🗣️ Hikâyeleriyle şarkılar: The Specials, Ghost Town

The Specials'ın hikâyesi 43 yıl öncesine giden klasik şarkısı "Ghost Town", çöküşün ve çatışmanın ortasında bir İngiltere'nin kıyamet ahvalinin ürpertici bir tanığı.
🗣️ Hikâyeleriyle şarkılar: The Specials, Ghost Town

17 Temmuz - Paribu - Duende
Paribu ile birlikte

Paribu yeni sosyal yatırım programı 10 Creative Fellows’u başlattı 10 Creative Fellows Paribu kültür ve sanat alanındaki paydaşlarıyla birlikte yaratıcı endüstriler alanında lisans veya yüksek lisans düzeyinde eğitim gören gençlere yönelik 10 Creative Fellows isimli sosyal yatırım programı başlattı. Nedir? Paribu , gençlerin gelişimlerine destek olurken kolektif bir etki alanı yaratma hedefiyle 10 Creative Fellows ’u hayata geçirdi. Program kapsamında yaratıcı endüstriler alanında lisans veya yüksek lisans düzeyinde eğitim gören gençlere atölyeler, mentorluk, yönetim ve kapasite geliştirme eğitimleri ile ağ kurma fırsatı sunarak kariyer yolculuklarında destek olacak. Katılımcıların seçiminde ve program süresince katkıda bulunacak paydaşlar arasında; 212 Photography Istanbul, Akustikhane, Arter, Bahçe Galata, Border_less ARTBOOK DAYS, Bozcaada Caz Festivali, Craft Tiyatro, DasDas, Hood Base, İstanbul Kültür Sanat Vakfı, İstanbul Modern Sanat Müzesi, Moda Sahnesi, Reflect Studio, Toros and Partners Mimarlık, X Media Art Museum ve Paribu Art Memory sanatçıları yer alıyor. Neler var? 10 Creative Fellows, Türkiye’deki üniversitelerin görsel (plastik) sanatlar, sahne ve gösteri sanatları yönetimi, görsel iletişim tasarımı, multimedya, moda tasarımı, endüstriyel tasarım, dijital oyun tasarımı, bilgisayar mühendisliği, işletme mühendisliği, endüstri mühendisliği, çevre mühendisliği, işletme, ekonomi, iç mimarlık ve mimarlık bölümlerine bağlı lisans ve yüksek lisans öğrencileri 12 Temmuz - 14 Ağustos tarihleri arasında başvuru yapabilecek. Programın faaliyetleri ise eylül ayında başlayacak ve 2024 yılının mart ayında sona erecek. 10 Creative Fellows hakkında detaylı bilgi almak ve başvuruda bulunmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

1948 - 1971 Coventry, Windrush Jenerasyonu ve Atlantik'i aşan müzikler

2. Dünya Savaşı'ndan sonra ülkenin endüstriyel kalkınmasının başkentlerinden olan, devasa bir araba üretim merkezine dönüşen ve GQ yazarlarından Dylan Jones'a göre İngiltere'nin Detroit muadili olan Coventry; demografik olarak da farklı ırklardan insanların bir araya geldiği bir erime potasıydı. HMT Empire Windrush gemisinin 1948 yılında, Karayip ada ülkelerinden "üzerinde güneşin batmadığı imparatorluğun" ana karasına 492 siyah insanı taşıyarak başlattığı göç furyası 1971 yılına değin devam etti. 

HMT Empire Windrush, Thames Nehri üzerindeki Tilbury Limanı'nda, 22 Haziran 1948. | Kaynak: Alamy, Fotoğraf: Contraband Collection.

Ekseriyetle ülkenin Kuzey'ine yerleşen; fabrika işçisi, şoför, temizlikçi vb. mavi yaka işlerde istihdam edilen ve Kraliçe'nin imparatorluğunun ekonomik refahının yükünü sırtlayan bu nesil, Windrush nesli olarak tanındı. Beyazlarla yan yana çalışan ve yaşayan, Karayip ada ülkelerinin sosyokültürel mirasının (bilhassa da müzik kültürünün) İngiltere'de serpilmesi için verimli bir alışveriş zemini oluşturan siyah Britanyalılar; punk rock'ın sert ancak kısa esen rüzgarından sonra daha eklektik bir form olarak ortaya çıkan new wave müziğinin janrlararası pratiğini şekillendirecek ilhamlara da kapı araladı. 

Dub, reggae ve ska gibi janrların Lee "Scratch" Perry, King Tubby, Keith Hudson ve Bob Marley gibi ikonların öncülüğünde Karayip ada ülkelerinden yayılarak evrensel bir popülerlik kazanması; müzik yapımını daha deneysel, hibrit ve yapıbozumcu bir sanat icrası olarak tahayyül eden fütüristik zihinlerde de karşılık buldu. The Raincoats'dan The Slits'e, Public Image Limited'dan evet, The Specials'a kadar nice grup ve müzisyen, beyazlarla siyahların iç içe olduğu kozmopolit bir kültürlerarasılığın yansımaları olacak müzikal köprüler kuracaktı.

Coventry, 1977

Birleşik Krallık'ın Kuzey şehirlerinden Coventry'de, 1977 yılında, Jerry Dammers adında bir müzisyen The Automatics adında bir grubun tohumlarını attı. The Automatics'e aynı yıl Lynval Golding (gitar ve vokal), Horace Banter (bas) ve Terry Hall (vokal); bir yıl sonra Neville Staple (vokal ve perküsyon) ve Roddy Radiation (gitar ve vokal), son olarak ise 1979 yılında John Bradburry (davul) katıldı. Fred Perry gömlekleri, mohair takım elbiseleri, slip-on makosen ayakkabıları ve domuz turtasını (pork-pie) andıran şapkalarıyla 5 beyaz, 2 siyah üyeden oluşan 7 kişilik bu geniş ırklararası ekip; 1979 yılına geldiklerinde kültleşecek The Specials ismiyle yola devam kararı aldı. 

Fotoğraf: Steven May

Onlarla özdeşleşen ve alternatif bir modanın öncülüğünü yapan kıyafetleri, adı yeni bir janrın doğuşunu da müjdeleyen 2 Tone plak şirketlerinin (Kuruluş: 1979) logosunda çizildi. Grubun ilk albümü Specials (1979); punk rock'la reggae, dub'la rocksteady arasında dalgalanan ses manzaralarıyla çokkültürlü bir grubun ve demografik bir mozaik sunan Coventry toprakların kristalize olmuş bir hâliydi. 2 Tone etiketiyle yayımlanan Specials ve More Specials (1980) albümleri; janrların birbine aktığı, yeni füzyonların ortaya çıktığı ve müziğin iyiden iyiye saçaklanarak zenginleştiği 70'li yılların ikinci yarısında benzersiz bir müzikal kompozisyon yaratmış; The Specials'ı varlıklarıyla beyaz ırkçılığının, neo-nazizmin ve siyah azınlıklara yönelik polis şiddetinin katmerlendiği bir zamanda anti-sağ ve anti-faşist bir sanat kolektifine dönüştürmüştü.

2 Nisan 1980, Bristol


Ağır sanayi temelli üretimin yarattığı Fordist ekonomi ve bunun sağladığı istahdam imkânları 70'li yılların sonuna doğru çözülürken İngiltere'yi kuzeyinden güneyine arşınlayan; toplumsal bir umutsuzluğun, karamsarlığın ve şafakta görünen sosyoekonomik bir kaosun iç içe geçtiği bir kıyamet senaryosu gerçekleşmeye başlamıştı. 1979 yılında göreve gelen ve ABD başkanı Ronald Reagan'la birlikte sosyal devlet anlayışını neo-liberalist bir modelle kökünden değiştiren Margaret Thatcher; amansız özelleştirmeler, devlet destek kesintileri ve endüstrisizleştirmeyi körükleyen ekonomi politikalarıyla güvencesiz, geleceksiz ve âdeta ıskarta edilen bir nesil yaratıyordu. 

Birleşik Krallık'taki işsizliği 1980'den 2012'ye kadar gösteren bir grafik. | Kaynak: www.economicshelp.org

Özellikle mavi yaka çalışanların ve azınlık gruplarının yaşadığı şehirleri ve onların mahallelerini terk edilmişliğe ve metruk bir başıboşluğa sürükleyen bu dönem; işsizliğin neredeye dikey bir şekilde arttığı, barınma ve eğitim hizmetlerinin aksadığı, kolluk kuvvetlerinin bot seslerinin yükseldiği ve ırklararası çatışmaların ayyuka çıktığı idare edilemez bir karmaşayı da beraberinde getirmişti. Bu kargaşa, Jerry Dammers'ın "Çıktığımız turnelerle şehirden şehire seyahat ederken gördüklerimiz korkunçtu. Britanya çöküyordu. Coventry'nin araba endüstrisi sonuna geliyor; Liverpool'da dükkânlar kapanıyor, dilencilerin sayısı arttıyor, ihtiyar kadınlar sokakta fincan takımlarını satıyordu. Tüm bunların getirdiği bunalmışlığı ve hiddeti bizi dinlemeye gelenlerin yüzünde görebiliyorduk." sözlerinde kristalize oluyor; The Specials'ın ve diğer birçok ırklararası grubun konserleri National Front gibi neo-Nazi örgütlerince basılıyor ve Lynval Golding ırkçı bir saldırıya maruz kalıyordu. 

