Kredi derecelendirme serüveni: Nasıl çalışır, neye etki eder?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Kredi derecelendirme kuruluşları, özetle ülkeler ve şirketlerin borç ödeme kapasitelerini değerlendiren ve bunları ilan eden kurumlar olarak özetlenebilir. Günümüzde piyasada faaliyet gösteren yüzlerce yerel ve uluslararası kredi derecelendirme kurumu olsa da bu alanda küresel çapta kabul gören çıpalar “Üç Büyükler” olarak nitelenen Standard & Poors, Moody’s ve Fitch Ratings’tir.
Sistem nasıl çalışıyor?
Bir derecelendirme şirketi, bir şirketin ya da ülkenin kredi derecelendirme çalışmasını yaparken hem ekonomik hem finansal hem de politik tabanda çok sayıda değişkeni kullanır. Temel büyüklük ve dinamiklerin yanında, ekonomik çeşitlilik, vergi sistemi, kamu gelirleri, dış alem gelir gider dengesi, siyasi istikrar, finansal derinlik ve finansal sektörün sağlığı gibi unsurlar da hesaplamaya etki eder.
Dönemsel olarak planlanan bu derecelendirme çalışmaları, ani gelişmeler yaşanması durumunda plansız olarak da yapılabilir. Söz konusu çalışmanın sonucu dip toplamda çeşitli kriterler için birer not derecesiyle ilan edilir. Manşet not ise (uzun vadeli görünüm notu) ülke ya da kurumun nihai karne notu olarak kabul edilir.
Bu sistemde eşik değer “yatırım yapılabilir” seviye olarak kabul edilir. Bahsi geçen üç kredi derecelendirme şirketinin not sistematikleri ayrışsa da bu eşik değer korunur ve ülkeler / kurumlar ilkin bu eşik değerin altında mı yoksa üstünde mi olduklarına göre sınıflandırılırlar.
Kredi derecelendirme kuruluşlarının not skalaları şu şekilde tablolaştırılabilir:

(örnek ülkeler, Aralık ’24 notlarına dayanarak listelenmiştir)
Bu notların tamamlayıcı unsurları olarak kullanılan ve yukarıdaki tabloda yer vermediğimiz görünüm statüleri (pozitif, durağan ve negatif) ise en genel anlamıyla, bir sonraki gözden geçirme sürecinde notun hangi yöne evrilebileceğine işaret eder.
Not neye etki ediyor?
Bir ülkenin ya da şirketin kredi notu borçlanma kabiliyetine doğrudan etki eden kritik faktörler arasında yer alır. Derecelendirme notu düşük olan, diğer bir ifadeyle daha riskli olan bir kurumun borçlanma maliyetleri, notu daha yüksek olan taydaşlarından daha yukarıda oluşur. Bunun yanında, bir ülkenin hem doğrudan yatırım hem de sermaye yatırımı alma potansiyeli de bu skor tarafından etkilenir. Risk hassasiyeti yüksek olan yatırımcıların düşük notlu ülkelere ait yatırım kararlarını fiiliyata geçirmemesi beklenir. Bunun yanında, yatırım yapılabilir eşiğin pek çok portföy yatırımında kritik bir eşik olduğunu da unutmamakta fayda vardır. Bazı fonlar, yetkileri gereği yatırım yapılabilir nota sahip olmayan piyasalara (getiri beklentisi ne olursa olsun) giriş yapamamaktadır.
Söz konusu not, genel bir risk ölçüm metriği olduğu için döviz kurlarındaki kırılganlıktan bankacılık sektörünün performansına kadar çok sayıda alana da etki eder. Not, elbette tek başına bir rota çizici ya da trend belirleyici değildir ancak önemli bir katalizör ve genel kabul görmüş bir karnedir.
Eleştiriler
Kredi derecelendirme kuruluşları, özellikle de üç büyükler, belirli varsayım ve veri setlerine dayandırdıkları çalışmalarla yatırımcı kararlarında önemli bir baz oluştursalar da sisteme dair eleştiriler de mevcut. 1990’lardan sonraki dönemde piyasada hakim olan bu kurumların özellikle 2008 finansal krizi döneminde gösterdikleri yanıltıcı performans önemli bir itibar kaybı yaşamalarına sebep oldu.
Bu süreci atlatan kurumlar, o günden bugüne başta tarafsızlık sorunları olmak üzere pek çok alanda eleştiriliyorlar. Gelirlerini, derecelendirdikleri kurum ve devletlerden alan bu şirketlerin maruz kaldıkları diğer eleştiriler ise standardizasyon sorunları (farklı derecelendirme kurumların aynı şirketleri farklı notlaması), güncellemelerdeki gecikmeler ve gelişen ülkelerin notlanması süreçlerindeki “eli sıkılık” olarak sıralanabilir.
Kurumsal kredi notlarının belirli bölge ve ülkelerde “ülke sınırı”na tabi olması da kurumsal performansı ve potansiyeli tam yansıtmadığı sebebiyle eleştirilere konu oluyor. AB’de olmayan bu sınır, ülkemizin de dahil olduğu pek çok gelişen ülke ekonomisi için geçerli ve bu uygulama sebebiyle, kurumun performansı ya da kuruma dair beklentiler ne kadar iyi olursa olsun, kurumun alabileceği not, ülkenin notu ile sınırlandırılıyor.
Ülkemizin not geçmişi nedir?
Ülkemizin kredi notu geçmişi 1990’ların ortalarına kadar uzanıyor. Aradan geçen bu zaman zarfında inişli çıkışlı bir seyir izlenen notlarda yatırım yapılabilir seviyenin üstünde kaldığımız zaman aralığı ise oldukça küçük. 20122-2013 döneminde girdiğimiz yatırım yapılabilir ülkeler grubundan 2016 itibarıyla çıkmış durumdayız. 2022 yılında “default” seviyesine çok yaklaşan ülkemizin kredi derecelendirme notu, izlenen yeniden dengelenme politikasının da etkisiyle 2024 boyunca ikişer basamak yükseldi. Mevcut durumda, yatırım yapılabilir eşikten uzaklığımız S&P ve Fitch tarafında 3; Moody’s tarafında ise 4 basamak.

Risk primi fiyatlamalarının kredi derecelendirme notu ile büyük oranda benzer değişkenlere bağımlı olması, geleceğe dair beklentilerin şekillenmesi için önemli bir gösterge olarak kabul edilebilir. Ekonomi politika setinin güncellenmesini takip eden dönemde CDS primimizin 2020 yılından bu yana en düşük seviyeye gelmesi, kredi derecelendirme görünümümüze dair iyileşme beklentilerini güçlendiriyor.
Geçtiğimiz aylarda yaşanan not artışlarının bizi eşik değere yaklaştırmış olduğu ve önümüzdeki dönemde ilave artışları görme olasılığımızın yüksekliğine dair gerçeklikler baki. Buna karşın, eşik değere ulaşmamıza daha uzun bir zaman olduğunu söylemek gerekiyor.
Bu süreçte, kredi derecelendirme notumuzun nerede olduğundan bağımsız olarak gösterdiği ve göstermesi beklenen ivmenin önemi de büyük. Mevcut pozitif trend, hem kurumsal hem de kamu borçlanmaları tarafında maliyetleri aşağı çekmeye devam edecektir. Bu süreçte yanımızda olan baz etkisi, varlıklarımıza dair fiyatlamaların eş grup ülkelerine kıyasla daha pozitif olacağını teyit eder nitelikte.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun ilk toplantısı yapılacak. İlk toplantıdan herhangi bir ücret çıkması beklenmese de taraflar, görüşmelerin devamına ilişkin genel çerçeveyi belirleyecek.
10 Ara 2024

YAZARLAR

Eralp Ersoy
Sipay’da Hazine Direktörü.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.
24 Ağu 2026

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.




