

Meşher’de yeni sergi Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı Çiğdem Simavi hâmiliğinde gerçekleşen Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı adlı sergi, yaklaşık yüz yıllık bir dönemde, 1850–1950 yılları arasında, Türkiye’de yaşamış ve üretmiş sanatçı kadınların eserlerinden özel bir seçkiyi içeriyor. Neden önemli? Sergi, çoğu “ben”leşememiş ve dolayısıyla sanat tarihi tarafından kaydedilmemiş kadınları tek tek fark etmenin yanı sıra, kolektif bir “biz”in oluşabilme koşullarını da araştırıyor. Deniz Artun’un küratörlüğünü yaptığı ve 117 sanatçı kadının 232 eserinin sergilendiği Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı, 9 Ekim’den itibaren Meşher’de izlenebilir. Meşher: Kapsamlı disiplinlerarası yaklaşımıyla yalnızca sergiler değil, yayın, atölye ve konferans gibi geniş çaplı paralel etkinlikler de düzenleyen Meşher, zamanlar ve kültürler arasında yeni diyalogların yaratılmasını destekliyor. Ulusal ve uluslararası uzman ve kurumlarla yürütülen işbirlikleriyle ağırlıklı olarak kurum içinde kurguladığı sergilerle, Türkiye'de ve yurtdışında ilham verici bir diyalog zemini hazırlayan Meşher, İstiklal Caddesi'nde, Cumhuriyet döneminde adı Meymenet Han olarak değişen karakteristik bir binada etkinliklerini sürdürüyor. Sergi, pazartesi hariç haftanın her günü, saat 11.00–18.00 arasında ücretsiz ziyaret edilebilir. Meşher'e nasıl gidebileceğinizi öğrenmek için bu bağlantıyı kullanabilir, sergiye ilişkin ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Ne dinler? Woodkid, Massive Attack, Queen, The Chemical Brothers, ZZ Top, Chinawoman, Artic Monkey, Six Fingerz, Kovacs, The XX, Fuji Kureta, Tuğçe Şenoğul, Morphine, Akın Sevgör, Chillhop Music.
Kimi takip eder? Hello Artists, In-Between, Biricikseksüel, Çatlak Zemin, Carlota Guerrero, Burçak Bingöl, Cindy Sherman, Paolo Roversi, eatmovies, MeltemŞahin, MaximeBellesteros, Toiletpapermagazine, Nadia Lee Cohen, awe.curation.
Ne izler? Vakit buldukça MUBI filmlerine göz atıyorum. Güncel içeriklerin yanı sıra daha önce izlediğim filmleri yeniden deneyimlememi sağlaması hoşuma gidiyor. Fleabag, I Love Dick, Big Mouth, Crashing, Tuca & Bertie ve Explained son dönem izlediklerim arasında. Bir de Müjde Ar iyi ki var.
Ne okur? İlgimi çeken nerdeyse her şeye daha sonra okumak üzere göz atarım. Roland Barthes, Walter Benjamin, Siegfried Kracauer, Jacques Lacan, Michel Foucault, Oya Baydar, Sema Kaygusuz ve Nil Sakman okumaktan keyif aldığım isimler arasında.
Neyi tekrar eder? Bir süredir spor rutinim var — zaman buldukça bir yerlere çekilip izlemeye devam ediyorum, fotoğraf çekiyorum.
Tanışma adresi: @nazlierdemirel
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Pandemi filmlerinden bıkanlar için bir pandemi filmi, Filmekimi'nin yirminci sonbaharı, Tirzah'tan minimalist ses eskizleri.
08 Eki 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



