Hayat kurmacadan tuhaf olunca: Bart Layton

Olduğuna inanmamız beklenenler üzerine...
Hayat kurmacadan tuhaf olunca: Bart Layton

11 Haziran - Wainer - Duende
Wainer (eski) ile birlikte

Yeni başlangıçlar, yeni ufuklar demektir: Cemal Hünal #wainerTHEswiss Wainer’in şimdiye kadar Mehmet Güreli, Nejat İşler ve Onur Saylak gibi isimlerin yeni başlangıç hikâyelerine yer verdiği videoların bir yenisini daha görmekteyiz. Wainer yayınladığı yeni videosunda Cemal Hünal’ı ağırlıyor. Hünal, incelikli İsviçre saatçiliğini günümüz trendleri ile buluşturan Wainer’in yeni videosunda izleyicilerle yeni başlangıçların ne anlama geldiğini, ürkütücü olsa da büyümenin ve genişlemenin yolunun cesaretten geçtiğini paylaşıyor. Cemal Hünal’ın yeni başlangıçları: İstanbul'dan İskoçya'ya, oradan Londra'ya ve sonra Los Angeles'a bir yolculuk, Cemal Hünal’ın ilk gençliği. Londra'da tasarım okurken yeni bir heyecana yelken açarak soluğu Los Angeles'ta alan Hünal'ın yeni tutkuları tiyatro ve sinema oluyor. Tiyatro oyunlarında rol alan, Çağan Irmak’ın Issız Adam filminde başrol üstlenen ve son dönemde Sadakatsiz dizisiyle öne çıkan Hünal; yeni başlangıçların yeni ufuklar anlamına geldiğine inanıyor. Bilinmeyene yelken açmak, alışkanlıklardan sıyrılmak ve yeni keşiflere çıkarak daha önce görülmeyeni görmeye, yaşanmayanı yaşamaya, yeni lezzetler tatmaya, yeni yollar aşmaya, yeni arkadaşlar ve yeni aşklar bulmaya heyecan duymak gerekiyor, her ne kadar ürkütücü olsa da. “Yaşamak lazım ama yeni başlangıçlarla.” diyor Hünal. Wainer ICONIC: İkonik olmanın yolu yepyeni bir estetikte yeni bir standart yaratırken bunu zamansız ve kalıcı hâle getirmekten geçiyor. İncelikli çarklar ile bezenmiş mekanik iskelet mekanizmayı altın renginin inceliği ve mavinin heyecan veren ruhuyla bir araya getiren İsviçre standartlarında üretildiğini belirten Swiss Made etiketiyle Wainer'in ICONIC serisi adının hakkını veriyor. İzin verin, İsviçre kalitesi yeni başlangıçlarınıza eşlik etsin. "Dünyayı görmek, gittiğimiz yerleri solumak içimize çekmek lazım. Yaşamak lazım ama yeni başlangıçlarla." Cemal Hünal’ın çağrısına kulak vermenin, cesur adımlar atmanın tam zamanı. Aradığınız saati buldunuz. Hemen Keşfedin. Wainer ile büyüleyici İsviçre saatçilik dünyasına adım atarak, hayatınızın yeni başlangıçlarını kutlayın…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

2013 kışı. Keşif Sineması yazılarının girişlerinden alıştığınız üzere, yine bir festival zamanı. O zaman hâlâ hayatlarımızda olan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin en sevdiğim, ismiyle müsemma bölümü "Oyun", o yıl da festival programı açıklanır açıklanmaz ilk açtığım sayfa oluyor. Gizemli bir fotoğraf dikkatimi çekiyor hemen; yüzünü gizlemiş bir genç adam, bulutlara ya da dumana boyanmış bir duvarın önünde oturuyor. Metni okuyorum. Bir belgesel bu - gerçek hayat yani. Ama okuduklarıma inanamıyorum. Türkçeye “hayat avcısı” olarak çevrilmiş The Imposter hakkında, “Tam durumu çözdük zannettiğimiz anda yeni bir soru ve şüphe dalgasıyla bütün beklentilerimizi alt üst ediyor.” yazıyor kitapçıkta. Birkaç hafta sonra filmden çıktığımda, ne demek istediklerini anlıyorum. Hayatın bazen kurmaca hikâyelerden de tuhaf olabileceğini bir kez daha hatırlatan Bart Layton’ın adını, takip edilecek yönetmenler listeme altın harflerle yazıyorum.

