Mekanlardan insanlara Beyoğlu pasajları: Hazzopulo/Hacopulo

Kafe, musiki mağazası, moda evi, sobacı, terzi ve restoranın bulunduğu Hazzopulo Pasajı, özellikle Salle Adam mağazasıyla ün yapmıştır. Ahmet Mithat Efendi, bu pasajda bir matbaa kurmaya karar verir. Dönemin Jön Türkleri burayı bir buluşma noktası olarak kullanır. Beyoğlu’nun pasajları yazı dizisi, Hazzopulo ile başlıyor.
Mekanlardan insanlara Beyoğlu pasajları: Hazzopulo/Hacopulo

16 Temmuz - Canon - İstanbul
Canon ile birlikte

İstanbul’un güzelliğini Canon ’la mercek altına al Aynı sokakları yürüyoruz ama kimi gözler kimsenin fark etmediklerini görüyor. Keyifli bir gezinin ardından gördüklerine, hafızaları kadar dijital dünyada da yer açanlar var. Bu, ânı ölümsüzleştirmekten çok daha fazlası; seyahat vlogger’ları için her bir mekân birbirinden farklı hikâyeler anlatabilir. Keşfedilmemiş ya da yeniden keşfedilmeye değer yerlerin gezgin içerik üreticileri, Canon ile Adını Duyuruyor. Yalnızca gözün gördükleriyle değil, yaratıcı ruhların yorumladığı özgün hikâyelerle karşılaşıyoruz. Neler oluyor? Canon ile İstanbul’un tarihi sokaklarını yeniden keşfetmek üzere bir yolculuğa çıkan Sami Sert ( @samisrt ) , Seren Aydın (@ serennaydin ) ve Ozan Aras Bingöl (@ ozanaras ) 3 farklı Canon vlogging kitiyle kameranın başına geçiyor. Balat’tan başlayan tarihî bölge gezisine Karaköy ve Galata’dan devam eden üç içerik üreticisinin yolculuğu Taksim’de sonlanıyor. Seyahat vlogger’ları şehrin tarihî dokusunu Canon vlog kameralarıyla ölümsüzleştiriyor, şehrin özgün dinamizmini kendi eşsiz gözleri ve yaratıcılıklarıyla takipçileriyle paylaşıyor. 3 farklı vlogging kit: İçerik üreticilerinin yaratıcılıklarını üstün görüntüleme teknolojileriyle destekleyen Canon , bu yolculukta seyahat vlogger’larına Canon PowerShot V10 , Canon EOS R50 ve Canon G7 X Mark III kameralarıyla eşlik etti. Şehrin dört bir yanından yükselen sesleri PowerShot V10 ’un üstün kaliteli dahili mikrofonuyla yakalamak, mimariden insanlara şehrin her bir köşesini Canon EOS R50 ’in büyüleyici yakın çekim özelliği sayesinde mercek altına almak, Canon G7 X Mark III ile yüksek kalitede çekilen içerikleri telefona kolayca bağlanarak aktarmak ve sosyal medyada paylaşmak mümkün oluyor. Siz de seyahat içeriklerinizle adınızı duyurmak için Canon ’u ziyaret edebilir, Adını Duyur kampanyasını buradan takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Pasaj sözcüğünün kökeni Latince passus'tan (adım) gelir. Pasaj bir geçiş, başı ve sonu olan bir mekandır. Pasaj sözcüğü Türkçeye Fransızcadan geçmiş, 18. yüzyılda büyük yapı bloklarının iç kısmından geçiş sağlayan özel yollar için kullanılmıştır. Özellikle bu yüzyıl içerisinde Paris ve Londra’da yaygınlaşan bu yapı tipi, özellikle Paris’te “Cite” isimli kısımların yolları için söylenir. Zamanla bu kelime işlek caddeler arası cam çatılı, iki yanında dükkanların sıralandığı birleştirici geçit için kullanılmaya başlanır. 

  • Pasajlar iki türe ayrılır; daha lüks dükkanların bulunduğu kapalı pasaj ve zanaatkarların yoğun olduğu açık pasaj.

Paris’te özellikle bir dönem gündelik yaşamın merkezi hâline gelen pasajlar insanların yoğun şekilde kullandığı bir alan olarak karşımıza çıkar. Bunun bir benzeri olarak İstanbul’da ise Galata Köprüsü aksının bağlantısı ile Eminönü ve Galata/Pera karşıtlığı, iktisadi ve gündelik yaşamın özetini sunar.

İstanbul’un gündelik yaşamı, özellikle Tanzimat modernleşmesiyle birlikte bütünleşme sürecine girmiştir. İstanbul topografyasında farklı kültürel dokular birbirine yakınlaşmış ve buna bağlı olarak köprüler, caddeler, meydanlar, parklar, çarşılar, pasajlar ve kamu yapıları büyük önem kazanmıştır. 19. yüzyılla birlikte nüfus artışının ve Batılılaşma sürecinin getirisi olarak dönüşen topografya özellikle Pera-Galata bölgesine kaymış ve bu bölgede çokmerkezli, kozmopolit bir ortam oluşmuştur.

Sanayi devrimiyle üretim ve tüketim yoğunluk kazanmış ve eşit şekilde farklı coğrafyalara yayılmıştır. 19. yüzyılda bu akışı sağlayan Odessa, Marsilya, İzmir ve İstanbul gibi büyük liman kentleri, malın depolanıp dağıtımında önemli rol oynamıştır. Bu süreçte özellikle klasik Osmanlı İstanbul’unda karşımıza çıkan han ve çarşı sürekliliği devam ederken, özellikle Beyoğlu bölgesinde pasajlar da kendisinden sıkça söz ettirmeye başlayacaktır. Bu dönemde yapılan büyük büro binalarının alt katlarında perakende satışı için oluşturulan pasajlar özellikle Batı tarzı mimari anlayışı yansıtır.

Eminönü klasik Osmanlı iktisadi sisteminden beri önem teşkil eden bir mekandır ve burada hanların isimlerine baktığımız zaman bile işlevine dair ipucu yakalanabilir. Malın indirilip depolandığı ve dağıtıldığı bir alan olan bu hanlar, pasajların arka bahçesi işlevini görür. Özellikle 19. yüzyıl dünyasında bu ayrım net şekilde kendisini göstermeye başlar. Burada Ekrem Işın’ın tespitini atlamadan geçmemek gerekiyor: 

“Bonmarşelerde satılan yabancı etiketli tüketim mallarının yalnızca Osmanlı üst tabakasının ilgisini çektiğini sanmak yanıltıcı olur. Toplumun daha alt tabakaları da bu malların estetik çekimine katılmıştı. Kuşkusuz bu çekim gücünü körükleyen önemli bir olgu da malın pazarlama yöntemine getirilen yenilikti. Bu yeniliğin en önemli yönü bonmarşelerin başlattığı vitrin düzenlemeleriydi; bunu basın organlarındaki çarpıcı reklamlar izledi. Özellikle Beyoğlu bonmarşeleri vitrinlerinde sergiledikleri ithal mallarla, caddelerin kalabalıklaşmasına yol açtılar. Böylece ilk defa, bir şey satın almasa da vitrinler önünde piyasa yapan insan tipi ortaya çıktı.”

Bu tüketim ağı içerisinde İstanbul’un en değerli semtlerinden Beyoğlu’nu ele alacağız ve tarihsel süreç içerisinde hem mekanların hem de insanların hikayelerini dile getireceğiz.

Ara Güler, 1958 (İstanbul Modern Sanat Müzesi Fotoğraf Koleksiyonu)

Hazzopulo / Hacopulo Pasajı

1871’de Rum iş insanı Kiryaki Hazzopulo ya da Yorgo Zarifi Hacopulo tarafından yaptırılan pasajın ortasında bulunan avlu, Yalıköy Podima taşlarıyla doldurulmuştur. Üç girişi bulunan Hazzopulo Pasajı’nın iki ana girişi, tonoz ve çapraz kemerlerle son bulur. İstiklal Caddesi’nde bulunan girişi Neoklasik üslupta ve iki katlıdır. Ana girişe eksen şekilde yerleştirilen diğer giriş ise Romalıların zafer takını andıran kemer sistemiyle Neorönesans üslubunu yansıtmaktadır. Neorönesans üslubunun ağır bastığı iç cephelerde Barok etkileri de görülen pasajın üzeri açık T-planlı tipindedir ve İstiklal Caddesi'nde bulunan diğer pasajlara göre daha geniş ve işlektir.

Kafe, musiki mağazası, moda evi, sobacı, terzi ve restoranın bulunduğu Hazzopulo Pasajı, özellikle Salle Adam mağazasıyla ün yapmıştır. Bu mağazada müzik aletlerinin satışı ve tamiri yapılır, burası ayrıca bir dinleti salonu olarak da kullanılır. Bu mağazanın zaman içinde değişime uğradığından ve Ahmet Mithat’ın İbret Gazetesi’nin basıldığı yer olduğundan da kaynaklarda söz edilir. 

Hazzopulo Pasajı dönemin önemli olaylarına tanıklık etmiş ve özellikle farklı siyasi boyutların yaşadığı bir yer hâline dönüşmüştür. Bunlardan en önemlisi Saray'a göre Beyoğlu bölgesinin “radikal fikirlerin” toplandığı bir bölge olmasından kaynaklıdır. 

Örneğin Ahmet Mithat Efendi, bu pasajda bir matbaa kurmaya karar verir ve 1869’da Aleksan Sarrafyan tarafından yayın hayatına İbretnümâ-yı Âlem adıyla katılan ve 1872-73 tarihleri arasında kendi idaresine geçen İbret Gazetesi’ni basar. Birçok kere sansürlenen ve kapatılan gazete, son olarak 1873 tarihinde açılmamak üzere kapatılır. Bunun nedeni olarak bazı kaynaklar Namık Kemal’in Vatan yahut Silistre oyununu, bazı kaynaklar ise “Garaz Marazdır” isimli yazısını gösterir. Bu olay sonrası Ahmet Midhat ve Ebüzziya Tevfik, Rodos Adası’na Namık Kemal, Kıbrıs’a sürgüne gönderilir. İşte bu kapatılma ve sürgün, Hazzopulo Pasajı’nın dönemin Jön Türkleri tarafından buluşma noktası olarak kullanılmasına yol açar.

Yıllar sonra 6-7 Eylül 1955 Pogromu bu pasajda dokunulmamış bir hafızayı hatırlatacaktır. İsimlerinin Türkçeleşmesi nedeniyle bu pasajda bulunan birçok İstanbullu esnafın dükkanlarına zarar gelmeyecektir fakat bu görünmeyen şiddet, pasajdan dışarı çıktığınızda tüm Beyoğlu’nun planlı bir şekilde yağmalandığını gösterecektir. Yağmalanmayan az sayıda dükkandan birisi, Türkiye'nin en büyük fotoğrafçılarından Ara Güler’in babası Dacat Güler’in eczanesi olacaktır. 

Pasajlar açıldığı günden beri yaşayan ve akışkanlığı olan mekanlardır. Bu durum günümüzde varlığını korusa da Beyoğlu bölgesinin “soylulaştırma” projeleriyle yüz yüze geldiği de bir gerçektir. Her geçen gün değişimlerle ve dönüşümlerle karşı karşıya kalan bu mekanlardan Hazzopulo Pasajı’nda hafızayı diri tutmaya çalışan bir bölüm kalmıştır: Yalıköy’den getirilen ve gün geçtikçe yerine asfalt dökülen Podima taşları.  

Kaynakça 

  • Behzat Üsdiken “Pera’dan Beyoğlu’na 1840-1955” Akbank Kültür ve Sanat. İstanbul, 1999.
  • Brendan Freely - John Freely “Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi” YKY. İstanbul, 2016. 
  • Ebru Boyar - Kate Fleet “Osmanlı İstanbul’unun Toplumsal Tarihi” Çev. Serpil Çağlayan. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. İstanbul, 2017.
  • Ekrem Işın “İstanbul’da Gündelik Hayat” YKY. İstanbul, 2001.
  • Luc Sante “Öteki Paris” Dost Kitabevi. Ankara, 2017.
  • Mustafa Cezar “XIX. Yüzyıl Beyoğlusu” Akbank Kültür ve Sanat. İstanbul, 1991.
  • Zeynep Çelik “19. Yüzyılda Osmanlı Başkenti Değişen İstanbul” Çev. Selim Deringil. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. İstanbul, 2017.  


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

📛 Massive Attack, Kadıköy'de müzik rotası

Şu sıralar şehrin üstünde yağmur değilse de iyi müzik bulutları geziniyor, uzun zamandır şehre gelmesi beklenen sesler İstanbul'un dört bir yanından yükseliyor.

16 Tem 2024

Canon ile birlikte
📛 Massive Attack, Kadıköy'de müzik rotası

YAZARLAR

Fırat Şenol

Sanat tarihçisi. Çeşitli kurumlarda atölyeler, sergilerde ve müzelerde turlar düzenleyerek özellikle İstanbul kent belleği üzerine çalışmalar yapmaya devam etmektedir.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?