Kalamış’ta güneşli bir kış günü.

"O lokumcu hayata devam ediyor, Hatice hayata devam ediyor."
Kalamış’ta güneşli bir kış günü.

23 Şubat - SALT - Duende
Salt ile birlikte

SALT’ta: Teneffüs

SALT ’ın davetiyle 2019’da başlatılan stüdyo ziyaretleri ve sanatçı sohbetleriyle geliştirilen Ardışık sergilerinin sonuncusu, Aykan Safoğlu’nun Teneffüs adlı sergisi 24 Nisan’a kadar SALT Galata’da seni bekliyor sevgili Duende okuru.…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Çatlak, İki Şafak Arasında. Eylülde Ayvalık, ekimde Antalya derken bu yıl Türkiye sinemasındaki en güncel işlerle normalde olduğundan çok daha hızlı tanıştığımı fark ediyorum. İlkinde izlediğim Fikret Reyhan filmi Çatlak, benim için yılın en iyi yerli yapımı oluyor. İkincisindeyse en çok Selman Nacar’ın İki Şafak Arasında filminden etkileniyorum. Her iki film de çok fazla yan karakterin bulunduğu, diyalogu bol, tüm oyuncu kadrosunun sımsıkı birbirine kenetlenerek ortaya tek vücut olmuş bir performans çıkardığı filmler. Her bir oyuncu, her bir karakter kendi anlarına sahip. Perdede, ekranda yüzlerini en az gördüklerimizin bile kendi hikâyeleri var, hissediyorum. İki Şafak Arasında’yı izlerken arka sıramdaki fısıldaşmayı duyuyorum: “O lokumcu Çatlak’taki kadın değil miydi?”

Bir adım geriden. 2018 ilkbaharı. Türkiye’de, Sundance Film Festivali’ndeki başarısının ardından Tolga Karaçelik’in Kelebekler’i konuşuluyor, bense uzaktayım. Ödüm kopuyor birkaç hafta sonraki uçuşumdan önce vizyondan çıkacak diye. Son gününde yakalıyorum perdede. Günümüz Türkiye sinemasının en sevdiğim üç filminden biri oluyor Kelebekler, diğer ikisini sonra konuşuruz. Eve dönüyorum. Yıl sonunda kişisel ödüllerimi dağıtırken bana göre yılın en iyilerini seçerken başvuracağım listelerime, En İyi Kısa Performans başlığı altına bir isim not ediyorum: Gülçin Kültür Şahin. Aynı isim, o sonbaharda bir filmle daha, Sibel’le de düşülüyor aynı başlığın altına. Keşke diyorum, daha çok izlesek onu.

Gülçin Kültür Şahin

Emre ve Gülçin’in keşif dolu sohbetine İstanbul kedileri müdahale ediyor.


İlk buluşma. Gülçin, Kalamış’ta buluşalım diyor. Yılın son haftaları. İster istemez 2021’in en iyilerinden, en kötülerinden konuşmaya başlıyoruz tanıştığımız anda. Bu yıl İstanbul dışındaki ilk ulusal festival deneyimlerimi ona da anlatıyorum; ben Ayvalık ve Antalya’dan konuşuyorum, Gülçin yanına Ankara ve Malatya’yı ekliyor. Pandemi nedeniyle biriken tüm işleri aynı anda festivalleri dolaşmaya, gösterime girmeye başlamış. Sahilde yürümeye başlıyoruz; eskiden Kurbağalıdere’nin yanından geçmenin imkânsızlığını, 2004’te marinada dinlediğim Tarkan konserini hatırlıyorum. 

Gülçin, Moda’ya yürüyüş mesafesinde oturmanın güzelliğinden, sahildeki tenis kortunda nasıl ter döktüğünden söz ediyor; önce yanında tuhaf bir ahtapot heykeli olan bir bankta, ardından sahile bakan bir piknik masasında, en son da sokak arasında iyi kahve eşliğinde molalar veriyoruz. İstanbul’un kedileri kahvecideki sohbetimizi umursamadan üstümüze atlıyor. Hayat devam ediyor onlar için. Sonra düşünüyorum; sadece onlar için değil -  yanından geçtiğimiz teknelerin sahipleri, çocuk parkında oynayan çocuklar, kahvecinin sokağında köpeğini gezdiren kadın, Karaköy vapuruna birlikte bindiğimiz yolcular… Birkaç saat sonra Gülçin, Galata’daki kayıtta canlandırdığı karakterler için ayrı bir geçmiş, ayrı bir hayat yaratmaktan söz ettiğinde her biri kafamda canlanıyor.

Hayat devam ediyor.

Emre

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🎬 Keşif Sineması #1.8: Gülçin Kültür Şahin

Gülçin Kültür Şahin'le sesini duyurmaya çalışan hayalet karakterler üzerine tartışıyor, Laura Marling'in What He Wrote şarkısının sadeliğinde kayboluyoruz.

23 Şub 2022

Salt ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar