Menü

Mutfakta neler dönüyor?
Menü

20 Kasım - İBB Kültür AŞ - İstanbul / Duende
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Şehirdeki etkinliklere ulaşmanın kolay yolu: Radar İstanbul Radar İstanbul İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ , biz kültür sanat aşıklarını, İstanbul’daki tüm etkinlikleri listeleyebileceği yepyeni bir platformla buluşturdu. Nedir? İstanbul’da gerçekleşen tüm kültür sanat etkinlik ve atölyelerinin tek tuşla görüntülenebildiği Radar İstanbul uygulaması; kullanıcılarına sahne sanatlarından müzelere, müzikten spora farklı ilgi alanlarına yönelik güncel bir etkinlik takvimi sunuyor. Neler var? Kültür sanat sektörünün en büyük on biletleme şirketinin altyapısıyla entegre edilen uygulama; tarih, kategori ve lokasyon bazlı filtreleme özelliğiyle kullanıcılarına konfor sağlıyor. Zamandan tasarruf ederek kolayca etkinlik bileti oluşturulmasını sağlayan uygulama iOS ve Android işletim sistemli mobil cihazlara uyumlu ve ücretsiz. İBB Kültür AŞ tarafından şehrin çeşitli kültürel mekânlarında düzenlenen ücretsiz etkinliklerin kayıtları tek tıkla Radar İstanbul üzerinden yapılabiliyor. Yaklaşık 160 bin kullanıcıyı İstanbul’un güncel kültür sanat hayatından haberdar eden Radar İstanbul'u indirmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: The Menu

Yönetmen: Mark Mylod

Süre: 106 dakika

Yapım yılı: 2022

Jenerik: Succession dizisinin yönetmenlerinden Mark Mylod ve yapımcılarından Adam McKay'in beyaz perdedeki bu yeni ortaklığı, Toronto Film Festivali prömiyerinden çok önce, fragmanı yayınlanır yayınlanmaz konuşulmaya başlanmıştı. Ralph Fiennes’ın başrolünde yer aldığı filmde ona eşlik edenler arasında Anya Taylor-Joy ve Nicholas Hoult gibi iki genç yıldız başı çekiyor. Film, genç çift Margot ve Tyler’ın bir grup zengin insanla birlikte yıldız şef Julian Slowik’in özel bir adadaki seçkin restoranı Hawthorne’a gitmesiyle başlıyor. Fakat şefin şok edici sürprizlerle dolu menüsü konukları korku dolu anlara sürüklüyor.

Neden izleyelim?  The Menu’nun benim için yılın en şaşırtıcı filmlerinden, en büyük sürprizlerinden olacağı kesin. Filmi izlediğimde, korku sinemasına getirdiği yeni vizyonla Ari Aster ve Jordan Peele’in filmleriyle tanıştığımda yaşadığım heyecanı ve beklenti aşımını hatırlattı bana. Seth Reiss ve Will Tracy’nin senaryosu korku ve komediyi iç içe geçirirken; yüksek sanatın, yüksek mutfağın, insan ilişkilerinin ve zenginlikle gelen iki yüzlülüklerin çok yönlü bir eleştirisine dönüşüyor. Biraz komik, biraz karanlık ama baştan sona zekice bu film, sanatına fazla anlam yüklemiş bir sanatçının toplumdaki yozlaşmışlıklarla yüzleşmesini beklenmedik ve ters köşe anlarla beziyor. Şef Slowik, bir yandan toplumdaki çürümüşlüklere duyduğu öfkeyi kendi alanına taşıyor. Diğer yandan mükemmel bir şekilde kurguladığı intikam planını, belki de kariyerinin doruk noktası olacağını düşündüğü bir menüyle ifade ediyor. 

Filmin konuklarına ya da onların simgelediklerine dair dertlerini kişiselleştirilmiş bir menüyle ortaya koyan şefin dokunuşlarıyla zenginleşen, moleküler gastronomi ve kavramsal sanat harmanı The Menu; izleyiciyi estetik ve görsel açıdan kışkırtıyor. Yemeyin, tadına bakın diyor Slowik; karın doyurmaya değil, bir yemeği beş duyuyla tecrübe etmeye davet ediyor. Öte yandan sadece göz ve damak zevkine, beş duyuya hitap eden bir menü değil bu; duyguları, travmaları, korkuları ve insan ilişkilerini harekete geçiren, konukları bireysel ve kolektif olarak benzer duygular tatmaya iten bir sanat performansı aynı zamanda. 

Servis edilen her yemekle gerilimi yükselen bu korku komedisinde Ralph Fiennes’ın muazzam oyunculuğu, kalabalık oyuncu kadrosunun her bireyiyle de destekleniyor. Her masanın ayrı bir derdi var, her masada oturanların kendi içinde güçlü bir uyumu, mutfakta çalışanlarınsa ayrı bir işlevi, iç dinamiği… Üstelik her grup bir araya geldiğinde ortaya farklı enstrüman gruplarının bir araya gelmesinden oluşan uyumlu bir orkestra çıkıyor. Filmin gözden kaçırmaman gereken yardımcı performansıysa kesinlikle Hong Chau’ya ait. 

Slowik, “Bizimle mi birliktesin, yoksa onlarla mı, bilmem gerekiyor.” diyor. Ama The Menu’nün etkisi ve sürprizleri, hangi tarafta olursan ol, geçerliliğini koruyor.

Nerede izleyebilirsin? The Menu, bugün sinemalarda.

Benzer işler:

  • Ready or Not (2019, Matt Bettinelli-Olpin  & Tyler Gillett)
  • Pig (2021, Michael Sarnoski)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🔊 Dinleme özgürlüğüyle algoritmanın insafı arasında: Spotify

Spotify'ın 16 yıllık yolculuğunda müziğe ve müzik endüstrisine etkisi, Mark Mylod'ın şef ve mutfak kültürüne kadrajlanan yeni filmi The Menu, Ezra Collective'ın çağdaş caz cümbüşünde ikinci perdeyi açan albümü Where I'm Meant To Be.

18 Kas 2022

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Tasarım: Sho Hanafusa

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Elif Bayram

·

02 Eki 2026

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eki 2026

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Yaren Serra Akgün

·

29 Eyl 2026

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.

Müge Turan

·

28 Eyl 2026

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'