Kırılganlık Haritası'nı nasıl okumalıyız?

Bütün dünya hastalıkta ve sağlıkta vatandaşlarının yanında olduğunu ve olacağını göstermeye çalışıyor. İstanbul'da bunun için nasıl çalışmalar yürütülüyor?
Kırılganlık Haritası'nı nasıl okumalıyız?

Landrover 25 Nisan İstanbul
Landrover ile birlikte

Project Discovery’den: Pandemide özlediklerimiz

Land Rover'ın 7 bin küresel katılımcıyla gerçekleştirdiği Project Discovery araştırmasının sonuçları, geride bıraktığımız 12 ayda aile bağlarına, meraka ve yeni keşiflere daha yakın olmanın katılımcıları daha dayanıklı kıldığını ortaya…

Daha fazlasını öğren →

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Babamın küçükken bana sıklıkla Tanju Okan’ın “Papatya Gibisin Beyaz ve İnce” şarkısını söylediğini hatırlıyorum. Bu şarkı bende o zamanlar ağlama isteği yaratıyor, sanki birinin kalbi kırılmış gibi hissettiriyordu. Belki bir çocuğun kendisini narin ve güçsüz hissetmesiyle ilgili olarak, o günkü duygularımı günümüzde “kırılgan” diye tanımladığımız kişilerden biri gibi hissetmemle açıklayabiliriz belki. Bu anıya nereden geldim? Bu hafta anlatacağım konu kasımda yayımlanan Kırılganlık Haritası’yla ilgili. Kulağımda yine bu şarkı var. Çünkü konu “papatya gibi narin kişileri” içeriyor. 

Kırılganlık: Kelimenin kökeniyle ilgili kaynaklar Latince yara anlamına gelen vulnus kelimesinden türetildiğini yazıyor. Nitekim yaralanabilirlik olarak Türkçeye çevrildiğini de belirtelim. Hasar görebilir, yani hassas veya savunmasız anlamlarını barındıran kırılganlık terimi, en geniş anlamıyla çevresel ve toplumsal değişimlere uyum sağlama açısından zarar görmeye müsait olma hâlini anlatıyor. Bu fiziksel hem de ruhsal olarak güçsüzleşmeye sebep olduğu gibi sıklıkla ekonomi ve sosyoloji tezlerinden karşımıza çıkıyor. 

Harita: İBB’ye bağlı ekiplerin 11 Mart 2020’de Türkiye’de görülen ilk koronavirüs vakasının ardından projelendirdiği harita, dört ana başlık altında 39 ilçenin analizini gösteriyor. Dört başlık üzerinden mekânsal yoğunluğa, ulaşıma göre, mekânsal yayılma riskine bağlı, sosyoekonomik duruma bağlı kırılganlığı irdeliyor. 961 mahallenin tek tek 22 alt başlıkta derlenen verileri bize nerelerin daha kırılgan ve pandemi koşullarında zorlanabileceğini gösteriyor. Bu noktada kullanılan veriler, mahalledeki AVM sayılarından mahalle sakinlerinin eğitim durumuna, toplu ulaşım sefer sıklıklarından para yardımına başvuran kişilerin oturduğu mahallelere çeşitleniyor. 

Neden önemli? 

Nüfusu resmî rakamlara göre 16 milyona dayanan İstanbul’da kilometre kare başına 3 bin kişi düşüyor. Nüfusun yarısından fazlasının eğitim durumunun lise ve altı olduğu görülüyor. Şehrin sakinlerinin yaşlarına bakınca da en yüksek yüzdenin 35-39 yaş aralığındaki kişilere ait olduğunu görüyoruz. Buna sayısı yüksek diğer yaş aralıklarını da ekleyince 20-49 yaşlarının en büyük yani Y ve Z kuşağının güçlü bir kitleyi oluşturduğu ortaya çıkıyor. Şehrin bizlere umut vadeden noktası enerjik bir kitleye ev sahipliği yapması, en büyük zorluğu ise yine bu kitlenin her açıdan sağlıklı bir şekilde hayatına devam edebilmesi. Proje, ham verinin toplanması, analizi ve senteziyle şehrin müdahaleye ihtiyaç duyan noktalarını; dolayısıyla saha ekiplerini işaret ediyor. 

Sonuç nedir?

Hangi mahallelerin kamusal alan mobilyalarının temizliğine dikkat edilmesi gerektiği, yardım hattıyla telefondan destek sağlamak için kaç kişilik ekiplerin çalışması gerektiği, sefer sıklıkları, çocuklar için çevrim içi oyun hizmetleri, barınma imkânı bulunmayan kişiler için boş olan kaç yapının gerektiğini bildiriyor. 

Sentez sonuçlarına göre kalabalığın hareket eğrisiyle ve hareket edebileceği kamusal alanlarla doğru orantılı mekânsal yayılma riskine bağlı kırılganlık en yüksek Zeytinburnu'na bağlı Beştelsiz Mahallesi'nde yaşanıyor. Sosyoekonomik açıdan en kırılgan gruplar ise Arnavutköy'e bağlı Fatih, Yunus Emre ve Atatürk Mahallelerinde ikamet ediyor. Ulaşıma bağlı kırılganlık, toplu taşımayı yoğun kullanan kesimlerin verileriyle şekillenirken Üsküdar'ın Mimar Sinan Mahallesi birinci sırada yer alıyor. Kentsel yoğunluğa bağlı kırılganlığın ölçümü de bu konuda Başakşehir'deki Ziya Gökalp Mahallesi'nin düzenlemeye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. 

Büyük resim var mı? 

Haritalama sistemiyle bilginin işlenmesi yeni olmamakla beraber uygulandığı takdirde tebessüm ettiren sonuçlar veriyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ekipleri kırılganlığın ölçümüyle ilgili rehberler hazırlarken Dünya Ekonomik Forumu'nda en kırılgan şehirlerin listesi hâlâ haber niteliği taşıyor. Bütün bunlara rağmen henüz "yangına su atılmasının" ilerisine geçemediğimizi söyleyebiliriz. Fakat bu, dünyanın bu kırılgan gruplara eğilmediğini söylemiyor. Koronavirüs özelindeki kırılganlık haritalamaları bir kenarda dursun, gelecekte kırılganlığı eşit vatandaşlıklara evirmek için daha çok uygulamalarıyla karşılaşacağımız aşikâr. Çünkü irili ufaklı eylemlerin heyecanı bizi de yavaş yavaş sarıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul
∙

BÜLTEN SAYISI

Salgın, mutluluk ve İstanbul

Aklımızda çok sorular: Salgın hastalıklar İstanbul'u nasıl dönüştürdü? Kırılganlık Haritası'nı nasıl okumalıyız? En mutlu kim?

25 Nis 2021

Landrover ile birlikte
Dr. Mongeri Haritası, Kaynak: SALT Araştırma Merkezi

YAZARLAR

Ege Dikencik

1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları

Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Vartan Estukyan

·

16 Eki 2026

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları
Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Vartan Estukyan

·

04 Eki 2026

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?
Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?