Japon işçi maaşlarında artış neden önemli?


Geleceğin ilerisinde: Yeni BMW 7 Serisi
Yeni BMW 7 Serisi Çağdaş sanattan ilham alınarak tasarlanan ve geleneksel ruhu fütüristik teknolojiyle harmanlayan Yeni BMW 7 Serisi , Borusan Otomotiv BMW Yetkili Satıcıları’nda yerini almaya hazırlanıyor. Dış tasarım Monolitik yüzey…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Japonya Başbakanı Fumio Kishida’nın işverenlerin desteğiyle birlikte, ülkedeki işçilerin ücretlerinde artışa gidilmesi çağrısında bulunmasının ardından Japonya'da büyük şirketler çalışanlarının maaşlarını artırmayı kabul etti. Bu, Japonya'da son 30 yıldaki en büyük ücret artışı olacak. Toyota, Hitachi, Panasonic ve Fujitsu gibi firmalar, 2023 yılı için yüksek zam planlayan şirketlerden. İş gücünün yaklaşık %70’ini oluşturan küçük-orta ölçekli şirketler içinse durum hala belirsiz, büyük bir zam durumunda artan maliyetlerin müşterilere yansıtılması yalnızca bir olasılık.
Geçtiğimiz yıllardaki sınırlı ücret artışları, şirketlerin zayıf kârlılığı ve Japonya'nın artan iş gücü kıtlığına bağlı olarak yoğun bir baskı oluşturdu. OECD verilerine göre, diğer ülkelerde ortalama ücretler son 30 yılda yaklaşık %35 oranında artarken Japonya'da bu artış %5 seviyesinde gerçekleşti. Artık şirketler ve hükümet; artan tüketici talebi, düşük işsizlik oranı ve işgücü kıtlığı gibi ekonomik faktörlerin de etkisiyle ücret artışlarını teşvik etmeye çalışıyor. Japon hükümeti geçtiğimiz aylarda, işverenlerin ücret artışlarını teşvik etmek için mali destek sağlanması ve vergi indirimleri gibi önlemler açıkladı.
Öte yandan bu ücret artışı açıklaması, işgücü piyasasındaki güçlü rekabet ve işçi kıtlığı sorunu nedeniyle eleştirilere neden oldu. Bazı analistler, ücret artışının yeterli olmadığına ve daha yüksek bir artışa ihtiyaç olduğuna dair endişelerini dile getirirken; işverenler, yüksek ücretlerin işletmeleri olumsuz etkileyebileceğini ve üretimin başka ülkelere kaymasına neden olabileceğini iddia etti.
Peki, bu hale nasıl gelindi?
Japon işçilere daha yüksek ücretler ödenmesi konusunda bir dizi gelişme yaşanırken, asgari ücretin neden on yıllardır artmadığı konusu da gündemde. Japonya’da asgari ücret, diğer ülkelerle kıyaslandığında oldukça düşük seviyede. Bunun nedenleri arasında Japonya'nın yüksek yaşam maliyetleri, işverenlerin işçi maliyetlerini düşük tutmak istemesi ve aynı zamanda işgücü piyasasındaki rekabetçiliğin zayıf olması gibi başlıklar var. 1990'larda Japonya'da yaşanan ekonomik durgunluk döneminde işsizlik oranları çok yükseldi. Şirketler, işçi maliyetlerini azaltmak için ücret artışlarını durdurdu ve bu da asgari ücretin uzun süre boyunca çok sınırlı artmasına neden oldu. Japonya'nın işçi kıtlığı sorunu ve şirketlerin rekabet gücünü korumak için ücret artışı yapmaya isteksiz olması da bunun tuzu biberi oldu. Üstüne üstlük ülke, son yıllarda nüfusun yaşlanması ve düşük doğum oranları gibi demografik sorunlarla da karşı karşıya kaldı. Bu nedenle, ülkedeki çalışan maaşlarındaki artış tüketici harcamalarını artırabilir ve ekonomiyi canlandırabilir beklentisi yüksek.
Japonya'nın ücret artışına gitmesi, dünya çapındaki minimum ücret politikaları hakkında da bir tartışma yarattı, birçok ülke asgari ücretlerin yükseltilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak, asgari ücret politikaları doğru regüle edilmezse bazı sektörlerde işten çıkarmalara ve maliyetleri artışları nedeniyle bazı şirketlerin yurt dışına taşınmasına neden olabilir.
Dünyada nasıl?
Asgari ücretin belirlenmesinde etkili olan faktörler arasında, ülkenin ekonomik durumu, işgücü piyasası koşulları, enflasyon oranları, vergi politikaları ve sendika faaliyetleri yer alıyor. Bazı ülkeler, işçilere daha fazla koruma sağlamak için asgari ücret belirlerken, diğerleri daha düşük bir ücret belirleyerek işverenlerin maliyetlerini azaltmaya çalışıyor.
Bazı ülkelerde hükümetler asgari ücreti belirlerken, bazı ülkeler işverenlerin belirlemesine izin vermekte. Bazı ülkelerde asgari ücret, ülkenin ekonomik koşulları, işçi kıtlığı ve enflasyon gibi faktörlere göre belirlenirken, bazılarında işçi sendikaları veya parlamentolar tarafından belirleniyor. Mesela bu ABD'de federal hükümet, Almanya'da işverenler ve işçi sendikaları arasındaki toplu sözleşme görüşmeleri, İngiltere'de ise bağımsız bir kurum olan Asgari Ücret Komisyonu özelinde takip ediliyor.
Bazı ülkelerde asgari ücret belirli bir saatlik ücretken bazılarında aylık bir bedel. Bu ücretlerin belirlenmesi ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor; Avustralya, Kanada ve İngiltere gibi ülkeler, asgari ücreti yaşam maliyeti endeksine göre belirleyip düzenli olarak artırıyor, İsviçre'de, ülkedeki maliyetlerin ve çalışma koşullarının yanı sıra işgücü piyasasının genel durumu da dikkate alınıyor. Bir başka örnek olan Hindistan'da ise asgari ücret, ülkedeki farklı sektörler ve iş kolları için farklı ve belirli bir standardı yok. Dahası, birçok ülke asgari ücreti işçilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli bir seviyede tutmaya çalışırken, bazı ülkelerde asgari ücret sadece sembolik bir rakam niteliği taşıyor. Asgari ücretin yasal bir zorunluluk olup olmadığı da ülkeden ülkeye değişebilir. Bazı ülkelerde, işverenlerin belirli bir miktarda ücret ödemesi yasal bir zorunlulukken, bazı ülkelerde böyle bir zorunluluk bulunmuyor. Sözgelimi, İsveç'te asgari ücret yasal bir zorunluluk değil; ancak işçilerin ücretlerini belirli bir seviyede tutmak için işverenler ve işçi sendikaları arasında anlaşmalar yapılıyor.
- 2021 verileri incelendiğinde en yüksek asgari ücrete sahip ülkeler arasında İsviçre, Avustralya, Lüksemburg ve Almanya yer alıyor; bu ülkelerde asgari ücret saat başı 20-25 dolar aralığında. Aynı yıl içinde asgari ücret bedeli Meksika'da saat başı 1,25 dolarken Endonezya'da ise sadece 0,55 dolar civarında. Japonya'da 2021 yılı asgari ücret bedeli saat başı yaklaşık 8,23 dolar ile OECD ülkeleri arasında en düşük seviyelerden biri. Bu, Japonya'nın yüksek yaşam maliyetleri ve ekonomik büyüklüğü ile uyumsuz bir veri setine işaret ediyor.
- 2023 yılının Ocak ayına ilişkin bir çalışma ise şu şekilde:

Asgari ücret dünya genelinde hep tartışmalı bir konu olmuş. Bazıları, düşük ücretlerin yoksulluğu ve sosyal eşitsizliği artırdığını ve işçilerin temel ihtiyaçlarını karşılamalarına engel olduğunu savunurken, diğerleri asgari ücretin işverenleri ve ekonomiyi olumsuz etkilediğini iddia etmekte. Bu tartışmalar, asgari ücret politikalarının ülkeden ülkeye farklılık göstermesinin ana sebeplerinden biri.
Geçmişten örneklere bakıldığında asgari ücretin; işveren maliyetlerini artırsa da birçok ülkede yoksullukla mücadeleye yardımcı olduğu, ekonomik büyümeyi desteklediği ve işgücü piyasasındaki eşitsizliği azalttığı görülmekte. Ancak, fazla yüksek bir rakamın işletmelerin küçülmesine veya kapanmasına neden olması ve işsizliği artırması da mümkün. Bu nedenle, minimum bedelin belirlenmesi konusunda dikkatli bir dengeleme gerekli ve ücretin belirlenmesinde işverenler, işçiler, hükümetler ve diğer ilgili tarafların görüşleri de dikkate alınmalı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2020-2035 Ulusal Enerji Planı hangi başlıklara dikkat çekiyor? Asgari ücret politikaları dünya genelinde neye göre belirleniyor?
22 Mar 2023

YAZARLAR

İdil Ertürk
İş Dünyası & Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.




