Uzmanlar yorumluyor: Seçim sonrası ekonomi politikaları ne yöne?


Satışlarda maksimum verimlilik: Octapull B2B OCTAPULL ’un yenilikçi satış çözümü Octapull B2B , işletmelerin satış süreçlerini dijitale taşıyarak operasyonel takip ve yönetim alanlarında etkili bir çözüm sunuyor. Fiyatlandırma, sipariş, müşteri ilişkileri, kampanya ve risk yönetimi gibi özellikleriyle satış süreçlerini optimize ediyor. Octapull B2B, tüm satış süreçlerini tek bir platformda yönetme imkânı tanıyor. OCTAPULL’un satış gücü otomasyonu uygulaması Octapull SFA ile tüm satış süreçlerinin otomatikleşmesini sağlarken yeni nesil video konferans uygulaması OctaMeet entegrasyonuyla online satış görüşmelerinin kolayca gerçekleşmesine yardımcı oluyor. Avantajları neler? Octapull B2B ile tedarikçilerle iletişim kurabilir ve satış süreçlerinizi takip edebilirsiniz. Müşteri siparişlerini izleyerek olası riskleri önceden belirleyebilir ve karar alma süreçlerinizi iyileştirebilirsiniz. E-fatura veya e-belge gibi önemli dokümanlara tek bir platformdan erişim sağlayarak iş akışınızı daha verimli hâle getirebilirsiniz. Farklı markalarla operasyonlarınızı tek bir platformda yöneterek süreçleri kolaylaştırabilirsiniz. Kampanyalar ve duyurularınız için oluşturulmuş özel alanlarla potansiyel müşterileri çekebilir, marka bilinirliğinizi artırabilirsiniz. Satışları kişiselleştirme imkânıyla müşteri segmentinize özel deneyimler sunabilir, müşteri memnuniyetini artırabilirsiniz. Octapull B2B ile; Bayi ve distribütörlerinize özel online pazar yeri oluşturabilir, Yola çıkmadan ve yakıt harcamadan cironuzu artırabilir, Kampanyalarınızı ve lansmanlarınızı anında tüm dünyaya duyurabilirsiniz. Octapull B2B hakkında detaylı bilgi almak ve OCTAPULL'un sektörünüze özel sunduğu çözümleri keşfetmek için OCTAPULL ’a ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye, 2024 yerel seçimlerinin ardından ülkeyi nasıl bir ekonomik geleceğin beklediğini konuşuyor.
Gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim gecesi yaptığı konuşma, gerekse Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamaları mevcut ekonomi programının sürdürüleceğine yönelik bir sinyal olarak değerlendirilebilir.
Erdoğan, “Ekonomide yol haritamız olan Orta Vadeli Program (OVP) ve 12. Kalkınma Planı’mızı bugüne kadar kararlılıkla uyguladık. Enflasyon başta olmak üzere uyguladığımız ekonomi programımızın olumlu sonuçlarını yılın ikinci yarısında görmeye başlayacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da OVP’yi kararlı bir şekilde uygulayacaklarını vurgulayarak, "Bu yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonla mücadelemizin sonuçlarını belirgin bir şekilde görmeye başlayacağız” açıklaması yaptı.
Seçim sonuçlarının ardından ilk değerlendirmesini yapan Şimşek ise, “Eylül 2023’te açıkladığımız Orta Vadeli Programımızı güçlendirerek kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Ana hedefimiz olan enflasyonu kalıcı olarak tek haneye düşürmek için sıkı para, seçici kredi ve gelirler politikasına ilaveten kamuda harcama kontrolü yaparak tasarrufu ön planda tutacağız” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, “Dezenflasyona yönelik adımlarımızın finansal koşullara, talebe ve fiyatlama davranışlarına yansıyacağını öngörüyoruz. Aylık enflasyonun ana eğilimini belirgin ve kalıcı bir şekilde düşürecek sıkı parasal koşulları sürdüreceğiz. Para politikasındaki kararlı duruşumuz, hedeflediğimiz dezenflasyon patikasına başarıyla ulaşmamızı sağlayacaktır” dedi.
İktidar kanadından gelen benzer açıklamalar, mevcut politikalardan “şimdilik” sapma olmayacağını gösterirken, 2024’ün ikinci yarısında ekonomide neler olabileceğini kestirmek epeyce zor.
Ekonomiye ilişkin hemen herkesin aklındaki soruları uzmanlara sorduk.
Mehmet Şimşek görevinde kalır mı?
Enflasyonda düşüş trendi bu yıl başlayabilir mi?
Asgari ücret, emekli maaşları gibi konular gündemden düşer mi?
Başta elektrik ve doğalgaz olmak üzere zamlarla vergiler ne zaman gelir?
Döviz kuru yıl sonunda ne kadar olur?
Türkiye, dört yıl seçimsiz ekonomiyi nasıl yüzdürür?
Uzmanların kur-faiz-enflasyon sarmalındaki yorumları, birbirine yakın ancak nüanslarda ayrılan bir çeşitlilik gösterdi.
Şenol Babuşçu: ‘Seçim sonucu iktidarı destekleseydi sert önlemler gelirdi’
Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şenol Babuşcu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Eylül 2023’te açıkladığımız Orta Vadeli Programı, güçlendirerek kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz” açıklamasına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Orta Vadeli Program devam edebilir, seçim sonuçları eğer AKP’yi destekler şekilde olsaydı, OVP çok sert şekilde uygulanırdı. Seçim sonuçlarından sonra tekrar tekrar düşünecekler ve daha temkinli hareket edecekler. Biz bunu uygularsak, başımıza ne gelir diye soracaklar. Diğer türlü olsaydı acı reçeteyi halkın üzerine yıkacaklardı. Şimdi her maddeyi halkın üzerine yıkmadan nasıl halledebiliriz diye düşünecekler.
ÖTV ve KDV’de yeni artışlar olmasa da bazı ürünler için artış gelebilir. Özellikle enerji fiyatlarında kademeli artış gelebilir. Doğalgazda Nisan ayında yüzde 80 yapmak yerine yüzde 20 Mayıs’ta, yüzde 30 Haziran’da yaparak kademeli geçiş uygulayabilirler.”
Babuşcu, enflasyon ve kur tarafındaki beklentilerini ise şöyle sıraladı:
“Enflasyonla mücadeleyi ön plana çıkarıyoruz diyorlar ancak enflasyonla bugüne kadar mücadele etmediler, seçimi beklediler. Bundan sonra daha sert mücadele edecekler ancak 2024 için belirlenen yüzde 24 hedefini tutturmaları imkansız. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan da Nisan sonundaki enflasyon raporunda enflasyon hedefini yüzde 40-42 aralığına çekecek. Yabancı bankalar yıl sonu hedefini yüzde 47-48 bandına çektiler zaten. Ben, yüzde 50 minimum olmak üzere yüzde 50’lerde enflasyon hedefi açıklayacaklarını düşünüyorum.
Kurda çok ciddi bir sıçrama beklemiyorum. Geçen seçimde bir yıla yakın kur çok fazla baskılanmıştı, o yüzden çok artmıştı. Bu kez kurda çok baskı yoktu. 32-33 TL civarında kalacağını, yıl sonunda 40-45 TL aralığında kalacağını düşünüyorum.
Enflasyondan en fazla etkilenen kesimlere sosyal destekleri gelecek iki yılda yapacaklarını düşünmüyorum. Önce enflasyonu düşürüp, sosyal destekleri dört yıl sonraki seçime yakın bir zamanda yapacaklar diye düşünüyorum. Erken seçim ihtimalini iki yıldan önce görmüyorum.”
Sinan Alçın: ‘Ekonomi yönetimi değişecek, Mehmet Şimşek gönderilecek’
Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, yerel seçimlere ilişkin değerlendirmesinde mevcut ekonomi yönetiminin durumuna dikkat çekti:
“Mehmet Şimşek’i haftada bir OVP’de değişiklik olmayacak açıklaması yapmaya iten, bir anlamda mezarlıkta ıslık çaldıran nedir diye bakmak lazım. Genel seçim sonrası Batı kaynaklı sermaye grupları iktidara bir şans tanıdı ve bir yol haritası istendi. Hem Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda hem de Merkez Bankası’nda bazı değişiklikler yapıldı. Son 5-6 yılda Batı kaynaklı sermaye yatırımlarında çok büyük erimeler oldu, borsadaki payları düştü.
Mevcut politikanın kararlılıkta sürdürülüp sürdürülemeyeceğine bakılacaktı ve bunun tarihi için de 1 Nisan denildi. Genel seçimlerdeki kadar mali politikalarda gevşeme görmedik ancak örtülü ödenekten ciddi bir kaynak transferinin olduğunu öngörebiliriz çünkü Şubat ve Mart aylarında bütçe açığında artış oldu.
Son 11 ayda ne oldu diye bakarsak enflasyon beklendiği gibi düşmedi, artış görülse de rezervler düşüşe geçti, açlık ve yoksulluk daha kalıcı hâle geldi.
Ben, ekonomi yönetiminde açıkçası bir değişim bekliyorum, zira bunu sinyalleri de var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ekonomi yönetimini Mehmet Şimşek’e devrettiği hatırlatıldığında, Erdoğan, ekonomi yönetimi Ekonomiden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dadır ama maliye ve TCMB konularında arkadaşlara bir alan açtık dedi.
Seçim hezimetinin sonrasında bir sorumlu bulunması lazım. Bu kişi Cevdet Yılmaz olmayacak, Mehmet Şimşek olacak.
Ortada bir başarı yok, olma ihtimali de yok. Mehmet Şimşek, X paylaşımında kamu harcamalarını da kısacağız diyor. Bu, şu ana kadar kısamadık demek, günah bende değil diyor.
U dönüşü yapılan politikalardan yeni bir U dönüşü görebiliriz.
İktidarın hem meşruiyeti tartışmalı duruma geldi hem de yerelden beslenen ekonomik kaynakları ve rant alanları büyük ölçüde kesilmiş durumda. Belediye meclislerinde birçok ilde CHP’nin üstünlüğü ele geçirmiş olması bu kesintinin süreceğini gösteriyor.
Yerel seçimlerde yenilgiye uğramış bir iktidar, önünde dört yıllık bir süreç var ve yolun sonu da pek aydınlık gözükmüyor. Özellikle YRP’nin de pozisyon almasıyla birlikte sadece dışarıdan değil içeriden de kuşatılmış durumda.
Yapılacak şey enflasyonla daha fazla mücadele ve bunun toplumda yaratacağı hoşnutsuzluğa göz yummak değil, muhtemelen Ekim 2021’dekine benzer enflasyon yerine büyüme istihdamın öncelendiği bir organizasyona gidilebilir.
Dört yıl sonra Türkiye’de ne olacağından ziyade bu dört yılda çözülen sermaye birikimine olanaklı kılınan alanlara odaklanılacak, popülist politikalar geri dönecek. Ekonomik programda yeni bir hazırlık olduğunu düşünüyorum. Türkiye enflasyondan kurtulabilir mi? Bu motivasyon iktidarda var mı? Bu öncelik sıralamasında ilk sırada değil.
Kurda genel seçim sonrası gibi sert hareket olmayacak. Hem genişlemeci politika yoktur, hem de kura müdahale çok olmadı ver kademeli bir yükselişe izin verildi. Yıl sonuna doğru dolar 45-50 bandında beklenebilir. Kura yansımayan enflasyon yüksek seyrettiği müddetçe aradaki makas da açılıyor.”
Murat Birdal: ‘Sıkı para politikası hız kazanacak gibi görünüyor’
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Birdal, yerel seçimler öncesi iktidarın uyguladığı ekonomi politikaları ile seçim sonrası dönemi kıyaslayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yerel seçimler öncesi hükümetin para musluklarını gevşeteceğini ve Mehmet Şimşek politikalarına ara verileceğini düşünüyordum. Hükümet bu yola gitmedi; kurdaki baskı, hükümete daha maliyetli geldi. Faizleri düşük tutarak, parasal genişlemeyi sürdürerek, kurda yaşanacak zıplamanın vatandaşın cebine yansımasını kaldıramayacaklarını düşündüler. Bir süre rezervleri tüketerek, faize dokunmadan kuru baskılamaya çalıştılar ama çok başarılı olamayınca faiz artışına gittiler.
Beklenti daha tavizsiz bir para politikasının uygulanması ve mali disipline yönelik tedbirlerin hız kazanmasıydı. Hem Şimşek’in hem Erdoğan’ın açıklamaları bu politikaların hız kazanacağını gösteriyor. Vatandaşın cebine daha da yansıyacak bir ekonomi politikasının uygulanacağını göreceğiz. Ücretler beklenen enflasyon oranında ayarlanacak. Vergilerde yeniden ayarlamalar yapılacak. Elektrik fiyatlarında artış olacak. Yaşam koşullarının zorlaşacağı bir sürece giriyoruz.
2024 yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 26, bunun 20 puan üzerinde yüzde 50-55 aralığında bir enflasyon gerçekleşecek. Hedeften ciddi oranda sapan bir politika söz konusu.
Burada mesele sadece parasal sıkılaşma ve yüksek faiz değil. Siyasi iktidar, piyasaların güvenini ciddi oranda yitirmiş durumda. Bunun sebebi de siyasi öncelikler doğrultusunda çok keskin manevralar yapabiliyor olması. Mevcut başkanlık sistemi bunu getiriyor. TL’ye yüzde 65 oranında getiriler mümkün ancak TL’ye beklenen hızda dönüş gerçekleşmiyor. Erdoğan’ın sert manevraları TCMB’nin kredibilitesini sınırlıyor.
2002’de AKP iktidara geldiğinde büyük sermaye girişlerinin arkasındaki etken TL’nin çok düşük değerlenmesiydi. Yabancı sermayenin talebi üzerine yapılan bir devalüasyondu, düşük değerlenen TL yabancı yatırımcıya güven verdi. Bugün benzer bir talep var, TL’nin mevcut değerini makul görmüyorlar. Bu baskı ve talep belirleyici olacak ve TL’yi tutma politikası bir noktada gevşetilecek. New York ve Londra piyasalarıyla yapılacak görüşmeler belirleyici olacak.
Erdoğan, emeklilere ilişkin kartları oynadı Erdoğan, en önemlisi de EYT meselesi oldu, bu da döndü Erdoğan’ı vurdu. Emekli maaşına yapılacak zamların bütçeye etkisi katlanarak büyüdü. Emeklilerin gelir düzeyi toplumun geri kalanının çok altında kaldı. Seçim öncesi, emekli cephesinde yaşanan tepki çok büyüktü. Erken seçim olsa bile en azından iki yıllık bir açık alan var gibi görünüyor, emeklilerin mağduriyetini gidermesi için çok bir sebep yok.
AKP politikalarının 2002 yılından bu yana getirdiği ekonomideki açmazlarla karşı karşıyayız. Faiz-kur açmazı ile tamamen sıcak paraya dayalı bir ekonomi oluşturmanın bedeli bu.”
Kerim Rota: ‘Bundan sonra vergi düzenlemeleri ve zamlar kritik olacak’
Finans ve yatırım uzmanı Kerim Rota, bu seçimlerin sonucunu ekonomik olarak değerlendirmenin çok kolay, siyasi olarak değerlendirmenin ise bir o kadar zor olduğu görüşünde.
Rota, bundan sonra izlenecek politikalara ilişkin ipuçlarını şu ifadelerle anlattı:
“Türkiye, 2021 yılından beri tetiklenen bir krizin içindeydi. Düşük faizle, nasla başladı, bunun sonucu çok ağır enflasyon oldu. Bu ağır enflasyonun sonuçlarını vatandaşın hissetmesi ise 2023 seçimleri öncesi engellendi. Çeşitli yollar denendi, asgari ücrette, emekli maaşlarında artışlar, EYT, ucuz krediler derken 2021’den beri uygulanan politikaların siyaseti etkilememesi için ellerinden geleni yaptılar.
Sonrasında yeni hükümet enflasyonla mücadele hedefi koyunca bu işin faturası çıktı. Vatandaş da gerçekten cebine dokunduğunda bir siyasi duruş gösteriyor.
Her siyasetçi eğer iktidarda ise popülizmi sonuna kadar kullanıyor, muhalefette ise mümkün olduğunca vaat veriyor. Ahlaksız bir teklife dönüştü siyaset. Erdoğan’ın ve AKP’nin bu seçim sonuçlarını nasıl okuduğu ekonomik anlamda çok önemli olacak. ‘Faizleri yükselttik, Mehmet Şimşek’i de getirdik seçim kaybettik’ diye mi bakacaklar, yoksa ‘Biz 2021’den beri büyük bir hatanın içine girmiştik, şimdi bunun arkasında duralım ki 2027’de yeniden para basabilecek halimiz olsun’ mu diyecek? Şimşek ve ekibine içeride muhalefet edenler için de bu önemli bir argüman olacak.
Mayıs 2023’te Türkiye bir ödemeler dengesi krizinin ucuna gelmişti. Nebati-Kavcıoğlu ile üç ay daha devam edilse, Türkiye borç ödeyemez duruma gelecekti.
OVP ile ilgili tek aksiyon alan kurum Merkez Bankası oldu şu ana kadar. Sadece para politikasıyla ilgili kısımlarda gerçekleşmeler gördük. TCMB de artık para politikasında yapacağını yaptı. Faizler olması gerekenden bile daha fazla artırdı. Artık OVP’de çalışması gereken diğer kurumlar.
Ortada kuruş kredi yok, çok önemli bir döviz talebi oldu, o dövizi alanlar bu kadar sıkı para politikasında dövizi satıp harcamalarını finanse etmek durumunda kalabilirler. 30 milyar dolarlık döviz talebi para kazanma güdüsüyle ortaya çıktı. Bence bunların bir kısmı dövizi geri satmak durumunda kalacaklar.
Yıl sonunda doların 40 TL seviyesinin altında 38 TL’lerde kalmasını bekliyorum. Yüzde 10 civarında reel bir değerlenme olur.
Bundan sonra vergi düzenlemeleri önemli olacak, elektrik ve doğalgaz zamlarını 1 Nisan’da bekliyordum. Bunda seçim sonuçlarının çok kötü olmasının etkisi olduğunu düşünüyorum.”
Aziz Çelik: ‘Ekonomide manevra alanı olsaydı fatura Şimşek’e kesilirdi’
Çalışma yaşamı uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibinin seçim sonrasındaki durumuna ilişkin beklentilerini şöyle ifade etti:
“İzlenen ekonomi politikalarının yaratmış olduğu yoksulluk, pahalılık gibi sebeplerle toplumsal bir tepki ortaya çıktı. Bir kısmı sandığa gitmeyerek, bir kısmı da sandıkta oyları CHP’de konsolide ederek, iktidara kırmızı kart göstermiş oldu. Bunun benzerlerini 1989 ve 2002 seçimlerinde gördük. 22 yıl sonra iktidar partisi ikinci sıraya düştü, metropolleri büyük oranda kaybetti. Bunun en önemli sebebi ekonomi, yaşanan pahalılığın giderek şiddetlenmesi, seçim sonrası sıkılaştırmanın sürecek olması…
Asgari ücretin artırılmayacak olması, emeklilere zam yapmamaları, sıkı para politikası izleyeceklerinin sinyalleri önemli rol oynadı. Ekonomik şartların çok ciddi etkisi oldu. Seçimden sonra bu politikalarda çok değişiklik olacağını sanmıyorum. Yapacak olsalar seçimden önce yaparlardı. Seçimi almak için seçim öncesi gevşetirlerdi. Sıkı para politikasının seçimden sonra da devam edeceğini düşünüyorum. Mehmet Şimşek, bir süre daha görevinde kalacaktır. Bu değişikliğin maliyeti, iktidar açısından zor olacaktır. Şimşek, şu an uygulanan politikaların sigortası gibi durduğu için onu gözden çıkaramaz. Sorumlu tutabilirler ama hükümetin öyle bir manevra alanı yok.
Nureddin Nebati dönemindeki gevşeme politikaları döviz kurlarını çok yükseltmişti. Şimdi oraya tekrar dönerlerse, Şimşek ekibinden vazgeçerlerse dövizi tutamayacaklarını biliyorlar. Çünkü ekonomik anlamda güven vermiyorlar. Şimşek de kendi politikalarından taviz vermeyecektir. Belli bir liberal ortodoks politika içinde baktığı için sert önlemlerle enflasyon düşürülebilir görüşüne sahip. İktidar tekrar faizleri düşürelim, istihdamı önceleyelim gibi bir politikayı kabul ettiremez.
Bir yandan seçmenin verdiği ders var ancak bir süre daha sıkı para politikası devam edecek. Eğer bu başarılı olmazsa o zaman Şimşek’in değiştirilmesi gündeme gelebilir. İktidarın manevra alanı olsaydı, fatura kesinlikle Şimşek’e kesilirdi. Şu anda Erdoğan’ın eli kolu bağlı, kabine değişikliğinden bahsediliyor ancak Şimşek bir tür dokunulmazlık zırhı içinde duruyor.
Yıl sonu enflasyon hedefinin Merkez Bankası tarafından revize edileceğini düşünüyorum. Bekleyen zamlar var, mayıs ve haziran enflasyonunun çok daha yüksek çıkmasını bekliyorum. Yüzde 36 hedefinin tutturulması imkansız. Beklettikleri zamları yaptıklarında zaten enflasyondaki artışı göreceğiz.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
MKK verilerine göre Mart ayı itibarıyla Borsa İstanbul'da pay bakiyeli yatırımcı sayısı bir önceki aya kıyasla 52 bin 725 kişi artarken, 1 milyon TL ve üzeri portföy değerine sahip yatırımcı sayısı 11 bin 544 kişi azalış gösterdi.
03 Nis 2024

YAZARLAR

Pelin Cengiz
Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.