Bart Layton 
Fotoğraf: Allen J. Schaben / Los Angeles Times


Sıfır noktası: Üç yıl önce ortadan kaybolan biricik evladınızdan tam umudu kesmişken, telefon çalsa ve onu bulduklarını söylese neler hisseder, neler yaparsınız? Nicholas’ın ailesi de işte tam olarak öyle hissediyor, onu yapıyorlar. Hiçbir şeyi sorgulamadan evlatlarına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyorlar. 10 yıla yakın bir süre boyunca televizyon belgesellerinde yapımcı ve yönetmen olarak çalışmış Bart Layton’ın ilk sinema filmi The Imposter (2012), Nicholas’ın ailesinin çaresizliğinin akıl almaz bir şekilde suistimal edilişini anlatıyor. Teksas’ta yaşayan aile öyle bir mutluluk yaşıyor ki 13 yaşındayken kaybolan evlatlarının nasıl üç yıl sonra İspanya’da bulunduğuna da aksanının nasıl değiştiğine de takılmıyor, hatta saç, göz ve ten renginin nasıl koyulaştığını bile düşünmüyorlar. Ve Fransa’da doğup büyümüş, 18'ini çoktan geçmiş dolandırıcı Frédéric Bourdin'e evlerini, kalplerini, hayatlarını açıyorlar. Tüm bunlar buzdağının sadece görünen kısmı, kitapçıkta yazdığı gibi, tam her şeyi çözdüğünüz anda, her şey altüst oluyor. The Imposter’ın bu etkisi sadece izleyicisi için değil, yönetmeni için de geçerli olmuş. Layton, film için yaptığı her röportajda olayı çözdüğünü zannetmiş; ta ki bir sonraki röportajda her şey altüst olana kadar.

Gerçeğin göreceliliği: İlk filmi The Imposter’daki akıl almaz hikâyeyi elinde neredeyse hiçbir arşiv görüntüsü bulunmadığı için yeniden canlandırma tekniğiyle beyaz perdeye aktaran Layton, bunu yaparken, tıpkı filmi temsil eden fotoğraftaki gibi bulutlu, dumanlı, belli belirsiz görüntüler çekmeyi seçmiş; gerçeği birebir tasvir etmeye değil, anlatılanları zihninde canlandırması için izleyiciye ipuçları vermeye gayret etmiş. Yönetmenin ikinci filmi American Animals (2018) da akıl almaz ama gerçek bir hikâyeyi, sıradan birkaç gencin kalkıştıkları boylarından büyük soygunu anlatıyor. Bu bir belgesel değil - ama tümüyle kurmaca da değil. Yönetmen hikâyeyi anlatmaya başlıyor ve âdeta bir dönemin popüler “kendi maceranı kendin seç” kitaplarında olduğu gibi, kamerayı sık sık olayın gerçek kahramanlarına çeviriyor, onlara soruyor: “Sonra ne olmuştu?” Filmin senaryosunu soyguncuların mektuplarından yola çıkarak yazan Layton, her yeni röportajla senaryoyu değiştirdiğini, dönüştürdüğünü söylüyor. 

Sırada ne var? "Bir sonraki filmim kurmaca bir hikâye olacak - ama muhtemelen The Imposter'ın hikâyesinden daha inandırıcı bir kurmaca hikâye!" diyen Bart Layton’ın şu an iki ayrı kurmaca hikâye üzerine çalışıyor. Bunlardan biri, George Dawes Green'in 2010 tarihli suç romanı Ravens’ın sinema uyarlaması. Diğeri Geoffrey Household imzalı, başarısız bir suikast girişiminin ardından hayatı pahasına saklanan bir adamı konu alan klasik roman Rogue Male’in, Benedict Cumberbatch’in yapımcılığını ve başrolünü üstleneceği yeni bir uyarlaması.

Diyor ki… "’Böyle olmuş olmalı.’ diyen değil, ‘Bu kişinin olduğuna inanmanızı istediği şey bu.” diyen bir film yapmak istedim.”

Keşif Sineması Letterboxd’da: İlk haftasından itibaren Keşif Sineması'nda yer alan yönetmenlerin, yazılarda adı geçen filmlerini bulabileceğiniz, serinin her yeni yazısıyla güncellenen listeyi, buradan takip edebilirsiniz.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

Hayat, kurmacadan tuhaf olabilir mi?

İçindekiler: Gerçek hayatın en tuhaf kesitlerinin peşinde Bart Layton ve biricikliğin peşinde Yu Su, performans sanatçılarından geleceğin fısıltıları, Kongo Nehri'nin taşıdığı sesler ve dahası.

11 Haz 2021

Wainer (eski) ile birlikte
Splice

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Emre Eminoğlu

·

25 Eyl 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Aslı Perker

·

25 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

Burcu Dimili

·

25 Eyl 2026

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Mehmet Sindel

·

24 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

Soner Can

·

24 Eyl 2026

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah