Kadıköy'de Müdavimiyim!

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
"Ev: Kadıköy, Moda. Adını çocukken Barış Manço sayesinde öğrendiğim semt."
Heja Bozyel, Gazeteci
📍 Moda, Kadıköy
Vapur iskeleye yanaşınca değil; ışıklardan karşıya, çarşı içine geçip dükkân köşelerinde paylarını bekleyen köpeklerin başını okşayınca “Eve geldim,” diyorum. Ev: Kadıköy, Moda. Adını çocukken Barış Manço sayesinde öğrendiğim semt. 15 yıl önce çok severek yaşadığım ve sonra, yurt dışından dönünce bir bayram sabahı, günün ilk saatlerinde sokakta yürürken fötr şapkalı hiç tanımadığım bir amcanın çocuk gibi mutlu, “Günaydın, hayırlı bayramlar,” demesiyle “Yeniden burada yaşamalıyım,” dediğim mahalle.
Vaktim olan her gün öğlene doğru, 11.30 gibi, arkadaşım koca kulaklı köpek Tobiko'yla evden çıkıp sahile yürüyoruz. Önce kahvecimiz Guten Morgen’a uğrayıp kahve ve limonlu kek alıyor, yolda börekçiye selam verip balkondan sürekli havlayan Odin’e “Şşşşş!” yapıyoruz. Ardından hiç alışveriş yapmadığım kasabın çalı süpürgesiyle yerleri süpürmesine “Kolay gelsin,” diyerek aşağı yöneliyoruz. Düz devam edersek kulakları kesik olduğu için mahallede "Kesik" olarak tanınan dev köpekten kaçacak Tobiko, Ororo’ya sığınmaya çalışacak. Eh, her gün suşi yiyemeyiz ama Ororo’ya “Merhaba,” diyerek duvarlarda sürekli değişen eserlere bakmadan geçmiyoruz.

Tobiko ve Heja
Şimdi tramvay yolunu takip ederken zorlu bir sınavımız var: Nezih Huzurevi’nin köpeği Çarli’nin arkadaşı, sokağın belalı sarı köpeği Şöhret’e yakalanmamak. Yakalanırsak yandık, asla peşimizi bırakmaz; hatta Sevgi Market’tekiler onu kovalarsa diğer sokaktan koşup bizi sahile inen merdivenlerde yakalar. "E ne var bunda?" deme. Bütün mahallenin köpeklerine yaramazlık yapmayı öğreten o!
Gökhan Yücel’in MUBI'yle ortak, şahane projesi olarak karşımıza çıkan Sevmek Zamanı film mural'ıyla bakışırken bir yandan bu otoparkın nasıl kazıkçı olduğunu düşünüyorum bir yandan da minicik kafesteki papağanın yine taklidimi yaparak “Mirabaaaa,” demesine gülüyorum.

Moda'da tramvay
Vardık. Deniz göründü. Henüz sahil kalabalık değil. Ama çöpler yine dizili. Moda’nın en büyük sorunu, sahilin çöp dolu olması — yerlerdeki cam kırıkları yüzünden patilerde kesikler oluyor, her daim sinek dolu. Yine de bazen yunusları gördüğümüz deniz, karşıda görünen Sultan Ahmet ve Galata Kulesi her mevsimde öyle büyüleyici ki her gün ama her gün yeniden şehrin tüm kötü yanlarını unutturuyor.
Tobiko’yla rutinimizdeyiz biz. Kedileri besleyenlerden hızlıca kaçıp — "Köpeği yaklaştırmayın!" diye bağıranları var — Moda Deniz Kulübü’nün yanından güvenlikle merhabalaşarak çıkıyoruz. Açsak Vito’dan sandviç alıyoruz. Artıkları Tobiko’ya ayrı paket yapıyorlar! Ya da Elif Pastanesi’nden dağ meyveli mini pasta ve Korkmaz Büfe’den döner olabilir menüde. E tabii nergis mevsimiyse büfenin olduğu pasajın girişindeki çiçekçiden bir demet nergis kapılır: “Abla kokla bak, yeni geldiler.”
Bir ara Yeni Moda Eczanesi’ne uğrayıp "Melih Amca yeni şiir kitabı yazdı mı, keyfi yerinde mi?" diye düşünerek eve dönüyoruz. Yalnız bir dakika — o iş o kadar kolay değil; eve giderken Tobiko’nun arkasını kollamak lazım çünkü kuru temizlemecinin köşesindeki sarı kedi arada delirip köpeklere saldırıyor!

Melih Ziya Sezer, Yeni Moda Ezcanesi
Şimdi karşı apartmandaki komşunun — yönetici Aynur Hanım’ın tarifiyle “Hep camda böyle memeleri açık olan,” — kızı gelir, ıslığı bütün sokakta yankılanır. Sonra tramvayın düdüğünü duyarız. Pazar günüyse çan sesleri ve vapur düdükleri de eşlik eder… Ah bir de hafta sonları cehennem kadar kalabalık olmasan, her yer birbirinin aynı kafelerle dolmasa be Moda, ne güzelsin aslında!
"Mekân çalışanı olduğum için müdavimi olduğum yerler pub veya kulüpten çok atıştırmalık yerler."
MRT Seçkin, Karga Bar
📍 Rasimpaşa Mahallesi, Kadıköy
Son 1,5 yıldır Yeldeğirmeni'nde ikamet ediyorum. Yaşamak için Yeldeğirmeni’ni tercih etmemim sebebi sakinliğin muhafaza ediliyor olması. Öncesinde Moda, Hasanpaşa, Göztepe, Kızıltoprak gibi farklı yerlerinde de kaldım Kadıköy’ün. İşin doğrusu bu kadar popüler olmadığı dönemde Kadıköy'ün sakinliği beni çekiyordu ancak merkezde ve belli bölgelerdeki sosyal hayatın canlanması işimiz gereği (Karga Bar) ne kadar sevindirici olsa da bazı yerlerde yaşamı da güçlendirdiği gerçek.

Karga Bar'da
Günlük hayatımın çoğunu işle ilişikli sosyal bir çevrede geçirdiğimden ikamet ettiğim yerin daha sakin ve durağan olması — nispeten diyelim — benim için önemli. Aslına bakarsan zaten mekân çalışanı olduğum için müdavimi olduğum yerler pub veya kulüpten çok atıştırmalık yerler.
Misal Yeldeğirmeni'ndeki Levent Pide ve Börek Salonu göbeğimden de anlaşılacağı üzere en çok uğradığım yer. Aynı şekilde haftada bir hardal ve sosislisinden yemeğe gittiğim Beşiktaş İskelesi’nin çaprazındaki Park Büfe var. Baylan, hâlâ arada bir kahve ve tatlı atıştırmak, kafamı dinlemek için ideal mekânım.
Yıllar içinde işim nedeniyle bir çok mekânla ahbap olduğumdan fırsat buldukça aklıma gelen yere uğramaya çalışıyorum ama dükkân kapanışı sonrası yabancılık çekmeden rahatça oturabildiğimiz yılların Zincir'ine; komşumuz Bina ve arkaoda, Stereogun, Defne’ye fırsat buldukça iki tek atıp muhabbete giderim.
"Burası özgür ruhlu, kreatif insanların ve hayvanseverlerin yoğunlukta olduğu bir bölge."
Görkem Ünsal, Mimar
📍 Caferağa Mahallesi, Kadıköy
Caferağa Mahallesi’nin Moda semtinde yaşıyorum. Burası özgür ruhlu, kreatif insanların ve hayvanseverlerin yoğunlukta olduğu bir bölge. Kadıköy’ün merkezinin genelinde de gözlemleyebileceğimiz gibi bitişik nizam yapıların, esas caddeler dışında çok da geniş olmayan sokakların bulunduğu bir semt. Zemin kotlarında çoğunlukla kahvecileri, restoranları ve butik dükkânlarıyla insanı sokağa çekiyor, çevresiyle etkileşim kurmaya itiyor. 1970-80’lerden kalan modern Türk mimarisinin iyi örnekleri, cumbalı evler ve az da olsa kentsel dönüşüme girmiş, kompozit panel mimarisi olarak adlandırabileceğim veya müteahhit eli değmiş yeni yapılar Moda’da bir arada, uyumda.

