Sanatçı Köyü


Beş duyu, sayısız rota: Five and More Travel 5 duyuyu merkezine alan butik turlar sunan Five and More Travel, tüm seyahat tutkunlarını hem yurt içi hem yurt dışı destinasyonlarını birlikte keşfetmeye davet ediyor. Neler var? 6-20 kişilik gruplara özel kültür, bağcılık ve gastronomi odaklı seyahat programları, Five and More Travel ekibi tarafından grubun isteklerine göre özenle tasarlanıyor. Marmaris, Göcek, Fethiye ve Kaş’ta gruplara özel tekne turu organize eden Five and More Travel ekibi, tekne organizasyonu dışında bölgede bulunan restoran önerisi ve rezervasyonu gibi misafirlerinin deneyimlerini özelleştirecek hizmetler de sunuyor. 5 duyuyla harmanlanmış ve bireysel katılımın mümkün olduğu butik turlar sunuluyor. Dahası: Topluma karşı sorumluluğunun bilincinde olan Five and More Travel , dokunma duyusunu merkeze alarak ihtiyaç sahiplerinin hayatlarına dokunuyor ve düzenlenen turlardan sağlanan gelirin bir kısmını anlaşmalı vakıf ve dernekler aracılığıyla sosyal yardım amaçlı kullanıyor. Soli okurlarına özel: Gezmeye ve deneyimlemeye tutkun olan Soli okurları, SOLİ100 kampanya koduyla sadece yurt dışı turlarında geçerli 100 Euro değerinde indirime sahip olabiliyorlar. Five and More Travel ’ın güncel turlarını incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Temmuzdan bu yana Juan Lago & Balen Navarro; kumda keman, çello, piyano gibi pek çok konseri gün batımında, çıplak ayak izleyebildiğin Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali, Gülsin Onay ve Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası’nın konseriyle 14 Eylül’de sonlanacak. Festivalin koordinatörü Funda (Açıkbaş)’yla kumun üzerinde buluştuk. Gümüşlük ve müzik ilişkisini konuşmak için. 6 Eylül’de Turgut Alp Bekiroğlu’nun projesi Love Jazz Quartet’i kaçırmamamızı önerdi.

Funda Açıkbaş, Tuz Duman Kumda festival hazırlıkları yaparken
Fotoğraf: Zekican Sarısoy
Uluslararası bir müzik festivalinin merkezi neden Gümüşlük? Gümüşlük sanata alan açan bir yer mi?
1980’lerde Gümüşlük Türkiye, hatta dünya çapında tanınan, saygı gören ressam, müzisyen, tiyatrocu, yazar, şairlerin buluşma alanıymış. Bu yüzden "sanatçı köyü" diye bilinir. Festivalin sanat direktörü Eren Levendoğlu aynı zamanda piyanist, buraya yerleşmeye karar vermiş. Gümüşlük’e geldiği dönemde tarihî Eklisia Şapel’i uluslararası bir sanat merkezi olarak kullanımdaymış. Müzik, dans, tiyatro, fotoğraf, heykel ve enstalasyon gibi farklı sanat disiplinlerini içeren uluslararası projeler 1989 - 2007 yılları arasında burada yapılmaktaymış. 2003’te, Eren, sanat yönetmenliği ve devlet sanatçısı Gülsin Onay’ın danışmanlığında Piyano Festivali’ni başlatmış.
Festivalin çıkış noktası, yetenekli müzik öğrencilerinine alternatif bir eğitim sunarak müzik kariyerlerine katkı sağlamak. Ustalık sınıfları için davet edilen virtüözler de gelmişken Eklisia Şapel’inde resital vermeye başlıyor, on dokuz yıllık uluslararası müzik festivaline dönüşen Gümüşlük Müzik Festivali böyle başlıyor. Bugün caz ve tüm dünya müziklerini kapsıyor, son 3 yıldır Yeşil Yaşam Gümüşlük başlığı altında sürdürülebilir yaşam teması çerçevesinde de çevre bilincini artıracak, farkındalık yaratacak etkinlikler düzenleniyor.

Gümüşlük sahilinde, konserde
Festival dahilinde bir de ”sanatçı rezidansı” var. Sence Gümüşlük’te yer alacak olan bu rezidans sanatçılara ve mahalleliye ne getirecek?
Festivale eş zamanlı olarak Gümüşlük’te sanatçı rezidansları yapılıyor, bu daha sonra festivalin bir parçasına dönüşüyor. Can Yücel, Tuncel Kurtiz, Nihat İleri, Civan Canova, Lale Müldür, Yaz, Poyraz, Efe, Fora Baltacıgil, Reyent Bölükbaşı, Ömer Uluç, Carlo Domeniconi, Yavuz Tanyeli, Bettina Franckenberg gibi isimler gelmiş rezidansa. O zaman da belli bir tema yokmuş, şimdi de belli bir tema çevresinde gerçekleşmiyor rezidans. Biraz organik gelişiyor sanki. Bir şekilde ya bizim davet ettiğimiz sanatçılar buradan ayrılamıyor ya da kendileri gelip Festival Merkezi’nin doğal havasıyla burada kalıp üretmeye başlıyorlar. Gümüşlük’ün doğal hâlinin yanı sıra burada rastlaştıkları insanlar, sanatçılar, öğrenciler onlara ilham veriyor ve gündelik rutinlerinden uzak bir yerde, yaratıcı bir ortamda üretim yapma imkanı sunuyor. Akıllarında olmayan, planlanmamış projelere kaynak oluyor. Farklı fikirler mahallenin de dikkatini çekiyor, merak uyandırıyor.

Festival hazırlıklarından yorulan bir ekip arkadaşı
Mahallelinin festivale tutumu nasıl? Festivali sahiplenmek ya da festival ekibine yardımcı olmak söz konusu mu?
Eren’in anlattıklarından anladığımız on dokuz yıl önce Eklisia ilk dinletilerini gerçekleştirirken esnafın festivale daha sıcak olduğu. "Bütün restoranlardan destek aldığımız dönemlerdi." diyor. O zamanlar Gümüşlük Belediyesi var; dolayısıyla esnaftan destek almak da daha kolay. Belediyeler birleştikten sonra zorlaşıyor.
Ancak son yıllarda Gümüşlük’ün değişimi, köklü mekânları devralan yeni işletmecilerin ticari yaklaşımları sebebiyle bu birliktelik duygusu nispeten azaldı. Festivalin ilk senelerinde yaratılan kültür turizminin bir arada kurulabilecek bir ağın Gümüşlük’e ne kadar olumlu katkısı olacağını anlayabilsek yeni işletmecilerle çok güzel ortaklıklar yapılabilinirdi. Gümüşlük’ün eski esnafları (Soğan Sarımsak, Otel Gümüşlük, Myndos Otel, Sysyphos Pansiyon) konaklama, sanatçılara yemek gibi festival bütçesini zorlayan önemli kalemlerde ellerinden geleni yaparlar. Başından bu yana festivalin ayakta kalabilmesini sağlayan aslında daha çok kişisel destekler. Festival Dostları adını verdiğimiz bu kitle, Gümüşlük’ün o eski, sakin hâlini bilen herkes aslında.

Kumda bir akşam konseri
Mahallede hangi durakların müdavimisin?
Tuz Duman Kumda haricinde sanırım en çok Belediye’nin kahvesine gidiyorum. Bir de eskiden Faik’in Gahvesi vardı ki o da bu sene el değiştirdi; el değiştirince şekil de değiştirdi. Her şey çok pahalı olmadan önce, yani buralara ilk taşındığımızda Hasan’ın Yeri’ne yani Gümüşlük Balık Pişirme Evi’ne giderdik. Ve tabii gerçekten müdavimiyim diyebileceğim Mars Cafe’ye. Mars Cafe, tam bir mahalle barıydı. En keyifli zamanları kış aylarıydı. Ama ne yazık ki onu da kaybettik, şimdi yerinde başka bir bar var. Bugünlerde Yeni Hayat’ın da müdavimi olabilirim sanırım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Şehir hayatında olmayan sakinliğin bulunduğu, insanın kendi yörüngesini kurabildiği bir yer burası.
04 Eyl 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyadaki en iyi barları 2009 yılından beri sıralayan The World’s 50 Best Bar listesi Michelin Guide, Gault & Millau ve La Liste gibi rehberlerden çok daha ulaşılabilir, özelleştirilmiş lüks bir deneyim sunuyor. Fransa, Güney Kore, İtalya, Arnavutluk'tan bu listeye giren dört bar...

25 yıldır Boğaz’ın rüzgarını yarışın parçası yapan Bosphorus Cup’ın kurucusu Orhan Refik Gorbon ile İstanbul’un denizle ilişkisini ve yelken kültürünün değişen yüzünü konuştuk. İki kıta arasında geçen bu hikayede, bir şehrin denizle kurduğu bağın nasıl bir yarışa dönüştüğünü dinledik.

Kalabalıklardan, sıcaktan ve gürültüden kaçınmak isteyenlerin tatil zamanı Eylül geldi. Bu dönemde tatiler çıkan kişi sayısının giderek artması Süper Eylül trendini de beraberinde getirdi. Peki dinginlik arayışını bir ileri safhaya taşıyanlar nerelere gidebilir? Örneğin dünyanın en sessiz adalarına. Uydu ve harita verilerini kullanarak yapılan analiz sonucu belirlenen dünyanın en sessiz adaları.

Tarihin ve toplumsal olayların binaları nasıl değiştirdiğini ve geçmişin detaylı mimarisinden bugünün daha sade yapılarına nasıl geldiğimizi Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık kurucu ortağı Kerem Erginoğlu ve SO? Mimarlık ve Fikriyat kurucu ortağı Sevince Bayrak’la birlikte inceledik.

Carlsberg’in dev üretim merkezinden Mikkeller’in craft biralarına, üç yüz yıllık barlardan aquavit ve gløgg’a: Öresund’un iki yakasındaki Kopenhag ve Malmö’yü barları, biraları ve yerel içkileri üzerinden keşfetmek isteyenlere dört günlük bir rota.



