Hatıraların ardından: The Eternal Daughter


Derin sulardan ilhamla: Ulysse Nardin’den Diver X Skeleton Azure Diver X Skeleton Azure Okyanusun meşhur yırtıcısı köpek balıklarının doğası o kadar etkileyici ki; bir saat çarkı gibi, asla molaya yer yok. Derin denizlerden ve köpek balıklarının ilgi çekici doğasından ilhamını alan öncü saat üreticisi Ulysse Nardin , Diver X Skeleton koleksiyonuyla saatseverleri keşfedilmemiş derin sularda bir yolculuğa davet ediyor. Diver X Skeleton Azure : Farklı koleksiyonları ve teknolojileri bir araya getirerek saat severleri şaşırtan Ulysse Nardin , Diver X Skeleton Azure ile Diver ve Blast Skeleton koleksiyonlarının benzersiz birleşimini sunuyor. Gök mavisi ve keskin bir siyahla hem gösterişli hem sportif görünümünü korurken berraklığa doğru radikal bir adım atan saat, dalgıç saati estetiğini baştan yazıyor. 200 metreye kadar suya dayanıklı titanyum DLC kasaya sahip olan Diver X Skeleton’ın dinamik tavrı, UN-372 mekanizması ve şimdiye kadar geliştirilmiş en güçlü, dayanıklı ve hafif malzemelerden biri olarak kabul edilen ve uzay endüstrisinde kullanılan carbonium ’dan geliyor. Okyanuslarla korkusuz bir ilişki sürdüren Ulysse Nardin’in eşsiz Diver X Skeleton Azure saatini incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Eternal Daughter
Yönetmen: Joanna Hogg
Yapım yılı: 2022
Süre: 96 dakika
1980’lerden beri üreten, ilk uzun metrajlı filmi Unrelated’ı 2007’de çeken Joanna Hogg’u tanımamız biraz geç oldu: 2019 yapımı filmi The Souvenir hem ona çocukluk arkadaşı Tilda Swinton’la 1980’lerden beri ilk kez çalışma fırsatı sunacak hem de onu geniş kitlelere tanıtacaktı. Sonradan bir üçlemenin ilk halkası olacağını anlayacağımız The Souvenir Hogg’un yaşamından öylesi büyük izler taşıyordu ki yönetmen, başrol oyuncusu (filmde de annesi rolünde izlediğimiz Tilda Swinton’ın öz kızı) Honor Swinton Byrne’e bir senaryo değil günlüklerini vermiş, sette bu günlüklere dayanarak doğaçlama yapmasını istemişti. Film, 1980’lerin başında genç bir sinema öğrencisi olan Julie’nin hayat, kariyer, gelecek ve madde bağımlısı bir erkekle olan ilişkisi nedeniyle yaşadığı sorunlara odaklanıyordu. İki yıl sonra gelen The Souvenir: Part II’da onu bu zorlayıcı dönemin ardından iyileşme, sesini bulmaya çalışma ve üretme sürecinde izledik.
Prömiyeri geçtiğimiz yılki Venedik Film Festivali’nde gerçekleşen The Eternal Daughter’ın The Souvenir’lerle başlayan bir üçlemenin son halkası olduğuna anlam vermek kolay değil. Belki de adı bu yüzden The Souvenir: Part III değil. Joanna Hogg The Souvenir’lerin yaklaşık 30 yıl sonrasında geçen bu filminin türünde de devasa bir değişikliğe gidiyor: The Eternal Daughter gerek görsel dünyasıyla gerek anlatım diliyle gotik bir hayalet hikâyesi. Annesiyle ilişkisi üzerine yeni bir senaryo yazmaya çalışan sinemacı bir kadın, onunla vakit geçirmek ve artık otele dönüşmüş eski malikânelerinde konaklamak üzere bir yolculuğa çıkıyorlar. Filmin başrollerini Tilda Swinton ve Tilda Swinton paylaşıyor. Julie ve Rosalind isimleri tanıdık gelmese bile filmler arasındaki köprüyü, anne rolündeki Tilda Swinton’ın The Souvenir’lerdekine yakın bir performansla canlandırılmış olmasından ve tabii tanıdık gelen malikâneden anlayabilirsin. Evlat rolündeki Tilda Swinton ise The Souvenir’lerin Julie’sinin olgunlaşmış ama hâlâ kayıp bir versiyonunu canlandırıyor. İlk iki filmde geleceğe dair kaygılar baki kalmış da üzerine yüzleşilmemiş, hesaplaşılmamış bir geçmişin yükü ve pişmanlıkları binmiş sanki.

The Eternal Daughter | Kaynak: İKSV
Filmin tekinsiz atmosferi ile fondaki ürkütücü ses ya da gölgeler birleştiğinde yaratıcı bir insanın yaratıcı tıkanıklığının karanlık bir yansıması ortaya çıkıyor. Öte yandan bir ömür birikmiş sorunlarının çözülemediği her hâlinden belli olan anne-kız ilişkisinin yarattığı çatışmalarda aynı oyuncunun canlandırması sonucu gerçek anlamda bir yansıma söz konusu. Joanna Hogg’un anne sorunlarını geri planda tuttuğu fakat güçlü sinyallerini verdiği ilk iki filmin ardından böylesi büyük birer biçimsel ve tematik dönüşüm, kendi annesiyle olan ilişkisinin sinemasına ve yaratım sürecine ne denli etki ettiğine dair ipuçları veriyor. Yönetmen-senaristin hayatının bu kadar içinden kopup gelen bir hikâyeyi (üçlemenin tümünden söz ediyorum) anlatmak için sarf ettiği psikolojik çabanın bir patlama noktası, somut bir hesaplaşması gibi The Eternal Daughter. Tüm bunlardan bağımsız, üçlemeden kopuk olarak düşünüldüğündeyse yarım, eksik ve izleyiciden kopuk gelen kısımları var ne yazık ki. Film seni malikânenin ıssızlığı ve aksi resepsiyon görevlisinin tavırlarıyla ikilinin arafta olabileceği düşüncesine iterken bir yandan da bir hayalet hikâyesine inandırmaya çalışıyor. Amenàbar’ın gotik korku klasiği The Others’takine yakın bir sürprizle nihayete ereceğini düşündüğün filmin asıl sürpriziyse tam tersi yönde oluyor. Filmin finalinde yaratıcı tıkanıklığını çözümleyen Julie’nin satırları her şeyi bir klişeye sürüklüyor. Her şeye rağmen yine de The Eternal Daughter’ı, hem The Souvenir’lerin anısına saygından hem de Tilda Swinton’ın eşsizliğine bir kez daha tanık olmak için izlemelisin.
Nerede izleyebilirsin? The Eternal Daughter, bugün gösterime giriyor.
Benzer işler:
- The Others (2001, Alejandro Amenábar)
- The Haunting of Bly Manor (2020, Mike Flanagan)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
14 Eylül’de başlayacak Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne bir bakış, Joanna Hogg’dan Tilda Swinton’lı The Eternal Daughter.
08 Eyl 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




