Nunhead'de Müdavimiyim!

Mahalle: Nunhead. Müdavim: Bahar Kaplan. Yazılar: Hazal Yılmaz & Berkok Yüksel. Fotoğraflar: Hazal Yılmaz.
Nunhead'de Müdavimiyim!

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Kahveni sade mi bezelye sütlü mü alırsın?

Nola’nın sahipleri Anthony ve Josephine, Oh Wonder isimli gruplarıyla dünyayı turladıktan sonra pandemi sebebiyle eve dönmek durumunda kalıyor; ardından dünyanın bütün sabahlarını masalarına taşıyabilecekleri, insanların birbirine "Günaydın!" diyerek güne başlayacağı bir mekân kurguluyor.

Nola, güneş vuran saatlerde


Elinde kahvesi, acele adımlarla overground’a yetişmeye çalışanlar günün ilk kahvelerini Goodcup’tan kapıyor.

Güneşin bulutların arasından yüzünü gösterdiğinde D vitamini alma peşinde olanlar için istikamet Good as Gold. Focaccia içine yaptıkları sandviçlere bayıldık.

Good as Gold, Brockley


"Biraz da komşu semtlerde dolaşalım," diyerek Telegraph Hill’den Londra manzarasına bakmış, Brockley İstasyonu tarafına yürümüşsen The Broca’dan kahve, yanında falafel sandviçlerden almadan dönme deriz.

Müziğe geldik, dansa da kalkarız

"Doğunun limanlarında canlı müzik az bulunuyor; herkesin ayakta durduğu, sahne önünde dans ettiği mekânlar azalıyor," dedik, kendimizi güneydoğuya attık.

Skehan's’de sahne önü


Pazartesi ve çarşamba free house (bir biracının sahip olmadığı, bu sebeple pek çok çeşidi bulabileceğin) Skehan's’de sahne alma sırası kim isterse onun. Pazartesileri jam session’lar, çarşambaları da güneydoğu Londra’nın henüz adını bilmediğimiz ama yakında pek çok konserde karşımıza çıkabilecek sanatçıları neon ışıklar altında.

The Montpelier, özellikle gündüz sükûnetiyle, masaların hemen altındaki fişleri ve sokaktan geçip köşede duraklayana bile açık WiFi’ıyla kolektif çalışma alanı listemize girmiş; batıdan ve doğudan pek çok insana kendini sevdirmişti. Pazarları 14.00’ten sonra gidenleri de The Sim Murray Trio’nun caz melodileriyle karşılıyor.

Voo Doo Rays vegan pizza ve Margherita kombosu


Perşembe Voo Doo Rays’de caz karşımızda; dilim pizzalar masamızda; arada aksiyon isteyenlere de langırt hemen girişte — sağda.

The White Horse, tabii ki seni unutmadık. Cuma, cumartesi ve pazarları disko topunun altında dans ediyoruz.

Bugün perşembe, kızarmış casava günü

Londra’da hemen her köşe başında bir pub olabilir ama her mahalleli de kendi pub’ını seçmektedir! Old Nun’s Head’le Bahar sayesinde tanışmış olsak da çok çabuk kaynaştık. 

Sahiplerinden daha stil sahibi köpekleri, perşembeleri pop-up mutfak olarak gelen The Flygerians’ın jollof rice, casava chips gibi Nijerya mutfağına özgü yemekleriyle burada karşılaştık. Pure Evil, Inkie ve APHQ gibi sokak sanatları ve mural camiasının yakından tanıdığı isimleri pub’ın içindeki duvarlara bıraktıkları izlerde görmek mümkün.

Beklerken ceviz turşusu alır mıydınız?

Yemek bir masanın etrafında insanların kahkahalarının, dertlerinin, heyecanlarının toplanması, buna çocukluğun anımsamalarının, hikâyelerin eşlik etmesidir. 

Omni Collective, bu fikirden yola çıkarak sadece veganların değil vejetaryen, pesketaryen, koşher beslenenlerin hatta hemen her gün et yiyenlerin de uğrak noktası olmayı; bitkisel beslenmenin özünde yatan sebzelerin rengarenk, lezzetli, sağlıklı dünyasını gelenlerle paylaşmayı hedefliyor. Ortada fermante edilmiş siyah fasulye ve bal kabaklı dumpling; ceviz turşulu, beyaz şaraplı enginarın eşlik ettiği istiridye mantarı; miso ve tahin soslu ızgara mor brokoli olunca çok da zor değil.

Omni Collective, bitkisel bazlı, vegan menüsü


Atıksız bakkal: BYO Grocery

Evden kavanoz, şişe kapıp da eşyaları doldurmaya gittiğimiz atıksız bakkallar çoğaldıkça geçenlerde bir arkadaş masasında konu oldu. Anneannelerimizden dinlediğimiz mahalle bakkalları da böyleydi. Mualla Hanım’ın ördüğü zigon örtülerini de bulabilirdin; saça iyi gelen zeytinyağlı sabunu da — fasulyenin dirisi, bulgurun irisi, peynirin 50 gramı, köyde yapılmış salça da oradaydı.

BYO, o bize anlatılan bakkalların İskandinavlaştırılmış hâli. BYO Household, ev ürünleri konsept dükkânında karşına bir zamanların kolonyacılarını andıran, tüpler içinde karıştırıp egzamadan kaşıntıya kadar pek çok cilt sorununa, saç dökülmesine çare bulabileceğin yağlar; sabunlar; şampuan, deterjan ve temizlik malzemesinin katıksız hâli çıkıyor. Birkaç dükkân ilerisindeki BYO Grocery’de de çay, kahve, pirinç, mercimek, makarna, çikolata — canın ne çekerse — paketlenmemiş, gram usulü alabiliyorsun. Tüketicinin lokal, ambalajsız ürünlere erişime sahip olduğu bu tür dükkânların her sokağa yayılmasını destekliyoruz.

BYO rafları


Dickens mı o, fötr şakasının altına yüzünü gizleyen?

Hazal Yılmaz

Sana şöyle bir tepeden baktım Londra — elimde Aperol, aylardan yaz. Bana sorarsan şehrin en güzel manzaralı barlarından Frank’s Cafe’deyiz. Devasa bir otoparkın tepesinde. Girişten itibaren dizilmiş, yerde isimleri yazan heykellere bakıyoruz önce; sonra barın orda sırada bekliyoruz biraz. Sağımızdaki kızın makyajına bayılıyoruz. Bize de yapar mı acaba? Komuşumuz Copeland Park ve Bussey Building tepesinde sinema gösterimi olan gecelerden birindeyiz. Havanın kararmasını, perdeye ışığın vurmasını beklerken sohbete dalıyoruz.

Manzaraya karşı


Mahalleye şöyle bir tepeden bakınca merak ediyor insan. Bu binalarda, şimdi perdeler çekilmiş camların arkasında kimler yaşamış bir zamanlar. Rivayet o ki Charles Dickens metresine ev yapmış belki de şu an manzaramda olanlardan birini. 1913’ten 1981’e kadar Gandolfi ailesi burada tahtadan oyma fotoğraf makinelerini üretmiş. Yazar William Brough, hurufatçı Vincent Figgins, ilüstratör John Proctor da Nunhead Mezarlığı’nda gömülü isimlerden bazıları. Bu kar soğunun yaklaştığını hissettiğim ocak ayında, Londra’da bir anımsama. Frank’s Cafe havalar yaza dönünceye kadar kapalı. Sen gidilecek yerler listene eklemeyi unutma istedim.

İngiltere’nin Japonlar tarafından kurulmamış ilk ve tek sake üretimhanesi

Berkok Yüksel

Peckham’ın film çekmelik dar birkaç sokağından geçip Brooklyn’in club'laşan hangarlarını çağrıştıran bir açıklığa çıkınca insanı ufak bir sake bardağına melul şekilde bakan bir geisha grafitisi karşılıyor. Burası Kanpai Sake Brewery. Kanpai, bir sake damıtımhanesi ve barı. 

Bir deponun bar, birkaç masa ve damıtım tanklarına dönüşmüş hâli, İngiltere’nin Japonlar tarafından kurulmamış ilk ve tek sake üretimhanesi. “Kanpai” kelimesi Japonca “Şerefe!” anlamına geliyor.

Kanpai Sake Brewery'nin önünde


Benim için Kanpai’ın güzelliği, absürtlüğünde. Kraft biralarıyla ünlü bir memlekette kraft sake barı açmak, lezzeti bulmaya en yatkın olmakla meşhur delilere has bir iş. 

Daha batılı damaklara uygun diri, asidik ve bazen funky profillere sahip sake'lerine Japonlar ne der bilemem — Peckham’ın arka sokaklarında küçük bereleri, bol paçaları ve geniş kapşonlularıyla alternatif Londra ekürisi için enfes bir yer. İnsanın “Benim memleketimde neden böyle şeyler yok?” demesine, gazlı sakesinden bir yudum alıp uzaklara gark etmesine sebep bir mekân. 

Mahalleye ait olmak için de yedi göbek oralı olmaktansa dünyanın öte yanından kopup gelmiş bir konseptin dahi nasıl yerel kıyafetlere güzelce bürünebildiğini gösteriyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🥤 Nunhead'de Müdavimiyim!

Haftanın hemen her gününü canlı müzik dinleyerek geçirebileceğin pub’lar; Japonya’ya gitmeden ayağına gelen Kanpai; atıksız dükkânlar için Nunhead'deyiz.

27 Oca 2022

Fotoğraf: Hazal Yılmaz

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli
∙

HİKAYE

Klişelerden uzak Reykjavík turu: Bir günde 10 yerel durak

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Uraz Kaspar

·

20 Eki 2026

Klişelerden uzak Reykjavík turu: Bir günde 10 yerel durak
SoliSoli
∙

HİKAYE

'Coğrafi Rezonans Hattı'nda dijital göçebelik: Kaçtığımız şey gerçekten yaşadığımız yer mi?

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

'Coğrafi Rezonans Hattı'nda dijital göçebelik: Kaçtığımız şey gerçekten yaşadığımız yer mi?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

Elif Bayram

·

13 Eki 2026

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Deniz Aytekin

·

11 Eki 2026

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Asena Sarıbatur

·

04 Eki 2026

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada