İYİ NİYET ELÇİSİ: DEMET EVGAR


Cildine iyi gelen saflık: Etat Pur | Pure Active Hyaluronic Acid 1,5% Hyaluronik asit , özellikle yaşlanma belirtilerini azaltmak isteyen aynı zamanda da aşırı kuru bir cilde sahip olan kişiler için olmazsa olmaz içerikler arasında yer alıyor. Güzellik endüstrisi, sahte vaatler ve "hepsi bir arada" mucizevi çözümlerle ürünlerin ve içeriklerin sayısını artırırken kökleşmiş inançlara aykırı bir düşünceden doğan Etat Pur , cildin ihtiyaç duyduğu Hyaluronik asit dengesini sağlamak üzere ultra güvenli bir cilt bakımı için sıkı formülasyon prensiplerini yansıtan, ince kırışıklık karşıtı ve sıkılaştırıcı etkili konsantre bakım ürünü Pure Active Hyaluronic Acid 1,5% ’ı sunuyor. Nedir? Etat Pur Pure Active Hyaluronic Acid 1,5% yüksek ve düşük moleküle sahip oranıyla farkını ortaya koyuyor. Sahip olduğu patentli In-skin teknoloji sayesinde cildin ihtiyacı olan katmana kadar inerek cilt endişelerine yönelik çözüm sağlıyor. Pure Active Hyaluronic Acid %1,5 ; %100 Cilt tarafından anında emilmeyi, %94 Cilde esnekliğini ve canlılığını yeniden kazandırmayı, %91 Sıkı ve dolgun bir cilt görünümü sağlamayı, %91 İnce kırışıklıkları ve mimik çizgilerini azaltmayı sağlar. Neden önemli? Vücudumuzda doğal olarak bulunan bir bileşen olan Hyaluronik asit, cildin nemlendirilmesinin yanı sıra yumuşak ve sağlıklı görünmesine yardımcı olabilen bir su tutucu olarak karşımıza çıkıyor. Kendi ağırlığının bin katına kadar su tutabilme kapasitesine sahip olan Hyaluronik asit; nemsiz cilt görünümünü ortadan kaldırmaya yardımcı olabiliyor, cildin elastikiyetini artırarak ince çizgi ve kaz ayaklarının görünümünü azaltabiliyor, ciltteki pürüzlerin giderilmesine katkı sağlayabiliyor. Minimum 8 hafta boyunca kırışıklar ve mimik çizgilerini azaltmak için sabah ve akşam nemlendirici kremden önce 4 damla olarak yüz çevresine uygulanması önerilen Pure Active Hyaluronic Acid %1,5’ı keşfetmek için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
8 Mart arifesinde bir konferans salonunda buluşuyoruz: Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Türkiye ofisi, ilk İyi Niyet Elçisi'ni açıklıyor. Karşında tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu Demet Evgar — ben onu en iyi, küçükken seyahatlerde televizyonda denk gelip hiçbir şey anlamadan izlediğim Un gars, une fille'in Türkiye uyarlamasındaki başına buyruk tavırlarından tanıyorum.
"Başına buyruk," deyip geçmeden detaylandırayım biraz. Aklındakileri söyleyen, alan kaplamaktan çekinmeyen, sorgulayan ve çok da konuşan kadın — müdanasızca kendi ve temsiliyle korkmadan karşımda, ekranda. Kendi örneğimden de açıkça belli oluyor ki temsilin kıymetini ve oyuncuların hayat vermeye karar verdiği rollerin önemi elzem.
Toplumsal cinsiyet eşitliği için sözcü olmanın değerini artan farkındalıkların içselleştirilmesi ve toplumla birlikte dönüşebilme umuduyla yansıtılıyor dün yapılan konuşmalarda. Demet Evgar'ın sunuşuyla #BenKadınım kampanyası da böylece başlamış oluyor:
Görünür olmak çok güzel bir duygu. Kadınların zorlu mücadelelerden geçerken kazandıkları tüm hakları kutladığımız ve hâlâ süregelen eşitsizlikleri tekrar masaya yatırdığımız 8 Mart Dünya Kadınlar Günü arifesinde İyi Niyet Elçisi olarak ilan edilmek çok büyük bir gurur elbette ki. Fakat büyük de bir sorumluluk.
İçeriye girdikten sonra 6 Mart 2022'de Demet Evgar'ın sosyal medya hesaplarından duyurulan kampanyanın oyuncu tarafından boyanmış pankartını görüyorum. Kalemi almadan geçemem, ekliyorum: "#BenKadınım, kuir feministim ve alan kaplamaya #HakkımVar!"
10 Aralık 2021'de HeForShe hareketinin Türkiye sözcüsü Kerem Bürsin olarak açıklandığında şöyle sormuştum: "Ayrıcalıklarımızı mobilize ederken HeForShe hareketinin ikili cinsiyet sisteminin ötesine geçebilecek kadar kapsayıcı olmasını sağlayabilecek miyiz?" İşte bugün, bu soruya cevap verebileceğini umarak 7 Mart 2022'de buna heyecanlanıyorum çünkü #BenKadınım yoldaşlığı, biricikliği ve kadınlık hâlleriyle ilgileniyor. Aşağıda okuyacağın gibi: "Kadınlar hem biricik hem de benzer — benzerliğimiz maruz kaldığımız eşitsizliklerken biricikliğimiz de yaşadığımız hayatlar."

Demet Evgar, İyi Niyet Elçisi olarak açıklandıktan sonra
Bir oyuncu olarak kadın temsillerinin değerini nasıl yansıtıyorsun? Oynamayı seçtiğin karakterlerde toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında dikkat ettiklerin neler?
Tek bir kadın yok. Birçok kadınlık hâlleri var. Hatta bu nedenle "kadına yönelik şiddet" ve "kadın ve kız çocuğu" demek yerine "kadınlara yönelik şiddet" ve "kadınlar ve kız çocukları" demek daha doğru. Bu kadınlıkların temsil edilmesi çok önemli. Onlarsız, izlediğiniz şey eksik. Ataerkil düzen kadınları nasıl görmek istiyorsa ekranlara da öyle yansıtıyor.
Kadınlar kendi gerçek hikâyelerini izlemedikçe güçlerini ve potansiyellerini keşfetmeleri daha da zorlaşıyor. Çünkü sistem onlara sadece tek bir kadından bahsediyor: ataerkil sistemin dayattığı kadınlık. Kadınlar hem biricik hem de benzer — benzerliğimiz maruz kaldığımız eşitsizliklerken biricikliğimiz de yaşadığımız hayatlar.
Oynadığım karakterlerde güçlenen kadını görmem benim için önemli. Türkiye’de her 10 kadından 4’ü şiddete maruz bırakılıyor. Oynadığım rolleri şiddete karşı susturmamaya ve muhakkak bir aksiyon aldırtmaya özen gösteriyorum. Ekranda izlenenler bir şırınga etkisi yaratarak zihinlerimize giriyor, doğrularımızı pekiştiriyor ya da onları sorgulatıyor. Ben oynadığım rollerle toplumsal cinsiyete dayalı kalıp yargıları zihinlerde sorgulatmayı seçtim.
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Türkiye'nin İyi Niyet Elçisi olmak nasıl hissettiriyor?
Bu hem gurur hem de sorumluluğu olan güzel bir yol arkadaşlığı. Toplumsal cinsiyet alanında yaptıklarımı daha da güçlendirmek ve bunu tek hedefi toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmak olan bir kurumla birlikte gerçekleştirmek çok değerli. Biz bu yol arkadaşlığının adını #BenKadınım koyduk. Türkiye’nin her yerinden farklı kadınların hikâyelerini BM Kadın Birimi'yle birlikte ortaya çıkaracak ve kadınlara ilham verecek birçok işe ortak imzamızı koyacağız. Bu beni çok heyecanlandırıyor — gurur, sorumluluk ve büyük bir heyecan!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve Demet Evgar'la konuşuyoruz; Arya Zencefil'le kesişimsel feminizmin radikalliğine değiniyoruz.
08 Mar 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?




