Hydra’da Irini Karayannopoulou ile


Lavantanın yatıştırıcı ve yenileyici gücü bu yaz Chi, The SPA ’da İstanbul'un kalbi Beşiktaş'ta, Boğaz'a nazır konumda, Asya ve Türk misafirperverliğinin mükemmel birleşimini sunan Shangri-La Bosphorus, Istanbul sizi yaz dönemine özel "Lavender Escape" e davet ediyor. Nedir? Geleneksel Asya felsefesi ile ruh, beden ve zihin dengesini yakalamak isteyen misafirler, Shangri-La Bosphorus’taki lavantalı masaj ve hamam ritüelleriyle sizi şehrin yoğun temposundan uzaklaştırıyor. Otelin kendi bahçesinde yetişen mis kokulu lavantalardan elde edilen organik yağların ve sabunların kullanıldığı masaj terapisinde misafirler tüm yorgunluklarını atabilecek, lavanta kokuları eşliğindeki hamam seansında ise adeta yenilenmiş hissedecek. Chi, The SPA’da lavanta özlü hamam terapisi ve sakinleştirici lavanta masajı dileyenlere tam paket, dileyenlere ise ayrı paket olarak sunuluyor. Lavanta özlü yenileyici hamam ritüeli : Huzuru tüm duyularınızda hissedeceğiniz Chi, The SPA ’nın hamamında yetenekli terapistler, lavantanın yenileyici etkilerini geleneksel terapilere dahil ederek 60 dakikalık benzersiz ve canlandırıcı bir deneyim sunuyor. Organik lavanta sabunlu kese ve köpük uygulaması ile cildinizi ipeksi pürüzsüzlükte bırakırken, lavanta suyuyla yapılan saç ve vücut yıkama sizi rahatlatır ve yeniler. Lavantanın sakinleştirici gücü : 60 dakikalık sakinleştirici lavanta masajı, yenileyici bir zemine hazırlık için vücuda uygulanan özel bir peeling ve lavanta yapraklarıyla yıkamayla başlıyor. Sonrasında, lavanta esansiyel yağının yatıştırıcı ve sakinleştirici özellikleri kullanılarak yapılan ferahlatıcı aromaterapi masajı, misafirlerin rahatlamasını sağlıyor. Masajın sonunda taze demlenmiş lavanta çayı ise huzur ve sükûnet hissini pekiştiriyor. Haftanın her günü 10.00-22.00 saatleri arasında hizmet sunan Chi, The SPA ’nın spa paketleri hakkında detaylı bilgi ve rezervasyon için +90 212 310 5213’ü arayabilir ya da [email protected] adresine ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Pire limanından göz açıp kapayıncaya kadar; kısa bir kitap ya da birkaç albüm kadar Atina’dan ileri: Ege Denizi'nde, Myrtoan Denizi ile Argolik Körfezi arasında yer alan, sarp kayalıklar ve çam ormanlarıyla çevrili bir ada Hydra. Saronik Adaları'ndan biri olan ada, Atinalıların özellikle yaz aylarında uğrak noktası. Yunanistan’ın Peloponez yani Mora Yarımadası’ndan dar bir su şeridiyle ayrılıyor. Antik zamanlarda Hydra, adadaki doğal kaynak sularına atfen su anlamına gelen Yunanca kelimeden türetilen Hydrea (Ὑδρέα) olarak biliniyordu. 18’inci yüzyılda denizcilik ve ticaretle zenginleşen önemli bir liman kentiydi. Bugün adanın merkezi yani hilal şeklindeki liman ve çevresi, hem adaya ait hem de farklı kültürlerden izler taşıyan restoranlar, dükkanlar, pazarlar ve galerilere ev sahipliği yapıyor. Liman bölgesinden yukarı doğru dik taş sokak aralarında adadaki evlerin çoğu ve konaklama tesislerinin büyük bir kısmı yer alıyor. Ada üzerindeki diğer küçük köyler ve körfezler arasında Mandraki, Kamini, Vlychos, Palamidas, Episkopi ve Molos var. Ada içinde ulaşım yürüyerek, teknelerle veya katırlarla sağlanıyor. Tekerlekli araçların kullanımına büyük ölçüde izin verilmemesi, adanın Egeli ve yavaş haleti ruhiyesini korumasını kolaylaştırıyor.
Şahsına münhasır haliyle yıllardır şairlerin, yazarların, sanatçıların ve yaratıcıların adası Hydra. George Johnson, Charmian Clift ve Allen Ginsberg gibi isimler de ilham bulmak için adaya gelenlerden. Bu sanatçılar arasında en bilineni ise kuşkusuz müzisyen ve şair Leonard Cohen. 1960'ların başında Hydra'ya taşınan Cohen, burada 15 yıl boyunca yaşamış. Bu dönemde, en önemli eserlerinden bazılarını bu adada yazdığı biliniyor. Ve pek tahmin edilebilir ki büyük aşkı Marianne Ihlen ile burada tanışıyor (bkz. So Long, Marianne, Hey There’s No Way To Say Goodbye, Bird on Wire). Cohen'in evi bugün müze olarak halka açık.
Sanatla bağı kaybetmek şöyle dursun gün geçtikçe sanatla ilişkisini kuvvetlenen adada, bu sene de kültür sanat takvimi oldukça yoğun. DESTE Foundation’ın heyecanla beklenen George Condo sergisi, Hydra Book Club, Old Carpet Factory, Mnemosyne Projects işbirliğiyle gerçekleşen "The Warp of Time" sergi ve edebî pop-up ajandamızda yer alanlardan. Durum böyle olunca 16 Haziran'da açılan "Magic Mirror" başlıklı grup sergisinin küratörü ve sanatçısı, uzun zamandır Hydra ile yakın ilişkide olan Irini Karayannapoulou ile adadaki rutinlerini konuşuyoruz.
Atina'da yaşayan sanatçı ve film yapımcısı Irini, aynı zamanda feminist bir sanat dergisi olan Janus femzine'nin editörü ve yönetmen ikilisi Twin Automat'ın bir yarısı. Çalışmalarında resim, kolaj, çizim, baskı ve hareketli görüntü olmak üzere birçok disiplini bir araya getiriyor. Uluslararası basılı yayınlardan görselleri alıp onları farklı anlamlar yaratacak şekilde yeniden yorumlamayı seviyor.
Denize doğru
Hydra'da sabahın sessizliği çok başka. Güne kendimi Hydronetta'nın serin sularına bırakarak başlamayı tercih ediyorum genelde. Dingin su adeta bir terapi gibi geliyor bana. Yüzmenin ardından, biraz macera zamanı. Etraftaki mağaraları keşfetmek ve deniz kestanesi toplamak için tekne turuna çıkarım. Sadece bir bıçak ve limon yeterli, gerisini denizin tuzu hallediyor. Dönüş yolunda çiçeklerle ve kelebeklerle süslü sevimli bir köprünün yanında sakin bir okuma molası veririm. Kamini'ye giderken yolumun üzerindeki bu manzara her seferinde beni tekrar büyülüyor. Daha sonra, benim için çölde bir vaha olan Hydrogoios/Keresbino'nun limon ağaçlarının altındaki bahçesinde dinlenirim. Hatta, bu mekan “Magic Mirror” sergisinin bazı etkinliklerine de ev sahipliği yapıyor.
Gün içi rotası
Hydra'nın tarihini keşfetmek için Hydra Tarihi Arşiv Müzesi'ni mutlaka ziyaret etmeli. Kılıçlar, resimler ve tarihî kalıntılarla dolu bu müze âdeta bir hazine sandığı. Limanın hemen yakınında bulunan eski mezbahanın yerinde her sene DESTE Foundation’ın sergileri düzenleniyor. Bu yıl programda ünlü sanatçı George Condo'nun “The Mad and The Lonely” başlıklı kişisel sergisi var. Tam girişinde Jeff Koons'un Apollo Güneş heykelini de atlamak zaten imkansız. Adanın diğer tarafında, Mandraki Körfezi'nin nefes kesen manzarasına sahip Wilhelmina Sanat Galerisi de hem sergileriyle hem de gün batımıyla görülmeye değer.
Acıkınca
Taze Hydra balıklarının, çıtır salataların ve tabii ki muhteşem manzaraların ev sahibi Sunset Restaurant favorim. Gidince Alekos'a benden selam söyleyin. Oraia Hydra şefi Kosmas Savridis'in yenilikçi reçeteleriyle iyi bir alternatif. Psaropoula ise kızarmış kalamarı, barbunu ve enfes taramasıyla yerlilerin favorisi. Tatlı konusunda ise adaya ilk ziyaretimden bugüne Tsangaris'in bademli pastalarına aşığım.
Gece gece
1821 Bar'ın güleryüzlü servisi ve özenle hazırlanmış kokteylleri her saat memnun eder. Eğer dans etmek istiyorsanız, Pirate Bar'ın pisti gece geç saatlere kadar açık. Bu mekanların yeri bende ayrı, giden herkesin sebebini anlayacağını düşünüyorum.
Sadece yerlisi bilir
Aşk tanrısı Eros'un adını taşıyan Eros Dağı'na sevgiliyle, sevilen biriyle çıkmak gerektiğini. Tabii, romantik ismine aldanmayın, kimileri için bu tırmanış oldukça yorucu olabilir. Sağlam yürüyüş ayakkabısı, şapka ve bol su şart. Tabii zirvedeki manzara tüm yorgunluğa bedel.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Komşu kıyılardaki kültürel takvimden ajandaya eklemeler. Irini Karayannopoulou ile Hydra Adası üzerine ayaküstü sohbetteyiz.
21 Haz 2024

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Halihazırda yoğun ilgi gören tatil beldelerine “instagramlanabilir” yeni keşiflerin de eklenmesiyle özellikle yaz aylarında dünyanın dört bir yanındaki dingin kasabalar turist akınına uğruyor. Peki popüler tatil destinasyonlarında düzeni sağlamak adına alınan yaratıcı (ve kimi zaman oldukça katı) önlemler neler?

Şu sıralar herkesin “aklı havada” ve bunun çok haklı bir sebebi var: Bir kuşun peşine düşmek, dikkatimizi yeniden bulunduğumuz yere çevirmek ve yaşadığımız dünyanın daha büyük hikayesine dahil olmak demek. Kuş Kolektifi’nin kurucusu, Şehir Kuşçuları radyo programının bir parçası, doğa savunucusu, meraklısı ve kuş gözlemcisi Yaz Güvendi ile kuşların bize öğrettiklerini, doğayla bağ kurmanın yollarını ve şehirde kuş gözlemciliğinin imkanlarını konuştuk.

Defender Trophy, yalnızca fiziksel dayanıklılığı ve sürati ölçen bir yarış değil; disiplin, takım çalışması ve maceracı ruhunu genlerinde taşıyan köklü bir organizasyon. Tekerlekler hayati bir amaç için dönüyor: Doğayı ve vahşi yaşamı korumak.
22 Tem 2026

"Bu bir cruise değil" mottosuyla kalabalık ve kaotik cruise anlayışını tersine çeviren lüks yat seyahatlerine paralel olarak barge cruise yani mavnalarla seyahat hareketi de yaygınlaşıyor. Barge cruise seyahatine çıkanlar Avrupa kentlerinin küçük nehir ve kanallarında dingin ve butik bir deneyim yaşıyor.

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.