St. Paul olaylarının ertesi gününden bir kare, 3 Nisan 1980. | Kaynak Getty Images

İngiltere korkunç bir toplumsal kaosa doğru önü alınamazcasına sürüklenirken ülkenin gerilen uçları yıkımın, talanın, cinayetlerin ve terörün iç içe geçtiği isyanları ortaya çıkardı. 2 Nisan 1980 günü Bristol'un St. Pauls muhitinde 2000 insanın katılımıyla patlak veren olaylar bu isyanlardan birine evrildi. St. Paul isyanının şahitlerinden biri, The Specials'ın kurucusu Jerry Dammers'tı. O gün orada gördüğü çatışma ve kalkışma, ülkenin birçok şehrinde ve bölgesinde gözlemlediği yokluk ve çaresizlik, grubunun konserlerinde maruz kaldığı şiddetle bir araya geldi. 1980'nin nisan ayını takip eden yakın bir gelecekte de Dammers; Britanya'nın karanlık, kasvetli ve kaygı verici bir döneminin apokaliptik manzalarının tüm ürkünçlüğünü hem sözlerinde hem de müziğinde hayata geçirecek o şarkıyı, Ghost Town'ı yazacaktı:

This town, is coming like a ghost town
All the clubs have been closed down
This place, is coming like a ghost town
Bands won't play no more
Too much fighting on the dance floor

Do you remember the good old days before the ghost town?
We danced and sang, and the music played in a de boomtown

This town, is coming like a ghost town
Why must the youth fight against themselves?
Government leaving the youth on the shelf
This place, is coming like a ghost town
No job to be found in this country
Can't go on no more, the people getting angry

- The Specials, Ghost Town

3-17 Nisan 1981, Woodbine Street Stüdyoları


Ghost Town'ın tekli yayım kapağı, 12 Haziran 1981. 

The Specials, 1981'in Mart ayında turnelerini artan seyirci şiddeti karşısında yarıda kesti. Britanya'nın hâlihazırdaki krizlerinin etkileriyle boğuşmanın yanı sıra bir süredir Dammers ve diğer üyelerin anlaşmazlıklarının tetiklediği bir yaratıcı gerginlik de yaşayan grup, The Specials efsanesinin 7 kişilik orijinal ekibinin birlikte son kaydı olacak Ghost Town'ı stüdyoya taşımaya hazırdı.

Jerry Dammers, Victor Romero Evans'ın At The Club'ını dinlemiş; Ghost Town için hayal ettiği ele geçirici, vurucu hissi o şarkının prodüksiyonunda yakalamıştı. Dammers; bir gün gece yarısından sonra telefonunu eline almış, At The Club'ın yapımcısı John Collins'i evinden arayarak sormuştu: "Ben The Specials'tan Jerry. Kaydını dinledim. Bizim yapımcılığımızı da üstlenir misin?" Dammers'ın telefonundan sonra grupla tanışmaya Coventry'ye giden Collins, The Specials'ı prova yaparken izledi. Müziklerini roots reggae'den uzak bulan John, neden istendiğinden emin değildi. Anlaşıldı ki "sokağın tedrisatından" geçmiş bir reggae yapımcısı olarak yayılan ünü, grubu Collins'e çekmişti: 

JC: Yapımcılığımı istiyor musunuz gerçekten?
The Specials: Evet, istiyoruz!

İmzalar atıldı. 3 Nisan günü grup, orijinal kadrosuyla son defa bir kayıt seansına başladı. Takip eden 14 gün boyunca, Ghost Town'ın irkiltici rüzgar efektli synth'i gerilimli organ notalarına; melodik, yanık ve oryantal tınılı flütü staccato gitar akorlarına; bakır nefeslilerinin poliritmik ses manzaraları dub'ın tekrarlı bas dizilimlerine; çoklu vokal aranjmanları siren-vari bir yankıyla ürperitici, epik bir sona el verdi. Bir daha hiçbir zaman aynı olamayacak The Specials; bir daha hiçbir zaman aynı olmayacak müzik tarihine en büyük miraslarını, Britanya'nın hayaletini, vedalarında bıraktı. 

Dinle

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🌳 PJ Harvey'in folk müzikali, The Specials'lı şarkı hikâyesi

PJ Harvey'in son albümü I Inside the Old Year Dying, The Specials'ın klasik şarkısı Ghost Town'ın hikâyesi, İngiltere'nin taze gitar gruplarından cowboyy'un kısa bir profili.

17 Tem 2023

Paribu ile birlikte
PJ Harvey. | Fotoğraf: Steve Gullick

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR