Kredi kartı mahkumları: Taksiye bir tomar banknotla binme zorunluluğu Türkiye’ye mi özgü?

İstanbul, 10 kilometrelik taksi ücretinin ülkedeki en büyük banknotun değerini aştığı, hatta bu banknotlardan en az üç adedini cebinizde taşımanızı gerektiren nadir şehirlerden... Türkiye’de 200 TL, 2009’dan bu yana tedavüldeki en büyük banknot olmaya devam ederken genel fiyat seviyesi yaklaşık 19 katına çıktı. Peki taksiye bir tomar nakitle binme zorunluluğu Türkiye’ye mi özgü ve vatandaşları kredi kartına mahkum bırakan süreç nasıl işliyor?
Kredi kartı mahkumları: Taksiye bir tomar banknotla binme zorunluluğu Türkiye’ye mi özgü?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İstanbul’da 10 kilometrelik bir taksi yolculuğu yaklaşık 551 TL tutuyor. Türkiye’de tedavüldeki en büyük banknot ise 200 TL. Yani bu görece kısa mesafeyi nakit ödemek isteyen birinin cebinde en az üç adet 200 TL’lik banknot bulunması gerekiyor. Tam para vermek istemeniz durumunda cebinizdeki banknot sayısı da artıyor.  

İstanbul’a bu anlamda en yakın şehir, uygulama üzerinden toplu taşıma hizmetinin çok yaygın olduğu ve taksi ücretinin pahalı diye bilindiği Londra. Burada 10 kilometre için ödeyeceğiniz taksi ücreti yaklaşık 46 pound ve bu ücret ülkedeki en büyük banknot olan 50 sterlinle karşılanabiliyor.

Roma’da aynı mesafe taksi ücreti yaklaşık 14 Euro; bu, tedavüldeki 500 avroluk en büyük banknotun küçük bir bölümüne denk geliyor. Mexico City’de de yaklaşık 52 pesoluk yolculuk için 1.000 pesoluk en büyük banknot fazlasıyla yeterli geliyor.

  • Bu karşılaştırmada İstanbul, 10 kilometrelik taksi ücretinin ülkedeki en büyük banknotun değerini aştığı, hatta bu banknotlardan en az üç adedini cebinizde taşımanızı gerektiren tek şehir. En büyük basılı banknot değerinin, 10 kilometrelik taksi ücretine oransal karşılaştırmasında İstanbul’un oranı %276 (551/200) iken Londra’nınki %92 (46/50), Roma’nınki %3 (14/500), Mexico City’ninki ise %5 (52/1.000).

Üstelik kıyasa tabi tutulan mesafe, yalnızca 10 kilometre gibi görece kısa bir yol. İstanbul’da iki yaka arasındaki merkezî noktaları kapsayacak şekilde Boğaz Köprüsü'nü taksiyle geçmek istediğinizde, nakit ödeme için cebinizde taşımanız gereken banknot sayısı daha da yükseliyor.

Mesele yalnızca taksi ücretinden de ibaret değil. Ulaşım, yemek ve diğer sosyal harcama kalemleri düşünüldüğünde, uzun süredir üst-orta gelir grubuna dahil bir kişinin günlük harcamalarını yalnızca nakit parayla karşılaması imkansız hâle gelmiş durumda. Bu kişilerin harcamaları için kredi kartı bulundurmak ve harcamalarını bankalardan ödünç aldığı para yoluyla yapmaktan başka bir şansı bulunmuyor.

“Kredi kartı veya para, ne fark eder ki zaten” diye düşünenler olabilir ama bu iki mal veya hizmet tedarik metodu esasen birbirinden tamamen farklı. Adı üstünde bir kredi kartı harcamasında kişinin, finans kuruluşundan ödünç aldığı bir parayı belirli bir vadede geri ödeme taahhüdü ile harcaması söz konusu. Buna karşın menkul bir değer olarak para, kimin elindeyse mülkiyeti ona ait kabul edildiğinden parayla yapılan alım-satım işleminde kişi mülkiyetine sahip olduğu bir maddi değeri tüketir.  

Bu açıdan bakıldığında tedbirli davranmayı seven bir kişinin, ödünç almak yerine sahibi olduğu bir parayı tüketim aracı olarak kullanması oldukça anlaşılır bir tercih olarak öne çıkabilecekken ne yazık ki bu tercihin bugünün Türkiyesi’nde bir geçerliliği kalmamış durumda. 

  • Peki taksiye binerken ya da diğer harcamalar için cebimizde bir tomar para bulundurma zorunluluğuna neden olan süreç nasıl işliyor? Diğer bir deyişle, ülkedeki en büyük basılı banknotun değerini kim ve nasıl belirliyor? 

Para basma imtiyazı yasama organına ait iken bu yetki çoğu ülkede olduğu gibi bizde de 11 Haziran 1930 tarihli ve 1715 sayılı Kanun (yeni 1211 sayılı Kanun) ile T.C. Merkez Bankası’na devredildi. İlgili kanunun “Banknotların değiştirilmesi” başlıklı 37. maddesinin a bendinin ilk cümlesi doğrultusunda Merkez Bankası; “tedavülde bulunan banknotları gerekli gördüğü zaman yeni emisyonlarla değiştirme” yetkisini haiz. 

