Paris 2024 gerçekten en yeşil Olimpiyat olacak mı?

Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne göre alınan önlemler sayesinde 14 bin ton karbon emisyonu tasarrufu sağlanacak. Peki bunlar sadece sözde kalacak pazarlama hileleri mi, yoksa Paris 2024 gerçekten bu iddianın altını doldurabilecek mi?
Paris 2024 gerçekten en yeşil Olimpiyat olacak mı?

30 Mayıs - Sabancı Üniversitesi - Pareto
Sabancı Üniversitesi EDU ile birlikte

Türkiye’den listelerde yer alan tek kurum: Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU)

EDU , kuruma özel programlar alanında dünyanın en iyileri arasında. Neler oluyor?

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları, 26 Temmuz 2024 itibarıyla start aldı. 200’den fazla ülkenin katıldığı Olimpiyat, 11 Ağustos tarihine kadar devam edecek. Tam 100 yıl sonra Fransa’nın başkentine dönen ve “Made for Sharing” (paylaşılmak için yapıldı) mottosuyla başlayan Olimpiyat Oyunları'nda binlerce sporcu yarışacak.

  • Bu Olimpiyat'ın öne çıkan özelliklerinden biri de "en yeşil Olimpiyat" olma yönündeki taahhüdü. Paris 2024 Olimpiyat Oyunları, yalnızca sportif başarılarıyla değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğiyle mücadelede gösterdiği kararlılıkla da ön plana çıkarak, şimdiye kadarki en “yeşil” olimpiyat olmayı hedefliyor.

Acaba bunlar sadece sözde kalacak pazarlama hileleri mi, yoksa gerçekten bu iddianın altını dolduracak bazı eylemler söz konusu mu?

Neler yapıldı?

Karbon ayak izini azaltmak amacıyla Olimpiyat Köyü’nün inşasında karbondioksit açığa çıkaran beton ve çelik yerine ahşap kullanıldı; çatılara güneş enerjisi üniteleri yerleştirildi; zemin kaplamaları geri dönüşümlü malzemelerden seçildi; tek kullanımlık plastik tüketimini ve gıda israfını azaltmaya yönelik çözümler üretildi. 

  • Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne göre, tüm bunlar sayesinde 14 bin ton karbon emisyonu tasarrufu sağlanacak.

Olimpiyat Oyunları'nı organize edenler, 10 bin 500 Olimpik sporcuyu ve 4 bin 400 Paralimpik sporcuyu misafir edecek Olimpiyat Köyü’nü klimasız inşa ederek, oyunların karbon ayak izini azaltma umuduyla yola çıktı. Sporcuların serinlemesi için klima yerine jeotermal soğutma sistemleri kullanılacağı açıklandı.

  • Nasıl? Saint-Ouen, Saint-Denis ve L’lle-Saint Denis arasındaki Seine Nehri yakınındaki üç bölge, doğal bir jeotermal soğutma sistemi kullanarak serin kalacak şekilde tasarlandı. Olimpiyat Köyü’ndeki binaların ihtiyacını karşılamak için jeotermal bir ağ geliştirildi. 

Büyük oranda yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen enerji; konaklama alanlarının, ofislerin ve konutların ısıtılmasını ve soğutulmasını sağlayacak. Bu sistemin doğru bir şekilde çalışması için konaklama mekanlarındaki sıcaklığın nasıl sınırlandırılacağı ve enerji tasarrufunun nasıl yapılacağı konusunda delegasyonlar bilgilendiriliyor. 

  • Ayrıca:“Paris Olimpiyatları’nın çevre açısından örnek olmasını istiyorum’’ diyen Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, Seine Nehri’nin temizlenmesinden kalabalık caddelerin yayalaştırılmasına kadar pek çok hazırlığa imza attı. 

Tüm bunlar yeterli olacak mı?

Ancak sıcaklık rekorlarının daha yeni kırıldığı günlerden geçerken, Paris’te yaşanacak yeni bir rekor sıcaklık ve Fransa’da daha önce görülen sıcaklıklara bağlı ölümler nedeniyle bazı takımlar klima olmadan nasıl serinleyecekleri konusunda endişeli.

21 Temmuz 2024 tarihinin “en sıcak gün” olduğunu açıklayan Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) daha sonra 22 Temmuz 2024 gününün daha da sıcak olduğunu kaydetti. 22 Temmuz’da küresel ortalama sıcaklığın 17,15 dereceye ulaşmasıyla yeni bir sıcaklık rekoru kırıldığı açıklandı. 

Fotoğraf: Reuters

Oyuncular gerçekten oyunlar boyunca istedikleri serinlik seviyesine erişebilecek mi, bu şüpheli. Zira, Fransız meteoroloji servisi Météo France, bu yıl Olimpiyat'ın düzenlendiği tarihlerde Paris’te hava sıcaklığının normalin üzerinde olacağını tahmin ediyor. 

Yakın zamanda yapılan bir araştırma da haftalarca sürebilecek sıcak hava dalgalarının Olimpiyat Oyunları sırasında Paris’i vurabileceği ihtimaline karşı uyarıyor. Olimpiyat sırasında tüm zamanların sıcaklık rekorları da bir kez daha kırılabiliri.

  • Bir adım geriden: Yapılan hava durumu analizleri tam 100 yıl önce 1924 yılında Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapan Paris’in temmuz ve ağustos sıcaklıklarının 100 yıl içinde 3,1 derece arttığını gösteriyor. Hatırlanacağı üzere, 2003 yılında Paris’te yaşanan sıcak hava dalgasında 14 binden fazla insan hayatını kaybetmişti.

