, Eylül'de 25 baz civarında bir miktar indirebilir. 

Ancak kış aylarının yaklaşıyor olması, Avrupa’daki gaz depolarının doluluk oranları, Ukrayna’nın durumu enerji fiyatlarında daha fazla etkili olur. Trump’ın iktidara gelmesi durumunda ABD’nin Ukrayna politikası da değişebilir."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

📉 Ortadoğu senaryoları, TÜFE beklentileri

Haftayı yurt içi piyasalarda TÜFE ile açıyoruz. Piyasa beklentileri manşet enflasyonun aylık bazda %3,5; yıllık bazda ise %62,2 seviyesinde gerçekleşmesi yönünde. İsmail Haniye suikastının ardından olası senaryolar ise Günün Hikayesi'nde.

05 Ağu 2024

ING ile birlikte
AA

YAZARLAR

Pelin Cengiz

Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Kritik TCMB kararı

Bu hafta takvim yurt içinde kalabalıklaşırken, yurt dışında bir miktar sakinliyor. Yurt içi piyasalarda TCMB kararı ve Moody’s Türkiye değerlendirmesi ön plana çıkarken, yurt dışında gözler ECB kararında olacak.

20 Tem 2026

Haftalık takvim: Kritik TCMB kararı
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Ufukta faiz indirimi görünmüyor

Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Eren Kuru

·

16 Tem 2026

Ufukta faiz indirimi görünmüyor
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Fed'de Warsh çizgisi: Merkez bankalarında yeni iletişim standardı

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Eralp Ersoy

·

16 Tem 2026

Fed'de Warsh çizgisi: Merkez bankalarında yeni iletişim standardı
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Emircan Yaman

·

14 Tem 2026

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.

13 Tem 2026

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de