Hayat pahalılığı devam ediyor

Şubat ayı enflasyon rakamları yayımlandı. Aylık TÜFE artışının %2,27, yıllık ise %39,05 olduğunu öğrendik. 12 aylık ortalama artış ise %53,83 oldu. İki aylık TÜFE artışı %7,42’ye ulaştı. Endeksin detaylarına baktığımızda, ortalamanın üzerinde ve güçlü artışların yine hizmet sektörlerinden geldiğini görüyoruz. Eğitimdeki aylık artış %9,92, konutta %4,58, lokanta ve otellerde %3,12 olarak gerçekleşti. Giyim ve ayakkabıda %5’in üzerinde, sağlıkta %4’ün üzerinde negatif değerler ise enflasyonu tahminlerin altına çeken ana unsurlar oldu. Sağlıkta, Ocak ayında vatandaşın artan katılım payının Şubat ayında tekrar düşürülmesi, enflasyonun ilk tahminlerin altına inmesinin ana nedeni oldu. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatların ne kadar etkili olduğunu tek bir örnek bile göstermiş oldu. Bu etkinin olacağını tahmin ederek bu tür bir artışı hiç yapmamak ya da daha düşük bir oranda gerçekleştirmek çok daha iyi olurdu.
Giyim ve ayakkabıda yıllık enflasyon %20’ler civarında seyrediyor ve aylık düşüşler uzun süredir devam ediyor. İhracatta ve rekabette zorlanan giyim sektörünün içerideki talep koşullarında da zorlandığı, bu nedenle fiyat indirimlerinin devam ettiği anlaşılıyor. Şubat ayı TÜFE beklentisi %2,90 düzeyindeydi. Gerçekleşen verinin beklentinin altında kalmasının diğer bir nedeni, gıda sektörünün aylık olarak görece düşük %3 oranında bir artış göstermesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Verinin detayı, işlenmiş gıdada fiyat artışlarının %5’lere yakın olduğunu gösterirken, meyve ve sebzelerden oluşan işlenmemiş gıdalarda mevsimsel faktörlerin de etkisiyle fiyatların %1 civarında gerilediği izleniyor. TÜİK verilerinde meyve-sebze fiyatları gıda ortalamasını aşağı çekse bile ilgili başka veriler gıdada baskının hâlâ yüksek olduğunu gösteriyor. Örneğin, TÜRK-İş’in gıda harcamalarına dayanarak hesapladığı dört kişilik bir ailenin açlık sınırının Şubat ayında %5’in üzerinde artarak 23.323 TL’ye yükseldiğini, yine TÜİK verilerinde ekmek fiyatının %5 arttığını dikkate alırsak gıdada vatandaşın algısını etkileyecek ve hissedilen yüksek seviyelerin hâlâ varlığını sürdürdüğünü söylemek yanlış olmayacaktır.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Şubat ayında manşet enflasyon aylık bazda %2,3, yıllık bazda %39,1 ile hem piyasa beklentilerinin altında kaldı hem de son 20 ayın en düşük seviyesine gerilemiş oldu.
04 Mar 2025

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.

Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir. Bunun yolu da büyüme sermayesi ve profesyonelleşmeden geçmektedir. Ancak özel sermaye yatırımları Türkiye'de milli gelirin yalnızca %0,03'üne denk gelmekte. Avrupa'da ise bu oran %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.

Uzun vadeli devlet tahvili getirileri dünyanın neredeyse her yerinde aynı anda zirvelere ulaşıyor. Getiri eğrisinin uzun tarafı son dönemlerde çokça dikkat çekmeye başladı. Ancak tahvillerdeki bu hareket, klasik “resesyon korkusu” hikayesine pek benzemiyor.

TCMB ile piyasa, enflasyonun düşmeye devam edeceği konusunda aynı yönde düşünürken, bu düşüşün hızında ayrışıyor. Merkez Bankası 2027 için daha hızlı bir dezenflasyon patikası öngörürken, piyasa enerji, gıda, kamu fiyatlamaları ve maliye politikası gibi belirsizlikler nedeniyle hedefe ulaşmanın daha uzun süreceğini fiyatlıyor.

Ankara’nın savunma ve havacılık ihracatı son yıllarda hızla arttı. Temmuz ayında düzenlenen NATO Ankara Zirvesi’nde üye ülkeler farklı askerî ihtiyaçlar için 50 milyar doların üzerinde yeni alım programı açıkladı. Ankara Sanayi Odası (ASO), “2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye” başlıklı raporunda Ankara’daki şirketlerin bu alımlara hazırlanabilmesi için hangi şartların ölçüleceğini ve önümüzdeki bir yılda hangi çalışmaların yapılması gerektiğini inceliyor.




