Gecenin çocuklarıyla tanışma vakti: İstanbul Nightlife Project

"Bizimki gibi coğrafyalarda dans pistinin politik olarak bir karşılığı vardır." - Asena Hayal
Gecenin çocuklarıyla tanışma vakti: İstanbul Nightlife Project

5 Ağustos - Jack Lives Here - Duende
Jack Lives Here ile birlikte

Jack Lives Here Bozcaada Caz Festivali’nde

Sıcak yaz günlerine ferahlık ve lezzet katan Jack Lives Here , Bozcaada Caz Festivali’n i yeniden Jack ruhuyla buluşturmaya geliyor. Neler var? Eski dostumuz Jack , Bozcaada’nın farklı duraklarında çeşitli etkinliklerle yazı şenlendirmeye…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

2000’li yılların sonunda İstanbul’un yolunu tutmuş ve henüz 30’lu yaşlarının başında biri olarak şehirle ilgili hafızam hâlâ çok taze. Belki 90’lar furyasını yakalayamadım ama 2000’li yıllarda karaya ulaşan İstanbul gece hayatının özgür dalgalarında çokça dans ettim. 

Bir zaman dilimini ya da harflerle tanımlı jenerasyonların arasına sıkışmayı sevmesem de kendimi hep benden öncekiler ve benden sonrakiler arasında bağ kuran biri olarak gördüm. İletişim ağımın bir ucundan diğer ucuna hikâyeler taşıdım. Dahası buna dair hep bir sorumluluk taşıdım. Bu yüzden Beyoncé'un Renaissance'ının da İstanbul Nightlife Project'in de benim için önemi çok fazla.

İstanbul Nightlife Project, odağına 1990’lı yıllarda oluşan gece hayatı kültürünü alarak bir hafıza merkezine dönüşmek için yola çıktı. İlk bölümü geçtiğimiz hafta pazar günü yayımlanan video serisi, zamanının ötesine geçen mekânları, partileri, konserleri ve festivalleri bizzat yaratıcılarının ve tanıklarının anlatımıyla aktaracak. 

İstanbul Nightlife Project’i hayata geçiren Asena Hayal, duyduğu hikâyeleri ve tanık olduğu değişimi aktarmak, gece hayatı kültürünü kalıcı bir hafızayla yaşatmak istedi. Bu yüzden de birçok insana ilham veren gecenin çocuklarını görünür kıldı. Kendisiyle hem seriyi hem de İstanbul gece hayatının güncelini konuştum. Sesi biraz daha açın ve aşağıya inin.

Asena Hayal, Fotoğraf: Deniz Sabuncu


İstanbul’da 90’lı yıllarda müzik etrafında oluşan kültürlerin ve o kültürleri yansıtan hikâyelerin 2000’li yıllara ve günümüze aktarılmasında eksik noktalar oldukça fazla. Arşivlenen görsel, işitsel ve yazılı içeriğin azlığı, var olanların da günümüze kadar gelememesi ya da erişebilir olmaması kültürel bir hafıza oluşmasındaki en büyük engel. İstanbul Nightlife Project’i ortaya çıkaran temel motivasyonuz neydi?   

New York’un 80’ler ve 90’lardaki tekno müzik tapınağı Limelight ve o dönemin Club Kids videolarını çeken, belki de dünyanın ilk vlogger’ı diyebileceğimiz Nelson Sullivan’ın New York gece hayatını belgelediği videoları, 80’lerin sonundaki Batı Berlin’in punk ve sokak kültürünü kayda alan Lust & Sound in West Berlin filmi ve Rotterdam’da gezdiğim Gabber ve Club Culture sergisi bir noktada neden İstanbul'la ilgili böyle kapsamlı bir çalışma bulunmuyor gibi bir soruyla tetikledi beni. 

Bu saydığım şehirlerin arasında İstanbul gece hayatıyla ilgili neden böyle bir çalışma yapılması gerektiği sorgulanabilir. Ancak İstanbul bir dönem Avrupa’nın en önemli eğlence başkentlerinden biri olarak konumlanıyordu. Diğer şehirlerden farklı olarak bugüne gelene kadarki süreçte aynı istikrarı sürdürememiş olmasıysa nedenleriyle hepimizin malumu. Tam da bu noktada yaklaşık yirmi yıldır İstanbul gece hayatını deneyimleyen biri olarak benden önceki jenerasyonu yaşamış Dream Sales Machine Ajans başkanı Alper Sesli’yle deneyimlediğimiz dönemler üstüne kafa yorduk. Bu dönemlere tanıklık etmiş isimlerin anlatılarını bir platformda toplamak ve İstanbul gibi hafızası kalabalık ve karmaşık bir şehri bir de bu açıdan okumak temel motivasyon sebebiydi diyebilirim. 

Bayblon, Asmalımescit, 2004, Ahmet Uluğ arşivinden


1990’lı yıllarda müzik basınının şehirdeki etkinlikleri tanıtma ve anlatma motivasyonunun çok daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu sayede bilinçli bir dinleyici kitlesi ve kalıcı etkiler oluştu. Kuşkusuz o dönemki kültürün oluşmasında önemli rolleri var. Bugün müzik basını nerede duruyor?

Açıkçası çok takip ettiğimi söyleyemeyeceğim. Günümüz dijital dünyasının dinamikleri her türlü bilgiye ve müziğe erişimi kolaylaştırdı. Yeni bir grubu veya albümü keşfetmek çok bireysel bir pratiğe dönüştü. Dergiciliğin arşa çıktığı dönemde Non Serviam, Blue Jean, Laneth, Roll gibi dergiler ve dönemin gazete köşe yazarları müzik üzerinden bir kültür oluşmasının önünü açtı. Yepyeni müzik türlerini ve gruplarını bu dergiler sayesinde tanıdık (Çağlan Tekil’i anmadan geçmeyelim). Şu anki müzik basınının ana akıma yakın duran bir yerde konumlandığını ve yeni sesleri tanıtmada eksik kaldığını düşünüyorum. Dolayısıyla Spotify gibi servislerin algoritmalarında karşımıza çıkan müzisyenler etrafında dönüyor tüm bilgi. O yüzden hâlâ devam eden fanzinciliği ve fanzin kültürünü çok değerli buluyorum. 

Magma, Ateş Tezer arşivinden


İlk bölümde Ateş Tezer, "İstanbul’un kendine özgü bir sesi yoktu ama şehirde dans ettiren sesleri biliyorduk" diyor. Bugün İstanbul gece hayatının sesleri neler? Bir kümeleşme mi var yoksa artan bir çeşitlilik mi?

İstanbul’un geçmiş yıllardaki homojen yapısını yitirdiğini düşünüyorum. Bir kümeleşme elbette var. Kültürel bir kümeleşmenin yanında özellikle sınıfsal bir kümeleşme durumu da mevcut. Geçmişle kıyaslandığında mekân sayısının azlığı ve ticari kaygılar nedeniyle özellikle elektronik müzik sahnesinde bir ana akımlaşma söz konusu. Dans pistinin tüm dünyada savunduğu sınıfsızlığı ve kapsayıcılığı yaşamıyor İstanbul. Underground diyebileceğimiz mekânlarda durum biraz daha farklı elbette. Kuir komüniteye alan açan, drag queen kültürünü destekleyen çok çok az sayıdaki mekânlarda aslında olması gereken ideal bir kültür inşa ediliyor. Sayıca az ama özellikle Beyoğlu için umut vadedici bir dönem. 

Club 2019'un önü, Sedat Özyürek arşivinden


İstanbul Nightlife Project, sizin tabirinizle “gecenin çocuklarına’’ bir saygı duruşu niteliğinde. Kimdir “gecenin çocukları”, neden kıymetlidir? 

Bizimki gibi coğrafyalarda dans pistinin politik olarak bir karşılığı vardır. O sebeple bugünün parti ve eğlenme dinamiklerini şekillendirmiş, bir kültürün gelişimine ön ayak olmuş, bu kültürün içinde üretmiş, eğlenmiş, dans etmiş ve müzik ekseninde bir araya gelmiş herkes gecenin çocuklarıdır. En değerli gece çocuklarından biri olan Ceylan Çaplı’ya saygılarımla. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🪩 Beyoncé'nin rönesansı, İstanbul Nightlife Project

Merhaba. Bu hafta Keşif’te Beyoncé’nin yeni albümü Renaissance, İstanbul gece hayatı hafızasına yolculuk, Brady Corbet’in ilk uzun metrajı The Childhood of a Leader var.

05 Ağu 2022

Jack Lives Here ile birlikte
Fotoğraf: Mason Poole

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar