KAMUSAL ALANDA YEŞİL


Dönüşümün yarattığı döngüsellikten ilham alan bir sergi: Original by Nature
Pernod Ricard Türkiye ’nin ana sponsorluğunda, yeni nesil sanat ve tasarım platformu Mercado 'nun hayata geçirdiği, iklim krizi karşısında kentsel tarım önerisini odağına alan Original by Nature sergisi izleyicilerini bekliyor. Nedir?…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
WWF-Türkiye: Nilüfer Araç
Bir kentin estetik ve mimari formunun güçlü bir elemanı olan kentsel yeşil alanlar, ekolojik olarak önemli olmalarının yanı sıra, sosyal kaynaşmayı sağlama, toplumsal gelişmeyi körükleme, ekonomik amaç ve aktiviteleri destekleme ve eğitim gibi kent ve kentli için önemli olan pek çok işlevi barındırmaktadır.
— Prof. Dr. Veli Ortaçeşme ve Bensu Cüce
Covid-19 salgını, yeşil alan ihtiyacını en derinden yaşadığımız, geniş apartman bahçelerinin altın değeri kazandığı, okula gidemeyen çocuklar için mahalle aralarındaki küçük parkların çölde vaha olduğu bir dönem oldu. Yeşil alanlar, bizlere sayısız hizmet ve katkı sağlıyor. Bugün şehir hayatının yoğunluğunda yeşile ulaşmanın bir hak olduğunu hatırlatarak yeşil alanların faydalarından ve bir vatandaş olarak bu alanlarımızı koruyabilmemiz için neler yapabileceğimizden bahsediyoruz.
Şehir yerleşimlerinde bulunan yeşil alanlar:
- Kent mekânına fiziksel ve estetik değer sağlıyor,
- Havadaki oksijen miktarını artırıyor; kirli materyalleri tutuyor; hava akımını, nemi düzenliyor; yazın havayı serinletiyor; rüzgâr hızını ve yönünü değiştirmemize yardımcı oluyor,
- Araç ve yaya trafiğini yönlendirmeyi, göz kamaştıran ışığı azaltmayı kolaylaştırıyor; gürültüyü azaltıyor; istenmeyen görüntüyü gizliyor,
- Bitkiler toprağın üst kısmını örterek toprak ve suyu korumayı sağlıyor, toprağın verimliliğini artırıyor; sel riskini azaltıyor,
- İnsan psikolojisine olumlu destek sağlıyor; insan yaşamını kolaylaştırıyor ve anlam kazandırıyor,
- Doğa ve çevre konusunda farkındalığın artmasında önemli rol oynuyor,
- Bitkisel üretim, yetiştirme ve pazarlamayla ilgili sektörlerin gelişmesine katkıda bulunuyor,
- Kentte yaban hayatına yaşam ortamı sunuyor ve biyolojik çeşitliliği koruyor,
- Kentsel alanların değerini artırıyor,
- Enerji tasarrufu sağlıyor,
- Deprem, sel gibi doğal afetlerde toplanma ve barınma imkânı sağlıyor.

Fotoğraf: Alistair Berg
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre: Sağlıklı bir çevrede kişi başına düşen minimum yeşil alanın 9 metrekare olması gerekiyor. Yeşil alanların yeterli büyüklükte ve erişimin kolay olduğu; park ve bahçelerin kent yakınında ziyaretçiye açık konuşlandığı bir kent düşünün. Şehrin gürültüsünden uzak hareket etmenin mümkün olduğu; sağlıklı yaşam için haftalık egzersizlerin yapılabildiği; çocukların güvenle oynayabildiği; akşamüstü eve dönerken egzoz kokusu yerine çiçek kokularının yayıldığı parklardan bahsediyorum — aşırı sıcak, soğuk ve yağışları bir sünger gibi içine hapsederek bize uygun iklim koşullarını sağlayan yeşil alanların da bulunduğu. Bu alanlara erişmek, her birimizin hakkı.
Yeşil alanlarımızın korunması ve artırılması için bir vatandaş olarak ne yapabiliriz?
- Seçim dönemi kapımızı çalan muhtar, belediye başkanı, milletvekiline bizlere kişi başı ne kadar yeşil alan vaat ettiğini sorabilir,
- Yaşadığımız mahalledeki kıymetli park ve bahçelerinin korunmasına, yeni inşaatlar ve binalar arasında kaybolup gitmemesine dikkat edebilir,
- Kapı önünü ve balkonları çiçeklendirip yeşillendirebilir,
- Yanı başımızdaki millî parkları, kent ormanlarını, tabiat parklarını bol bol ziyaret ederek ziyaret dönüşü geride ayak izimizden başka bir şey bırakmamaya özen gösterebiliriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
WWF-Türkiye'yle yeşil alanlara ulaşım hakkını konuşuyoruz; çevresel göçleri inceliyoruz; Ukrayna'da LGBTİ+'ların durumunu irdeliyoruz.
01 Mar 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.



