OTOMOBİLSİZ YAŞAM

2030’a kadar kentsel nüfusun 5,2 milyara ulaşması bekleniyor. Bu otomobilin icadıyla şekillenen şehir yaşamı için çok fazla araba ve yaşanılabilir olmaktan uzak bir dünya demek.
OTOMOBİLSİZ YAŞAM

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Otomobiller, ortaya çıktıklarından bu yana nüfus yoğunluğu üzerine çalışan insanlar için önemli bir ölçüt oldu. Yürüme ihtiyacını ortadan kaldıran bu icat, hem ulaşım maliyetlerini düşürdü hem de insanların çok daha uzun mesafelere seyahat etmesine imkân tanıdı; merkezi şehirlerin çeperlerdeki daha ucuz bölgelere doğru yayılmasına neden olarak ışık hızıyla şehirleşen yerleşim yerlerini doğurdu. Yani A noktasından B noktasına seyahatin yeni formu, şehirleri bugünkü anlamıyla tanımlarken şehir yaşamının, ulaşımın ve hatta dünyanın ne kadar sürdürülebilir olduğuna dair bir ölçüt oldu. Düşündükçe imkânsız gelse de birlikte hayal edelim: Otomobilsiz yaşam mümkün mü?

Arabalarla yaşam distopyası

New York Times yazarlarından Farhad Manjoo, arabasız bir gelecek hayal ettiği yazısında “Yollar arabalardan kurtuldukça olasılıklarla dolup taşar,” diyor. Bu olasılıkları anlamak için önce arabaların nelere yol açtığına bakmak gerek. Manjoo çarpıcı bir örnek veriyor: Hayvanların kullanıldığı, fazlaca yer kaplayan ve zaman alan ulaşım yöntemlerine verimli bir alternatif olarak icat edilmiş arabalar, şu an Manhattan’da Central Park’ın neredeyse dört katı büyüklüğünde bir alan kaplıyor. Sanıyorum bu istatistik, araba kullanımının etkilerini anlamak adına zihnimizde doğru bir görselleştirme sağlıyor.

Mimar Vishaan Chakrabarti’nin ve Practice for Architecture and Urbanism Platformu’nun hazırladığı Arabasız Manhattan Planı'na göre arabasız bir Manhattan'da karayolu trafiği yaklaşık %60 oranında azalıyor. Tabii bu denli bir araç yoğunluğunun ne gibi sorunlar yaratabileceğini İstanbul’da yaşayanların da rahatça anlayabileceğini düşünüyorum. 2021 TÜİK verilerine göre İstanbul’da kayıtlı araç sayısı 4 milyonun üzerinde. Kontrolsüz göçe ve şehirleşmeye bağlı artan araç sayısının özellikle temel ulaşım hatlarında İstanbul trafiğine olumsuz etkisi araştırmalarla kanıtlanmış durumda. Bu da demek oluyor ki günümüzde bile sürdürülebilir olmayan bu büyümenin gelecekte bizi nasıl bir distopyaya sürükleyeceğini aşağı yukarı tahmin edebiliyoruz: insanlara ve diğer canlılara yer kalmayan şehirler.

Diyelim ki trafik kaosunun ve bizim için ayrılmış daracık alanların içinde bir şekilde A noktasından B noktasına ulaştık. Ya bu ulaşım sırasında dünyanın gördüğü zarar? Küresel olarak ulaşım sektörü CO2 emisyonlarının yaklaşık dörtte birinden sorumlu. Ulaşımdan kaynaklanan sera gazı emisyonlarının yaklaşık dörtte üçü karayolu taşıtlarından kaynaklanıyor. Dolayısıyla A noktasından B noktasına ulaşma şeklimiz aynı zamanda dünyanın kalanını etkileyen bir sürdürülebilirlik kararı.

Elektrikli araçlar çözüm olabilir mi?

Sürdürülebilir bir ulaşım düşünüldüğünde bugünlerde akıllara eski arabaları hibrit veya tamamen elektrikle çalışan araçlara dönüştürmek geliyor. Cambridge, Exeter ve Nijmegen Üniversitesi’nden araştırmacılara göre İsveç ve Fransa gibi elektriğin yenilenebilir ve nükleer enerjiyle üretildiği ülkelerde elektrikli arabalardan kaynaklanan ortalama ömür boyu emisyonlar benzinli araçlara göre %70'e kadar daha düşük. Bu 2050’ye kadar dünya sokaklarında dolaşan her arabanın elektrikli olabileceği düşünülürse küresel CO2 emisyonlarının yılda 1,5 gigaton'a kadar azalabileceğini gösteriyor. Elbette bu alternatif evrende tüm elektrik ihtiyacının fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması gerekiyor.

Sürdürülebilir şehirler için alternatif çözümler

Arabasız caddelerin doldurduğu olasılıklara gelince en önemli örneklerden biri olarak karşıma Barcelona Kentsel Hareketlilik Planı çıkıyor. Plan, bisikletler için bisiklet alanları açarak, toplu taşımayı teşvik için otobüs ağını geliştirerek, genişletilmiş kaldırımlarla yayalara öncelik vererek hem daha ekolojik bir ulaşım hem de daha adil bir kamusal alan dağılımı vadediyor. Plan kapsamında yapılan çalışmalarla 2012'yle 2016 yılları arasında şehirde yayalara öncelik veren bölge ve sokakların yüz ölçümünü %42 artırarak 75,3 hektardan 107,4 hektara çıkarılmış.

Diğer bir örnek bisiklet dostu şehirlerin arasında en çok öne çıkan Kopenhag örneği. 2019 yılının verilerine göre, şehir sakinleri ulaşımlarının %62’sini bisikletle gerçekleştiriyor. Bisikletler için yapılan altyapı çalışmalarına ayrılan bütçe, kişi başına 40 avrodan fazla. Türkiye’deyse üzülerek yolun henüz başında olduğumuzu söylemek gerekiyor. İstanbul Planlama Ajansı’nın hazırladığı İstanbul Barometresi’nin haziran ayı raporunda ulaşım, İstanbulluların en önemli sorunları arasında %36,9’luk oranla üçüncü sırada yer alıyor.

Sürdürülebilir ulaşım konusunda metro duraklarında başlatılan bisiklet parkları, İspark’ın İsbike uygulamasından kullanılabilen ve 300 ayrı noktada bulunan akıllı bisiklet istasyonları, eylül ayı sonunda hizmete girmesi planlanan elektrikli deniz taksiler gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin attığı bazı adımlar mevcut. Türkiye’nin farklı belediyelerinden de pek çok örnek sıralanabilir. Bu uygulamalar birer başlangıç olsa da “Otomobilsiz yaşam mümkün mü?” sorusuna net bir öngörü sunabiliyor mu? Daha sürdürülebilir bir şehir planlama yaklaşımı benimsenmeden, şehirlerin nüfus yoğunluğu iyileştirilmeden ve enerji üretiminin büyük çoğunluğu yenilenebilir kaynaklardan elde edilmeden pek mümkün görünmüyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

ANGST 04: OTOMOBİLSİZ YAŞAM

Otomobilsiz yaşam mümkün mü? Sürdürülebilir şehirler için alternatif çözümler hangileri? Zincir Kıran Kadınlar'ı tanıyor musun?

28 Eyl 2021

ANGST 04: OTOMOBİLSİZ YAŞAM

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Metin V. Bayrak

·

25 Eki 2026

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine