

Yerebatan Sarnıcı yarın ziyarete açılıyor İstanbul’un tarihî yarımadasında yer alan ve dünyanın önemli kültür miraslarından biri olarak kabul edilen Yerebatan Sarnıcı uzun bir aradan sonra kapılarını açmaya hazırlanıyor. Nedir? 2016 yılında İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı tarafından başlatılan ve 5 yılı aşkın süredir devam eden çalışmalar neticesinde, tarihî Yerebatan Sarnıcı aslına uygun olarak yenilenen yüzüyle yarın itibarıyla haftanın her günü 9:00-18:00 arası ziyarete açık olacak. Neden önemli? Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılan sarnıç, suyun içinden yükselen ve sayısız gibi görülen mermer sütunlarıyla günümüze ulaşabilen erken dönem mimarlık örneklerinden sayılıyor. Sarnıcın bulunduğu yerde daha önce bir bazilika bulunduğundan Bazilika Sarnıcı olarak da anılan Yerebatan Sarnıcı , halk arasında “ağlayan sütun” ve “gözyaşı sütunu” olarak bilinen gözyaşına benzer işlemelerin bulunduğu sütuna ve Roma dönemi heykel sanatının şaheserlerinden sayılan iki Medusa başına ev sahipliği yapıyor. Tarihî yarımadanın en değerli lokasyonlarından biri olan, 15 asırlık Yerebatan Sarnıcı , tüm Duende okurlarını ve tarih aşıklarını yenilenmiş yüzüyle tanışmaya davet ediyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Karnaval (2013)
Yönetmen: Can Kılcıoğlu
Süre: 96 dakika
Jenerik: İzmir’de doğup büyümüş yönetmen ve senarist Can Kılcıoğlu’nun ilk (ve şimdilik tek) uzun metrajlı filmi Karnaval, prömiyerini 32. İstanbul Film Festivali’nde yapmış, Türkiye dışında Tallinn Black Nights Film Festival’de gösterilmişti. Film, babası evden attıktan sonra otomobilinde yaşamaya başlayan ve geçimini kapı kapı dolaşıp Karnaval markalı halı yıkama makinelerini pazarlayarak sağlayan otuz altı yaşındaki Alis’i İzmir sokaklarında takip ediyor. Bir gün, tek hayali motosiklete atlayıp İstanbul’a gitmek ve orada kendi pastanesini açmak olan pastacı Demet’in ailesinin kapısını çalan Alis, âşık oluyor.
Neden izleyelim? Türkiye sinemasında kentli insanların hikâyelerine rastlamak, kent yaşamına dair hikâyeler anlatan filmler bulmak pek kolay değil. Sayısı az olan bu filmlerin ezici çoğunluğu İstanbul'da geçiyor. Karnaval, mekân edindiği şehirden işlediği konuya, karakterlerinden yarattığı atmosfere kadar birçok özelliğiyle günümüz Türkiye sinemasında ayrışıyor. Yönetmen, Karnaval’ın hikâyesinin filmden yıllar önce, bir kağıt parçasına çizdiği çöpten insanlar ve onlara bakıp kendisine sorduğu bir soruyla başladığını söylüyor: "Otomobilin önünde bir adam, yanında bir halı yıkama makinesi ve arkada öfkeli bir kadın — Bu üçlü nasıl gelmiş olabilir buraya?" Bana kalırsa sorunun cevabı olarak ortaya çıkan Karnaval, büyüme hikâyelerinin sadece çocuk ya da ergen karakterleri konu alması gerekmediğini hatırlatan filmlerden biri.
Nerede izleyebilirsin? Karnaval, 25 Temmuz Pazartesi günü MUBI kataloğuna eklenecek.
Daha fazlası: Karnaval'ın yönetmeni Can Kılcıoğlu, Duende'nin podcast ve yazı dizisi Keşif Sineması'nın ilk bölümünün konuğu olmuştu. Keşif Sineması'nın ikinci sezonunda sinema evreninden konuklarla bilinenden bilinmeyene doğru keşif yolculuğumuza devam etmeden önce ilk sezon bölümlerini buradan dinleyebilirsiniz.
Benzer işler:
- Dark Horse / Voksne mennesker (2005, Dagur Kári)
- A Coffee in Berlin / Oh Boy (2012, Jan-Ole Gerster)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
The Bear dizisiyle Şikago müziğinin dününe ve bugününe seyahat ediyoruz, Can Kılcıoğlu’nun ilk uzun metrajı Karnaval'ı ve Interpol'ün yeni albümünü ziyaret ediyoruz.
22 Tem 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




