İnternette sahiplik dönemi: NFT


Kripto dünyasına Avrupa’da regüle kripto para borsası Bitpanda’yla adım atın Aralık ayında eski ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, kripto para hizmeti sunan finansal işletmeleri kripto para birimi cüzdanlarının sahibinin kimliği doğrulamaya ve bu müşteriler hakkında bazı bilgiler toplamaya mecbur kılan birtakım düzenlemeler önerdi. Şubat ayının başında Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Bitcoin gibi kripto varlıklara dair yeni bir düzenleme planladıklarını açıkladı. Geçtiğimiz haftalarda da Hazine ve Maliye Bakanlığı kripto paralara ilişkin gelişmelerin bakanlık tarafından yakından takip edildiğine ve Merkez Bankası, BDDK, SPK gibi ilgili kurumlarla iş birliği hâlinde olduğunu paylaştı. Geride bıraktığımız 10 yılda bir yatırım aracı olarak giderek yükselen ve son dönemde kurumsal şirketlerin gösterdiği ilgiyle daha da önem kazanan kripto paralar birçok ülkede yeni düzenlemelerin gereksinimine dair önerilere sebep oldu. Bazı kripto para borsaları, bu öneriler sonucu hayata geçen düzenlemelere uyum sağlayarak kullanıcı güvenini en üst düzeye çıkardı. Avrupa’nın önde gelen kripto para borsalarından Bitpanda da bu platformlar içinde öne çıkanlardan biri olarak konumlanıyor. "Avrupa'da regüle" ne anlama geliyor? Viyana merkezli Bitpanda, karmaşık yatırım dünyasını demokratikleştirme misyonuyla faaliyet gösterdiği tüm pazarlarda ilgili mevzuatlara ve düzenleyici önlemlere uymaya her zaman özen gösteriyor. Bitpanda, düzenleyici önlemleri finansal özgürleşme önünde bir engel olarak görmüyor; tam aksine yenilikçi finans teknolojisi şirketlerinin önünü açmak için hükümetlerin bağlığını ve ilgisini gösterdiğine inanıyor. Bu kapsamda faaliyetlerini Avusturya Finansal Piyasa Otoritesi (FMA) ve PACTE yasası uyarınca Fransa Finansal Piyasa Otoritesi'ne (AMF) kayıtlı biçimde sürdüren Bitpanda, bir ödeme hizmeti sağlayıcısı olarak sahip olduğu PSD2 lisansıyla Avrupa Birliği tarafından regüle ediliyor. Öte yandan Bitpanda, danışmanlık vergi ve denetim hizmetleri şirket i KPMG ile kararlaştırılan ilk prosedürlerde soğuk cüzdan fonlarının kullanıcı fonları miktarını aştığını kanıtlıyor. Tüm bunlar; Bitpanda'nın kullanıcılar için oldukça güvenli bir platform olmasını mümkün kılıyor. “Regülasyonları destekliyoruz: Bitpanda olarak kurulduğumuz 2014 yılından bu yana kullanıcılarımızın dijital varlıklarının ve yatırımlarının güvenliği ile faaliyet gösterdiğimiz ülkelerdeki yasalara uyumluluk Bitpanda için öncelik olmuştur. Avrupa’daki regülasyonlara uyumlu süreçlerimizle hem sektöre öncülük ediyor hem de Türkiye pazarındaki paydaşlarımız ve diğer kripto para sektörü oyuncularıyla iş birliği yaparak Türkiye’de de kripto varlık piyasasındaki regülasyon çalışmalarına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bitpanda olarak Avrupa piyasalarında edindiğimiz tecrübelerimizi Türkiye’de kripto para sektöründe yapılacak düzenlemelere aktarmaya hazır durumdayız. Bitpanda’nın finansal otoritelerce denetlenen yatırım ekosisteminde kripto para dünyasıyla tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.” Bitpanda: 2014 yılından bu yana faaliyet gösteren ve Türkiye'deki faaliyetlerine de 2020'nin sonlarında başlatan Bitpanda; bugün 330'u aşkın ekip üyesiyle 2 milyonu aşkın kullanıcıya güvenli bir kripto para borsası ve yenilikçi finansal ürünler sunuyor. Listelediği 50'yi aşkın kripto para birimi, sunduğu çok sayıda para yatırma/çekme sağlayıcısı ve TRY, EUR, CHF, GBP veya USD gibi para birimiyle sektörü daha ileriye taşıma vizyonuyla hareket eden Bitpanda; Bitpanda Swap, Bitpanda Crypto Index, Bitpanda Pro, Bitpanda Savings gibi ürünleriyle deneyimli yatırımcılardan yeni başlayanlara, herkese hitap etmeyi başarıyor. Bitpanda ekosistemiyle tanışmak ve kripto para yatırımlarınıza hemen başlamak için bu adresi kullanarak saniyeler içinde hesap açabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Kripto sanatını alıp satabileceğiniz önemli pazar yerlerinden biri olan SuperRare'de geçen ay 1900 adet dijital sanat eseri satıldı ve bu bir rekoru temsil ediyor:

Neydi?
Her şey CryptoKitties ile başladı. Aralık 2017'de, Kanada merkezli şirket Dapper Labs tarafından yaratılan eğlenceli görünümlü karikatür kediler, “Bitcoin döneminin Pokémon kartları” diyebileceğimiz şekilde takas edilebilir koleksiyonlar olarak piyasaya çıktı.

Her bir karikatür Ethereum blok zinciri platformunda takas edilebilir şekilde, belli bir kedi karikatürüne sahip olma hakkı veren bir tapu olarak alınıp satılabilen benzersiz bir rakam dizisiyle ilişkilendirildi.
Bu kripto kedi alım satımı kullanıcılar arasında öyle hızla büyüdü ki, CryptoKitties ile ilgili işlemler Ethereum'u blokladı ve yavaşlattı. Sorun sonunda çözüldü ve çoğumuz için CryptoKitties heyecanı burada son buldu. Ancak, koca gözlü kedilerin sebep olduğu bu ilginç süreç burada bitmedi.
Şimdi?
Günümüzde NFT'ler peynir ekmek gibi satılıyor ve 2017'den beri güçlendirilen Ethereum ağı, bitmek bilmeyen çalkantılarla başa çıkmak için artık daha donanımlı.
NFT'lerle ilgili pazar öngörüleri yayımlayan bir şirket olan NonFungible.com'un yakın tarihli bir raporu, 2020'de NFT ticaretinin bir önceki yıla göre neredeyse yüzde 300 artışla 250 milyon doların üzerinde olduğunu söylüyor.
Rarible, OpenSea ve Nifty Gateway gibi çevrim içi platformlarda insanlar, dijital nesnelerin sahipliğini temsil eden tokenlar satın almak için büyük miktarlarda kripto para birimi veya geleneksel para birimi harcıyor. Bunlar sonrasında genellikle daha yüksek fiyatlarla yeniden satılıyor.
Ama neden?
Tüm bunların kulağa tuhaf gelmesinin sebebi tüm bunların gerçekten tuhaf oluşu...
İnternetin bunca zamandır yarattığı en değerli şey, her şeyi kolay ulaşılabilir yapmış olmasıydı. İnternette her görüntü ya da bilgi kolay ulaşılabilir, sağ tıkla kopyalanabilir veya indirilebilir hâldeydi. Bu kadar kolaylıkla ulaşılabilen ve bir sağ tık hareketiyle indirilebilen bir dijital görüntünün sembolik mülkiyeti için binlerce dolar ödenmesi fikri tuhaf değil de neydi peki?
Ama NFT'nin çözmeye çalıştığı şeyin tam da bu olduğunu biliyoruz:
İnternetle yaratılmış olan bolluğun tekrar az bulunurluğa evrilmesini sağlamak ve bu nadirliğin yarattığı değerden para kazanmak...
İnsanlar sadece onlarda olabilecek, eşsiz olan bu kripto sanatları değerli buluyor ve onların sahibi olmak için binlerce dolar para ödüyor...
Farkı ne?
- Para birimleri ve kripto para birimleri (ABD doları veya bitcoin gibi) doğaları gereği değiştirilebilir birimlerden oluşur. Benim iki bitcoin'im (ki böyle bir şey yok), sizin iki bitcoin'iniz (umarım yüksekken sattınız ve şu an bu yazıyı Malibu'daki yazlığınızdan okuyorsunuz) ile aynı değerde ve bunları değiştirirsek zenginliğimizden bir şey kaybetmeyiz.
- Para birimi ve kripto para birimleri de genellikle daha küçük birimlere bölünebilir; dolarlar sentlere, bitcoinler satoshis adı verilen parçacıklara bölünebilir ve bunlar ayrı ayrı harcanabilir. Ancak NFT'ler, özel Ethereum standartları ERC-721 ve ERC-1155'e göre geliştirilen kripto para varlıklarıdır ve benzersizdirler, bölünemezler.
- Bir bitcoin bir dolarlık banknotla karşılaştırılabilirken bir NFT bir kediye, bir heykele veya bir resme benzetilebilir; bütününü bozmadan onun bir kısmını satamazsınız ve değeri oldukça kişiye özeldir.
Tüm bu özellikler, NFT'leri sanat için iyi bir araç hâline getiriyor. Bir NFT satın alarak bir sanatçının kendisiyle ilişkilendirdiği sanat eserinin sahibi gibi hissedebiliyoruz. Ve bu orijinallik bazılarımız için çok değerli.
Evinizde asılı olan Mona Lisa tablosunun Leonardo da Vinci'nin elinden çıkmış olan orijinal hâli olduğunu düşünmek bile muazzam haz vermiyor mu? Tamam belki herkese vermiyor...
Ama bazılarımıza verdiği aşikar, son 30 günde 300 milyon doların üzerinde NFT satışı oldu:

Bugüne kadarki en yüksek gelirli NFT projesi olan NBA Top Shot (NBA oyuncularının en iyi hareketlerinden oluşan minik videolar) pazarlama için çok az harcama yaparken sadece geçen ay 200 milyon dolar brüt satış elde etti. Bunu sadece kullanıcılar kendilerini bu eşsiz videoların sahibi gibi hissettiği için başarabildi.

Ne olur?
NFT'ler için zaman hâlâ erken ve pazarı gelişmeye açık gibi görünüyor. Pazar yerleri, sosyal ağlar, vitrinler, oyunlar ve sanal dünyalar dâhil olmak üzere diğer tüm dijital deneyimler etrafında inşa edildikçe faydası da artacak gibi duruyor.
Ayrıca, NFT'ler gibi tüketicinin başka ihtiyaçlarını karşılayabilecek diğer kripto ürünlerinin ortaya çıkması da muhtemel. Fortnite gibi modern video oyunları içinde karakterlerin kıyafetlerini ya da kullandıkları silahları NFT'ler gibi ürünlerle karşılayabildiğimiz sofistike ekonomiler yaratılabilir.
Daha da önemlisi belki bir gün her internet topluluğunun kendi mikro ekonomisi olabilir...
Bizim yakın zamanda NFT satın almak gibi bir planımız yok ancak eğer siz düşünürseniz Quando bültenlerini sadece size özel cüzi miktarlar karşılığında token'laştırabiliriz.
Yazın bize :)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın konusu, Silikon Vadisi'nin sonraki büyük şeyi: NFT'ler, yani değişmeyen jetonlar.
04 Mar 2021

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Algoritmalar artık iş dağıtıyor, çalışanları puanlıyor ve hatta işten çıkarma kararlarında belirleyici oluyor; insan denetimi ise otomasyon yanlılığı ve gig ekonomisinin hukuki boşlukları nedeniyle her zaman gerçek bir güvence sağlamıyor. Kaliforniya, “Robot Patrona Hayır” yasası ile işten çıkarma ve disiplin kararlarının yalnızca yapay zekaya bırakılmasını yasaklayan ilk ABD eyaleti oldu belki ama asıl sorunun kapitalizmin ulaştığı noktayla ilgili olduğunu hatırlamak gerekiyor.

Şirketler yapay zekayı toplantı notu çıkaran araçlardan operasyon yürüten ajanlara dönüştürmek istiyor; ancak bir yandan da güvenilmez veri, eksik bağlam ve belirsiz sorumluluklar kurumların yıllardır kapalı odalarda tuttuğu dağınıklığı da su yüzüne çıkarıyor. Üstelik ajanların gerçekten işe yaradığı bir düzende asıl mesele, onlara hangi işleri devredeceğimiz kadar açılan zamanı insanın muhakemesine, öğrenmesine ve daha nitelikli üretime ayırıp ayıramayacağımız da.

Yıllarca makineleri insanların anlayabileceği biçimde tasarlamaya çalıştık. Yapay zeka bu problemi çözüyor gibi görünüyor ama önümüze daha tuhaf bir tasarım sorusu çıkarıyor: İnsanların kendilerini makinelerin anlayacağı biçimde yeniden düzenlemeye başladığını nasıl fark edeceğiz ve hangi noktada bunu gerçekten problem sayacağız?

Birkaç yıl önce bir ürünün ismine “yapay zeka destekli” ifadesini eklemek, onu bir anda daha yeni, daha akıllı ve daha değerli gösterirdi. Bugün ise bu ifade, hemen hemen her üründe rastlanan son derece sıradan ve hatta kimi zaman “korkutucu” bir etiket hâline geldi. Güvenlik endişeleri, şirketleri ürünlerini “sevimli dijital maskotlar” arkasına gizlemeye iterken ABD hükümeti, çözümü yapay zekanın adını “süper zeka” olarak değiştirmekte buldu.

Bir sohbet robotunun hayatımızı kolaylaştırması, onu geliştiren şirketlerin gelecek planlarına onay verdiğimiz anlamına mı geliyor? Yapay zeka, insanın yerini almak için mi, yoksa insanın kapasitesini genişletmek için mi geliştiriliyor? Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu’nun son dönemdeki açıklamaları bu sorulara odaklanıyor.



