Sanatçı Köyü


Beş duyu, sayısız rota: Five and More Travel
5 duyuyu merkezine alan butik turlar sunan Five and More Travel, tüm seyahat tutkunlarını hem yurt içi hem yurt dışı destinasyonlarını birlikte keşfetmeye davet ediyor. Neler var? 6-20 kişilik gruplara özel kültür, bağcılık ve gastronomi…
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Temmuzdan bu yana Juan Lago & Balen Navarro; kumda keman, çello, piyano gibi pek çok konseri gün batımında, çıplak ayak izleyebildiğin Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali, Gülsin Onay ve Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası’nın konseriyle 14 Eylül’de sonlanacak. Festivalin koordinatörü Funda (Açıkbaş)’yla kumun üzerinde buluştuk. Gümüşlük ve müzik ilişkisini konuşmak için. 6 Eylül’de Turgut Alp Bekiroğlu’nun projesi Love Jazz Quartet’i kaçırmamamızı önerdi.

Funda Açıkbaş, Tuz Duman Kumda festival hazırlıkları yaparken
Fotoğraf: Zekican Sarısoy
Uluslararası bir müzik festivalinin merkezi neden Gümüşlük? Gümüşlük sanata alan açan bir yer mi?
1980’lerde Gümüşlük Türkiye, hatta dünya çapında tanınan, saygı gören ressam, müzisyen, tiyatrocu, yazar, şairlerin buluşma alanıymış. Bu yüzden "sanatçı köyü" diye bilinir. Festivalin sanat direktörü Eren Levendoğlu aynı zamanda piyanist, buraya yerleşmeye karar vermiş. Gümüşlük’e geldiği dönemde tarihî Eklisia Şapel’i uluslararası bir sanat merkezi olarak kullanımdaymış. Müzik, dans, tiyatro, fotoğraf, heykel ve enstalasyon gibi farklı sanat disiplinlerini içeren uluslararası projeler 1989 - 2007 yılları arasında burada yapılmaktaymış. 2003’te, Eren, sanat yönetmenliği ve devlet sanatçısı Gülsin Onay’ın danışmanlığında Piyano Festivali’ni başlatmış.
Festivalin çıkış noktası, yetenekli müzik öğrencilerinine alternatif bir eğitim sunarak müzik kariyerlerine katkı sağlamak. Ustalık sınıfları için davet edilen virtüözler de gelmişken Eklisia Şapel’inde resital vermeye başlıyor, on dokuz yıllık uluslararası müzik festivaline dönüşen Gümüşlük Müzik Festivali böyle başlıyor. Bugün caz ve tüm dünya müziklerini kapsıyor, son 3 yıldır Yeşil Yaşam Gümüşlük başlığı altında sürdürülebilir yaşam teması çerçevesinde de çevre bilincini artıracak, farkındalık yaratacak etkinlikler düzenleniyor.

Gümüşlük sahilinde, konserde
Festival dahilinde bir de ”sanatçı rezidansı” var. Sence Gümüşlük’te yer alacak olan bu rezidans sanatçılara ve mahalleliye ne getirecek?
Festivale eş zamanlı olarak Gümüşlük’te sanatçı rezidansları yapılıyor, bu daha sonra festivalin bir parçasına dönüşüyor. Can Yücel, Tuncel Kurtiz, Nihat İleri, Civan Canova, Lale Müldür, Yaz, Poyraz, Efe, Fora Baltacıgil, Reyent Bölükbaşı, Ömer Uluç, Carlo Domeniconi, Yavuz Tanyeli, Bettina Franckenberg gibi isimler gelmiş rezidansa. O zaman da belli bir tema yokmuş, şimdi de belli bir tema çevresinde gerçekleşmiyor rezidans. Biraz organik gelişiyor sanki. Bir şekilde ya bizim davet ettiğimiz sanatçılar buradan ayrılamıyor ya da kendileri gelip Festival Merkezi’nin doğal havasıyla burada kalıp üretmeye başlıyorlar. Gümüşlük’ün doğal hâlinin yanı sıra burada rastlaştıkları insanlar, sanatçılar, öğrenciler onlara ilham veriyor ve gündelik rutinlerinden uzak bir yerde, yaratıcı bir ortamda üretim yapma imkanı sunuyor. Akıllarında olmayan, planlanmamış projelere kaynak oluyor. Farklı fikirler mahallenin de dikkatini çekiyor, merak uyandırıyor.

Festival hazırlıklarından yorulan bir ekip arkadaşı
Mahallelinin festivale tutumu nasıl? Festivali sahiplenmek ya da festival ekibine yardımcı olmak söz konusu mu?
Eren’in anlattıklarından anladığımız on dokuz yıl önce Eklisia ilk dinletilerini gerçekleştirirken esnafın festivale daha sıcak olduğu. "Bütün restoranlardan destek aldığımız dönemlerdi." diyor. O zamanlar Gümüşlük Belediyesi var; dolayısıyla esnaftan destek almak da daha kolay. Belediyeler birleştikten sonra zorlaşıyor.
Ancak son yıllarda Gümüşlük’ün değişimi, köklü mekânları devralan yeni işletmecilerin ticari yaklaşımları sebebiyle bu birliktelik duygusu nispeten azaldı. Festivalin ilk senelerinde yaratılan kültür turizminin bir arada kurulabilecek bir ağın Gümüşlük’e ne kadar olumlu katkısı olacağını anlayabilsek yeni işletmecilerle çok güzel ortaklıklar yapılabilinirdi. Gümüşlük’ün eski esnafları (Soğan Sarımsak, Otel Gümüşlük, Myndos Otel, Sysyphos Pansiyon) konaklama, sanatçılara yemek gibi festival bütçesini zorlayan önemli kalemlerde ellerinden geleni yaparlar. Başından bu yana festivalin ayakta kalabilmesini sağlayan aslında daha çok kişisel destekler. Festival Dostları adını verdiğimiz bu kitle, Gümüşlük’ün o eski, sakin hâlini bilen herkes aslında.

Kumda bir akşam konseri
Mahallede hangi durakların müdavimisin?
Tuz Duman Kumda haricinde sanırım en çok Belediye’nin kahvesine gidiyorum. Bir de eskiden Faik’in Gahvesi vardı ki o da bu sene el değiştirdi; el değiştirince şekil de değiştirdi. Her şey çok pahalı olmadan önce, yani buralara ilk taşındığımızda Hasan’ın Yeri’ne yani Gümüşlük Balık Pişirme Evi’ne giderdik. Ve tabii gerçekten müdavimiyim diyebileceğim Mars Cafe’ye. Mars Cafe, tam bir mahalle barıydı. En keyifli zamanları kış aylarıydı. Ama ne yazık ki onu da kaybettik, şimdi yerinde başka bir bar var. Bugünlerde Yeni Hayat’ın da müdavimi olabilirim sanırım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Şehir hayatında olmayan sakinliğin bulunduğu, insanın kendi yörüngesini kurabildiği bir yer burası.
04 Eyl 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.



