Körfez Akıntısı sistemi, 2025’te çökebilir


Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı'nda ikinci dönem açıldı Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı Toplumsal ve çevresel faydayı gözeten projeler hayata geçiren Borusan Grubu , Impact Hub iş birliğiyle Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı ’nın ikinci dönemini afet bölgesine yönelik başlattı. Nedir? “Birlikte İyileşiyoruz” mesajıyla deprem bölgesindeki toplumsal ve çevresel meselelerin çözümüne yönelik orta ve uzun vadede yeniden inşa sürecine katkı sağlamayı amaçlayan projelerin destekleneceği programa 21 Ağustos'a kadar surdurulebilirfayda.com adresinden başvuru yapılabiliyor . Programın 2. dönem odak alanları arasında; eğitim, eşitsizliklerin azaltılması, geçim kaynakları ve iş olanakları, çevre ve ekoloji yer alıyor. Neden önemli? Odak alanları doğrultusunda desteklenecek projeler vasıtasıyla bölge halkının yaşadığı problemlere yönelik çözüm sunulması, deprem bölgesinden farklı illere göç edenlerin kendi şehirlerine yeniden dönüşlerine katkı sağlanması ve bölgenin eskisi gibi yaşanabilir hâle gelebilmesi için orta ve uzun vadede teşvik edilmesi hedefleniyor. Neler var? Kazanan projelere kapasite ve proje geliştirme desteği, ihtiyaç analizi ve etki modeli oluşturma desteği, eğitim ve atölye desteği, mentor ve uzman desteği, görünürlük desteğinin yanı sıra proje başına 300 bin TL’ye kadar hibe desteği sunulacak. Ayrıca Borusan’ın ve Impact Hub İstanbul’un iletişim ağlarına dahil olma fırsatı ve katılımcıların kendi alanlarında, topluluklarını oluşturmaları ve geliştirmeleri için Impact Hub İstanbul’da farkındalık etkinlikleri organize etme fırsatı da verilecek. Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı'nın ikinci dönemi için 21 Ağustos'a kadar surdurulebilirfayda.com adresinden başvuru yapabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Yeni bir araştırma, Avrupa’nın kuzeyinde faal olan sıcak su akıntısı sistemi Körfez Akıntısı’nın 2025 gibi erken bir tarihte çökebileceğini öne sürüyor. Bilim insanları tarafından Atlantik Meridyenel Devrilme Sirkülasyonu (AMOC) olarak adlandırılan hayati okyanus akıntılarının durması, oldukça negatif iklim etkilerine sebep olabilir.
- Neden önemli?: Akıntı, Kuzey Avrupa’nın, özellikle Birleşik Krallık’ın ikliminin ılıman ve nemli kalmasına katkıda bulunuyor.

Fotoğraf: Henrik Egede-Lassen, Zoomedia/PA
- Araştırma çıktıları: Yeni araştırma, küresel karbon emisyonları azaltılmazsa akıntı sisteminin çöküşü için 2025 ile 2095 arasında bir aralığı tahmin ediyor.
- Kopenhag Üniversitesi’nden Profesör Peter Ditlevsen, “Oldukça endişeli olmamız gerektiğini düşünüyorum,” dedi. “AMOC, 12,000 yıldır durmadan devam ediyor."
- Olası sonuçlar: Olası çöküş, Hindistan, Güney Amerika ve Batı Afrika’da milyarlarca insanın yiyecek için bağımlı olduğu yağışları ciddi şekilde bozabilir. Avrupa’daki fırtınaları artırıp sıcaklıkları düşürebilir ve Kuzey Amerika’nın doğu kıyısında deniz seviyesinin yükselmesine neden olabilir. Ayrıca yağmur ormanları ve Antarktika buz tabakalarını daha fazla tehlikeye atabilir.
- Birkaç adım geri: AMOC’un, küresel ısınma nedeniyle 1600 yılın en zayıf seviyesinde olduğu biliniyordu. Araştırmacılar, 2021’de bir kırılma noktasının uyarı işaretlerini tespit etmişlerdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
En sıcak günler iklim krizinin yıkıcı etkilerini nasıl tetikliyor?
04 Ağu 2023

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.

Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.