Bu noktada söylemek gerekir ki kara parayla mücadele ve paranın dolaşımının kayıt altına alınması gibi politikalar nedeniyle de yüksek değerli banknotların basımından kaçınılabiliyor. Buna en dikkat çekici örnek, Avro Bölgesi'nin 500 avroluk banknotu. Avrupa Merkez Bankası, 4 Mayıs 2016 tarihinde, 500 avroluk banknotun mali suçları kolaylaştırması nedeniyle bu banknotun üretiminin kalıcı olarak durdurulmasına karar verdi ve banknotun ihracı 2018 yılı sonu itibarıyla sona erdirildi. Basılmış olanların geçerliliği ise devam ediyor. 

Buna karşılık yüksek enflasyonla yaşayan ülkelerde yüksek kupür basmama kararında, bunun enflasyonun kabul edildiği yönünde bir algı yaratacağı kaygısının da etkili olabildiği görülüyor. 

Türkiye’de 200 TL’lik banknot ilk kez 2009’da tedavüle girdi ve aradan geçen 17 yılda daha yüksek değerli bir banknot basılmadı. Bu zaman zarfındaki resmî enflasyon oranı ise 2010 yılından bu yana (2010 ve 2025 dahil, 2026 hariç) aritmetik olarak toplandığında yaklaşık %350’yi; kümülatif olarak hesaplandığında ise yaklaşık %1830’u buldu. 

  • Başka bir ifadeyle aynı dönemdeki genel fiyat seviyesi yaklaşık 19 katına çıkmışken basılı en büyük banknot kupürünün yeniden değerlenmesine gerek görülmemesine nasıl bir yorum yapılabilir emin değilim. Buna karşın terazinin bu kadar şaşmasının uluslararası boyutta bile gülünç bir duruma işaret ettiği açık görünüyor. 

Velhasıl “enflasyon yüksek değil” algısının hasıl olması için ya ödünç aldığımız bir parayı kredi kartı vasıtasıyla kullanmak ya da cebimizde tomar tomar para ile gezmek zorunda bırakılıyoruz. Cebimde sayısını bilemediğim bir banknot yığını ile harcama yapmaya çalışmak benim aklıma enflasyonun geldiği noktadan başka bir şey getirmese de, sanırım para politikası düzenleyicilerinin amaçladığı algı bunun tersi.

Sonuç olarak, cebi şişkin dolaşma hissinin cazibesine kapılanlar elbet olabilir ama görünen o ki, 200 TL'den daha büyük değerde banknot basım haberi, vatandaşların ekseriyeti için ceplerinde uluslararası normlara uygun fizikî para bulundurma müjdesi olarak kabul edilecek. Bu müjdeyi ne zaman alırız, kim bilir!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Hikmet Koyuncuoğlu

Hikmet Koyuncuoğlu, 2000 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuştur. Yüksek lisansını Amsterdam Üniversitesi Hukuk Fakültesi, doktorasını ise Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde tamamlamıştır. 2001-2004 yılları arasında PwC-İstanbul ofisi hukuk departmanında çalışmış, 2004 senesinden bu yana ise Koyuncuoğlu & Köksal Avukatlık Bürosu'nun ortağı olarak çalışmalarına devam etmektedir. Uluslararası merkezli kuruluşların Türkiye uzmanlığı yanında çeşitli üniversiteler ve İstanbul Barosu bünyesinde dersler vermiştir. Hukuk alanında yayımladığı (ikisi ortak yazarlı olmak üzere) üç adet kitap ve birçok makalesi bulunmaktadır. Galatasaray Spor Kulübü ve Moda Deniz Kulübü dernekleri üyesidir. İki kız çocuğu babasıdır.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Workup 14. dönem Demo Day: Yapay zeka ağırlıklı 10 girişim mezun oldu

İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.

05 Kas 2026

Workup 14. dönem Demo Day: Yapay zeka ağırlıklı 10 girişim mezun oldu
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Türk Devletleri Zirvesinin ardından: Türk dünyası kendi arasında ne kadar iş yapıyor?

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

Yaman Alp Ungan

·

05 Kas 2026

Türk Devletleri Zirvesinin ardından: Türk dünyası kendi arasında ne kadar iş yapıyor?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD ara seçimleri sonrası potansiyel ekonomik görünüm

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

Eren Kuru

·

05 Kas 2026

ABD ara seçimleri sonrası potansiyel ekonomik görünüm
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD ara seçim sonuçları: Ekonomide ve siyasette yeni dengeler

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

Eralp Ersoy

·

05 Kas 2026

ABD ara seçim sonuçları: Ekonomide ve siyasette yeni dengeler
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

İSO'da Dalgakıran dönemi: Yeni başkanın programında neler var?

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?

Emircan Yaman

·

04 Kas 2026

İSO'da Dalgakıran dönemi: Yeni başkanın programında neler var?