İnternette sahiplik dönemi: NFT


Kripto dünyasına Avrupa’da regüle kripto para borsası Bitpanda’yla adım atın
Aralık ayında eski ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, kripto para hizmeti sunan finansal işletmeleri kripto para birimi cüzdanlarının sahibinin kimliği doğrulamaya ve bu müşteriler hakkında bazı bilgiler toplamaya mecbur kılan birtakım…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Kripto sanatını alıp satabileceğiniz önemli pazar yerlerinden biri olan SuperRare'de geçen ay 1900 adet dijital sanat eseri satıldı ve bu bir rekoru temsil ediyor:

Neydi?
Her şey CryptoKitties ile başladı. Aralık 2017'de, Kanada merkezli şirket Dapper Labs tarafından yaratılan eğlenceli görünümlü karikatür kediler, “Bitcoin döneminin Pokémon kartları” diyebileceğimiz şekilde takas edilebilir koleksiyonlar olarak piyasaya çıktı.

Her bir karikatür Ethereum blok zinciri platformunda takas edilebilir şekilde, belli bir kedi karikatürüne sahip olma hakkı veren bir tapu olarak alınıp satılabilen benzersiz bir rakam dizisiyle ilişkilendirildi.
Bu kripto kedi alım satımı kullanıcılar arasında öyle hızla büyüdü ki, CryptoKitties ile ilgili işlemler Ethereum'u blokladı ve yavaşlattı. Sorun sonunda çözüldü ve çoğumuz için CryptoKitties heyecanı burada son buldu. Ancak, koca gözlü kedilerin sebep olduğu bu ilginç süreç burada bitmedi.
Şimdi?
Günümüzde NFT'ler peynir ekmek gibi satılıyor ve 2017'den beri güçlendirilen Ethereum ağı, bitmek bilmeyen çalkantılarla başa çıkmak için artık daha donanımlı.
NFT'lerle ilgili pazar öngörüleri yayımlayan bir şirket olan NonFungible.com'un yakın tarihli bir raporu, 2020'de NFT ticaretinin bir önceki yıla göre neredeyse yüzde 300 artışla 250 milyon doların üzerinde olduğunu söylüyor.
Rarible, OpenSea ve Nifty Gateway gibi çevrim içi platformlarda insanlar, dijital nesnelerin sahipliğini temsil eden tokenlar satın almak için büyük miktarlarda kripto para birimi veya geleneksel para birimi harcıyor. Bunlar sonrasında genellikle daha yüksek fiyatlarla yeniden satılıyor.
Ama neden?
Tüm bunların kulağa tuhaf gelmesinin sebebi tüm bunların gerçekten tuhaf oluşu...
İnternetin bunca zamandır yarattığı en değerli şey, her şeyi kolay ulaşılabilir yapmış olmasıydı. İnternette her görüntü ya da bilgi kolay ulaşılabilir, sağ tıkla kopyalanabilir veya indirilebilir hâldeydi. Bu kadar kolaylıkla ulaşılabilen ve bir sağ tık hareketiyle indirilebilen bir dijital görüntünün sembolik mülkiyeti için binlerce dolar ödenmesi fikri tuhaf değil de neydi peki?
Ama NFT'nin çözmeye çalıştığı şeyin tam da bu olduğunu biliyoruz:
İnternetle yaratılmış olan bolluğun tekrar az bulunurluğa evrilmesini sağlamak ve bu nadirliğin yarattığı değerden para kazanmak...
İnsanlar sadece onlarda olabilecek, eşsiz olan bu kripto sanatları değerli buluyor ve onların sahibi olmak için binlerce dolar para ödüyor...
Farkı ne?
- Para birimleri ve kripto para birimleri (ABD doları veya bitcoin gibi) doğaları gereği değiştirilebilir birimlerden oluşur. Benim iki bitcoin'im (ki böyle bir şey yok), sizin iki bitcoin'iniz (umarım yüksekken sattınız ve şu an bu yazıyı Malibu'daki yazlığınızdan okuyorsunuz) ile aynı değerde ve bunları değiştirirsek zenginliğimizden bir şey kaybetmeyiz.
- Para birimi ve kripto para birimleri de genellikle daha küçük birimlere bölünebilir; dolarlar sentlere, bitcoinler satoshis adı verilen parçacıklara bölünebilir ve bunlar ayrı ayrı harcanabilir. Ancak NFT'ler, özel Ethereum standartları ERC-721 ve ERC-1155'e göre geliştirilen kripto para varlıklarıdır ve benzersizdirler, bölünemezler.
- Bir bitcoin bir dolarlık banknotla karşılaştırılabilirken bir NFT bir kediye, bir heykele veya bir resme benzetilebilir; bütününü bozmadan onun bir kısmını satamazsınız ve değeri oldukça kişiye özeldir.
Tüm bu özellikler, NFT'leri sanat için iyi bir araç hâline getiriyor. Bir NFT satın alarak bir sanatçının kendisiyle ilişkilendirdiği sanat eserinin sahibi gibi hissedebiliyoruz. Ve bu orijinallik bazılarımız için çok değerli.
Evinizde asılı olan Mona Lisa tablosunun Leonardo da Vinci'nin elinden çıkmış olan orijinal hâli olduğunu düşünmek bile muazzam haz vermiyor mu? Tamam belki herkese vermiyor...
Ama bazılarımıza verdiği aşikar, son 30 günde 300 milyon doların üzerinde NFT satışı oldu:

Bugüne kadarki en yüksek gelirli NFT projesi olan NBA Top Shot (NBA oyuncularının en iyi hareketlerinden oluşan minik videolar) pazarlama için çok az harcama yaparken sadece geçen ay 200 milyon dolar brüt satış elde etti. Bunu sadece kullanıcılar kendilerini bu eşsiz videoların sahibi gibi hissettiği için başarabildi.

Ne olur?
NFT'ler için zaman hâlâ erken ve pazarı gelişmeye açık gibi görünüyor. Pazar yerleri, sosyal ağlar, vitrinler, oyunlar ve sanal dünyalar dâhil olmak üzere diğer tüm dijital deneyimler etrafında inşa edildikçe faydası da artacak gibi duruyor.
Ayrıca, NFT'ler gibi tüketicinin başka ihtiyaçlarını karşılayabilecek diğer kripto ürünlerinin ortaya çıkması da muhtemel. Fortnite gibi modern video oyunları içinde karakterlerin kıyafetlerini ya da kullandıkları silahları NFT'ler gibi ürünlerle karşılayabildiğimiz sofistike ekonomiler yaratılabilir.
Daha da önemlisi belki bir gün her internet topluluğunun kendi mikro ekonomisi olabilir...
Bizim yakın zamanda NFT satın almak gibi bir planımız yok ancak eğer siz düşünürseniz Quando bültenlerini sadece size özel cüzi miktarlar karşılığında token'laştırabiliriz.
Yazın bize :)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın konusu, Silikon Vadisi'nin sonraki büyük şeyi: NFT'ler, yani değişmeyen jetonlar.
04 Mar 2021

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Son üç yılda yapay zeka hep pırıltılı manşetlerin diliyle anlatıldı; şimdiyse herkes dönüp bilançoya bakmaya ve bu kadar paranın nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini sormaya başladı. 1840’ların demiryolu çılgınlığını hatırlatan bu fiyatlama ve sabır krizi, insan uzmanlığını yok sayarak her problemin üzerine bilgi işlem gücü boca etmenin mucizevi kârlar getireceği inancını da sarsıyor.

Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.

"The Social Reckoning", gücünü bir çalışanın vicdanı ile bir gazetecinin motivasyonları arasındaki gerilimden alıyor. İkisinin işbirliği, başta kimsenin öngöremeyeceği kadar uç noktalara varan sonuçlar doğuruyor. Aaron Sorkin’in iyi yazılmış senaryosu ise bu karmaşık hikayeyi hem sürükleyici hem de neredeyse bir belgesel kadar bilgilendirici kılıyor.

Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.



