“İşlerin %27'si yüksek risk altında”

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Employment Outlook 2023: Artificial intelligence and jobs raporunu yayımladı.
Şirketlerin yapay zekayı benimseme oranı hâlâ nispeten düşük olsa da, üretici yapay zeka, düşen maliyetler ve yapay zeka becerilerine sahip çalışanların artan mevcudiyeti de dahil olmak üzere gerçekleşen ilerleme, OECD ülkelerinin bir devrimin eşiğinde olabileceğini gösteriyor. Hangi işlerin değişeceği, yaratılacağı veya ortadan kalkacağı, beceri ihtiyaçlarının nasıl değiştiği de dahil olmak üzere, işyerinde yapay zeka kullanımı hakkında veri toplamak kayda değer önem taşıyor.
Detaylar: Raporda, otomatikleşme riski en yüksek olan işlerin OECD ülkelerinde işgücünün ortalama %27'sini oluşturduğu ve bu riske en çok Doğu Avrupa ülkelerinin maruz kaldığı belirtildi.
- En yüksek risk grubundaki işler, yapay zeka uzmanlarının kolayca otomatikleştirilebileceğini düşündüğü 100 beceri ve yetenekten 25'inden fazlasını kullananlar olarak tanımlandı.
Bununla birlikte: OECD'nin 2022 yılında gerçekleştirdiği 5 bin 300 kişilik bir ankete göre, her beş çalışandan üçü önümüzdeki 10 yıl içinde işlerini yapay zeka yüzünden kaybedebileceklerinden korkuyor.
Anket sonuçları, iş yerinde yapay zeka kullanımının çalışanlar için iş tatmini, sağlık ve ücretler konusunda olumlu sonuçlara yol açabileceğini gösteriyor. Ancak; gizlilik, iş yoğunluğu ve önyargı ile ilgili riskler de söz konusu. Sonuç olarak anket, çalışanların bugün işlerinde yapay zeka kullanımı hakkında ne düşündükleri ile geleceğe yönelik korkuları arasında net bir uçurum olduğunu ortaya koyuyor ve acil politika eylemi ihtiyacını vurguluyor.
Üstelik: Söz konusu anket, ChatGPT ve benzeri yapay zeka robotlarının ortaya çıkışından önce gerçekleştirildi.
Açıklamalar: OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, bir basın toplantısında, "Yapay zekanın işyerinde çalışanları nasıl etkileyeceği ve faydaların risklerden daha ağır basıp basmayacağı, alacağımız politika önlemlerine bağlı olacaktır. Hükümetler, çalışanların değişimlere hazırlanmalarına ve yapay zekanın getireceği fırsatlardan yararlanmalarına yardımcı olmalıdır" dedi.
- OECD; asgari ücret bedellerinin ve toplu pazarlığın, yapay zekanın ücretler üzerinde yaratabileceği baskıyı hafifletmeye yardımcı olabileceğini, hükümetlerin ve düzenleyicilerin ise işçi haklarından ödün verilmemesini sağlamaları gerektiğini söyledi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Her beş çalışandan üçü, önümüzdeki 10 yıl içinde işini yapay zeka yüzünden kaybedebileceğinden korkuyor
14 Tem 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Otomobil sektöründe vergi sistemine yeni bir kavram girdi: Asgari maktu ÖTV. Sıfır araç alımlarında tahsil edilecek ÖTV için taban bir tutar belirleyen yeni sistem, Türkiye’de gelecekte kurulacak ÖTV mimarisinin ilk işaretlerini de ortaya koyuyor.

Türkiye’nin otomobil pazarında uzun zamandır alışık olmadığımız bir tablo ortaya çıkıyor. Sorun, artık fiyat yüksekliği ya da krediye ulaşmada yaşanan zorluklar değil. Otomobilin karşısında şu anda çok daha güçlü iki rakip duruyor: Mevduat faizi ve yatırımcının altındaki yükseliş beklentisi.

Tarih boyunca elektrikten bilgisayara kadar tüm yeni teknolojiler, işgücünün önemli bir bölümünü yerinden etti. Fakat tüm bu teknolojiler, işgücü piyasasında ciddi bir çalkantıya yol açarken yeni istihdam alanları da yarattı. Özellikle beyaz yakalı rolleri tehdit eden yapay zeka ise işgücü piyasasını çok daha derinden sarsıyor. Bu noktada Türkiye’nin işgücünü yapay zekadan daha hızlı eğitip eğitemeyeceği de merak konusu oluyor.

Hanehalkı fertleri ile evden uzakta bir haftalık tatilin masraflarını karşılayabilecek durumda mısınız? Türkiye, dünyanın en fazla turist ağırlayan ülkelerinden biri olmasına rağmen ülkede yaşayan her iki kişiden biri bir haftalık tatilin masraflarını karşılayamıyor. 2026’da savaş, artan enerji maliyetleri ve değişen seyahat tercihleri dış turizmdeki kırılganlığı daha görünür hale getirirken, Türkiye’nin fiyat avantajı da daralıyor. İç turizmde ise daha fazla kişi seyahate çıksa da konaklama süreleri kısalıyor ve seyahatlerin büyük bölümü yakınları ziyaret amacıyla yapılıyor.

İhracattaki kaybın ürün grupları ve pazarlar arasında bu kadar ayrıştığı bir dönemde sektörün mevcut koşulları nasıl okuduğunu ZÜCDER yönetimiyle konuştuk. ZÜCDER Başkanı Burak Önder’in yanı sıra Başkan Yardımcısı Senur Akın Biçer, Levent Güven, Eyyüp Memur, Ahmet Acar ve Kısmet Şener’in de katıldığı görüşmede öne çıkan ortak görüş, sektörün rekabetçilik sorununun yalnız kur ve faiz üzerinden açıklanamayacağı yönünde.



