Mücevher üreticisi, geri dönüştürülmüş altın ve gümüşe geçiyor


Bu sayı Yapı Kredi Sürdürülebilir Tercih Programı ile birlikte ulaşıyor.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Mücevher üreticisi Pandora, genç tüketicilerin daha etik kaynaklardan temin edilmiş ürünleri tercih ettiği düşüncesiyle, ürünlerinde %100 geri dönüştürülmüş altın ve gümüş kullanımına geçiş yapıyor. Bu hamle, yıllık olarak 58.000 ton karbondioksit emisyonunun önlenmesini ve böylece yaklaşık 6.000 otomobilin dünya çapında dolaşımının yarattığı emisyon miktarına eşdeğer bir tasarruf sağlamayı hedefliyor.
- Sürdürülebilirlik adımları: 2020’de, 2025 yılına kadar tamamen geri dönüştürülmüş altın ve gümüşe geçiş yapma hedefini belirleyen Pandora, geçen yıl tedariğinin %97’sini geri dönüştürülmüş malzemelerden sağladı. Şirket, bu geçişle her yıl 58.000 ton karbondioksit emisyonunun önüne geçeceğini tahmin ediyor.
- Detaylar: Geri dönüştürülmüş gümüşe geçiş, az miktarda gümüşün geri dönüştürülmesi nedeniyle, geri dönüştürülmüş altına geçişten çok daha zor. Pandora, bu zorluğun üstesinden gelmek için, geri dönüştürülmüş gümüş için özel tedarik hatları geliştirmek üzere tedarikçileriyle işbirliği yapıyor.
- Bir yorum: Pandora’nın çabaları, şirketin dünyada hacim olarak en büyük mücevher satıcısı olması nedeniyle, tüm sektörde kaynak standartlarını yükseltmeye örnek oluyor. Örneğin MKS PAMP, Pandora’dan gelen geri dönüştürülmüş malzeme talebini karşılamak için ayrı rafineri hatları inşa etti.
- Gelecek vizyonu: Pandora CEO’su Alexander Lacik, genç tüketicilerin daha etik markaları tercih ettiğini ve markanın bu alanda konumlanmadığı takdirde zamanla müşteriler tarafından tercih edilmeme riskiyle karşı karşıya kalabileceğini ekliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Sürdürülebilir eğitim ve teknoloji, yalnızca mevcut nesiller için değil aynı zamanda gelecek nesiller için de umut vadeden bir yol haritası sunuyor.
03 Şub 2024

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?



