
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Kimi zaman severek peşinden gittiğimiz; ancak uygun koşullar oluşmadığı için gerçekleştiremediğimiz hayallerimiz olabiliyor. Yeme-içme sektöründe özellikle mutfak alanında kariyer yapmak isteyen birçok kişinin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri de bu. Tercihlerle yolunu çizmenin zamanı geldiğinde ya var olanı değerlendirmek ya da kendi yolunu yaratmak gerekiyor. Bugün, yeterli eğitimi alıp hayalini taşıyan; ancak mutfakta yaşadığı zorluklarla tercihlerini değiştirip sermayesiz yola çıkan bir kadınla tanıştıracağız sizleri: Aylin Duman.
"La Pâtisserie Rose" isimli Instagram sayfasından pasta satışı gerçekleştiren Duman, "Sayfayı açarken amacım üniversite eğitimim devam ederken tarif paylaşıp içerik üretmekti. Gelir getirmesi için açmamıştım," diyor. Butik bir pastanedeki kısa çalışma deneyiminin ise onu kendi kanalından satış yapmaya yönlendirdiğini belirtiyor. Mutfak Sanatları Akademisi'nde pastacılık eğitimi alan Duman, mezun olduktan sonra yer açabilecek yeterli sermayesi ve işletmeciliğe yönelik tecrübesi olmadığı için bir nevi hayallerini koşullara göre şekillendiriyor:
"Mezun olduktan sonra iş arayışım olduysa da ne yazık ki bulamadım. Kendi kurduğum düzende kendi işimin patronu olmak istedim bu yüzden de Instagram'a daha çok ağırlık verdim."
Sosyal medyada belirli bir takipçi kitlesi yakalayan ve sabit müşterileri olan Duman, ilerleyişini ve kazancını şöyle anlatıyor:
"Başlarda çok kazanç sağlayamıyorken belli bir süre sonra satışlarım artmaya başladı. Yavaş yavaş işletme açmayı düşünmeye başladığım zamanda pandemi başladı ve bir süreliğine ertelenmek zorunda kaldım. Açıkçası şu an dışarda bir işletmede çalışsam da aynı kazancı elde edeceğimi düşündüğüm için bana yeterli oluyor. Dezavantajıysa aylık düzenli bir geliri olmaması çünkü her ay farklı sayıda sipariş gelebiliyor."
Şu anda kendine ait bir işletme sahibi olmanın hayalini kuran Duman, bu hayalin nedenini ise daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmak olarak açıklıyor. "Hayat koşullarının çok büyük planlar yapmamak gerektiğini" öğrettiğini belirten genç pastacı, "Kurulan hayallerin gelmesini beklemektense kendimiz onlara gitmeliyiz," diyor ve ekliyor:
"Bu işi yaparken kendimi mutlu hissediyorum, Instagram üzerinden de satsam kendime bir yer de açsam bu hep böyle olacak; çünkü mutfakta çalışmaktan çok insanların özel günlerinin bir parçası olmak beni mutlu ediyor."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yeme-içme sektöründe alternatif para kazanma yöntemleri neler? Butik mekân açmak mı sosyal medyadan satış yapmak mı daha mantıklı? Tadarak, tanıtarak ve tanışarak para kazanmak mümkün mü?
25 Şub 2022

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




