Mahallelerin vitrini

Çiftliklerden toplanan taze ürünler, uygun fiyatlı kıyafetler ve bolca hikâye. Elimizde pazar poşetleri, gözümüz sağdaki tezgâhta, yanımızda Kornelia ve Italo, tura başlıyoruz.
Mahallelerin vitrini

26 Ocak - #BağımızVar - Soli
#BağımızVar ile birlikte

Bu topraklarla #BağımızVar

#BağımızVar Bu toprakların kültürünü yaşatmak ve geçmişi günümüze taşımak amacıyla yola çıkan #BağımızVar projesi , Türkiye’nin yüzlerce yıllık üzüm ve etrafında çeşitlenen kültürünü keşfediyor. Nedir? Müzik, sanat, zanaat, gastronomi gibi…

Daha fazlasını öğren →

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Anlatıcı: Kornelia Binicewiz. Fotoğraflar: Kaan Walsh.

Birinci bölüm: Pazar kültürü ve pazarların tarihi önemi

Pazarlar, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tarih boyunca şehrin kalbi olmuş. Köy kasaba ve büyük şehirler arasında iletişim ve takas tam burada, bu alanda yapılmış. Satıcılar ve üreticiler bağ, bahçe ve çiftliklerinden topladıkları taze ürünleri şehrin bu ortak alanına getirir, hayvanlarını etrafa yayar, hizmetlerini sunar ve el hünerlerini burada sergilermiş. Osmanlı İmparatorluğu döneminde provizyonizm veya iaşecilik olarak bilinen kapitalizm öncesi sistemde tüccarın (üretici) değil, halkın (tüketicinin) refah ve huzuru ön planda tutulur, tüketiciye ucuz fiyatla, bol bol üretilen ve çeşitlilik yelpazesi olan ürünler sunulurmuş. Bunun sosyal sistemin istikrarı ve politik düzenin sağlanması için kritik olduğu düşünülürmüş. Bu sebeple döngüsel ekonominin ve mal dağılımın en adil şekilde yapıldığı düzenin şehirdeki temsili olan pazar yerleri aynı zamanda halkı birleştiren sosyal etkileşimin sağlandığı merkez olarak da görülürmüş. 

Buradaki her şey şeffaf


Bugün pazar yerleri hâlâ şehirde ekonomik ve sosyal yerini muhafaza ediyor. Türkiye’nin pek çok kentinde olduğu gibi İstanbul’da da pazar ve çarşılar sebze, meyve, kıyafet ve pek çok emtianın satıldığı - alındığı ortak yaşam alanı olarak önemini koruyor. Satıcılar ve alıcılar en uyguna kaliteli ürünleri bulabilmek için burada. 

Toplumun aynası

İstanbul pazarları, çarşılarından; kendine has, açık havada mahallenin kültürünü, renklerini, lokallerini ve kimliğini yansıtan mimari stiliyle ayrılıyor. İstanbul’da her hafta kurulan sabit 350 resmî pazar var. Bunlara sokağın köşesinde bir anda karşına çıkabilen tabiri caizse pop-up pazar yerleri dâhil değil. 

Bir mahallenin, semtin dokusunu pazarlarda satılanlar üzerinden okumak mümkün. Çeşitlilikleri yaşadıkları toplumun aynası oluyor, İstanbullular’ın nefslerini ve iştahlarını doyuruyor. Yaşadığımız dünyada gün be gün fakirleşmekte olan şehir sakinleri için uygun fiyatlı, taze seçkileriyle, azınlıkların yemek kültürlerine alan açan, şeflere ve yemekten anlayanlara ürün gamıyla ilham veren, turistler için Doğu’nun lezzetlerinin sergilendiği mahallenin sergi alanları âdeta. Bugün, pazarlar mahallelerin özgün karakterlerinin vitrini.

Pembe poşetler, soğanlar, bir çift terazi ve pazarcı


İkinci bölüm: Pazarlar, mahalle ve semt sakinleri arasındaki ilişki 

Semt pazarları her hafta aynı yerde ve aynı gün yapılır. Bu pazarları ziyaret etmek festivale gitmek gibi. Her gün geçtiğimiz, arabaların park ettiği, çöplerin yığıldığı sokaklar, meydanlar ve otoparklar bir anda lezzetin ve alışverişin dinamizmiyle canlanıyor. Sıra sıra dizilen sebze, meyve, süt ürünleri, zeytin, zeytinyağı, tatlı, baharat ve hububat tezgâhlarının yanında rengârenk kumaşlar, mutfak ve ev için malların satıldığı bereketli bir pazar alanı. Coco Chanel halının asılı olduğu standın yanında kuru sucuk ve kadınlar için eşarplar rüzgârda sallanıyor. Neşeli balık satıcılarının tepesindeki floresan lambalar dans ediyor, geçitler sadece pazarlık yapan alıcılarla değil; döner, köfte, süt mısırı, baklava, tulumba tatlısı, cevizli ve Mısır’a özgü tatlı basbousa satanlarla hareketleniyor. 

Nerede olursa olsun her mahalleli burda toplanır

Pazarlar mahallenin gerçekliğini satıcıların tezgâhlarında dizili mallarında, fiyat skalalarında, alışveriş yapanları çekmek için kullanıldıkları kelimelerde, tezgâhların estetiğinde ve arka planda dinledikleri müziklerde teşhir ediyor. Pazar arabaları da mahallenin sosyal ve ekonomik yapısının bir diğer göstergesi olarak sokak arasında geziniyor. 

İstanbul’un merkezinde, toplumdaki düşük gelirli grupların yaşadığı Tarlabaşı Pazarı'nda terlik giyen, eşofman ve pijamalarıyla kadın ve erkekler çekiyor dikkatimizi; Feriköy Pazarı ahalisini şık takımlar, aksesuarlar ve arkalarından çektikleri pazar çantalarını dolduran ev ihtiyaçlarıyla yakalıyoruz. Hangi mahallede olursak olalım lokaller pazar yerlerinde buluşuyor, 2 kiloyu 1,5 fiyatına çekmek amacıyla yüksek rakamlar üzerine tartışıyor; anılarını, fikirlerini ve hikâyelerini gözleme yiyip çay içerek paylaşıyor.

Kilosu 50 TL'den kestane mantarı ve 18 TL'den çilek


Üçüncü bölüm: İstanbul’da bizim pazarlar 

En iyi pazar evine en yakın, yürüyerek gittiğindir. Bu sebeple Italo ve benim favoriler listemize girenler Burgazada ve Tarlabaşı. Burgazada; nispeten küçük bir pazar, yaklaşık 30 stand var. Buradaki satıcılar Marmara Denizi’ne kıyısı olan mahallelerden ve Yalova dolaylarından geliyor. Her cuma sabahın erken saatlerinde kurulup 13.00 gibi bitiyor. Yakalayamadığımız haftalarda vapurla yana, Heybeliada’ya geçiyoruz. Aynı pazarcıları bu sefer çarşamba günü orada buluyoruz. Adalar farklı da olsa sohbetler aynı. Pazarcıyla kurulan sürdürülebilir iletişim, en iyi ve ucuza yapılan alışverişin anahtarı. 

Pazara ilk kez geliyorsan ve kimden ne alacağını bilemiyorsan teyzeleri takip ederek rotanı belirleyeceksin. En iyi domatesler ve ballı kabağın kaynağını onlar bilir. Kalabalık tezgâhlarda sıranı beklemek ve almadan önce sana uzatılan elma, portakal dilimlerinin tadına bakmak, çaktırmadan eriği ağzına atmak da doğru alışverişin kuralları. Peynir alacaksan tadım şart. Bıçağın ucuna takılan bir parça peynir arasından en yağlısını, Ezine'yi ya da az tuzlu olanı deneyip seçimini yaparsın. Eğer aldığın üründen memnun kalırsan bir sonraki hafta aynı satıcıyı yerinde bulmak, kendini tanıtmak, övgülerini sunmak ve "Ürünün devamı var mı?" diye sormak şart. Bu uzun vadede her iki taraf için de kaliteli, yararlı ve kazançlı bir arkadaşlığın temeli olur.

Yeşil de olabilirim kırmızı da


Ada pazarları

Ada pazarları küçük de olsa nevi şahsına münhasır insanlar burada. Yalovalı sessiz ve sakin baharat ve çay satan bir pazarcı; Boşnak peynirci, Burgazada’daki bahçesinden topladığı sebzeleri satan ve bizi her gittiğimizde edepsiz şarkılarla karşılayan enginar satıcısı ilk akla gelenler.

Pazarların gözbebeği: Tarlabaşı Pazarı

Her pazar aynı yere kurulan Tarlabaşı Pazarı bizim bir diğer lokalimiz ve bu mahallede yaşamamızın en önemli sebeplerinden. Beyoğlu’nda, İstiklal Caddesi ve Taksim Meydanı’na sadece 10 dakika uzaklıktayız. Tarihsel olarak Levanten, Musevi, Ermeni ve Rumlar gibi gayri Müslim toplulukların yaşadığı, çalıştığı ve konsoloslukların bulunduğu bir çember burası. Bugün çoğunlukla düşük gelirli Türk, Kürt, Suriyeli ve Afrikalı topluluklarının mahallesi olarak da biliniyor. 

Bilin bakalım en iyi elmaları kimin sattığını kim biliyor?


Taze sebze, meyve, deniz ürünü, süt ürünü, zeytin, baharat, kuruyemiş ve kuru meyve çeşitliliği Tarlabaşı’nı şehirdeki en önemli pazarlardan biri yapıyor. Yüzlerce pazarcı tezgâhlarını Kurdela Sokak’ta açıyor. Her pazar sabahı tarihî binalar arasına gerilmiş çıtalar, direkler, halat ve ipler kargaşası arasında kuruluyor açık hava standları. Mahallenin düşük gelirli sakinlerinin ihtiyaçları doğrultusunda uygun fiyatlı ve iyi ürünleri var. Tarlabaşı pazarı; aradığını bulabildiğin bir yer. Çanakkale’den gelen iki satıcı, özellikle peynirleri için uğrak noktamız. Bunlardan biri; yokuşun başında, Beyoğlu’na yakın tarafta ev yapımı ekmekler ve yumurtaları için gittiğimiz noktalardan. İkincisi; Dolapdere tarafında etiket fiyatlarının her hafta yükseldiği bir Türkiye profilinde uygunluğuyla favorilerimizden. Her pazarın en önemli, vazgeçilmez deneyimi olan gözleme Kurdela Sokak’ın ortalarına doğru bulunuyor burada. Gözlemeyi beklerken yufka da sardırmak mümkün. Bir pazar günü Tarlabaşı Pazarı’nda fesleğen, ispit, biberiye veya ısırgan otu ararken gezinmek vakit alabilir ama etkileyici insanlarla tanışmanın, kendini ilham veren vaziyetlerle bulmanın da tek yöntemi bu zamanı ayırmak. 

Alışveriş, alışveriş, alışveriş


Pazara sadece bir şeyler alınan, haftalık yemek ihtiyacını gidereceğin yer olarak değil; mahalleyle tanıştığın, selamlaştığın ve kaynaştığın alan olarak bakmak istiyorsan Tarlabaşı’ndan kısa bir yürüyüşle inilen Kasımpaşa İnebolu Pazarı bir sonraki adresin olabilir. Burası bir Karadeniz kasabasına dönüşüyor. Tosya, Kastamonu ve İnebolu’dan mevsim sebzeleri, tereyağı, süt, süzme yoğurt, ekmek, yumurta, tavuk, organik bal, hodan gibi yabani otların, karadut ve gül reçellerinin bulunduğu mesken oluyor. Kasımpaşa ve Tarlabaşı pazarlarında bir pazar, bütün haftayı mutlu geçirmeye yetiyor. 


Editörün notu: Tüm fotoğraflar Kasımpaşa İnebolu ve Tarlabaşı pazarlarında çekilmiştir. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli
∙

BÜLTEN SAYISI

🚏 Rota: semt pazarları

Rota: Semt pazarları. Mahalleliler: Kornelia Binicewicz ve Italo Rondinella.

26 Oca 2023

#BağımızVar ile birlikte
Photo: Kaan Walsh

YAZARLAR

Elif Bayram

Editor-in-chief, Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli
∙

HİKAYE

Klişelerden uzak Reykjavík turu: Bir günde 10 yerel durak

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Uraz Kaspar

·

20 Eki 2026

Klişelerden uzak Reykjavík turu: Bir günde 10 yerel durak
SoliSoli
∙

HİKAYE

'Coğrafi Rezonans Hattı'nda dijital göçebelik: Kaçtığımız şey gerçekten yaşadığımız yer mi?

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

'Coğrafi Rezonans Hattı'nda dijital göçebelik: Kaçtığımız şey gerçekten yaşadığımız yer mi?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

Elif Bayram

·

13 Eki 2026

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Deniz Aytekin

·

11 Eki 2026

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Asena Sarıbatur

·

04 Eki 2026

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada