Minimalist ses eskizleri


Meşher’de yeni sergi Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı Çiğdem Simavi hâmiliğinde gerçekleşen Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı adlı sergi, yaklaşık yüz yıllık bir dönemde, 1850–1950 yılları arasında, Türkiye’de yaşamış ve üretmiş sanatçı kadınların eserlerinden özel bir seçkiyi içeriyor. Neden önemli? Sergi, çoğu “ben”leşememiş ve dolayısıyla sanat tarihi tarafından kaydedilmemiş kadınları tek tek fark etmenin yanı sıra, kolektif bir “biz”in oluşabilme koşullarını da araştırıyor. Deniz Artun’un küratörlüğünü yaptığı ve 117 sanatçı kadının 232 eserinin sergilendiği Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı, 9 Ekim’den itibaren Meşher’de izlenebilir. Meşher: Kapsamlı disiplinlerarası yaklaşımıyla yalnızca sergiler değil, yayın, atölye ve konferans gibi geniş çaplı paralel etkinlikler de düzenleyen Meşher, zamanlar ve kültürler arasında yeni diyalogların yaratılmasını destekliyor. Ulusal ve uluslararası uzman ve kurumlarla yürütülen işbirlikleriyle ağırlıklı olarak kurum içinde kurguladığı sergilerle, Türkiye'de ve yurtdışında ilham verici bir diyalog zemini hazırlayan Meşher, İstiklal Caddesi'nde, Cumhuriyet döneminde adı Meymenet Han olarak değişen karakteristik bir binada etkinliklerini sürdürüyor. Sergi, pazartesi hariç haftanın her günü, saat 11.00–18.00 arasında ücretsiz ziyaret edilebilir. Meşher'e nasıl gidebileceğinizi öğrenmek için bu bağlantıyı kullanabilir, sergiye ilişkin ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Tirzah, Colourgrade
Süre: 41 dk
Plak Şirketi: Domino Recording
Kartonet: İlk şarkılarını 2013’te yayımlasa da Tirzah’ın bu kayıtları albümü dönüştürmesi 2018 yılında gerçekleşti. Sessiz bir kaçış sunan, sıra dışı R&B melodileri ve yumuşak vokallerle dolu Devotion albümü, kısa zamanda bir parlama noktasına dönüştü ve kült bir pop albümü hâline geldi. Bunda en büyük pay sahiplerinden biri de Tirzah’ın çocukluk yıllarında arp çaldığı Purcell Müzik Okulu’ndan bu yana yakın arkadaşı ve yayımlanmış iki albümünün prodüktörü Mica Levi (diğer adıyla Micachu)’ye ait. Tirzah'ın ilk çocuğunun doğumundan sonra ve ikinci çocuğunun gelmesinden kısa bir süre önce kaydettiği Colourgrade albümü, avangart ve karanlık bir atmosferlerde dolaşan 10 şarkıdan oluşuyor.

Tirzah, Colourgrade
Neden dinleyelim? Annelik, doğum, ölüm ve topluluk temalarını barındıran Colourgrade, Tirzah’ın önceki kayıtlarına nazaran daha ham bir ses kompozisyonu üzerine kurulsa da daha samimi ve eğlenceli bir müzikal kimliğe sahip. Tirzah, deneysel alana attığı cesur bir adımla trip-hop, noise, R&B ve elektronik müzik hattında akıcı bir anlatım yarattı. Colourgrade, köklerini yeraltından alıp dallarını ana akıma doğru uzatan bir albüm. Tirzah'ın minimalist ses eskizleri beklenmedik karşılaşmalar yaşamak mümkün.
Benzer işler: Jessy Lanza, All The Time ve Loraine James, Reflection.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Pandemi filmlerinden bıkanlar için bir pandemi filmi, Filmekimi'nin yirminci sonbaharı, Tirzah'tan minimalist ses eskizleri.
08 Eki 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



