

Fotoğraf ve Video Ekipmanları Kiralama Ofisimiz : Kiralik Kameracım Bugün, “DSLR devrimi” diye adlandırılan, edinmesi ve taşınması kolay kameralar sayesinde yüksek kalitede görüntüler elde edebiliyor; projeler artık çekirdek bir kadroyla çok daha hızlı bir şekilde çekilebiliyor ve herkesin yüksek kalitede içerik üretebilmesiyle yeni çalışma pratikleri ortaya çıkıyor. Bu gelişmelerin şekillendirdiği prodüksiyon sektörü içerisinde 2013’ten beri var olan Kiralık Kameracım ; çekim ekipmanına ihtiyaç duyan herkese en iyi şartlarda ekipmanlar ile projelerini gerçekleştirme şansı veriyor. Kiralık Kameracım : Profesyonel ve amatör kullanımlara yönelik kamera, lens, ışık, stabilizer ve benzeri fotoğraf ve video ekipmanları kiralama hizmeti veren Kiralık Kameracım; Sony, Canon, Red Camera, Carl Zeiss, Blackmagic, Sigma, Fujifilm, Sennheiser, Godox, DJI, GoPro, Atomos, Manfrotto, Panasonic gibi tanınmış birçok markaya ait ekipmanı bulunduran parkuruyla uzun ve kısa metraj, kurmaca ve belgesel, dizi, YouTube içeriği veya başka mecralara yönelik video ve fotoğraf projeleri için gereken tüm ekipmanı barındırıyor. Dahası; 7/24 açık bir kiralama ofisi olmanın yanı sıra beraber öğrenen ve yükselen bir komünite olmaya değer veren Kiralık Kameracım ekibi, projelerinizi gerçekleştirebileceğiniz ekipmanlar hakkında sizinle tüm tecrübesini paylaşmaya hazır . Sinema, televizyon, grafik gibi medya ve iletişim bölümlerinde öğrenim gören öğrencileri için özel bir indirimi mevcut. Önceliği kiralama olsa da görüntü yönetmeni, kamera operatörü, kamera asistanı, ses teknisyeni, ışık şefi ve asistanı olarak projelerde hizmet verebilecek işgücü havuzuna sahip. Sürekli geliştirdiği kiralama sistemiyle müşterilerine sorunsuz kiralama hizmeti veren Kiralık Kameracımı bu bağlantı üzerinden ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Henüz çoğu boşaltılmamış koliler odanın etrafına dağılmış. 15-16 yaşlarında bir genç adam, okuldan gelip kendini yatağa fırlatıyor. Telefonunu eline alıyor, Instagram’ı açıyor ve özel mesajlar kısmına girip yazmaya başlıyor:
Sevgili Simon,
Beni tanımıyorsun ama ailemle Atlanta’ya yeni taşındık ve bugün Creekwood Lisesi’ndeki ilk günümdü. Hakkında her şeyi duydum; Creekwood’daki, eş cinsel olduğunu gizleyen bir diğer çocukla nasıl mesajlaşmaya başladığını, nasıl çılgınca romantik bir şekilde ilan ettiğini ve ilk öpücüğünü nasıl dönme dolapta, tüm okulun gözleri önünde yaşadığını… Sana söylemek istediğim tek bir şey var… S***r oradan! Kahretsin ki dünyanın en kusursuz, kabullenici ailesine ve dünyanın en destekleyici arkadaşlarına sahipmişsin. Çünkü bazılarımız için her şey o kadar kolay değil. 24 saat önce Creekwood’un benim için yeni bir başlangıç olacağını düşündüğüme inanamıyorum. Sonunda kendim olabilmek için bir şansım olduğuna… Ya da en azından, kendimin ne olduğunu anlamak için.
Sevgilerle, Victor
Mevzu nedir? Lise ikinci sınıfa henüz başlayan, yarı Kolombiya ve Puerto Rico kökleri olan Victor, ailesiyle Teksas’tan Atlanta’ya taşınmış. Oldukça geleneksel ailesiyle gayet iyi ilişkilere sahip, yıllar boyunca iki kardeşine kusursuz bir örnek çocuk olarak gösterilmiş, derslerinde ve basketbolda daima başarılı olmuş bir oğul, bir abi, bir öğrenci ve bir sporcu o. Ve kendini bulmak ve keşfetmek konusunda kafası oldukça karışık olmasına rağmen, sahip olduğu tüm bu ilişkileri ve değerleri kaybedeceğinden korkuyor ve cinsel kimliğini, cinsel yönelimini sorgulamakta zorlanıyor. Becky Albertalli'nin Simon vs. the Homo Sapiens Agenda adlı romanından uyarlanan Love, Simon (2018) filminin iki yıl sonrasında, filmle aynı evrende geçen Love, Victor, genç LGBTİ+ bireylere kendilerini keşfetmek, kendilerini kabullenmek, hazır olduklarında ailelerine ve arkadaşlarına açılmak ve yıllarca maruz bırakıldıkları ilişki normlarının dışında kalan romantik ve cinsel ilişkileri yürütmek konusunda bir rehber niteliğinde. Ve tabii bunu, tıpkı Victor’ın Simon’a gönderdiği ilk mesajda da anlaşılabildiği gibi, herkesin aileleri ve arkadaşları konusunda aynı şansa sahip olmayabileceğini unutmadan yapan bir rehber. 2019’da Disney+’ta yayımlanacağı duyurulan dizi, arka planda ne olduğu resmî bir şekilde açıklanmasa da Disney+ için fazla olgun bir dizi olacağı gerekçe gösterilerek 2020’de Disney’in sahibi olduğu bir diğer platform Hulu’ya geçiş yaptı ve ilk kez burada yayımlandı.

Love, Victor
Kaynak: IMDb
Victor’dan Simon’a: Victor’un yeni okulunda efsaneleşmiş, mezun olduktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte üniversite için New York’a taşınmış Simon’la ilişkisi, dizinin ilk bölümünün ilk dakikalarında duyduğumuz öfkeli mesajından ibaret değil. Filmde Simon’ı canlandıran Nick Robinson’un sesinden dinlediğimiz, Simon’dan Victor’a gelen mesajlar, dizi boyunca her bölümde Victor’a güç veriyor, bize eşlik ediyor. Hatta bir bölümde Victor, Love, Simon’ın âşıklarıyla buluşma, çok daha yakın bir dostluk bağı kurma fırsatı buluyor. Love, Victor’un birçok LGBTİ+ film ve diziden farklı olarak yaptığı şey, Victor’un asıl meselesinin zorbalıkla, farklı olduğu için onu dışlayanlarla ya da ona nefretle yaklaşanlarla değil, kendisiyle olması. Victor, dizinin ilk bölümlerinde cinsel kimliğini ve yönelimini tanımlamakta zorlanıyor; kim olduğunu, ne arzuladığını bilmiyor - cinsiyeti, cinsel yönelimi ve etnik kimliğinden bağımsız olarak, herhangi birimizin lisede yaşadığı ve hissettiği gibi yani… Love, Victor’da, herkese karşı koyan bir LGBTİ+ bireyin mücadelesini değil, kendi kabullenişini, kendiyle yüzleşmesini henüz yaşayamamış, henüz kim olduğunu bilmediği için kendini olduğu gibi sevememiş bir karakterin olgunlaşmasını izliyoruz. ABD’nin drag süperstarı RuPaul’un dediği gibi: “Kendini sevmezsen, başkalarını nasıl sevebilirsin ki?”
Love, Victor’un ikinci sezonu, geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Artık kendiyle barışan ve LGBTİ+ kimliğini kabullenen Victor’u bu sezonda öncelikli olarak, ailesine ve arkadaşlarına açılma süreciyle ilgili zorluklar, ilk ilişkisinde yaşadığı ikilem ve sıkıntılar bekliyor. Henüz üçüncü sezon onayını almayan dizi, başrol oyuncusu Michael Cimino LGBTİ+ bir birey olmasa da LGBTİ+ karakterler ve anlatılar için sağladığı görünürlük açısından önemli bir yere sahip. Ve muhtemelen üçüncü sezon onayını da alarak, Victor’un lisedeki son yılında da sürecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: İşitsel bir geleneğin elçisi Makaya McCraven, Kaliforniyalı şarkılar, bir kendini kabul etme meselesi ve Deniz Tekin'in "dönsün dursun"ları.
18 Haz 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.




