

Meşher’de yeni sergi Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı Çiğdem Simavi hâmiliğinde gerçekleşen Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı adlı sergi, yaklaşık yüz yıllık bir dönemde, 1850–1950 yılları arasında, Türkiye’de yaşamış ve üretmiş sanatçı kadınların eserlerinden özel bir seçkiyi içeriyor. Neden önemli? Sergi, çoğu “ben”leşememiş ve dolayısıyla sanat tarihi tarafından kaydedilmemiş kadınları tek tek fark etmenin yanı sıra, kolektif bir “biz”in oluşabilme koşullarını da araştırıyor. Deniz Artun’un küratörlüğünü yaptığı ve 117 sanatçı kadının 232 eserinin sergilendiği Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı, 9 Ekim’den itibaren Meşher’de izlenebilir. Meşher: Kapsamlı disiplinlerarası yaklaşımıyla yalnızca sergiler değil, yayın, atölye ve konferans gibi geniş çaplı paralel etkinlikler de düzenleyen Meşher, zamanlar ve kültürler arasında yeni diyalogların yaratılmasını destekliyor. Ulusal ve uluslararası uzman ve kurumlarla yürütülen işbirlikleriyle ağırlıklı olarak kurum içinde kurguladığı sergilerle, Türkiye'de ve yurtdışında ilham verici bir diyalog zemini hazırlayan Meşher, İstiklal Caddesi'nde, Cumhuriyet döneminde adı Meymenet Han olarak değişen karakteristik bir binada etkinliklerini sürdürüyor. Sergi, pazartesi hariç haftanın her günü, saat 11.00–18.00 arasında ücretsiz ziyaret edilebilir. Meşher'e nasıl gidebileceğinizi öğrenmek için bu bağlantıyı kullanabilir, sergiye ilişkin ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İstanbul’da 8-17 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek Filmekimi’nin programında, birçoğu Cannes ve Venedik Film Festivalleri’nde gösterilmiş, ödüller kazanmış 45 film yer alıyor.
Neler oluyor? İKSV tarafından ilk kez 2002 yılında düzenlenen Filmekimi, bu yıl İstanbul’da 8-17 Ekim tarihleri arasında Atlas 1948, Beyoğlu Sineması ve Kadıköy Sineması’ndaki gösterimlerle yirminci kez izleyicisiyle buluşacak. Etkinlik, 15-19 Ekim’de Ankara’da Cinemaximum Armada Salon 1’de, 22-26 Ekim’de İzmir’de Cinemaximum Mavibahçe Salon 2’deki gösterimlerle İstanbul dışına da uğrayacak.
Neden önemli? Filmekimi ilk yılından beri Cannes Film Festivali'yle Venedik Film Festivali gibi prestijli festivallerde ilk gösterimleri yapılan ve başta Altın Palmiye'yle Altın Aslan olmak üzere bu festivallerden ödüllerle dönmüş yapımların İstanbul’daki ilk gösterimlerine yer veriyor. Ödül sezonunda adı sıkça anılacak birçok üretim, dünya festivallerinde keşif ruhunu hissettirmiş birçok bağımsız da programda karşımıza çıkıyor.

Titane, Fotoğraf: İKSV
Açılış ve kapanış filmleri: Filmekimi, Julia Ducournau’nun Altın Palmiye ödüllü Titane'ıyla bugünkü gösterimleriyle açılıyor. BBC, yapım için “2021’in en sarsıcı filmi,” derken, yapım, Cronenberg'den Refn'e birçok sinemacıdan izler taşıyor. Denis Villeneuve imzalı, merakla beklenen Dune: Çöl Gezegeni'yse Filmekimi’nin kapanış filmi. Frank Herbert’in kült romanının yeni uyarlamasında genç bir asilzade evrenin geleceğini kurtarmak için mücadele veriyor.
Peki Filmekimi kimin için? Filmekimi'nin bilet fiyatlarına yönelik tartışmalara odaklanan yazıyı Aposto! Gündem'in 2 Ekim 2021 sayısında okuyabilirsin.
İstanbul Film Festivali direktörü Kerem Ayan öneriyor:

Kerem Ayan, Fotoğraf: FilmLoverss
- The Power of the Dog (Yönetmen Jane Campion)
- Annette (Yönetmen Leos Carax)
- Ayrı Dünyalar/Ouistreham (Yönetmen Emmanuel Carrère)
- France (Yönetmen Bruno Dumont)
- Drive My Car (Yönetmen Ryûsuke Hamaguchi)
Kült: Çılgın Tanrı/Mad God (Yönetmen Phil Tippett)
Sinema editörümüz Emre Eminoğlu öneriyor:
- Dünyanın En Kötü İnsanı/The Worst Person in the World (Yönetmen Joachim Trier)
- Kuzu/Lamb (Yönetmen Valdimar Jóhannsson)
- İnek/Cow (Yönetmen Andrea Arnold)
- Buluşma/Mass (Yönetmen Fran Kranz)
- 6 Numaralı Kompartıman/Compartment No. 6 (Yönetmen Juho Kuosmanen)
Listelerde yer alan Annette, Compartment No. 6 ve The Worst Person in the World filmlerini Başka Sinema Ayvalık Film Festivali kapsamında izlemiştik. Bu üç filmle ilgili yorumlarımız için festivale özel bültenimize göz atabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Pandemi filmlerinden bıkanlar için bir pandemi filmi, Filmekimi'nin yirminci sonbaharı, Tirzah'tan minimalist ses eskizleri.
08 Eki 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
33. Adana Altın Koza Film Festivali’ni, ulusal yarışmanın hayal kırıklıkları, Dünya Sineması’nın güçlü filmleri ve sinemanın sınırlarını sorgulatan tartışmalarıyla ele aldık.

Çocuk yaşta başladığı dans eğitiminin ardından İtalya’da profesyonel bir dansçı olarak tanınan Gabriele Esposito, zamanla odağını performansın ötesine taşıyarak bedenin bir görüntüyü nasıl şekillendirdiğine yöneldi. Esposito ile bedenin görsel anlatıdaki rolünü, moda ve koreografi arasındaki ilişkiyi ve hareketin yeni teknolojilerle değişen sınırlarını konuştuk.

Spotify verileri arabesk müzik dinlenmelerinin 2020’den bu yana yüzde 435 arttığını gösteriyor. Üstelik bu yükselişin merkezinde gençler var ancak yeni kuşağın bir kısmı, dinlediği müziğin arabesk olduğunun farkında bile değil. Türler arasındaki sınırların silindiği, yalnızlık ve gelecek kaygısının arttığı bir dönemde ana akım Türkçe müzik giderek daha karamsar bir tona bürünüyor.

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.