Bundan böyle Yaz Olimpiyat Oyunları'nı düzenlemenin ciddi şekilde zorlaşacağını, hatta imkansız hâle gelebileceğini düşünenler de var. Sporcuların performanslarının zirvesine çıkmaya çalıştığı Olimpiyat'ın onların sağlığını tehlikeye atacak bir aktiviteye dönüşmesi riskiyle karşı karşıyayız.

Ateşten halkalar

Portsmouth Üniversitesi, Britanya Sürdürülebilir Spor Derneği (BASIS), Climate Central ve Avustralyalı sporculardan oluşan FrontRunner tarafından hazırlanan "Rings of Fire: Heat Risks at the 2024 Paris Olympics” (Ateşten Halkalar: 2024 Paris Olimpiyatları’nda Sıcak Riskleri) raporda, iklim krizinin Olimpiyat ve spor üzerindeki etkisi analiz edildi.

Oyunlar'ın serin saatlere denk getirilmesiyle soğutma ihtiyacının en aza indirilmesi hedefleniyor. Ancak rapora göre, bu önlemler sporcuları ve izleyicileri tehdit eden iklim risklerini ortadan kaldırmak için son derece yetersiz çabalar.

Özellikle açık havada yapılan maraton, tenis ve plaj voleybolu gibi yarışmalara katılan oyuncuların aşırı sıcağın etkilerine karşı daha savunmasız olacağı da açık. Buna bağlı olarak “en yeşil olimpiyat” olma iddiasıyla klima kullanmama kararı ciddi endişe kaynağı. 

Aslında durum bu noktada ciddi bir paradoks da içeriyor.

Fotoğraf: Reuters

Geriye şu sorular kalıyor: Büyük altyapıların inşa edildiği, kitlesel uluslararası seyahatlerin yapıldığı ve kaynaklar üzerinde baskının oluştuğu Olimpiyat'ın iklim üzerindeki etkisini tam olarak ölçebilir miyiz? Gerçekten Olimpiyat Oyunları'nın ekolojik ayak izini hesaplayabilir miyiz?

Önceki Olimpiyat Oyunları çevresel hedeflerine ulaştı mı?

Önce cevabı söyleyelim: Hayır, son yıllarda düzenlenen Olimpiyat Oyunları'nın hiçbiri başlangıçta vadedilen çevresel hedeflere ulaşamadı.

Lausanne Üniversitesi’nden Coğrafya Profesörü Martin Müller ve arkadaşları, 2021 yılında yayımlanan bir çalışmada, son 30 yılda düzenlenen Olimpiyat Oyunları'nın ne kadar sürdürülebilir olduğunu inceledi. Araştırmacılar, 1990’lardan beri “yeşil" söylemlerin arttığına ancak Olimpiyat'ın daha sürdürülebilir hâle gelemediğine dikkat çekti.

Müller bunu "Olimpiyat Oyunları’ndan kaynaklanan sera gazı emisyonlarının ana kaynağı ziyaretçilerin yaptığı uçuşlar ve inşa edilen yeni binalar” diye açıklıyor. Müller, Paris Anlaşması’nda kabul edilen taahhütlerin yerine getirilebilmesi için Olimpiyat Oyunları'nın küçük organizasyonlar hâlinde düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Olimpiyat'ın sürdürülebilir olamamasının nedenlerinden bir diğeri de organizasyonların giderek büyümesi. Sadece emisyon boyutuna bakıldığında bile dünyanın her yerinden uçakla gelen izleyicilerin karbon salımı bile Olimpiyat Oyunları'nın neden sürdürülebilir olamayacağını göstermeye yetiyor.

  • Daha fazla branş, stadyum, seyirci, uçak, otel, ulaşım kapasitesi derken Oyunlar büyüdükçe kaynak tüketimi de artıyor.

Fransa’da yayımlanan bir başka makale için çalışan Université Gustave Eiffel'in Mekansal Planlama Profesörü Marie Delaplace, daha da iddialı bir açıklama yapıyor: 

“Sera gazı emisyonlarını azaltmak önemli ancak Oyunlar'ın sürdürülebilir olduğunu söylemek açısından bir anlam ifade etmiyor: Bu tür bir etkinliğin düzenlenmesi, her zaman düzenlenmemesinden daha fazla etki yaratacaktır."

Son söz: “En yeşil,” “en sürdürülebilir” Olimpiyat Oyunları'nı organize etme iddiasının başarıya ulaşıp ulaşmadığı ancak Oyunlar bittikten sonra değerlendirilebilir. Yine de niyet ve çaba açısından son derece kayda değer bir girişim olmakta birlikte kitlesel çapta düzenlenen bu dev organizasyonların karbon ayak izini minimumda tutma gayreti kulağa şimdilik çok da gerçekçi gelmiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

🐕 Olimpiyat'ın faturası, eylem çağrısı

Sokak hayvanları yasasının geri çekilmesi için eylem çağrısı. Paris Olimpiyat Oyunları'nın ekolojik ayak izi. Kaslarında ve ciğerlerinde yüksek seviyede kokain tespit edilen hamile balinalar. Metan yutan mikroplar.

27 Tem 2024

YAZARLAR

Pelin Cengiz

Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine
AngstAngst
∙

HİKAYE

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...

Cem Arıdağ

·

14 Eki 2026

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?