Mecburiyetler ve sınırlar arasında: Levent Sevi


Neşe dolu bir hafta sonu deneyimi için: Galataport İstanbul Umarız gelecek hafta sonuna özel bir planın yoktur Duende okuyucusu. Galataport İstanbul seni 26-28 Kasım tarihlerinde, Karaköy sahil şeridinde neşe dolu bir hafta sonu deneyimine davet ediyor. Neler var? Galataport İstanbul seni Galataport İstanbul Deneyim Turu ile farklı ve özel bir deneyim turuna çıkarmak üzere hazır ve nazır bekliyor. Tur kapsamında; Tophane Saat Kulesi, Paket Postanesi gibi değerli yapıların tarihine rehber eşliğinde yolculuk yapabilecek, bu esnada ikramlarla ağzını tatlandıracak, usta fotoğrafçı Ara Güler’in gözünden Beyoğlu’na bakmak üzere Denize İnen Yol sergisini ziyaret edecek, sadece kruvaziyer yolcularının görebildiği dünyanın ilk yer altı kruvaziyer terminalini görme şansı elde edecek ve son olarak, elbette farklı farklı markaların senin için özel hazırladığı indirim ve ayrıcalıkları bulabileceğin musmutlu bir hafta sonu deneyimi seni bekliyor olacak. Dahası: Nefes kesen Boğaz ve Tarihî Yarımada manzarasına karşı gerçekleşecek konserler de tüm misafirlere açık olacak. 2 saat sürecek olan ve katılmak için 3 farklı saat seçeneği bulunan Galataport İstanbul Deneyim Turu’na kayıt olmak için sana özel ayrıcalıklar sunan Galataport İstanbul mobil uygulamasını buradan indirebilir, Çarşamba gününden itibaren bu özel tura kayıt olabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
1990’ların başına gittik. 91 ya da 92. Levent’in Yonca Evcimik’in Abone şarkısını dinleyip dans ettiği, Büyükada’dayken annesinden para alıp daha 5-6 yaşlarında Fedon’un Aşığınım kasetini aldığı zamanlar. O dönem vaktinin çoğu TV şarkısında müzikli ve ona göre keyifli şeyleri takip ederek geçirdi.
Levent’in o yıllara dair hatırladıkları arasında Sezen Aksu’nun Hadi Bakalım’ın Anavatan Partisi’nde seçim şarkısı olarak kullanılması ve TV’de her karşısına çıktığında sesi sonuna kadar açıp dans etmek var. Onun deyimiyle "kendi oyun alanı" ve "çocuk eğlencesi."
Hatırlamadıklarındaysa anneannesinin onu Büyükada’da götürdüğü Barış Manço konserinde o dönemin Günaydın gazetesinin foto muhabiri tarafından çekilen ve babası tarafından saklanan fotoğrafıyla annesinin Melih Kibar’dan piyano eğitimi alması teklifini ısrarla geri çevirmesi var.

Levent'le hikâyenin başladığı yerde, Salon'un arkasında
Biraz daha büyüyüp 10’lu yaşlara geldiğinde radyodan dinlediklerini kasete kaydedebildiğini öğrenen Levent, ona mucizevi gelen bu teknolojiyle hayli vakit geçirdi. Radyo başında bekleyip sevdiği şarkıları kaydetti. Eşlik etmeye çalıştığı parçaların isimlerini not alıp kendi kasedini doldurttu. Hatta bir süre onları dinleyerek uyudu. Belli ki müzikle erişebildiği ve içinde olmaktan, zamandan koparak eğlenmekten keyif aladığı bir hayal dünyası vardı. O dünya hâlâ var — ara ara ziyaret ettiğine de şüphe yok. Daha da önemlisi oradan çıkıp gerçekliğe kavuşmuş olanlar da var. Şimdi, yavaş yavaş oraya doğru yolculuk etme zamanı.
Boğaziçi Üniversitesi’sinde okurken etrafında Nilipek ve Emir Aksoy gibi yeni yeni müzikle uğraşmaya başlayan arkadaşları olan Levent, okulu bırakmaya karar verdiği dönemde video çekmeyi düşünmeye başladı. Bir başkasının zamanda yer açarak içine doldurduğu sihirli anları bugün kendisi de yapabilir miydi? Ödünç kamerayla yapılan ilk deneme, el yapımı düzenekte sabitlenemediği için çöpe gitti fakat öğretisi büyük oldu.

Levent'le İstiklâl Caddesi'nden kaçış rotasında, Postacılar Sokağı'nda
Emir Aksoy, Nilipek ve Umut Şimşekli’nin yer aldığı ikinci denemede Levent, bu sefer kamerayı eline aldı ve bir daha da bırakmadı. Asıl açılışını yağmurlu bir havada ani bir kararla sokaktan Salon İKSV’nin terasına taşınan Midlake performansıyla yapan Long Way From Home, beş yıl boyunca Wax Poetic, Nouvelle Vague, Hooverphonic, Ane Brun, Ólafur Arnalds, Wild Beasts gibi pek çok unutulmaz kayda ev sahipliği yaptı. Her biri geçmişe açılan sihirli bir kapı. Bir tuşa basman ya da adım atman yeterli.
Bir kere gerçekleştirmiş olmak, yapabilme dürtüsünü de açığa çıkarmak demek. Levent için de durum benzer: “Tüm çekimler gerillaydı. Ben hiç mekân bakmadım daha öncesinde. O an yürürken, konuşurken şurası olsun deyip hep içimden geldiği gibi karar verdim. Bir kere onu yapıp güzel olduğunu da fark edince doğaçlamanın o mucizevi gücüne de inanıyorsun.” İstanbul’a gelen grupların prova sonrası yemek molasından yarım saat alan Levent, mecburiyetler ve sınırlar arasında hem projesini hem de hayalini yaşatmayı başardı.

Levent ve bir giysi dükkânının reyonundan ödünç aldığı manken
Long Way From Home sonrası gelen Evden Uzakta, Pürtelaş 3+1, Kitapçı, ve ben yalnız’ın ortak noktalarından biri tek kamera çekilmesi ve o kameranın hep Levent’in elinde olması. Sebebini “Kamerayı sabit koyup iki üç farklı açıdan çekmeyi değil de müzisyenlerle birlikte bir performans sergilemeyi seviyorum. Müziğe göre salınmayı, o an gördüğüm ve duyduğum şeye doğru gitmeyi seviyorum,” sözleriyle anlamak mümkün. Bir diğeri ve en önemlisi Levent’in o günkü hâlini yansıtması. Pencere içinde pencere, zaman içinde zaman.

Eski Babylon Lounge'un önü. Levent'in yıllar önce Long Way From Home serisi için Milow'u kayda aldığı yer
Ne zaman gelecek belirsizliğe düşse ve bugünden anlam çıkartamayacak olsam, rotamı hep geçmişe; var olana; yaşanmışlara çeviririm. Orada kendi evimi kurar, zamanı kapı dışarı ederim.
Geçmişe merağını ve müziğe sevgisini birleştiren Levent’e çoğunlukla YouTube’un derinliklerinde, başkalarının “tanıdık” hikâyelerinde denk gelmek mümkün. Sebebi açık: “Çocukken gidip Fedon kaseti almanın, Yonca Evcimik dinlemenin, o masumluğun ve naif duyguların bazen müzikal açıdan bir anlamı olmayabiliyor. Bazen de hiç farketmediğin, müzikal olarak keşfetmediğin şeyleri görüyorsun. Geriye dönmek ve çocukken kenarda köşede kalmış şeyi bulmak hoşuma gidiyor.”
Sık sık bugünden geçmişe taşınan ve geleceğe arşiv oluşturan Levent’in elbette bu buluşmaya özel bırakacağı müzikal izler de olacaktı. Önce “Benim dönemlerim oluyor. Her dönem bir iki şarkı keşfedip sadece onları dinliyorum,” notunu düştü. Ardından bu ara dinlediği Light House Family’den Loving Every Minute’ı ve Maxi Priest’ten Close To You’yu paylaştı. Bunların dışında Tayfun Karatekin’in İki Çift Lafı’nı, Mert Demir’i ve Umut Çetin’in çıkmakta olan dört şarkılık yeni kısaçalarını işaret etti.

Sayısız anıya ev sahipliği yapan Babylon Sokağı, Şehbender Sokak
Zaman tünelinin sonuna geldim. Trenle yanından geçip gittiğim her ev, her istasyon artık geride ve geçmişte kaldı. Geri dönmek her zaman bir seçenek. Umduğunu bulmakla tesadüflere sığınmak arasında bir yol bu.
Bu sefer Levent vardı yanımda. Bir sonraki kim olur bilinmez.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Müziğe, üretilmiş eserlere kendi hikâye anlatıcılığını eklemeyi başarmış Levent’e selam ver.
21 Kas 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.



