Körfez Akıntısı sistemi, 2025’te çökebilir


Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı'nda ikinci dönem açıldı
Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı Toplumsal ve çevresel faydayı gözeten projeler hayata geçiren Borusan Grubu , Impact Hub iş birliğiyle Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı ’nın ikinci dönemini afet bölgesine yönelik başlattı. Nedir?…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Yeni bir araştırma, Avrupa’nın kuzeyinde faal olan sıcak su akıntısı sistemi Körfez Akıntısı’nın 2025 gibi erken bir tarihte çökebileceğini öne sürüyor. Bilim insanları tarafından Atlantik Meridyenel Devrilme Sirkülasyonu (AMOC) olarak adlandırılan hayati okyanus akıntılarının durması, oldukça negatif iklim etkilerine sebep olabilir.
- Neden önemli?: Akıntı, Kuzey Avrupa’nın, özellikle Birleşik Krallık’ın ikliminin ılıman ve nemli kalmasına katkıda bulunuyor.

Fotoğraf: Henrik Egede-Lassen, Zoomedia/PA
- Araştırma çıktıları: Yeni araştırma, küresel karbon emisyonları azaltılmazsa akıntı sisteminin çöküşü için 2025 ile 2095 arasında bir aralığı tahmin ediyor.
- Kopenhag Üniversitesi’nden Profesör Peter Ditlevsen, “Oldukça endişeli olmamız gerektiğini düşünüyorum,” dedi. “AMOC, 12,000 yıldır durmadan devam ediyor."
- Olası sonuçlar: Olası çöküş, Hindistan, Güney Amerika ve Batı Afrika’da milyarlarca insanın yiyecek için bağımlı olduğu yağışları ciddi şekilde bozabilir. Avrupa’daki fırtınaları artırıp sıcaklıkları düşürebilir ve Kuzey Amerika’nın doğu kıyısında deniz seviyesinin yükselmesine neden olabilir. Ayrıca yağmur ormanları ve Antarktika buz tabakalarını daha fazla tehlikeye atabilir.
- Birkaç adım geri: AMOC’un, küresel ısınma nedeniyle 1600 yılın en zayıf seviyesinde olduğu biliniyordu. Araştırmacılar, 2021’de bir kırılma noktasının uyarı işaretlerini tespit etmişlerdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
En sıcak günler iklim krizinin yıkıcı etkilerini nasıl tetikliyor?
04 Ağu 2023

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.