Kadife Sokak, Caferağa
Mimarlıktan söz ederken sadece yapıları incelemek yeterli değil. Mimarlık, binaların ve peyzajın tasarlanıp, planlanmasının dışında yaşamı ve hareketi tasarlar; sosyolojik, kültürel ve mekansal olarak bölgedeki girdilerin analizini yapar ve rasyonalize eder. Oldukça multi-disipliner bir dal ve çoğu başarılı projede tarihçi, sosyolog, şehir plancısı ve endüstriyel tasarımcısı bu gaye için bir arada çalışır, yaşamı şekillendirir.
Moda mimarisinin en önemli özelliğinin yaya odaklı olması. Sokaklar ve sahil şeridi, her daim dolu ve hareket halinde burada. İşlerine gidenler, marketten dönenler, yol ortasında karşılaşıp muhabbete duranlar, çevre mahalle veya ilçelerden gelip zamanlarını Moda’da geçirmek isteyenler sokakları canlı tutuyor. Bu hareket ve yoğunluk da insanı daima stimüle ediyor ve aktif olmaya itiyor.
Büyük ölçekte düşünecek olursak mahallenin kentle ilişkisi çok güçlü. Anadolu yakasının merkezi Kadıköy, ulaşım hatlarının ana odaklarından da. Tuzla’da yaşayıp Avrupa Yakası’na geçecek bir kişi buradan geçiyor mesela. Avrupa yakasından gelen insan da çoğunlukla Kadıköy’e iniyor. Bu hareketlilik osyokültürel, sosyoekonomik yapısı farklı bireylerin birbirleriyle etkileşimini sağlıyor ve aslında mahalle halkını bu anlamda besliyor.

Moda'nın binaları
Fotoğraf: Görkem Ünsal
Kadıköy doğduğum yer — romantik bir bakış açısıyla yaklaşmam gerekirse bunun bir bağlantısı olduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda lisede okuldan çıkıp arkadaşlarımla bir şeyler içmeye geldiğimiz, bilardo oynamaya geldiğimiz yer Kadıköy. Anımsamaların ve aidiyet hissinin yanı sıra burada yaşamayı seçmemin rasyonel sebepleri var. Sokağa çıkınca beş dakika içinde kendini bir kafede veya bir barda bulabiliyorsun. Kitapçılara gidiyor, koleksiyonuna yeni plaklar katıyor, dilersen sanat galerisi gezebiliyorsun. Komşularıma selam çakmadan geçmeyeyim. Kadıköy’de yaşamayı seçmemin önemli kriterlerinden biri de insan profili: hoşgörülü, saygılı, cana yakın ve açık görüşlü.
Bir pazar sabahı kahvaltı saatinde Moda’daysan omlet yemeye La Paz’a git derim. Kahvelerini kendileri ithal ediyorlar ve seçimlerini oldukça iyi buluyorum — evime çekirdek kahveyi de genelde La Paz’dan alıyorum. Fırsatım oldukça gitmeyi sevdiğim bir mekan da Kutup. Fazla masası olmayan, leziz kokteyller yapan samimi bir bar. Burayı sevmemin iki sebebi var: birincisi, Moda’daki hareketin yoğun olduğu üçgende olmasına rağmen saklı bir köşe olması. İkincisi de bahsettiğim leziz kokteyllerinden biri, Smoked Lavender Whiskey Sour’u. Bu kokteyl içinde yumurta akı olmasından dolayı içemeyen vegan dostlarımıza da güzel bir haber de vereyim: Vegan opsiyonu mevcut!

