Türkiye'de maliye politikası ne kadar etkili?


Okula dönüşte çocuğunuzun ihtiyacı olan tek uygulama: Kunduz!
Veliler için çocuklarının eğitim ihtiyaçlarını karşılamak konusunda birçok seçenek öne çıksa da seçim yapabilmek giderek zorlaşıyor. Ebeveynlerin kendi meşguliyetleri bu süreçte doğru ve ayrıntılı bir araştırma yapmayı güçleştirebiliyor.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Eylül 2021'de Kahramanmaraş'ta bir açılış töreninde yaptığı konuşmada "enflasyonu en kısa sürede kontrol altına alarak raflardaki, tezgahlardaki, etiketlerdeki fahiş fiyat artışlarının önüne geçeceklerini" belirtmiş ve "Türkiye'yi yokların ve yoksulların ülkesi olmaktan kurtardık," cümlelerini kullanmıştı. Fakat Türkiye İşçi Sendikaları Konfedarasyonu'nun (Türk-İş) açıkladığı son rakamlar, ülkede yoksulluk ve alım gücünün her geçen gün azaldığını gösteriyor. Türk-İş'e göre, eylül ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 3 bin 49 lira olurken yoksulluk sınırı ise 9 bin 931 lira olarak gerçekleşti. TÜİK'in açıkladığı verilere göre, ağustos ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE), yıllık bazda %19,5 artarken gıda fiyatları %29 oranında yükseldi. Üstelik rakamların sokağa yansıması çok daha ağır oluyor. Son dönemde kalabalık sofraların veya iş yerlerindeki çay molalarının tek bir gündem maddesi var: Artan gıda fiyatları, yükselen kiralar, değerini kaybeden maaşlar... Yüksek enflasyon, insanların refah içinde yaşamak adına ihtiyaç duyduğu ürünler ve hizmetleri günden güne “lüks” haline getiriyor. Fahiş fiyatların önüne geçmek için elbette akla gelen ilk çözüm etkili bir para politikası; ancak maliye politikasının da göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Maliye politikası nedir?
Devletlerin maliye politikaları, genelde işsizliği azaltmaya, ekonomik dalgalanmaları yumuşatmaya, adil ve sürdürülebilir bir servet ve gelir dağılımı sağlamaya yöneliktir. Devletler, bu misyonları gerçekleştirmek için parasal bir gücü birincil olarak vergilerle ellerinde toplar ve politikalarına paralel bir biçimde harcama yapar. Kamu harcamaları, kamu gelirleri, kamu borçlanması ve kamu bütçesi gibi araçlar etkin bir maliye politikası yürütmek için kullanılır. Maliye politikasının ekonomik sürdürülebilirlik ihtiyaçlarına yönelik değil de kısa vadeli çıkarlara ve siyasi ajandalara göre şekillenmesi ise ekonomileri yozlaştırır ve piyasa ve tüketici bazında eşitsizliği körükler. Türkiye ekonomisi, son birkaç senedir maliye politikasının etkili bir şekilde kullanılmaması nedeniyle sıkıntılar yaşıyor.
Ne kadar vergi ödüyoruz?
Türkiye'nin ana gelir kalemi, her devlet gibi vergilerden oluşuyor. Türkiye vatandaşları, hâlihazırda 532 farklı doğrudan ve dolaylı verginin yanında Merkezi Yönetim Bütçesi'ne fon, katkı payı, devlet hakkı gibi isimler altında farklı ödemeler yapıyor. Dr. Ozan Bingöl, vatandaşların 2020’de 833 milyar 250 milyon liralık bir hacimle bütçe hedefinin %6,2 üzerinde bir vergi ödemesi yaptığını ifade ediyor ve 2021’de vergiler için bütçe hedefinin geçen yıldan %17,6 fazla olduğunun altını çiziyor.
Buna ek olarak Türkiye, kabaca iş verenlerin bir çalışan için devlete ödediği paranın, çalışanın iş verene yarattığı toplam maliyete yüzdesel oranı olarak tanımlanabilen vergi takozunda da OECD ülkeleri arasında yaklaşık %40 ile ortalamanın üzerinde yer alıyor. 2 çocuklu ve tek çalışanlı bir hanenin tabi olduğu vergi takozunda ise OECD ülkeleri arasında birinci sırada. Araştırmalar, vergi takozunun yüksek olmasının istihdamın hem iş veren hem de çalışan üzerindeki yükünü artırarak işsizliği ya da kayıt dışı istihdamı körüklediğini gösteriyor.
Vergiler nereye gidiyor?
Günümüzde Türkiye'de toplanan her 100 liralık verginin 17 lirası faize giderken 2023'te bu rakamın 20 lirayı aşması bekleniyor. Faizi dışarıda tutacak olursak; Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın kamuoyuyla paylaştığı "2021 Yılı Merkezı̇ Yönetı̇m Bütçe Kanun Teklı̇fı̇ ve Bağlı Cetveller" dosyasında giderlerin büyük bir çoğunluğunu cari transferler (%39,8) ve personel giderleri (%24,3) oluşturuyor. Vatandaşa asıl fayda sağlayacak harcama kalemlerinden biri olan yatırımlar için bütçenin sadece %7,7’si ayrılıyor. Ar-ge’ye ayrılan bütçe ise yaklaşık %1 ile OECD ve AB ortalamalarının neredeyse yarısı düzeyinde.
Kamu-özel iş birliği projeleri, projelerin garanti ödemeleri, alınan makam araçları ve inşa edilen kamu binaları gibi harcamalar da vatandaşın vergileriyle karşılanıyor. Üstelik belirlenen bütçelerin yetmemesi durumunda yedek ödeneklere başvuruluyor. Örneğin; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütçelerin öngörülmeyen giderlerini karşılamak adına onay verdiği ve kamu idarelerine ayrılan “yedek” ödenek için 2021 cari yılının başında ayrılan 9,8 milyar liralık bütçe ağustos ayının sonunda 83 milyar liraya çıktı.
Belirlenen bütçe ve gerçekleşen bütçe arasındaki makas yıldan yıla açılıyor. Makasın hızla açılması, mali disiplinin bozulduğu eleştirilerini de beraberinde getiriyor. Ayrıca, bozulan mali disiplin daha yüksek faiz ve enflasyon olarak ekonomide vücut buluyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, maliye politikasının başarısı ve bütçe dengesi arasındaki bağlantıyı şu sözlerle anlatıyor:
"Maliye politikasının başarısını bütçe dengesinin başlangıçta öngörülen dengeye yakınlığıyla ölçüyoruz. Bunun bir nedeni uygulanan politikanın hedefle uyumlu olup olmadığı bir diğer nedeni de sapmanın açığın büyümesi şeklinde ortaya çıkması halinde kamu borçlanmasının artırılmasına yol açmasıdır. Bu çerçevede baktığımızda maliye politikasının 2019 yılına kadar başarılı olduğunu, 2019 yılında bu ivmeyi kaybetmeye başladığını görüyoruz."
Sayıştay raporu: Kamu kurumları ne kadar harcadı?
Maliye politikasının başarısında kamu harcamaları da önemli bir araç olarak görülüyor. Dolayısıyla Sayıştay'ın kamu kurumlarının mali faaliyetlerini izleyerek hazırladığı ve iki gün önce yayımlanan denetim raporlarının çıktılarına da bakmak gerekiyor. 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Denetim Raporu'na göre, Cumhurbaşkanlığı'nın 2020 mali yılında faaliyet gideri 2 milyar 896 milyon lira, faaliyet net geliri ise 95 milyon 632 bin lira olarak açıklandı. Ayrıca, denetim raporlarında birçok hatalı işlem ve usulsüzlük tespit edildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na dair rapor, 2020 yılında 19,7 milyar liralık işin Kamu İhale Kanunu'nun 21'inci Maddesinin (b) bendinde öngörülen şartlar oluşmadığı hâlde pazarlık usulüyle ihale edildiğini gösterdi. Yanlış kur hesabından dolayı kamunun gereğinden fazla garanti ödemesi yaptığı ve projelere ayrılan bütçelerin amaçlarına aykırı mal ve servislere harcanması ise dikkat çeken kalemlerden oldu.
Ne yapılmalı?
Etkin bir maliye politikası yürütmenin yolu, üretici ve tüketicilerin vergilerinin kamu faydası gözetilerek tahsil ve tahsis edilmesinden geçiyor. Bu bağlamda daha önce de ifade edildiği gibi ekonomik kalkınmayı destekler nitelikte maliye politikaları izlenmeli ve para politikası ile maliye politikası eşgüdümlü olmalı. Vatandaşın kendi cebinden kısarak ödediği vergiler, kısa vadeli siyasi ajanda ve itibar için harcanmamalı; bu vergiler kalkınma amaçlı değerlendirilmeli. Aksi takdirde gün geçtikçe daha çok ürün ve servis halkın çoğunluğu için "lüks" olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye ekonomisi kur, enflasyon, faiz sarmalında neden debeleniyor? Etkin maliye politikası yürütmek için neler yapılmalı?
01 Eki 2021

YAZARLAR

Oğuzhan Aydın
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.




