

BMW ile değişimin keyfi IPSOS’un Türkiye’de yaptığı güncel araştırmalarına göre, tüketiciler sürdürülebilirlik kavramının anlamı ve kapsamı konusunda bilgi eksikliği yaşıyor. Bu konuda markaların kendilerine rehberlik yapmasını ve onları yönlendirmesini bekliyor. Katılımcıların %54’ü hayatını sürdürülebilir kriterlere göre yaşamak yönünde güçlü bir niyet ortaya koyuyor. Öyle ki %77’si sürdürülebilir ürün ve hizmetlere daha yüksek ücret ödemeye hazır olduğunu belirtiyor. Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer çarpıcı veri, tüketicinin değişen değer yargısı. Markaların kendisini iyi hissettiren ayrıcalıklar sunmasından ziyade artık onların çevre ve doğa için iyi olanı yapmasını bekler duruma geçtiği kaydediliyor. Tüketicilerin %88'i, daha dengeli bir yaşam sürmeye yardımcı olan markalara bağlılıklarını ifade ediyor. Sürdürülebilir aksiyonların içinde yer almak tüketiciyi daha güçlü ve umutlu hissettiriyor. Oldukça hızlı ve radikal bir dönüşüm geçiren otomotiv sektörü, sürdürülebilir olmanın öne çıktığı alanların başında geliyor. İklim krizi, sıkılaşan düzenlemeler ve artan akaryakıt fiyatları bu dönüşümün tetikleyicileri arasında. Sürdürülebilirlik mutsuz, umutsuz bir şekilde konuşulmak zorunda değil. BMW , " Değişimin Keyfini Sürün" mottosuyla müşterilerini ve herkesi proaktif bir şekilde değişimi kucaklamaya ve değişimin öncüsü olmaya davet ediyor. Bu bakış açısıyla doğan “Forwardism” kavramı ise geçmişinden kopmadan, açık fikirlilik ve yeniliklere ayak uydurarak her daim ileriye gitmek anlamına geliyor. Bir yandan ezberleri bozmak, diğer taraftan bildiklerimizi unutmak ve yeni bir bakış açısıyla yeniden ve baştan öğrenme yaklaşımını ifade ediyor. Geleceğe, bugüne ve yarına değer vererek; daha iyi bir dünya için üzerimize düşeni yaparak değişimin keyfini sürmek dileğiyle.
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Bonn Üniversitesi, Frankfurt'taki Leibniz Finansal Araştırma Enstitüsü SAFE ve Kopenhag Üniversitesi'ndeki araştırmacılar tarafından yapılan yeni bir çalışma, ilk kez dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğunun iklim eylemini desteklediğini ve iklim kriziyle mücadele için kişisel bir maliyete katlanmaya hazır olduğunu ortaya koyuyor.
Nature Climate Change bilimsel dergisinde yayımlanan bulgular, 125 ülkede yaklaşık 130.000 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ve küresel çapta yapılmış olan bir ankete dayanıyor. Araştırmaya göre:
- Dünyada her dört kişiden neredeyse üç tanesi iklim kriziyle mücadeleye kişisel gelirlerinin yüzde 1'i oranında katkıda bulunmaya hazır durumda. Bu miktar, iklim eylemine önemli bir katkı potansiyeline sahip.
- Yüzde 90’a yakın ezici bir çoğunluk ise iklim yanlısı sosyal normları destekliyor ve daha fazla siyasi eylem çağrısında bulunuyor.
- Küresel ısınmadan özellikle etkilenen ülkelerde iklim kriziyle mücadele isteği önemli ölçüde daha yüksek. Kişi başına düşen GSYH'nin yüksek olduğu ülkelerde ise bu isteklilik diğer ülkelere kıyasla daha düşük.
Bonn ve Kopenhag Üniversiteleri ve SAFE'den meslektaşlarıyla birlikte çalışmayı yürüten Prof. Armin Falk, "Sonuçlar son derece cesaret verici. Dünyanın iklimi küresel bir kamu malı ve korunması dünya nüfusunun ortak çabasını gerektiriyor. Dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğunun iklim eylemini desteklediğini tespit ettik."açıklamasında bulundu.
SAFE ekonomisti Peter Andre ise, "Neredeyse tüm ülkelerde iklim yanlısı sosyal normların yaygın olarak onaylandığını da belgeliyoruz" dedi. Anket sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 86'sı ülkelerindeki insanların küresel ısınmayla mücadele etmesi gerektiğine inanıyor. Andre ayrıca hükümetlerin iklim kriziyle mücadele için daha fazlasını yapması gerektiği yönünde küresel bir talep olduğunu belirtti.
Harekete geçme isteği sistematik olarak hafife alınıyor
Bu cesaret verici istatistiklere rağmen, araştırmacılar aynı zamanda yurttaşların iklim kriziyle mücadele konusundaki istekliliğinin her ülkede sistematik olarak düşük tahmin edildiğini de belgeliyor. Çalışmaya göre gelirlerinin yüzde 1'ini iklim eylemine ayırmaya istekli olan vatandaşların gerçek oranı küresel olarak yüzde 26 puan düşük tahmin ediliyor.
Prof. Armin Falk konuyla ilgili olarak şöyle dedi: "Diğer insanların iklim değişikliğine karşı harekete geçme istekliliğine ilişkin sistematik yanlış algılar, iklim değişikliğine karşı başarılı bir mücadelenin önünde engel teşkil edebilir. İklim eylemine yönelik kamuoyu desteğini sistematik olarak hafife alan insanlar, genellikle kendileri de eyleme geçme konusunda daha az istekli oluyorlar."
Sonuçlar, iklim değişikliğiyle mücadelede bireysel istekliliği daha da artırmak için potansiyel olarak etkili bir strateji önermekte. Araştırmacılar, her türlü iklim eylemine karşı çıkan gürültülü bir azınlığın endişelerini yinelemek yerine, dünyanın dört bir yanındaki insanların büyük çoğunluğunun iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye istekli olduğunu ve ulusal hükümetlerinin harekete geçmesini beklediğini etkili bir şekilde iletmemiz gerektiğinin altını çizdi.
Peter Andre mevcut kötümserliğin cesaret kırıcı ve felç edici olduğunu belirtti. "Bulgularımız, iklim eylemi konusunda daha fazla iyimserliğin olumlu bir dinamiği ortaya çıkarabileceğini gösteriyor" diye de ekledi.
Çalışma kapsamında yapılan anket, 2021/2022 Gallup Dünya Anketi'nin bir parçası olarak gerçekleştirildi. Küresel İklim Değişikliği Anketine dahil edilen ülkeler, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 96'sını, küresel GSYH'nin yüzde 96'sını ve dünya nüfusunun yüzde 92'sini oluşturuyor. Çoğu ülke örneklemi yaklaşık 1.000 katılımcı içermekte ve toplam örneklem 129.902 kişiyi kapsıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Servi ağacının portresi, Taylor Swift'in tartışmalı karbon ayak izi
16 Şub 2024

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