Görkem
Diğer gediklisi olduğum yer de Snab. Son zamanlarda neredeyse kıyafetlerimin hepsini buradan aldım ve kesinlikle pişman değilim. Genellikle yurt dışı merkezli butik markaların ve üretimini Türkiye’de yapan Asos, Urban Outfitters gibi street wear tarzı kıyafetler üreten markaları bulabileceğin minik bir butik burası. Öylesine bakmaya girdiğinde bile kombin yapıp çıkma ihtimalin yüksek.
"Sokaktan geçerken esnaf ve tanıdıklarla selamlaşmak günümü güzelleştiren ritüel."
Oya Tekbulut, Esnaf Club
📍 Moda, Kadıköy
Moda’da oturuyorum. Çok canlı ama aynı zamanda sakin bir mahalle hayatı olmasını seviyorum. Jane-Jacobs-vari mahalle kültürü Moda’da öne çıkıyor. Sokaktan geçerken esnaf ve tanıdıklarla selamlaşmak benim günümü güzelleştiren ritüel. Her gün Kapalıçarşı civarındaki atölyemden Moda’nın sakinliğine, sessizliğine ve tanıdıklığına dönmek beni dinlendiriyor.

Dün, Moda
Dün ve Guten Morgen’e gönülden bağlıyım o yüzden aralarında seçim yapamadım. Biriyle gün içinde buluşucaksam genelde Guten Morgen’i öneririm. Kahveleri bence mahallenin en iyilerinden. Dün’ü de açıkçası artık evim gibi görüyorum. Günün hangi saati olursa olsun gitmekten en keyif aldığım yer diyebilirim; çok fazla vegan opsiyonları var, bu benim için zaten her zaman bir yere bağlanmamı kolaylaştırıyor.
"Moda 1'de güneş denizin üstünde eriyip batarken günün savaşı benim için yeni başlıyor."
Burak Ayaz, Fahri Konsolos
📍 Moda 1, Kadıköy
Mesleğimden dolayı Kadıköy’ün gecelerini gündüzlerinden daha çok yaşadım. Moda 1'de güneş denizin üstünde eriyip batarken günün savaşı benim için yeni başlıyor; birçok yer kapandıktan sonra da sosyalleşme sırası bana gelmiş oluyor. Alternatifler azalmış gibi dursa da aslında epey seçenek var. Öncelikle, eğer hava tahammül edilebilecek sıcaklıktaysa dışarıda olmayı tercih ederim. Kaşe’den veya Blue’dan bira alıp dinamik bir atmosfer arıyorsam Havuz’a, sakinlik arıyorsam Moda Park’a giderim. Eğer uzun bir muhabbet gerçekleşecekse hiç üşenmeden Yoğrutçu Parkı’na inerim.

Burak, Fahri Konsolos'ta
Bazen de o kadar yorgunluğun üzerine biraz da dans ederek yorulmak isteyebiliyorum. Böyle durumlarda eğer hafta sonu değilse Zor’u tercih ediyorum ama elektronik değil de bağıra bağıra şarkı söylerek dans etmek istiyorsam Rock'n'Rolla’ya gidiyorum — fakat her zaman dans etmelik bir ortam olmayabiliyor burada.
Bütün mekânlar kapandıktan sonra İskenderiye Feneri gibi duran “Kuytu” var bir de, sadece mekân çalışanlarını almak gibi enteresan bir giriş politikaları var. Burada geçirilen bir saatten sonra kıyafetlere ve saçlara sinen sigara kokusu tasvir edilemez ama dediğim gibi içki içmek için son durak burası.
Tabii gerçek son durak, yere düşürülen çatal kaşık sesleri eşliğinde beyran içilen yerdir. Ertesi günleri bir daha yemeyeceğime yeminler etsem de Kimyon hep “la grande finale”dir benim için, bir şekilde ayaklarım oraya çeker. Bazen de mumu Ayık’ta söndürebiliyorum; şırdan yedikten sonra "Evde Talcid var mıydı?" sorusu bir anda beynimde yankılanabiliyor. Adana’da nasıldır bilmiyorum ama yine de mide yangınına değiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
21 mahalle, 17 semttir ama sanki hepsi birlikte koca bir mahalledir Kadıköy — takıl peşimize, müdavimi olduklarımızı görmeye.
24 Şub 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
"Bu bir cruise değil" mottosuyla kalabalık ve kaotik cruise anlayışını tersine çeviren lüks yat seyahatlerine paralel olarak barge cruise yani mavnalarla seyahat hareketi de yaygınlaşıyor. Barge cruise seyahatine çıkanlar Avrupa kentlerinin küçük nehir ve kanallarında dingin ve butik bir deneyim yaşıyor.

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.



