
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Spence Bakery'de kahvaltı sırası
Önündeki kuyruğa bakıyorsun. 28 kişi kadar saydın. Bugün kısa aslında, doğru saatte gelmişsin. O sırada telefona gelen "Nerdesin?" mesajlarını cevaplama süresinde aklından bunlar geçiyor: "Mayonezli yumurtalı sandviçler umarım bitmez. Çilekli fındıklı muffin'leri kimse istemesin, tarçınlı bun'ların alıcısı çok olmasın bugün." Sıra sana gelene kadar sipariş artmış tabii. Clissold Park'ta yürüyüş için bekleyen ekip, Spence sırasında olduğunu öğrenince isteklerini sıralamış.
Mutfağını sevenler için: Prep
Soğanları doğruyor biri, diğeri de dolaptan yeni çıkardığı beyaz şarabı açıyor. Tam o sırada hoparlörde The Foals çalarak geliyor bir üçüncü kişi. Dördüncüyü beklerken mavi tabaklar için humus ve havuç ikilisi yerleştiriliyor. Prep, işte bu mutfağın hayalini kuranlar için bir mabet. Çanak, bardak, torşon, tuzluk ama karpuz şeklinde, Helen Blenchaert'in nüktedan bardakları. Prep hakkında söyleyebileceğimiz, bavulunda buradaki raflardan toplayacakların için yer olması.

Hub'ın önünde
Dükkâncılık kazanacak
Lokal ve zanaatkâr tasarımcılarla çalışan, kazak ve pantolon arayınca aklına ilk gelen dükkân Hub; Hediyelik kartlar, duvara takvim veya silgi almaya uğramak isteyeceğin, kapıyı açtığın anda "Bu koku ne?" diyerek kasaya yöneleceğin, o sabunlardan eve istifleyeceğin Nook; mum, sepet, yüzük, çocuk oyuncağı, aklına gelen ve gördüğün anda çıkmayan pek çok objenin evi: Search & Rescue — bunlar Stokey'deki favori mekânlarımızdan birkaç tanesi.
Rasa'nın körileri
Biri "Londra'nın en iyi Hint restoranını biliyorum!" diye iddia ediyorsa büyük ihtimalle Dishoom'dan bahsediyordur. Ama uzun süredir Londra sokaklarında yaşayan, hakiki Hint lezzetleri arayan birine sormuşsan Rasa'yı önerecektir. Karela bölgesine özgü lezzetlere mercimek cipsi papadom'la başlayıp rosa ve köriyle devam etmeni öneririz. Rasa'da yemek için acıya tahammül, aranan şartlar arasında.

The Good Egg mutfağından
The Good Egg'de sabih
"İsrail sokak lezzetlerini masaların, sandalyelerin yanına, camların arkasına koymak başta kolay değildi," diye anlatıyor The Good Egg'in kurucuları Joel ve Alex. Bugün yarattıkları konsepte crowdfunding'le yatırım yapmış insanlar sayesinde Stokey'e bir de Soho'da ikinci dükkânı eklemiş durumdalar.
Şakşukanın zahteri mi, sabihin patlıcanı mı, kadayıfın çikolatası mı bilmiyoruz ama müdavimler The Good Egg'i kendi mahallelerine de taşımak için yatırım yapmaya devam ediyor.
Retro Hub N16'dan ev döşemek
Şifonyer, tuvalet masası, zigon — Retro Hub N16, Londra'nın Doğu'sunda ve Kuzey'inde yaşayanların dönem mobilyaları bakmaya uğradığı; çalışma masası, ayna, çekmece aradığında aklına gelen ilk durak. Mobilyalar üzerinde yazan rakamları nakit verince aşağı çekmek, pazarlık mümkün.
Tam kitabını açıp bütün günü geçirmelik yer: Cafe Z
"Ne istersiniz, peki bir şey daha ister misiniz?" diye sorulmayan, birkaç kez gittikten sonra çalışanların alışkanlıklarını bildiği, açılmış bilgisayarlar yüzünden kendini ortak bir çalışma alanında hissettiğin ama yemeklerin enfes olduğu yer.
Cafe Z, 2002'den beri mahallenin meselelerinin konuşulduğu, 07.00'de koşu sonrası uğranıldığı, çocuklarını okuldan almış anne-babaların buluştuğu merkez olmayı başarıyor.

Rude & Everyday Sunshine'ı ziyaret etmeden
Rude & Everyday Sunshine
Kahve, poster, ilüstrasyon. Mahalle arasında gezerken karşına çıkan Rude & Everyday Sunshine, bu üçlünün ikamet yeri. Londra Ulaşım Sistemi, The Guardian, Amnesty gibi kurumlar için çalışan ekibin dükkânı; elinde portfolyosuyla gelenlerin; duvarlarını süslemek değil, anlamlandırmak isteyenlerin durağı.
Romeo & Giulietta el yapımı dondurma
Elinde dondurmasıyla bisiklet binen çocuklar geçiyor önümüzden. Hava eksilerde ama bu eldivenle tutulan külahlar üzerindeki vanilyalı, çikolatalı toplara engel değil. Hatta daha iyi, erimiyorlar. Yürüdükçe dondurmanın kaynağına yakınlaştığımıza dair bir his. Ve sonunda vardık.
Vegan çikolatalı; ricotta ve incirli; tuzlu karamelli, önümüzde sıradan çıkanlara "Bu neli?" diye sorduğumuzda ilk duyulanlar. "Tiramisulu, fındıklı, vanilyalı," diye uzuyor liste önümüzde.

Yan masadaki tavla turnuvasına davetlisin
Church Street Pub'ları
Bir rivayete ve internette yazan yorumlara göre Londra'nin en iyi Guinness birası The Auld Shillelagh Irish Pub'da diyorlar. Bunda İrlandalıların konuşkan, güleryüzlü olmasının etkisi kesin vardır — tek başınaysan arkadaş edindiğin, arkadaşlarınla gidersen mutluluk veren bir mahalle pub'ı burası.
Pub neydi, onu da hatırlayalım: Public House. Yani halkevi; insanların buluşma alanı. O zaman iş çıkışında Red Lion Pub'a uğrayıp lager (pale ale, IPA de olabilir) sırası beklerken mahalleliyle sohbet etmek lazım.
Gece Three Crowns'da sonlandı
Sabahlara kadar devam eden partiler, oradan çıkıp da buraya gidilen geceler hayal etme. Londra gece hayatı ne yazık ki aç karna gidilen pub'larda içilmeye başlanan biralar sebebiyle erken bitmesiyle, metro azalmadan eve ya da en azından mahalleye dönmesiyle ünlü.
Stokey sınırlarından çıkmadan 1990'lar şarkılarıyla eğlenmek, hatta sabah 02.00'den sonra alt katında Waiting Room'a terfi etmek istersen Three Crowns'a bakmanı önerelim.
Pazar roast'u için: Londeborough Pub
Londra'da âdet — içmek, arkadaşları görmek için bahane de diyebiliriz — öğlenle akşam arasındaki saatlerde bir pub'da roast'a buluşmak.
Roast denince aklına hemen hayvan parçaları gelmesin. Kestane ve bakliyatlı, hububat ve kırmızı meyveli nefis seçenekler, yanında patatesle geliyor. Stokey'de pazar günü bu buluşmalar için Londeborough Pub tercih ediliyor. Yan masada tavla turnuvasına dâhil olursan şaşırma.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Stokey'de Clissold ve Abney Park arasındaki vitrinler; Tel Aviv'den ilhamla babka ve sabih yapanlar; Londra'nın en iyi Guinness birası nerede? Takıl peşimize, müdavimi olduğumuz 12 mekânı gezmeye.
08 Ara 2021

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Beyrut'ta barlar bazı bölgelerde, özellikle şehrin kuzeyinde yaşayan Hıristiyan mahallelerinde yoğunlaşıyor. Onun dışında şehrin her tarafına saçılmış ufak tefek barlar var. Bunların bazıları İtalya’daki tabacheria'lara benzeyen; kahve, sigara ve alkollü içkiler satan ufak büfelerken maalesef günümüzde kapalı olsa da 2016 ve 2018 yıllarında dünyanın en iyi 50 barı arasında seçilen Central Station Bar gibi yerlere de ev sahipliği yapıyor.

Portekiz'deki Buçaco Ulusal Ormanı, Uluslararası Şifa Ormanları Sertifikasyon Ofisi tarafından dünyanın dördüncü şifa ormanı seçildi. 6. yüzyılda keşişlerin bölgeye yerleşmesinden beri korunan Buçaco egzotik biyoçeşitliliği, terapötik unsurları ve etrafını saran tarihî surlar sayesinde koruduğu dinginliğiyle öne çıkıyor. Peki dünyadaki diğer üç şifa ormanı nerelerde ve bir doğal alanın şifa ormanı ilan edilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?

Müze biletinden akşam içilecek biraya, bavula konacak kıyafetten gün içinde kullanılacak tuvalete kadar seyahatin neredeyse her anını önceden planlamak mümkün. Popüler destinasyonların rezervasyon zorunlulukları ve seyahat uygulamaları spontane tatili giderek zorlaştırırken, genç gezginlerin %70’inden fazlası etkinliklerini ulaşım ve konaklamayla aynı anda ya da daha önce ayarlıyor. Park yerinden temiz tuvaletlere, bira bahçelerinden yürüyüş rotalarına rehber niteliğindeki seyahat uygulamalarını inceledik.

Yaz tatilleri yalnızca deniz, kum ve gün batımından ibaret değil. Kıvrımlı yolları, tepelerin ardında açılan panoramik manzaraları, tarihî yapıları, doğa koruma alanları ve sahil rotalarıyla Avrupa’nın bazı adaları, direksiyon başında yavaşlamayı sevenler için eşsiz bir keşif deneyimi sunuyor. Farklı beklentilere göre roadtrip yapmaya en uygun Avrupa adaları…

Tarih boyunca siyasi mültecilerin ve savaşın parçası olmak istemeyen entelektüellerin yuvası hâline gelen Zürih'te Fransız likörlerinden "boivre et vivre" mottosuyla yapılan kokteyllere, uluslararası biralardan absinthe'lere uzanan bir tura çıkıyoruz.



